Saray'dan yeni seçim çıkışı: 'Erken seçim değil, döneminde ele alınmış seçim'
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, daha önce gündeme getirdiği 16 Nisan 2028 seçim tarihiyle ilgili yeni bir değerlendirmede bulundu. Uçum, söz konusu tarihin "erken seçim" olarak nitelendirilemeyeceğini savunurken, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin konuya ilişkin açıklamalarına da dikkat çekti.
12punto
Seçim takvimiyle ilgili değerlendirmeleriyle gündeme gelen Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, 16 Nisan 2028 tarihine ilişkin yeni bir yazı kaleme aldı. Uçum, söz konusu tarihin siyasi ve sosyal anlamda erken seçim olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, bunun yalnızca seçim tarihinin üç hafta öne alınması anlamına geldiğini ifade etti.
“OLAĞAN SEÇİM TARİHİ 7 MAYIS 2028”
Yazısında seçim tarihine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Uçum, bir sonraki genel seçimlerin olağan tarihinin 7 Mayıs 2028 olduğunu belirtti.
Mevzuata göre Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği genel seçimlerinin, son birlikte yapılan seçim tarihinin beşinci yılındaki aynı günden önceki pazar günü gerçekleştirildiğini kaydeden Uçum, son seçimlerin 14 Mayıs 2023 tarihinde yapılması nedeniyle bir sonraki olağan seçim tarihinin 7 Mayıs 2028 olduğunu ifade etti.
“16 NİSAN 2028 ERKEN SEÇİM DEĞİL”
Mehmet Uçum, önerdiği 16 Nisan 2028 tarihinin erken seçim olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Önümüzdeki genel seçimler için önerdiğimiz 16 Nisan 2028 tarihi siyasi ve sosyal manasıyla bir 'erken seçim' tarihi değildir. Zamanında yapılacak seçimin sadece üç hafta öne alınmasıdır."
Uçum, seçimlerin öne alınmasının TBMM'nin seçimlerin yenilenmesi kararıyla mümkün olacağını, böyle bir kararın ise 2028 yılının Şubat ayında alınabileceğini ifade etti.
2023 SEÇİMLERİNİ ÖRNEK GÖSTERDİ
Yazısında 2023 yılında yapılan seçimleri de örnek gösteren Uçum, o dönem seçimlerin olağan tarihinin 18 Haziran 2023 olduğunu ancak seçimlerin 14 Mayıs 2023'e çekildiğini hatırlattı.
Bu nedenle 2028 yılında üç haftalık bir öne almanın da "erken seçim" olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savunan Uçum, bunun "döneminde ancak öne alınmış seçim" olarak tanımlanması gerektiğini belirtti.
BAHÇELİ'NİN SÖZLERİNE DİKKAT ÇEKTİ
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin açıklamalarına da değinen Uçum, Bahçeli'nin değerlendirmelerinin önemli olduğunu ifade etti.
Uçum yazısında şu ifadeleri kullandı:
"Sayın Bahçeli'nin genel seçimler için önerdiğimiz 16 Nisan 2028 tarihine ilişkin derin manalar içeren destekleyici görüşünün kıymeti tartışılamaz. 'Seçimin zamanında yapılmasıyla önerilen 16 Nisan 2028 tarihi arasında saat farkı bile yoktur' mealindeki kararlı cevabı konuya son noktayı koyan bir yaklaşımdır."
“ANAYASAL HİLE İDDİASI DEMAGOJİDİR”
Seçimlerin öne alınmasının anayasal bir imkan olduğunu vurgulayan Uçum, bu durumun hile olarak nitelendirilmesine karşı çıktı.
Uçum, Anayasa'da Cumhurbaşkanının ikinci döneminde TBMM tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde bir kez daha aday olabileceğine ilişkin açık hüküm bulunduğunu belirterek, "Anayasal hile" değerlendirmelerinin gerçeği yansıtmadığını savundu.
