DİSK Basın-İş'ten basın özgürlüğü mesajı
DİSK Basın-İş Sendikası, 24 Temmuz Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü dolayısıyla sosyal medya hesabından kapsamlı bir açıklama yayımladı. Sendika, Türkiye'de basın özgürlüğünün ağır baskı altında olduğunu savunurken, tutuklu gazetecilerden internet sansürüne kadar birçok başlıkta hükümete çağrıda bulundu.
12punto
24 Temmuz Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü kapsamında açıklama yapan DİSK Basın-İş Sendikası, yayımladığı mesajda 24 Temmuz 1908'de II. Meşrutiyet'in ilanıyla birlikte sansürün kaldırıldığını ve gazetelerin özgürce yayımlanmaya başladığını hatırlattı.
Sendika, aradan geçen 118 yılın ardından aynı günün artık bir kutlama değil, basın özgürlüğüne yönelik baskılara dikkat çekme günü haline geldiğini ifade etti.
"BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ ALANINDA GERİYE GİDİŞ YAŞANIYOR"
Açıklamada, Türkiye'nin basın özgürlüğü alanında geriye gittiği savunuldu. DİSK Basın-İş, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) tarafından yayımlanan 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'ne işaret ederek, Türkiye'nin 180 ülke arasında 163. sırada yer aldığını belirtti.
Sendika, 2002 yılında 100. sırada bulunan Türkiye'nin son yıllarda endekste gerilediğini ifade ederek, bu durumun medya üzerindeki baskının göstergesi olduğunu öne sürdü.
DİSK Basın-İş açıklamasında, ulusal medya kuruluşlarının büyük bölümünün doğrudan ya da dolaylı olarak hükümetin kontrolünde bulunduğunu ileri sürdü.
Açıklamada ayrıca, kamu yayıncısı TRT ile Anadolu Ajansı'nın iktidarın görüşlerini yansıttığı iddia edilirken, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) ile Basın İlan Kurumu'nun (BİK) tarafsızlıklarını yitirdiği ve muhalif medya kuruluşlarına ekonomik yaptırımlar uyguladığı öne sürüldü.
Sendika, Anayasa Mahkemesi'nin reklam kesintilerine ilişkin ihlal kararlarının da BİK tarafından uygulanmadığını savundu.
GAZETECİLERE YÖNELİK YARGI SÜREÇLERİNE DİKKAT ÇEKTİ
Açıklamada, "dezenformasyonla mücadele" kapsamında yürürlüğe giren Türk Ceza Kanunu'nun 217/A maddesinin gazetecilere yönelik soruşturma ve davalarda kullanıldığı iddia edildi.
DİSK Basın-İş, yalnızca gazetecilik faaliyetleri nedeniyle 27 gazeteci ve medya çalışanının tutuklu bulunduğunu veya tutuklu yargılandığını öne sürerken, "Cumhurbaşkanına hakaret", "terör örgütü propagandası" ve "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamalarının gazetecilerin mesleklerini yapmasını zorlaştırdığını savundu.