Özgür Özel'den Erdoğan'a futbol göndermesi: 'İmamoğlu gol yemez seçim kazanır'

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Beylikdüzü’nde yaptığı konuşmada Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen algı operasyonlarına tepki gösterdi. Özel, “Beylikdüzü, İmamoğlu’nun Erdoğan’a ilk gol attığı yerdir. İmamoğlu futbolda kalecidir, gol yemez ama Erdoğan’a gol atar” dedi.

12punto

CHP lideri Özgür Özel Beylikdüzü'nde açıklamalarda bulundu. Gözaltı kararlarına karşı yapılan eylemlere katılan yurttaşlara polise saldırmamaları yönünde mesaj veren Özel, 'emirle kurulan barikatların polise zarar vermeden yıkılması' gerektiğini dile getirdi.

İmamoğlu'nun yapılacak bir sonraki seçimlerde cumhurbaşkanı olacağını kaydeden Özel, gözaltı sürecini darbe girişimi diye niteledi. Özel, kanunsuz emirlere karşı demokratik eylem hakkını kullanacaklarını vurguladı.

İşte Özel'in Beylikdüzü'den verdiği mesajlar: 

''Beylikdüzü, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde çok kıymetli, çok önemli ve önemi her geçen gün artan, tarihteki yerini tam olarak aldığında çok farklı şekilde anılacak olan, şimdi bizlerin bildiği, doğru okuyanların gördüğü ama bir gün Türkiye tarihi konuşulduğunda öneminin çok daha fazla anlaşılacak bir ilçe. Şundan emin olun ki Beylikdüzü büyük bir yürüyüşün ilk adımının atıldığı, büyük bir mücadelenin ilk zaferinin kazanıldığı ilçedir. Beylikdüzü, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ve birinci Cumhurbaşkanı olduğu, ülkenin bundan sonraki Cumhurbaşkanı’nın ilk adımını attığı ilçedir. Sayın Erdoğan, ‘Ben futbol bilirim. Futbol oynarım’ diyor.''

'AKP TROLLERİYLE ALGI YAPIYOR'

Beylikdüzü’nü ona hatırlatalım. Beylikdüzü Ekrem İmamoğlu’nun kendisine ilk golü attığı yerdir. Ekrem İmamoğlu, futbolda kalecidir, gol yemez. Ama Ekrem İmamoğlu, Recep Tayyip Erdoğan’a gol atar, maç kazanır. Ben Beylikdüzü’nü aslında şöyle bir ilçe olarak görüyorum. Yukarıdan baktığınızda, uçakta, helikopterde Beylikdüzü’nü de görüyorsunuz, yanındaki Esenyurt’u da. Esenyurt, Cumhuriyet Halk Partisi’nden AK Parti’ye geçtiğinde nüfusu 70 bindi. Geri aldığımızda nüfusu 1 milyondu. Esenyurt ile Beylikdüzü’ne yukarıdan baktığınızda bir tarafta bir ot, bir ağaç göremiyorsunuz. Tayyip Bey ve atadıkları, hepsini yemiş, yerine beton dökmüş. Ama Beylikdüzü’ne baktığınızda, iyi bir imar planı, iyi bir kentleşme, inanılmaz yeşil alanlar ve yıllardır, 30 yıldır büyüyen ama boğmayan, boğulmayan, yaşamı terk etmeyen, yeşilden vazgeçmeyen, plansız ve programsız, dikine yapılaşmaya izin vermeyen, kent rantını kente döndüren bir ilçe görüyorsunuz.

Burada bugün büyük bir tartışma var. Adalet ve Kalkınma Partisi, saray gazetecileri ve trolleri eliyle sanki Ekrem İmamoğlu’nun, Murat Çalık’ın yolsuzluklar yaptığı, sanki onların AK Parti’nin çok iyi bildiği imar yolsuzluklarıyla, ihale yolsuzluklarıyla anılmalarını istedikleri bir algı operasyonu yürütüyorlar. Hiçbir şey yapmasak, sadece milletimizden bir jüri kursak, 100 kişiyi getirsek, desek ki, ‘Bakın ey ahali. Bu Esenyurt’u yıllardır AK Parti yönetti.