“İSTİSNAİ ADAYLIK İÇİN İSTİSNAİ ŞART GEREKMEZ”
Yazısında "istisnai adaylık" konusuna da yer veren Uçum, üçüncü kez adaylığın Anayasa'da yer alan bir istisna hükmüne dayandığını ifade etti.
TBMM'nin seçimlerin yenilenmesi kararı alması halinde Cumhurbaşkanının yeniden aday olabilmesinin anayasal bir düzenleme olduğunu belirten Uçum, bunun için herhangi bir olağanüstü ya da istisnai şart aranmadığını kaydetti.
MUHALEFETE ÇAĞRI
Mehmet Uçum, Cumhur İttifakı'nın adayının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğunu açık ve net biçimde ilan ettiğini belirterek, muhalefetin tavrını netleştirmesi gerektiğini söyledi.
Uçum şu ifadeleri kullandı:
"Muhalefet 2028 yılında zamanında yani döneminde yapılacak ama kısa bir süre öne alınacak seçimde Cumhurbaşkanı Erdoğan'la bir kez daha demokratik yarışa girecek mi yoksa demokratik rekabetten kaçacak mı?"
“SON KEZ ADAYLIK İMKANI VERECEK”
Uçum, seçimlerin öne alınması halinde Anayasa'daki istisnai hüküm kapsamında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bir kez daha aday olabileceğini belirtti.
Mehmet Uçum'un yazısının tamamı şöyle:"Tartışılan hususları ele almadan önce bazı bilgileri netleştirmenin önemli olduğu anlaşılıyor. Çünkü birçok somut bilginin zaman zaman hatalı kullanıldığı gözleniyor.Öncelikle önümüzdeki genel seçimlerin olağan tarihi 7 Mayıs 2028'dir. Bu tarihi 14 Mayıs 2028 olarak ifade etmek yanlıştır. Mevzuatımıza göre izleyen genel seçimlerin olağan tarihi Cumhurbaşkanlığı ve Meclis için birlikte yapılan son seçim tarihinin beşinci yılındaki aynı günden bir önceki pazar günüdür. Bunun sebebi beş yıllık görev süresi aşılmadan seçimlerin yapılması zorunluluğudur. En son birlikte genel seçim 14 Mayıs 2023 tarihinde yapıldığı için önümüzdeki genel seçimler de 14 Mayıs 2028 tarihinden bir önceki pazar günü olacaktır. Bu da 7 Mayıs 2028 tarihi demektir. 14 Mayıs 2028 tarihinin de pazar gününe denk gelmesi kafaları karıştırıyor olabilir ama bunun bir önemi yoktur. Genel seçimlerin "bir önceki pazar günü yapılması" kuralı sebebiyle önümüzdeki genel seçimlerin olağan tarihi 7 Mayıs 2028 Pazar günüdür.Öte yandan önümüzdeki genel seçimler için önerdiğimiz 16 Nisan 2028 tarihi siyasi ve sosyal manasıyla bir "erken seçim" tarihi değildir.
Zamanında yapılacak seçimin sadece üç hafta öne alınmasıdır. Bu öne alma TBMM'nin seçimlerin yenilenmesi kararıyla olur. Bu karar sanıldığı gibi olağan seçim gününden üç hafta önce alınmayacaktır. TBMM buna karar verirse 2028 yılında 9 ila 15 Şubat günlerinden birinde bu kararı alabilir.Yeni sistemde seçimlerin öne alınması ilk kez gündem olmamıştır. 14 Mayıs 2023'te yapılan seçimler öne alınmış seçimlerdir.
Aslında 2023'te genel seçimlerin olağan tarihi 18 Haziran 2023 Pazar günüydü. Bunun sebebi de 24 Haziran 2018'de birlikte yapılan seçimlerin beş yılının tamamlandığı 24 Haziran 2023 tarihinden bir önceki pazar gününün 18 Haziran 2023 tarihi olmasıydı. Ancak o dönem bayram ve mevsim koşulları sebebiyle genel seçimler otuz dört gün öne çekilerek 14 Mayıs 2023'te yapıldı. O dönem bu kararı Cumhurbaşkanımız Erdoğan verdi.
