TÜSİAD'a bir tepki de Bahçeli'den: 'Vesayetçiliği nüksetti'

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) ve hükümet arasındaki tartışma sürerken, MHP lideri Devlet Bahçeli yaptığı yazılı açıklamayla TÜSİAD'a tepki gösterdi. Bahçeli, TÜSİAD'ın 'siparişi alınmış siyaset mühendisliği' yaptığını iddia ederken, derneği 'ülke dışından çıkar gruplarına hizmet ettiğini kaydetti.

12punto

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TÜSİAD'ın son dönemdeki hükümet eleştirilerine yönelik bir açıklama yaptı. Bahçeli, açıklamasında ''TÜSİAD'ın vesayetçiliği nüksetti'' ifadelerini kullanırken, kurumun iç ve dış çıkar gruplarına sözcülük yaptığını öne sürdü.

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Ömer Aras, genel kurulda yaptığı konuşmada hükümete yönelik eleştirilerde bulundu. Aras hakkında, 'adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs' ve 'gerçeğe aykırı bilgiyi alenen yayma' suçlamalarıyla soruşturma başlatıldı. TÜSİAD'ın açıklamaları, AKP yetkililerinden de sert tepkiler alırken, bugün yayınladığı açıklamayla MHP lideri Bahçeli de TÜSİAD'a cevap verdi.

Bahçeli açıklamasında, TÜSİAD'ı şu ifadeleri kullandı:

''Kurulduğu 1971 yılından buyana siyaseti yönlendirmeye, millet iradesini tariz, tahkir ve tahrip etmeye dayalı bir strateji izleyen TÜSİAD’ın hükümetlere doğrudan ve gazete manşetleriyle meydan okuduğu karanlık dönemler hala unutulmamıştır. Türkiye’de demokratik standartlar son derece yüksektir.

Bu kapsamda demokrasi sisteminin köklü tecrübe ve uygulamalarının yanı sıra kurumsal ve kuramsal mahiyette işlerliği ve işlevselliği de geniş kabul gören aleni bir gerçektir. Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir ve hukukun üstünlüğü hâkimdir. Bunun tam tersini pişkince iddia ve ifade edenler üstünlerin ve seçkinlerin hukukuna özlem duyan bir avuç elit ve kaymak tabakadan başkası değildir.  TÜSİAD’ın iç ve dış çıkar gruplarına sözcülük yaparak Türk milletin seçim ve tercihleri etrafında kuşku oluşturma gayret ve gayesi art niyetlilik, siparişi alınmış planlı siyaset mühendisliğidir.''

TÜSİAD Başkanı Orhan Turan ve Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Ömer Aras

MUHALEFETİ HEDEF ALDI

TÜSİAD'ın muhalefeti bir araya getirmeye çalıştığını bildiren Bahçeli, muhalefete TÜSAİD Başkanı'nı Cumhurbaşkanı adıyı yapmaya çağırdı. Bahçeli, açıklamasında, TÜSİAD'ın muhalefetin aday tartışmalarına katılmaya çalıştığını da bildirdi.

CHP'nin TÜSİAD'a destek verdiğinin altını çizen Bahçeli, şunları kaydetti:

''Muhalefet partilerinde, özellikle CHP’yi rehin almış Cumhurbaşkanı adayının kim olacağıyla ilgili sıcak ve sıkıcı tartışmalar her gün yeni bir boyut kazanmaktadır. Ayrıca tavşan aday pazarı da açılmış, müzakere ve münakaşalar çıta yükseltmiştir. CHP ve diğer muhalefet partilerinin TÜSİAD Başkanı’nın melez ve mesnetsiz açıkmalarına verdiği destek de açıktır.

Asıl iş ve iştigal alanlarından taşarak Türkiye’ye karşı beşinci kol faaliyetine heveslenen; üretim, yatırım, istihdam, ihracat ve büyüme konusunda geniş çaplı bir vizyon ortay koymaktan mahrum olan TÜSİAD’ın, zımnen ve özneyi gizleyerek Cumhurbaşkanı adaylığı tartışmalarına katılma iştahı ise gözden kaçmayacak ölçüde ortadadır. TÜSİAD muhalefet cenahını konsolide etme arayışındadır. O halde CHP’nin bir yandan tavşan adayları gündemde tutarken diğer tarafta yedek kulübesinde beklettiği TÜSİAD Başkanı’nı Cumhurbaşkanı adayı olarak tespit ve değerlendirmesi siyasi ve ideolojik ahlaklarıyla tutarlılık gösterecektir.''

