Kılıçdaroğlu’nun FETÖ bağlantılı medya organlarına yönelik operasyonlardaki tutumu yeniden gündemde

Zaman, Bugün ve Samanyolu TV’ye yönelik süreçte Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları ile CHP’li isimlerin ziyaretleri yeniden tartışılıyor.

12punto

CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Gülen yapılanmasıyla bağlantılı medya kuruluşlarına yönelik operasyonlar dönemindeki tutumu yeniden tartışma konusu oldu. 2014’ten 2016’ya uzanan süreçte Zaman ve Bugün gazeteleri, Samanyolu TV, Koza-İpek Grubu yayınları ve Feza Gazetecilik’e ilişkin yargı ve idari kararlar, Kılıçdaroğlu’nun o dönemde yaptığı açıklamalarla birlikte yeniden gündeme taşındı.

Kaynak metinde, cemaat yapılanmasının 26 Şubat 2014 tarihli MGK toplantısında terör örgütü kapsamına alındığı, yargı ve emniyet yapılanmalarına yönelik tasfiyelerin ardından medya yapılanmasının hedefe konduğu belirtildi. Bu kapsamda 14 Aralık 2014’te Zaman ve Bugün gazeteleri ile Samanyolu TV’ye operasyon düzenlendiği anımsatıldı.

Söz konusu operasyonlara karşı bazı CHP’lilerin basın toplantısına katıldığı, Kılıçdaroğlu’nun ise bu süreci “darbe süreci”ne benzeterek, “Biz her zaman mazlumların yanında olacağız” dediği aktarıldı. Kılıçdaroğlu’nun, FETÖ’ye ait radyo ve televizyonların 2015’te Tivibu, Turkcell TV+, Digiturk, Teledünya ve KabloTV gibi platformlardan çıkarılmasına da itiraz ettiği kaydedildi.

Türksat’ın 13 Kasım 2015’te Samanyolu grubuna ait 13 televizyon kanalı ve radyonun uydu yayınlarını kestiği, 28 Ekim 2015’te ise Koza-İpek Grubu’na ait Kanaltürk ve Bugün TV’ye kayyım atandığı hatırlatıldı. Kılıçdaroğlu’nun aynı akşam Mecidiyeköy’de Bugün TV, Kanaltürk ile Bugün ve Millet gazetelerinin bulunduğu binaya gittiği belirtildi.

ZAMAN GAZETESİ VE SAMANYOLU TV SÜRECİ

İstanbul 6. Sulh Ceza Hâkimliği’nin 4 Mart 2016’da Feza Gazetecilik AŞ’ye kayyım atanmasına karar verdiği; Zaman, Meydan, Today’s Zaman gazeteleri, Cihan Haber Ajansı ve Aksiyon dergisinin de bu şirket bünyesinde yer aldığı ifade edildi. Bu süreçte Enis Berberoğlu, Gürsel Tekin, Barış Yarkadaş, Mahmut Tanal, Eren Erdem, Sezgin Tanrıkulu, Şafak Pavey ve Selina Doğan’ın da aralarında bulunduğu CHP’li milletvekillerinin Zaman gazetesine gittiği aktarıldı.

Metinde, Eren Erdem’in daha sonra Zaman’a, Kılıçdaroğlu’nun Enis Berberoğlu üzerinden verdiği talimatla gittiklerini söylediği; Mahmut Tanal’ın da Kılıçdaroğlu’nun son dönemdeki “FETÖ’cü sızması” değerlendirmelerine tepki göstererek “Zaman’a onun talimatıyla gittik. Eğer biz FETÖ’cü isek o da FETÖ’cüdür” dediği belirtildi.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından Samanyolu TV’nin tamamen kapatılması da dosyada yer aldı. Kılıçdaroğlu’nun CNN Türk’te bu karara “Niye kapatıyorsun kardeşim?” sözleriyle itiraz ettiği, Ahmet Hakan’ın “Örgütün yayın organı mı olsun?” sorusuna ise “Hayır, efendim. Şimdi bakın, o televizyonlar sadece örgütün değil, ben o televizyon kanallarında pek çok kişinin haber, program yaptığını biliyorum” yanıtını verdiği aktarıldı.

DANIŞMANLAR VE ÜLKÜCÜ İSİMLER TARTIŞMASI

Yazıda, Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığı döneminde çok sayıda danışmanla çalıştığı, bu isimler arasında ülkücü kökenli kişilerin de bulunduğu ileri sürüldü. Rasim Bölücek, Şükrü Karaca, Alaattin Aldemir ve Ramazan Kubat gibi isimler üzerinden Kılıçdaroğlu’nun çevresindeki kadrolara ilişkin tartışmalar hatırlatıldı.

Ramazan Kubat’ın 2021’deki düğününe Kılıçdaroğlu’nun katıldığı, 2022’de başdanışman olarak görevlendirildiği, 2023’te görevine son verilen danışmanlar arasında yer aldığı ve daha sonra “Yeniden Kuvayı Milliye Platformu Koordinatörlüğü”ne getirildiği bilgisi paylaşıldı. Kubat’ın adının Ayhan Bora Kaplan soruşturması kapsamında da gündeme geldiği belirtildi.

Metinde ayrıca, 2023 Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turu öncesinde Zafer Partisi ile yapılan protokol, “Milliyetçi Çağrı” kampanyası ve Kılıçdaroğlu’nun ülkücü kanaat önderleriyle temasları da CHP içindeki eleştiriler bağlamında değerlendirildi.

Kılıçdaroğlu’nun, geçmişte cemaatle ilişkili ya da Ergenekon ve Balyoz süreçlerindeki tutumları nedeniyle eleştirilen bazı gazetecilerle ilgili tavrını ise “Ben o zaman da hukuku ve demokrasiyi savunuyordum” sözleriyle savunduğu anımsatıldı.