Son Dakika: İmamoğlu diploma kararını istinafa taşıdı
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun avukatları diploma iptaline karşı açılan davanın reddedilmesi üzerine, yürütmenin durdurulması ve davanın kabulü talebiyle istinafa başvurdu.
12punto
23 Mart'tan bu yana Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, diplomasının iptaline karşı açtığı davanın İstanbul 5. İdare Mahkemesi tarafından reddedilmesini istinafa taşıdı.
Avukatları aracılığıyla istinafa başvuran İmamoğlu, yürütmenin durdurulmasını ve davanın kabul edilmesini talep etti.
Başvuru dilekçesinde, "Hiçbir zorunluluğun öngörülmediği sabit, mevzuatta YÖK’ten görüş ve/veya onay alınmasının aranmadığı tartışmasız, anılan dönemde yapılan yüzlerce yatay geçiş başvurusundan ancak bir kısmı için tereddüt hasıl olduğu takdirde YÖK’e danışılması maksadıyla ilgili üniversiteler tarafından sorulan soruların ve bu sorular özelinde verilen cevapların, genel düzenleyici işlem niteliği bulunmadığı ve/veya kamuya ilan edilmediği de gözetildiğinde, üniversitenin 1. sınıfını bitirmiş, yatay geçiş başvurusunda öngörülen koşulları sağlayarak başvurusunu yapmış olan müvekkilimizin, çeşitli üniversiteler ve YÖK arasındaki yazışmaları bilmesinin beklenmesi abesle iştigaldir" denildi.
İstinaf başvurusunda şu noktalara vurgu yapıldı:
"Müvekkilimizin öğrenci olarak kabul edilmesinden sonraki aşamada bizzat düzenlediği 20.2.1991 tarihli Öğrenci Durum Belgesi'nden de açıkça anlaşıldığı üzere Müvekkilimizin yatay geçiş yaptığı Üniversitenin Davalı İdare tarafından her zaman bilindiği kuşkusuzdur...
Davalı İdare Vekili (İstanbul Üniversitesi) tarafından dahi duruşma sırasında 'Sayın Davacının yaptığı bir eylemden bahsetmiyoruz' denilerek Müvekkilimizin herhangi bir usulsüzlüğünün olmadığı açıkça kabul edilmişken; İstanbul 5. İdare Mahkemesi tarafından bu savunmanın da ötesine geçilerek, öğrencinin öğrencilik hayatı boyunca görmediği ve görmesinin de gerekmediği Üniversiteye ait olan ve ilgili kamu görevlileri tarafından tutulan öğrenci kütük defterine ne yazıldığı konusunda idareyi aydınlatma yükümlülüğünün bulunduğunun kabul edilmesi akıl ve mantık kurallarıyla açıklanamayacak bir kabuldür...
Danıştay 1987 tarihli İBK Kararı’nda hile ve gerçeğe aykırı beyan halinde dahi idari işlemin her zaman geri alınabileceği kabul edilmemişken; hiçbir hileli davranışı veya gerçeğe aykırı beyanı olmayan, ilan edilen şartların tamamını karşılayarak ve bunu ispatlayarak yatay geçiş başvurusu kabul edilen Müvekkilimizin 35 yıl sonra yatay geçişinin, mezuniyetinin ve diplomasının iptal edilmesi ve bu işlemi hukuka uygun bulan İstanbul 5. İdare Mahkemesinin 23.1.2026 tarihli kararı hukukla ve bağlayıcılığı bulunan Danıştay İBK kararıyla bağdaşmamaktadır."
Başvurunun sonuç bölümünde ise şu konulara ve istemlere yer verildi:
"TELAFİ EDİLMESİ MÜMKÜN OLMAYAN ZARARLAR MEYDANA GETİRMEKTE"
"35 yıl önce hukuka uygun olarak yaptığı yatay geçiş sonrasında önce lisans, sonra yüksek lisans mezuniyetine hak kazanan Müvekkilimizin, yatay geçişinin, mezuniyetinin ve diplomasının iptal edilmesi de tam olarak Müvekkilimizin hukuki durumunda, hukuki statüsünde telafi edilmesi mümkün olmayan zararlar meydana getirmektedir ve somut olay yürütmenin durdurulması kararı verilmesini gerektirmektedir.
