Saray'dan AİHM’in Osman Kavala kararına sert tepki: 'Bunu tanımayanları biz de tanımayız'
AİHM Büyük Dairesi’nin Osman Kavala için tahliye çağrısının ardından Mehmet Uçum, kararın “siyasi” olduğunu savundu ve AİHS çıkışı yaptı.
12punto
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi’nin iş insanı Osman Kavala’nın “mümkün olan en kısa sürede” serbest bırakılması gerektiğine ilişkin kararına Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’dan sert tepki geldi.
AİHM, kararında tespit edilen ihlallerin ciddiyetine dikkat çekerek Türkiye’nin Kavala’nın serbest bırakılmasını sağlaması gerektiğini belirtti. Mahkeme ayrıca Türkiye’nin Kavala’ya manevi tazminat ödemesine hükmetti.
Kararın ardından açıklama yapan Uçum, AİHM’i “siyasi proje kararlar” vermekle suçladı. AİHM’in bir üst yargı mercii olmadığını savunan Uçum, mahkeme kararlarının ulusal yargı üzerinde doğrudan bağlayıcı sonuç doğurmayacağını ileri sürdü.
“Belli ki Türkiye AİHS’e taraf olma durumunu ve AİHM’e bireysel başvuru imkanını gözden geçirmeye zorlanıyor. Türkiye aleyhine siyasi hesaplarla kararlar verilmeye devam edilirse bu durumun kaçınılmaz hale geleceğini tüm muhataplar bilmelidir.”
Uçum, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46’ncı maddesinin AİHM kararlarını “esastan kesin bağlayıcı” kıldığı yönündeki yorumlara da karşı çıktı. Bu yaklaşımın “ulusal yargı bağımsızlığını” tanımamak anlamına geldiğini savunan Uçum, “Bunu tanımayanları biz de tanımayız” ifadelerini kullandı.
AMOR’A DA TEPKİ GÖSTERDİ
Uçum’un açıklamasında hedef aldığı isimlerden biri de Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor oldu. Amor, AİHM’in Kavala kararının Türkiye’de yargı bağımsızlığı tartışması açısından en net yanıtlardan biri olduğunu söylemişti.
Uçum ise Amor’un açıklamalarını “asılsız” olarak niteledi ve Türkiye’nin Adalet Bakanı ile yargı sistemine yönelik eleştirileri kabul etmediklerini belirtti. Uçum, AİHM kararlarına ilişkin Batı’nın tutumunu da “yanlı” ve “iki yüzlü” olarak değerlendirdi.
Uçum'un açıklaması şu şekilde:
"AİHM DE, AMOR DA HADDİNİ BİLSİN!
Yine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin siyasi proje olarak verdiği bir karar üzerine aralarında Avrupa Parlamentosu ‘Türkiye Karşıtlığı Sorumlusu’ Amor’un da bulunduğu bazı hadsizler Türkiye’ye dil uzatmaya başladı.
Öncelikle belirtelim ki milli yargı bağımsızlığı ülke içinde yasama, yürütme erkleri ve çeşitli güç odakları karşısında bağımsızlık olduğu gibi aynı zamanda ülke dışındaki kuvvetlere ve mercilere karşı da bağımsızlık demektir. Uluslararası sözleşmeler ve merciler ulusal yargının bağımsızlığını ve asli olma özelliğini ortadan kaldıracak yahut ulusal yargıyı zaafa uğratacak şekilde konumlandırılamaz ve böyle yorumlanamaz. Önemle vurgulanmalıdır ki; asıl olan ulusal yetkilerdir, uluslararası düzenlemeler ve kararlar talidir.
AİHM bir derece mahkemesi olmadığı gibi hiçbir surette hiyerarşik üst yargı merci de değildir. Bu nedenle AİHM denetimi hiyerarşik bir denetim değildir. AİHM kararlarının hiyerarşik yargı mercilerinin kararları gibi sonuç doğurması da beklenemez. Bunu bekleyenler ancak sömürge zihniyetiyle hareket edenler olabilir.
AİHM kararlarında esastan kesin bağlayıcılık hiçbir aşamada yoktur. AİHM kararlarının usulden mahkemeleri bağlayıcılığı ihlal tespit edilen dosyanın ihlalle ilgili konuyla sınırlı olarak mahkemesi tarafından yeniden ele alınması zorunluluğudur. Pozitif hukukumuzda CMK m.311 ve HMK m.375’te de açıkça görüldüğü üzere AİHM’in kesinleşmiş nihai mahkeme kararları için verdiği ihlal kararlarının ilgili mahkeme kararları üzerinde doğrudan etki etme gücü yoktur. Talep halinde devreye giren yargılamanın iadesi yoluyla mahkemeler yeniden yargılama yaptıklarında da kesin bağlayıcı bir hukuki sonuç doğmaz. Mahkemeler AİHM kararının esasını değerlendirip eski kanaatine uygun olarak önceki kararlarını uygun bulabilecekleri gibi, ihlal kararını dikkate alıp kısmen ya da tamamen yeni bir hüküm de tesis edebilirler.
"BUNU TANIMAYANLARI BİZ DE TANIMAYIZ"
Bu bağlamda; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46ncı maddesinin AİHM kararlarının esastan kesin bağlayıcı olduğu şekilde yorumlanması ulusal yargı bağımsızlığını ve milli yargının asli olması ilkesini tanımamak anlamına gelir. Bunu tanımayanları biz de tanımayız. İhlal kararlarına uyup uymama yetkisi ilgili milli mahkemelere aittir.
Hiçbir uluslararası mercinin milli yargımıza talimat verme hadsizliği kabul edilmez. Sürekli yargı bağımsızlığını öne sürerek istismar siyaseti yapanlar milli yargının bağımsızlığına saygı duymak zorundadır.
Bu vesiliyle Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor’un küstah ve asılsız açıklamalarını şiddetle kınıyoruz. Hiç kimse Türkiye Cumhuriyeti’nin Adalet Bakanına dil uzatamaz. Öte yandan Türk yargısının bağımsızlığına laf söylemek kimsenin haddi ve vazifesi değildir. AİHM Kararlarına ilişkin Batının yanlı ve iki yüzlü uygulamaları da herkesin malumudur. Siz gidip Avrupa’yı kasıp kavuran, ırkçılıkla, yabancı düşmanlıklarıyla, İslam düşmanlığıyla, ırkçı suçları ve cinayetlerin üstünü örten sahtekar mercilerinizle ve yargı yerlerinizle yüzleşin. Mülteci haklarını tanımayan hukuki, politik ve fiili saldırganlıklarınızla hesaplaşın.
AİHM siyasi proje kararlar verdikçe Türkiye için hiç bir kıymeti kalmıyor. Belli ki Türkiye AİHS’e taraf olma durumunu ve AİHM’e bireysel başvuru imkanını gözden geçirmeye zorlanıyor. Türkiye aleyhine siyasi hesaplarla kararlar verilmeye devam edilirse bu durumun kaçınılmaz hale geleceğini tüm muhataplar bilmelidir. İş bu noktaya gelirse AİHM sisteminin çöküşü de önlenemez olur."