'MUHALEFETE ÖN AÇMA OPERASYONU'

Bahçeli açıklamasında TÜSİAD'ı hükümeti devirmeye çalışmakla suçlarken, muhalefetin Cumhurbaşkanı adayının 'belli olmaya başladığını' belirtti. CHP'nin TÜSİAD Başkanı'yla 'gizli diyalog' geliştirdiğini iddia eden Bahçeli, TÜSİAD'ın anti-demokratik bir kuruma dönüştüğü görüşünü paylaştı.

Ana muhalefet partisinin marjinal muhalefet partileriyle ilişkili olduğunu söyleyen Bahçeli, şunları sözlerine ekledi:

''Hiç kimse boşa sallayıp dolu tutmanın çabasında olmamalıdır. TÜSİAD’ın; hükümeti devirme, değilse bile yıpratma; dahası muhalefete ön açma operasyonun çatı kuruluşu haline dönüşmesi hukuksuz, anti demokratik ve gayri ahlaki bir savrulmadır. Üstelik sorunları tarif ederek bununla mündemiç sözde çözümleri paylaşan TÜSİAD yöneticilerinin ezberleri tekrarlamaktan öte sunumları inandırıcı ve ikna edici bir muhtevadan tamamen yoksundur. Saman altından su yürütme dönemi kapanmıştır.

Türkiye’de sistemin iflas ettiğini söylemek, ekonomik bir vizyon ortaya koymak yerine siyasi hedef takibine tevessül etmek baştan ayağa tutarsızlık ve şark kurnazlığıdır. Nitekim kurnazlığa gerek yoktur, buna aldanacak ve kanacak bir vicdan sahibi asla olmayacaktır. Son söz olarak diyeceğim şudur: CHP’nin ve yanında-yöresinde yuvalanan marjinal muhalefet partilerin potansiyel Cumhurbaşkanı adaylarının eşkali belli olmaya başlamış, robot resmi de çizilmiştir. TÜSİAD Başkanı kendine güveniyorsa ve cesareti varsa sadece gizli kapaklı diyalogları ve al-ver süreçlerini ilan ve ifşa ederek ne kadar şeffaf ve demokrat olduğunu ispat edebilecektir.''

Derneğin açıklamalarına AKP Sözcüsü Ömer Çelik'te tepki göstererek, 'TÜSİAD, demokrasi konusundaki kötü sicilini geride bırakmak için çaba göstermelidir' dedi

TÜSİAD'IN HÜKÜMETE ELEŞTİRİLERİ

TÜSİAD, Genel Kurul toplantısını İstanbul’da gerçekleştirdi. Açılış konuşmasını yapan TÜSİAD Başkanı Orhan Turan ve Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Ömer Aras, ülkedeki bazı hukuki uygulamalar ve basın üzerindeki baskılarla ilgili görüşlerini paylaştı.

TÜSİAD Başkanı Orhan Turan, farklı suçlara yönelik adli süreçlerde tutarsızlık yaşandığını belirterek, şunları sözlerine ekledi:

'Disiplinsizlik suçuyla teğmenler ihraç ediliyor, ancak deprem, yangın, taciz, kadın cinayeti ve iş kazaları gibi olaylarda sorumlular ya tespit edilemiyor ya da kısa sürede serbest bırakılıyor.'

YİK Başkanı Ömer Aras, belediyelere kayyum atanması ve gazetecilerin tutuklanması konularına değinerek, şu ifadeleri kullandı:

'Son dönemde arka arkaya yaşanan olaylar toplumda endişeye neden oluyor. Tutukluluğun istisna değil, kural haline gelmesi kanunlar değişse de devam eden bir sorun. Özgürlükten mahrum bırakacak kararların titizlikle alınması gerektiğini, yıllar sonra gelen beraat kararlarında görüyoruz.'