... Cumhurbaşkanlığı seçiminin erken yapılması olasılığının gerçekleşmesi halinde adaylık başvuruları ve işlemlerinin aylar öncesinden başlatılma zorunluluğu olduğu gözetildiğinde dava konusu işlemle Müvekkilimizin Cumhurbaşkanlığı adaylığı engellenmiş olacaktır ki bu durum telafisi imkansız zararın tam karşılığıdır. Kaldı ki bu halde Müvekkilimizin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 67 ile seçilme hakkının elinden alınması ve ihlal edilmesi söz konusu olacak ve bununla birlikte vatandaşların seçme hakkının da ihlaline sebebiyet verilmiş olacaktır. Bu sonuçlar, dava konusu işlemin sebebiyet verdiği telafi edilemez zararın Müvekkilimiz nezdinde doğması bir yana vatandaşlar açısından da doğacağının net bir göstergesidir.
... dava konusu haksız ve hukuka aykırı işlem ile İstanbul 5. İdare Mahkemesi tarafından verilen hukuksuz kararın yürütmesinin durdurulmasına ve istinafa konu kararın ortadan kaldırılarak davamızın kabulüne karar verilmesini diliyoruz...
"YÜRÜTMENİN DURDURULMASINA,5. İDARE MAHKEMESİ KARARININ ORTADAN KALDIRILMASINA..."
Tüm bu açıklanan sebepler ve Sayın Dairenizce re’sen gözetilecek sair sebeplerle, işbu istinaf başvurumuz doğrultusunda istinaf incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına,
a) Öncelikle ve ivedilikle, dava konusu işlemin ve İstanbul 5. İdare Mahkemesinin 23.1.2026 tarihli hukuka açıkça aykırı ve telafisi güç veya imkansız zarar doğuran davanın reddi kararının YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASINA,
b) Müvekkilimizin ve Müvekkilimizle birlikte yatay geçişleri, mezuniyetleri ve diplomalarının geri alınmak suretiyle iptal edilmesine karar verilen diğer kişilerle ilgili tesis edilen dava konusu işleme ilişkin olarak, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü tarafından, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden görüş, rapor, bilgi notu ve/veya benzeri bir çalışma şeklinde herhangi bir değerlendirme yapılmasının istenip istenmediğinin; istenmiş ise buna ilişkin görevlendirme yazılarının, ve Hukuk Fakültesinin ilgili hocaları tarafından yapılan değerlendirme sonuçlarının eksiksiz şekilde DAVA DOSYASINA İBRAZ EDİLMESİNİN İSTENMESİNE,
c) İstinaf başvurumuzun KABULÜNE,
d) İstanbul 5. İdare Mahkemesinin 23.1.2026 tarihli davanın reddi kararının
ORTADAN KALDIRILMASINA,
e) Haklı davamızın kabulü ile yok denilebilecek ölçüde açıkça hukuka aykırı olan
dava konusu işlemin İPTALİNE..."
NE OLMUŞTU?
İmamoğlu'nun diploması İstanbul Üniversitesi tarafından 18 Mart 2025'te iptal edilmişti. İmamoğlu bu kararı Danıştay'a taşımıştı.
İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesine karşı açtığı dava geçen ay İstanbul 5. İdare Mahkemesi tarafından oybirliğiyle reddedilmişti.
Gerekçeli kararda, dava konusu yatay geçişin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan (21.10.1982 tarih ve 17845 sayılı Resmi Gazete) Yükseköğretim Kurumları Arasında Önlisans ve Lisans Düzeyinde Yatay Geçiş Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 2, 3, 5, 8 ve 11. maddeleri ile sonraki yıllarda yürürlüğe giren mevzuata işaret edilmişti. Kararda İmamoğlu’nun iyi niyetli olmadığı iddia edilmişti.