Ekrem İmamoğlu Adliyede: Diploma soruşturması kapsamında ifadesini verdi

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, hakkında açılan diploma soruşturması kapsamında ifade vermek üzere Çağlayan Adliyesi'ne geldi. Daha önce bilirkişi soruşturması için de adliyeye gelen İBB Başkanı, ifadesinin ardından Mansur Yavaş ile ortak açıklama yapmıştı. İBB Başkanı İmamoğlu'nun ifade verme işlemleri tamamlandı.

12punto

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu kendisi hakkında açılan diploma soruşturması kapsamında Çağlayan Adliyesi'ne geldi. İmamoğlu'nun ifade verme işlmeleri tamamlandı. 

İmamoğlu geçtiğimiz günlerde bilirkişi soruşturması kapsamında bir kez daha Çağlayan Adliyesi'ne gelmiş ve ifde vermişti. İBB Başkanı İmamoğlu'nu kalabalık gruplar karşılamıştı. İmamoğlu verdiği ifadenin ardından Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile ortak bir açıklama yapmıştı. 

'SAHTE DİPLOMA' SORUŞTURMASI 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun lisans diplomasının "sahte olduğuna" ilişkin ihbarlar ve Yükseköğretim Kurulunca hazırlanan raporda "diplomasının sahteliğine ilişkin tespitler" üzerine, "resmi belgede sahtecilik" suçundan soruşturma başlatmıştı. İmamoğlu, soruşturma kapsamında ifadesi alınmak üzere savcılığa davet edilmişti.

Başsavcılık, İmamoğlu hakkında, üniversite diplomasının "sahte" olduğu iddiasıyla "resmi belgede sahtecilik" suçundan açılan soruşturma kapsamında İstanbul Üniversitesine gönderdiği yazıda, İmamoğlu'nun diploması dayanak gösterilerek kurulacak iş ve işlemlerin hukuka aykırı olmaması adına gerekli işlemlerin bir an önce yapılmasını istemişti.

AVUKATLARI AÇIKLAMA YAPMIŞTI 

İmamoğlu'nun avukatlarından Profesör Doktor Adem Sözüer, Ekrem İmamoğlu'nun Kuzey Kıbrıs'taki Girne Amerikan Üniversitesi'nden İstanbul Üniversitesi'ne yaptığı yatay geçiş başvurusuyla ilgili "hileli veya hukuka aykırı bir davranışı" olmadığını söylemişti.

İmamoğlu'nun danışmanı Murat Ongun da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın İstanbul Üniversitesi'nden İmamoğlu'nun diplomasının iptalini istediği iddiasını 26 Şubat'taki sosyal medya paylaşımı ile yalanlamıştı.

Ongun başka bir paylaşımında ise şu ifadeleri kullanmıştı: Başsavcılığın da yalanladığı bu şahısla ve benzerleriyle ilgili olarak, kamuoyunu alenen yanıltmaya dönük yazılar ve yargıya müdahaleye dönük faaliyetler nedeniyle hukuki hakkımızı kullanacağımızı kamuoyuna duyururuz.

İMAMOĞLU'NUN İFADESİ ORTAYA ÇIKTI

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığında yaklaşık bir saat boyunca ifade veren İmamoğlu, hakkındaki suçlamaları reddetti. İmamoğlu, 'resmi belgede sahtecilik' suçlamasına cevap olarak, 'neyle suçlandığının dahi belli olmadığını' savundu. İmamoğlu, hukuk devleti ilkelerine olan inancını koruduğunu belirtti. Son bir ayda üçüncü kez ifadeye çağrılmasını eleştiren İmamoğlu, bu durumun sürecin hukuka aykırı olduğunu gösterdiğini kaydetti.

'İfade vermesi gerekenlerin, raporu hazırlayanlar' olduğunu ifade eden İmamoğlu, suçlamanın dayanağı olarak gösterilen Yükseköğretim Denetleme Kurulu (YÖK) Araştırma Raporu için 'hukuka aykırı' iddiasını öne sürdü. Avukatları ise soruşturmanın hukuki temelden yoksun olduğunu ve raporun gerçeği yansıtmadığını vurguladı.

Açıklamasında yürütülen sürece tepki gösteren İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:

''Tüm dosya kapsamından bilgi sahibi oldum. Öncelikle kendi duygu ve düşüncelerimi tümüyle iletmek isterim; Bugün burada bir savunma yapmam bekleniyorsa, bunu asla doğru bulmuyorum. Neyle suçlandığım dahi belli değil, Buraya, her ne olursa olsun hukuk devletine ve yargı makamlarına olan saygımdan dolayı geldim. Ancak saygım gereği verdiğim bu beyanların bir savunma amacı taşımadığını, şahsıma yöneltilen, artık sayısını bile hatırlayamadığım, hukuksuzlukların kayda geçirilmesi için yapıldığını belirtmek istiyorum.

Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Hukukun üstünlüğü ilkesi gereği, soruşturma süreçlerinin keyfilikten uzak, adil ve hukuka uygun bir şekilde yürütülmesi esastır. Son bir ay içinde üçüncü kez ifadeye çağrılmam, yürütülen sürecin hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığını açıkça göstermektedir. Hakkımda yürütülen bu sürecin niteliği ve zamanlaması da bu gerçeğin bir başka kanıtıdır.

Gerçeklerin çarpıltıldığı, belgelerin gizlendiği, kanun ve yönetmeliklerin görmezden gelindiği, hatta bugünün kanunların 35 yıl önceye işletilmeye çalışıldığı bir rapor hazırlanmış ve bu rapor esas alınarak hakkımda suçlama yöneltilmiştir. Oysa bugün burada ifade vermesi gerekenler, o raporu hazırlayanlardır. Avukatlarım bu konuda gerekli suç duyurularında bulunmuştur. Bu vesileyle, sizden de bu raporda sorumluğu bulunan kişiler hakkında gerekli yasal sürecin işletilmesini talep ediyorum.

Demokratik meşruiyetini dört seçim zaferiyle ve 16 milyonluk bir şehrin iradesiyle pekiştirmiş bir belediye başkanını; hak yememiş, hakkını da yedirmemiş bir vatandaşı, hukuki temelden yoksun ve mesnetsiz iddialarla suçlamak, hem hukuk devletini hem de halkın demokratik iradesine yönelik ağır bir haksızlıktır. Türkiye'nin bir hukuk devleti olması gerektiğine inanan herkesin bu konularda daha özenli davranması gerekmektedir.

Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğuna olan inancımı koruyarak, adaletin hukuk kurallarına uygun bir şekilde tecelli etmesi gerektiğini bir kez daha vurguluyorum. Suçlamayla alakalı başka söyleyecek hiçbir şeyim yoktur, avukatlarım hukuki açıdan gerekli açıklamaları yapacaktır.''