Zayıflama iğnelerinde kritik uyarı: Hızlı kilo kaybı yan etkileri görünür hale getirebilir

GLP-1 grubu ilaçlarda mide-bağırsak şikâyetleri öne çıkarken, uzmanlar gebelik ve ani görme kaybı gibi durumlarda dikkat çağrısı yapıyor.

12punto

Kilo verme amacıyla kullanılan GLP-1 grubu ilaçlar son dönemde sosyal medyada sıkça tartışılıyor. Halk arasında “zayıflama iğnesi” olarak anılan bu tedavilerle ilgili mide-bağırsak şikâyetlerinden “Ozempic Face” olarak adlandırılan yüz görünümüne, saç dökülmesinden ayak tabanındaki yağ dokusunun azalmasına kadar pek çok başlık gündemde.

Diyetisyen Özüm Konuk, bu ilaçlarla ilgili bilimsel olarak kanıtlanmış etkiler ile henüz araştırma aşamasındaki iddiaların birbirinden ayrılması gerektiğini belirterek, tedavinin mutlaka uzman ve hekim kontrolünde yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

Uzmanlar, GLP-1 grubu ilaçların kişiye özel değerlendirme ile kullanılması gerektiğini belirtiyor.

EN SIK ŞİKÂYETLER MİDE VE BAĞIRSAK SİSTEMİNDE

GLP-1 grubu ilaçlarda en sık bildirilen ve klinik çalışmalarda da gösterilen yan etkiler mide-bağırsak sistemiyle ilgili. Bulantı, kusma, ishal ve kabızlık bu şikâyetler arasında yer alıyor. Bu etkilerin, ilaçların mide boşalmasını yavaşlatması ve iştahı azaltmasıyla ilişkili olduğu belirtiliyor.

Konuk’a göre bu şikâyetler birçok kişide tedaviye alışma süreciyle hafifleyebiliyor. Ancak belirtilerin şiddetlenmesi, uzun sürmesi ya da kişinin genel sağlık durumunu etkilemesi halinde tedavinin hekimle birlikte yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.

Hızlı kilo kaybı yalnızca tartıdaki rakamla değil, kas kütlesi ve beslenme durumu ile birlikte izlenmeli.

Göz sağlığı açısından da dikkatli olunması gereken durumlar bulunuyor. Özellikle diyabet hastalarında çok nadir de olsa ciddi göz sorunları bildirildiği ifade ediliyor. Ani görme kaybı gelişmesi halinde zaman kaybetmeden göz hastalıkları uzmanına başvurulması öneriliyor.

Gebelik döneminde ise bu ilaçların kullanımı önerilmiyor. Güvenliğine ilişkin yeterli bilimsel veri bulunmadığı için çocuk sahibi olmayı planlayan kişilerin tedavi sürecini hekimleriyle birlikte değerlendirmesi gerektiği belirtiliyor. Ayrıca hızlı kilo kaybının hormonal dengeyi etkileyebileceği, bu nedenle planlama sürecinde tıbbi takip ihtiyacının arttığı kaydediliyor.

“OZEMPIC FACE” VE SAÇ DÖKÜLMESİ NEDEN GÜNDEMDE?

Sosyal medyada “Ozempic Face” adıyla paylaşılan yüzde hacim kaybı, yanaklarda çökme ve cilt sarkması gibi görüntülerin doğrudan ilacın etkisi olarak değerlendirilmemesi gerektiği belirtiliyor. Uzmanlara göre benzer değişiklikler mide küçültme ameliyatı geçirenlerde ya da kısa sürede fazla kilo veren kişilerde de görülebiliyor.

Bu durumun büyük ölçüde hızlı kilo kaybıyla ilişkili olduğu ifade ediliyor. Yüz altındaki destekleyici yağ dokusunun kısa sürede azalması, cildin aynı hızda uyum sağlayamaması ve yaşla birlikte kolajen dokusunun azalması görünümü daha belirgin hale getirebiliyor.

Uzmanlara göre hızlı kilo kaybı cilt, saç ve vücut kompozisyonu üzerinde görünür değişikliklere yol açabilir.

Saç dökülmesi de tek başına ilaca bağlanmaması gereken başlıklar arasında. Hızlı kilo kaybı, protein eksikliği, demir, çinko ve vitamin yetersizlikleri ile metabolik stres saç dökülmesini tetikleyebiliyor. Uygun beslenme ve takip ile birçok kişide bu dökülmenin geçici olabildiği belirtiliyor.

Ayak tabanındaki yağ dokusunun azalmasına bağlı olarak sosyal medyada “Ozempic Foot” diye adlandırılan görünümün de hızlı kilo kaybıyla ilişkili olabileceği değerlendiriliyor. Bazı kişilerde topuk ağrısı, ayak tabanında yastıklama dokusunun azalması, kemikli görünüm ve yürürken ağrı ortaya çıkabiliyor.

Dünya genelinde yaklaşık 40 ila 60 milyon kişinin GLP-1 reseptör agonisti veya benzer inkretin tedavisi kullandığı tahmin ediliyor. Diyabet ve obezite nedeniyle kullanılan bu tedaviler için potansiyel kullanıcı havuzunun ise çok daha geniş olduğu; 91 ülkedeki veriler üzerinden yapılan değerlendirmelerde yaklaşık 750 milyon yetişkinin bu tedavilere uygun olabileceği öngörülüyor.

Uzmanlar, GLP-1 tedavilerinde yalnızca kilo kaybına odaklanılmaması gerektiğini vurguluyor. Kas kütlesi, beslenme durumu, cilt sağlığı, olası yan etkiler ve yaşam kalitesi birlikte izlenmeli; sosyal medyada dolaşan bilgiler tıbbi kararların yerine geçmemeli.