Bu Beylikdüzü’nün ise 1999’da şehir planını Murat Çalık yaptı. Burayı ilçe olduktan sonra bir dönem AK Parti yönetti. Beylikdüzülüler gördüler, hemen ‘Aman ha’ dediler, ‘Verin burayı. Ben burayı Ekrem İmamoğlu’na emanet edeceğim.’ Ardından da İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir’e geçince ‘Murat Çalık’a emanet edeceğim.’ Sonuç şu: Beylikdüzü’nün nüfusu ikiye katlanmış olmasına rağmen, her yıl burada yeşil alan miktarı artıyor. İmamoğlu ve Çalık’ın yönettiği Beylikdüzü’nde kişi başına yeşil alan 10 metrekare, Esenyurt’ta yarım metrekare. Şimdi 100 kişilik halk jürisine sorsak, burayı mı rantçılar yönetti? Burada mı yolsuzluk var, burada mı yolsuzluk var? Burada mı kent suçu var, burada mı kent suçu var? 100 kişiden biri Beylikdüzü‘nü Esenyurt’tan kötü, Ekrem İmamoğlu’nu Murat Çalık’ı, Esenyurt’u yöneten AK Partililer’den kötü bulursa ben siyaseti bugün bırakırım. Beylikdüzü düzgün, dürüst, şeffaf siyasetin, kenti seven, doğayı seven, insanı seven siyasetin başkentidir. Esenyurt kent suçları müzesidir. Bu kenti 2009’dan beri koruyoruz.

'İMAMOĞLU VE ÇALIK KAHRAMANDIR'

2009-14 arası AK Parti’deydi ama belediye meclis çoğunluğu bizdeydi, bir santim haksızlığa izin vermedik. 2014-19 Ekrem Başkan, 2019’dan beri Murat Başkan bu büyük başarının, bu efsane işlerin mimarıdırlar. Bakın bütün Türkiye’de şehirde gidecek yer kalmayınca, yeşil alanlar imar değişikliği ile konut, işyeri ya da kamu alanına dönüştürülür. Bir çok yerde yeşil alanı alırlar, dönüştürürler, sosyal güvenlik kurumuna, vergi dairesine, emniyete ya da konuta imar açarlar. Beylikdüzü’nde Murat Çalık, Ekrem İmamoğlu SGK’nın arazisini belediyenin parasıyla satın alıp, oraya kent ormanı yapmış iki kahramandır.

Herkes ne konuştuğunu bilecek. İçeri attığınız Murat Çalık’ın dışarıya ilk mesajı ‘Aman ha aman. Beslenme saati, beslenme çantası aksamasın.’ Ne diyor? Önce 900’le başladı, şimdi her gün 2 bin öğrenciye, her sabah diyetisyenin karar verdiği, beslenme uzmanlarının karar verdiği bir beslenme çantasını, üstünde belediyenin adı, kendi adı yazmadan, sağ elin verdiğini sol ele göstermeden, okuldaki çocuğu ‘Senin çantanı anan doldurdu, benimki belediyeden yardım geldi’ hissi yaratmadan her sabah o çocukların okulda yiyeceklerini, 2 bin yoksul gariban çocuğa veriyor ya Murat Çalık. O çocukların annelerinin duası bize yeter.

'ÇALIK DEPREM BÖLGESİNİN YARDIMINA KOŞTU'