Dolayısıyla 2023'te yaklaşık beş hafta, 2028'de üç hafta öne alınarak seçimlerin yapılması bir erken seçim değil, döneminde fakat öne alınmış seçim yapmak demektir. Elbette öne alınmış seçim de erkene alınmış bir seçimdir ama siyasi ve sosyal anlamıyla "erken seçim" değildir. Dolayısıyla özellikle parlamenter sistemin ezberleriyle üç hafta öne alınan seçim "erken seçim" sayılmaz gibi itirazların bir değeri yoktur. Zaten olağan gününden kısa süre öne alınan seçimlere kimse "erken seçim" demiyor. "Döneminde ama öne alınmış seçim" deniyor.
Diğer bir konu TBMM'nin seçimlerin yenilenmesi kararını alabilmesi için "en geç" addedilebilecek bir tarih olup olmadığı tartışmasıdır. Bu konuda seçim hukukundaki gün hesapları dışında herhangi bir kısıt yoktur. Önümüzdeki genel seçimlerin olağan tarihi 7 Mayıs 2028 Pazar günü olduğu için bu tarihe göre seçim takviminin başlangıcı 10 Mart 2028 günü olacaktır. Teknik tartışmalar bir yana TBMM 10 Mart 2028 tarihinden önce ve öne alınacak seçim tarihinin takvimini de gözeterek uygun bir günde seçimlerin yenilenmesi kararı alabilir. Başka da bir süre kısıtı yoktur.Elbette Değerli Büyüğümüz Sayın Bahçeli'nin genel seçimler için önerdiğimiz 16 Nisan 2028 tarihine ilişkin derin manalar içeren destekleyici görüşünün kıymeti tartışılamaz. "Seçimin zamanında yapılmasıyla önerilen 16 Nisan 2028 tarihi arasında saat farkı bile yoktur" mealindeki kararlı cevabı konuya son noktayı koyan bir yaklaşımdır.Seçimin kısa süre öne alınması Anayasal bir imkan olmasına rağmen bu durumu hile diye ifade etmek ise başlı başına bir kara propagandadır. 2023 genel seçimleri de öne alındı. Bir anayasal hile tartışması da söz konusu olmadı. Anayasa'da açıkça "Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde, Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir" hükmü vardır. Bu hükmün devreye girmesi, hiçbir şarta veya hiçbir dış sebebe bağlanmamıştır. Sadece TBMM'nin iradesi gerekli ve yeterlidir. Anayasal durum bu kadar açıkken anayasal hileden söz etmek tam bir demagojidir.
İSTİSNAİ ADAYLIK
Anayasada Cumhurbaşkanlığı için iki dönem görev yapma kuralı vardır. Bu kuralın bir istisnası vardır. O da bir Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis seçimlerin yenilenmesi kararı alırsa iki dönem Cumhurbaşkanlığı yapan kişi üçüncü dönem de Cumhurbaşkanı adayı olabilir. İşte bu sebeple bu duruma istisnai adaylık denir. Yani burada hukuksal bir istisna vardır. İstisnai adaylığın istisnai pratik konularla hiçbir ilgisi yoktur. Hukuksal kural iki dönem görev yapmaktır. Bunun hukuksal istisnası ikinci dönemde Meclisin seçimlerin yenilenmesi kararı alması halinde üçüncü kez aday olma imkanıdır. Üçüncü kez aday olan kişi seçilirse üçüncü kez Cumhurbaşkanlığı yapabilir. Durum bundan ibarettir.Dolayısıyla istisnai adaylık istisnai şartlar gerektirmez. Sadece TBMM'nin Anayasa'da yer alan iki dönem kuralının istisnası olan hükmü işletmesi gerekir. TBMM'nin bu hükmü işletmesi için hiçbir koşula veya istisnai şarta ihtiyaç yoktur.Anayasa'da yer alan istisna hükmü ile yani hukuksal istisna ile sosyal, siyasal, ekonomik pratiklerde ortaya çıkabilecek istisnai durumları