Son Dakika... Devlet Bahçeli'den okul saldırılarına ilk yorum: 'Evlatlarımız, geleceğimiz dijital bir kuşatma altındadır'
Partisinin grup toplantısında konuşan MHP lideri Devlet Bahçeli, okul saldırılarıyla ilgili "Sürecin tüm sebepleri, sonuçları ve arka plandaki gelişmelerle birlikte serin kanlı sağduyulu ve çok yönlü bir bakış açısıyla ele alınması zaruridir. Evlatlarımız, geleceğimiz dijital bir kuşatma altındadır." dedi.
12punto
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM'deki grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Genel Başkanımız Sayın Devlet BAHÇELİ Grup Toplantısında Konuşuyor https://t.co/toxcyJ3jN3
— MHP (@MHP_Bilgi) April 21, 2026
Bahçeli son haftalarda MHP teşkilatlarında yaşanan fesihlerle ilgili konuşmamayı tercih etti. Bahçeli'nin gündeminde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırılarının yanı sıra, Terörsüz Türkiye adı verilen ikinci açılım süreci vardı.
Konuşmasının büyük bölümünde okul saldırılarına değinen Bahçeli şunları söyledi:
"Sürecin tüm sebepleri, sonuçları ve arka plandaki gelişmelerle birlikte serin kanlı sağduyulu ve çok yönlü bir bakış açısıyla ele alınması zaruridir.
Burada mesele yalnızca bir asayiş dosyası olarak ele alınamaz. Karşımızdaki tablo, çağımızın çocuk ruhu üzerinde kurduğu baskılarla aile bağında meydana gelen gevşemelerle okul ikliminin ihtiyaç duyduğu destekle, dijital dünyanın denetimsiz alanlarıyla ve toplumsal değer aktarımındaki kırılmalarla birlikte değerlendirilmelidir.
Bir çocuğun zihninde şiddet, öfke, yalnızlık ve taklit arzusu aynı anda birikiyorsa orada yalnız ceza hukukunun konusu bulunan bir fiil meydana gelmez. Aynı zamanda toplumun dikkatle okuması gereken bir işaret belirir.
Modern çağın tehlikesi çoğu zaman eski çağın tehlikeleri gibi açık ve görülür bir şekilde gelmez. Bazen bir ekranın arkasından gelir, bazen oyun dili içinde gelir. Bazen arkadaş çevresi zannıyla gelir. Bazen yalnızlaşmış bir çocuğun sessizliğine siner. Bazen algoritmaların yön verdiği öfke sanal kalabalıkların kışkırttığı taklit, aidiyet arayan bir ruhun zayıf anına yerleşir.
Dijitalleşmenin her geçen gün daha da yaygınlaştığı günümüz dünyasında evlatlarımızın ekran başında geçirdiği sürenin de aynı oranda artması sosyal medyada kullanılan saldırgan dile daha fazla maruz kalmaları, akran zorbalığının arkadaş grupları mesajlaşma ve sohbet uygulamaları ve oyunlar içinde sinsice içinde yaygınlaşması çocuklarımızın ruh sağlığını örselemekte kimlik gelişimlerine zarar vermekte ve sosyal hayatlarını içten içe aşındırıp onları sanal dünyaya mahkum etmektedir.
Evlatlarımız, geleceğimiz dijital bir kuşatma altındadır."
***
Bahçeli'nin konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:
Sözlerimin başında 106. seneyi devriyesini idrak edeceğimiz 23 Nisan'ın aziz hatırasını hürmetle selamlıyorum. TBMM'nin açılışı emperyalizmin istikametini bozan, sözde imparatorluklara diz çöktüren bir milletin kutlu dönüm noktasıdır. Yurdun dört bir yanı işgal edilmişken, Türk milleti mahkumiyet tehdidiyle çepeçevre sarılmışken, Ankara'da yanan meşale Anadolu'da şahlanmıştır. Milletimiz kendi mukadderatına bizzat hakim oldu. TBMM meşruiyetini Türk milletinin bağrından almıştır. Türk milleti ise egemenlik hakkını şehit kanıyla sulanan toprağından almıştır. O iman bugün de sarsılmazdır.
"BİRİNCİ MECLİS KURUCU AKILDIR"
23 Nisan'ı sadece bayram günü olarak anmak onun tarihini daraltır. 23 Nisan kriz karşısında dağılmadan düşünebilme iradesidir. 23 Nisan toplumsal acıyı kurucu bir siyasal akla dönüştürebilme kabiliyetidir. Gazi Meclisimiz aziz milletimizin istikbal ruhsatı iftihar membaıdır. Ve ilelebet payidar kalacaktır. 23 Nisan'ın gelecek nesillerimize armağan edilmiş olması ne tesadüfü bir iradedir.
Çocuk bir okulun öğrencisi olduğu kadar devletin insan mayasıdır. Çocuk toplumun ahlaki seviyesini gösteren en berrak aynadır. Bir milletin çocuklarına bakışı kendi devletine bakışıdır. İnsan anlayışını ve medeniyet iddiasını da ortaya koyar. 23 Nisan atiye olan ahdimizdir.