Buradan bir tanıklığımı hepinizle paylaşmak isterim. Beylikdüzü bilir de, Türkiye duysun. Canlı yayında Türkiye duysun. Deprem oldu, belediye başkanlarını Hatay’a yönlendirmek için telefonlar açıldığında Murat Çalık ne dedi biliyor musun? ‘Hatay’dayım’ dedi, ‘Hatay’dayım.’ İlk gidendi. Sonra ne yaptı biliyor musunuz? Mesleği de şehir plancılığı. Aldığı kalemle bir şey çizdi. Anlamadık hiçbirimiz, ne yapıyor bu adam diye. Böyle bir köşede bir şey çizdi. Üç gün sonra önce altyapıları da hazır 400 çadır, sonra o çadırkent üç günde 400 çadır, 5 bin kişiye ev sahipliği yapan bir çadırkent. Ve her gün dönüştü. Ve bir baktık çok kısa süre sonra inanılmaz bir konteyner kent, içinde bir köşesinde itfaiyesi ile, bir köşesinde sağlık ocağı ile, konteyner kent içinde kreşiyle, okuluyla, psikolojik danışma merkezleriyle, psikologlarıyla, çocuk eğitim uzmanlarıyla. Orada üç haftada, dört haftada üç günde herkesin çorbasını, yemeğini, çadırını, battaniyesini verdi. Üç hafta sonra orada inanılmaz bir kent yarattı. Dönerken o kenti valiliğe devretti.

Şu kadarını söyleyelim. Koreliler geliyor, Japonlar geliyor, Almanlar geliyordu. Vali devletimizin depremde ne güzel çalıştığını göstermek için yabancı heyetlere Murat Çalık’ın yaptığı konteyner kenti gezdiriyordu. Böyle bir insandır. Onun için herkes ne konuştuğunu bilecek. İlk gün Dilek Hanım’a ‘Geçmiş olsun’ deyip Saraçhane‘ye koştum. Öğle saatlerinden itibaren Saraçhane’deyim. Hiç çıkmadım, orada kalıyorum. İki istisnası var. Bunlardan biri dün Şişli Belediyesi’ne ve Resul Emrah Şahan‘a, değerli ailesine, Esin Hanım’a gittim. Bugün de buraya kıymetli başkanımızın gurur duyduğu, benim de her biriyle gurur duyduğum belediye emekçilerine, meclis grubuna, gelip onlara destek vermeye, yanlarında olmaya geldim. Şimdi de Çalık ailesine ziyarete gidip, böyle bir evlat yetiştiren Çalık ailesine, onun evladına ve eşine geçmiş olsun ziyaretine değil, teşekkür etmeye, böyle bir babaya, böyle bir evlada, böyle bir eşe sahip oldukları için.

'SARAÇHANE EKREM BAŞKANIN EMANETİDİR'

Bugün akşam yine Saraçhane’deyiz. Saraçhane, İstanbulluların Ekrem Başkan’a emanetidir. Ekrem Başkan bugüne kadar dört kez, biri burada, biri 2019’da, üçüncüsü mazbatası iptal edilince tekrar seçimde, dördüncüsü bu sefer olmak üzere Recep Tayyip Erdoğan’ı dört kez yendi. Ona hiç yenilmeyen Ekrem İmamoğlu’nun bir kez daha onu yeneceğini bildiği için Tayyip Bey, buradan çok emin olarak bir kez daha söylüyorum, Tayyip Bey dün akşam yine uykusundan uyandı. Çok derinden ve güçlü bir sesle uyandı. O sesi duydukça bir daha uyuyamadı. O ses kimin sesi biliyor musunuz? Hiçbirimizin değil, kendi sesi. Onu şu ses uyutmuyor: ‘İstanbul’u kazanan, Türkiye’yi kazanır.’ ‘İstanbul’u kaybeden, Türkiye’yi kaybeder. İstanbul’u kazanan, Türkiye’yi kazanır’ sesi uykularını kaçırıyor. O yüzden buradan açıkça söylüyorum. Ne Ekrem Bey’den, ne Murat Bey’den ne hırsız, ne yolsuz, ne terörist çıkar. Sanki Recep Tayyip Erdoğan, kendi Genelkurmay Başkanı’na, kendi atadığın FETÖ’cü savcılarla, ‘Terör örgütü başkanı’ demişsin. O iftirayı atan, her iftirayı atar. Bu millet sana değil, evlatlarına inanıyor.