karıştırmak doğru değildir.Anayasanın hiçbir hükmünde bir Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclisin seçimlerin yenilenmesi kararı alması istisnai şartlara bağlanmamıştır. Anayasa'da böyle yorumlanacak bir hüküm veya bu manaya gelecek bir düzenleme de yoktur. Buna rağmen salt adaylık imkanının iki dönem kuralının istisnası olması yani hukuksal bir istisnadan doğması sebebiyle istisnai adaylık olarak adlandırılmasından yola çıkarak bu istisnai adaylıksa o zaman istisnai şartlar gerekir gibi bir sonuca varmak fikri zafiyet olur. Özetle istisnai adaylık hükmü ile istisnai durum olgusunu birbirine karıştırmamak gerekir.Elbette Meclis bazen sosyal, siyasal, ekonomik sebeplerle veya yürütme ve meclis arasında ortaya çıkan çatışmaları çözmek için de istisnai adaylık hükmünü işletebilir ama bu dış sebepler hükmün işletilmesinin ön şartı değildir. Meclis hiçbir dış sebep olmadan da bu hükme göre karar alabilir.
SON KEZ ADAYLIK...
Açıklamalara göre vakti gelince örneğin Şubat 2028'in ilk yarısının son günlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'a adaylık imkanı veren Anayasa hükmü TBMM'de hiçbir dış sebep olmadan işletilebilir. O noktada salt Cumhurbaşkanı Erdoğan'a adaylık imkanı geliyor diye buna karşı çıkanlar olursa bunların tutumu demokratik rekabetten, demokratik yarıştan kaçmak anlamına gelir. Madem muhalefetin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı sandıkta yenme hedefi var veya bu hedefi koydular o zaman demokrat davranmaları ve demokratik rekabete alan açmaları gerekir.Cumhur İttifakı önümüzdeki genel seçimlerde Cumhurbaşkanı adayının Cumhurbaşkanımız Erdoğan olduğunu açık ve kesin bir şekilde ilan ettiği için artık muhalefetin netleştirmesi gereken konu bellidir. Muhalefet 2028 yılında zamanında yani döneminde yapılacak ama kısa bir süre öne alınacak seçimde Cumhurbaşkanı Erdoğan'la bir kez daha demokratik yarışa girecek mi yoksa demokratik rekabetten kaçacak mı? Makul olan odur ki demokratik yarıştan ve rekabetten yana olan hiç bir siyasi parti ve siyasi mecra kaçmayı tercih etmez. Ayrıca Türkiye seçmeni Anayasal imkan olmasına rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aday olarak önüne gelmesine engel olan siyasi aktörleri de affetmez.Tüm bu nedenlerle önümüzdeki genel seçimlerin 2028 yılında zamanında yani döneminde ama kısa bir süre öne alınarak yapılacağı güçlü bir şekilde öngörülebilir. Bu öne alma da Cumhur İttifakının adayı olarak ilan edilen Cumhurbaşkanımız Erdoğan'a Anayasa'nın istisnai hükmü gereği son kez aday olma imkanı verecektir.Önceki yazıda vurguladığımız gibi burada konu yalnızca adaylık değildir. Türkiye'nin Terörsüz Türkiye sürecini, savunma sanayisindeki atılımlarını, enerji yatırımlarını, bölgesel güç konumunu ve tam bağımsızlık pozisyonunu kalıcı hale getirecek istikrarlı bir yönetim iradesinin sürdürülmesi için Cumhurbaşkanı Erdoğan'a adaylık imkanı verilmesidir. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın son kez adaylığı ve seçilmesi halinde son dönem görev yapması, Türkiye Yüzyılı hedeflerine ulaşılması ve kurumsallaşmanın tamamlanması perspektifi içinde değerlendirilmelidir.