"TÜRK GENÇLİĞİ TEST İLE TOST ARASINA SIKIŞMAMALI"
Türk gençliği test ile tost arasına sıkışmış, 5 şık arasına hayallerini sığdırmak zorunda kalmış, sınavdan sınava koşup puan biriktiren, sertifika kovalarken hayatı kaçıran bir gençlik olmamalıdır.
OKULLARDAKİ SALDIRILAR
(Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan hadiseler) Bu vahim gelişmeler vicdanlarda yaralar açmıştır. Yalnızca ceza alanının konusu değildir, çok yönlü ele alınmalı. Serin kanlı, sağduyulu bir bakış açısıyla ele alınması zaruridir. Dijitalleşmenin her geçen gün daha da yaygınlaştığı günümüz dünyasında çocukların ekran süresinin artması, akran zorbalığının arkadaş grupları ve sohbet grupları çocuklarımızın ruh sağlığını örselemektedir. Onları sanal dünyaya mahkum etmektedir.
"EVLATLARIMIZ, GELECEĞİMİZ DİJİTAL BİR KUŞATMA ALTINDA"
Artan takipçi sayılarıyla itibar kazandıklarını zannetmektedir. Evlatlarımız geleceğiz dijital bir kuşatma altındadır. Dijital mecraların, sohbet odalarının masum bir haberleşme alanı olmaktan çıktığı, haya yoksunlarının ellerinde suç ve suçluyu övmenin bir ifsat hattına dönüştüğü artık inkar edilemez bir hakikattir. Karşımızdaki tehlike, suçu meşrulaştıran dijital bir bozgunculuk iklimidir. Bozguncu yapılara, haysiyet yoksunlarının çağrılarına terk edemeyiz.
"BİZ MESELENİN KÖKÜNÜ KAZIYANLARDAN OLACAĞIZ"
Çözüm yalnızca okul kapısında bekleyecek güvenlik görevlisi değildir. Çözüm her yer konulan kameralar değildir. Mesele daha derindedir, mesele daha vahimdir. Biz meselenin kökünü kazıyanlardan olacağız. Bu mücadele günü kurtarmanın değil, geleceği inşa etmenin mücadelesidir. Aile çocuğun ilk mektebidir, okul çocuğun ikinci evidir. Devlet çocuğun himaye çatısıdır. Bu üç bağ çatırdarsa çocuk yalnızlaşır. Yapılması gereken onları dinlemek, anlamak, yönlendirmektir. Yalnızlaşan çocuk sosyal medya kalabalığında arar. Hayat sevgisi yerine şiddet merakı bulabilir. Onları dinlemek, anlamak, güvenli bir anlam dünyası içinde büyütmek gerekir. Çocuk güven isteyen bir emanettir.
"AİLELERİN DİJİTAL FARKINDALIK KAPASİTELERİ ÇOĞALTILMALI"
Öğretmeni sıradanlaştıran bir anlayışın eğitim anlayışı ölü doğmuştur. Minik elleri tutan bilgilerle zihnini açan gözlerindeki ışığı güçlendiren öğretmenlerimizdir. Öğretmeni zayıflayan bir milletin geleceği güçlü olamaz. Ailelerin desteklenmesi de aynı derecede hayatidir. Aile yalnız kaldığında çocuk da yalnız kalır. Aileyi güçlendirmek, okul-aile-devlet işbirliğini güçlendirme gerekir. Çekişme dili üretmemelidir. Bürokrasi kurumlar arasındaki eşgüdüm güçlendirilmelidir. Ailelerin dijital farkındalık kapasiteleri çoğaltılmalıdır.
"HİÇ KİMSE, EVLATLARIMIZIN CANI ÜZERİNDEN SİYASET ÜRETMEYE HEVES ETMEMELİ"
23 Nisan'ın bugünkü anlamı işte bu dengede saklıdır. Millet adına karar alan herkes çocuğu güvenliği ve geleceği konusunda tarih önünde sorumludur. Bugünkü çağrımız sağduyu çağrısıdır. Sağduyu toplumun kendisini kaybetmeden kendisini onarma iradesidir. Hiç kimse, evlatlarımızın canı üzerinden söz devşirmeye, milletimizin gözyaşı üzerinden siyaset üretmeye heves etmemelidir.
"EVLATLARIMIZ İSTİKBALİMİZDİR"
Bizim talebimiz açıktır. Bizim çağrımız bir mecburiyettir. Sebepler sonuna kadar araştırılmalıdır. Okul güvenliğini, çocuklarımızın ruh sağlığını sağlayacak kalıcı tedbirler vakit kaybetmeden alınmalıdır. Araştırma komisyonu kurulması isabetli bir adımdır. Evlatlarımız istikbalimizdir. İstikbalimiz her türlü polemiğin üzerindedir.