Son sözüm İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a. Ben dün akşam yaptığım çağrıyı bugün buradan tekrar ediyorum. Diyorum ki sesimi duyan herkes, Ekrem Başkan’ı seven herkes, Murat Başkan’ı seven herkes, demokrasiyi seven, ülkesini seven, Atatürk’ü seven herkesi bu akşam 21 ilde il belediye başkanlarımızın, 14 büyükşehirde büyükşehir belediye başkanlarımızın, 81 ilde il başkanlarımızın katılacağı, hepimizin sokaklara, meydanlara döküleceği şekilde sokağa ve meydana davet ediyorum. Bugün korkaklar yalana sarılıyorlar, korkaklar tweet atıyorlar, açıklama yapıyorlar.

'ANAYASAL HAKKIMIZI KULLANMAYA DAVET EDİYORUM'

Diyor ki, ‘Sokağa çağrı sorumsuzluktur.’ Bizim çağrımız, dün de aynı sözleri söyledik, şimdi de söylüyoruz: Yakmaya, yıkmaya değil, kol kola girmeye; kavga etmeye değil, evlatlarımıza sahip çıkmaya; demokratik şekilde milyonlar olup sokaklara akmaya, sokaklara on binleri, yüz binleri, milyonları, barışçıl gösterilerle demokratik tepkimizi göstermeye ve Anayasal hakkımızı kullanmaya davet ediyorum. Bunu ‘Efendim sokağa davet sorumsuzluktur’ diyenlere şunu söylüyorum: Bu sokakları, bu meydanları dolduran biz değiliz, sizin hukuksuzluğunuz ve yaptığınız haksızlıklardır. Anayasa’ya rağmen polise kanunsuz emirler verenler, yasaklanmayacak gösterileri yasaklayanlar, canım öğrencilerimin karşısına polisi dikenler ve polisi İstanbul’un polisleri, evlatları yetmeyip Ankara’dan buraya polis getirip, 12 saat çalıştırıp, onları perişan edenler... Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye’nin bütün evlatlarına da öğrencilerine de işçilerine de çiftçilerine de memuruna da polisine de sahip çıkar. Devleti suç örgütü gibi yöneten sizlerden ne devlet adamı olur, ne millet adamı olur. Haydi oradan işinize.

'BÜTÜN TÜRKİYE'Yİ MEYDANLARA DAVET EDİYORUM'

Bütün Türkiye’yi 81 ilde, 973 ilçede bugün akşam iftardan sonra, 20.30’dan sonra yapacağımız büyük mitinglere, meydanlara, sokaklara davet ediyorum. Asla korkmuyoruz. Sinmeyeceğiz. Tek uyarım var. Her türlü tepki haktır. Sakın ha sakın, ne kadar tahrik edilseniz de bazen polise kanunsuz emirler verilse de ne bir polisimize ne de bazı yanımızda olan, içimizde olan ama devlet tarafından ya da bir takım farklı yapılar tarafından sizi haksız göstermek için, devletin içine sızmış bir takım yapıların ya da kötü niyetli algı operatörlerinin yapacağı işlere bizzat siz engel olun. Polise saldırmak değil, elbette hakkımız olan meydana girmek için kanunsuz emir varsa yürür geçeriz. Ama bir tek polisimize, memurumuza, kötü niyetli şekilde saldırma, su atma ya da onu tartaklama o bizim işimiz değil. Ama önümüze kanuna aykırı emirle set çeken, bariyer çeken varsa polise zarar vermeden yıkın geçin.

Ekrem Başkan, Murat Başkan Beylikdüzü’ne, İstanbul’a, halkımıza, milletimize emanettir. Buradan bütün Türkiye’ye sesleniyorum. Kurduğumuz Cumhuriyet’in ilk Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Yapılacak ilk seçimlerin Cumhurbaşkanı, bir sonraki Cumhurbaşkanı Ekrem İmamoğlu’dur. Bugün bir darbe girişimiyle karşı karşıyayız. Bir sonraki Cumhurbaşkanı’na, bir sonraki Cumhuriyet hükümetine, bir sonraki iktidara darbe girişimi vardır. Cumhurbaşkanımızı, Ekrem İmamoğlu’nu milletimize emanet ediyorum. Kırmadan, dökmeden, haklıyken haksız duruma düşmeden yolunuz açık olsun. Yolumuz açık olsun. Hepinize güveniyorum.''