Özgür Özel'den grup toplantısında çarpıcı mesaj: 'Siz kara deliksiniz'

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında konuşuyor. "Ak Parti döneminde 7 tane Soma oldu" diyen Özel, "Bu madencinin Soma’da olduğu gibi ölüsünün değeri var da dirisinin neden değeri yok kardeşim? Bir an önce bu sorunu çözün" ifadesini kullandı. Özel, iktidarın sosyal konut projesi hakkında ise "Cumhuriyet Halk Partisi’nin hem sosyal belediyecilikte hem de sosyal konut alanında kötü taklitlerinden sakının" yorumunda bulundu.

12punto

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında konuştu.

TBMM'de düzenlenen Grup Toplantısı'na eylemdeki madenciler de katıldı.

Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:

"İlk mahkemeye 10 bin kişi gittik, 86 mahkeme takip ettim. Bittiğim 156 kişiydik. O günden bugüne dört Soma daha olmuş sadece madenlerde. Ak Parti iktidarı döneminde Soma’dan bir tane olmamış, yedi tane olmuş. Ama biz bir Soma hatırlıyoruz. 301’i birlikte öldü diye herkes konuşuyor. Ak Parti döneminde yedi Soma oldu, işin orasına kimse bakmıyor. Soma’da 301 madencinin işçi sınıfına vasiyetidir, örgütlenin, sendikalı olun, birlikte mücadele verin."

Soma’nın üzerinden 12 yıl geçti ama madencilerin çilesi bitmedi. Doruk Madencilik işçileri Eskişehir’den yola çıktılar, Ankara’ya geldiler. Maaşlarını almak istiyorlar, sürekli ücretsiz izne çıkarılmaya isyan ediyorlar. İşçilerin 23 Nisan’da çocuklarıyla nasıl bir araya geldiğini gördük. Ne yapmışlar da polis her seferinde karşısında? Adımını atana gözaltı yapıyorlar. Bu sabah gazeteleri açtık, Salih Yurdakul kardeşimizin evinden çıkan alışveriş listesi… Bu mücadele hepimizin onur mücadelesidir. Böyle bir fotoğraf çektirilmesin diye, hiç yolu yok bir sonraki seçim kazanılacak.

"DEVLETİ SATIP FAİZE ÖDÜYORLAR"

Cumhuriyetin fabrikaları, şirketleri haraç mezat satıldı, Sümerbank, Seka, Tekel, Türk Telekom, Petkim, Tüpraş, şeker fabrikaları, demir-çelik fabrikaları, termik santraller teker teker yok pahasına, şeffaf olmayan şekilde ve hep yandaşları bularak sattılar. Tüm Cumhuriyet döneminde yapılan tüm özelleştirmelerin yüzde 89'u AK Parti döneminde yapıldı.

24 yılda devleti sattılar 60 milyar dolar elde ettiler, bugünkü kurla 2,7 trilyon lira.. Ama 2026'da faize ödenecek para 2,7 trilyon lira. Cumhuriyetin bütün kurumlarını sattılar, hepsinin parasını bu senenin faizine ödüyorlar.

Memleketi batıran AK Parti'nin, anasının-babasının parasını kumarda batıran hayırsız evlattan hiçbir farkı yok.

"ÇİFTÇİYE VERDİĞİNİN 15 KATINI FAİZCİYE VERİYOR"

Dünyada gıda enflasyonunda sondan 5'inci, OECD'de sondan 2. olan ülke üç ayda tarımsal desteklemeye 60 milyar lira ayırdı. Faize 2,7 milyar.. Arada 15 katlık fark var. Çiftçiye verdiğinin 15 katını faizciye veren bir iktidarla karşı karşıyayız.

Niye böyleyiz? Türkiye'de bitmeyen bir ekonomik kriz var. Siyasi davalarla hukuk güvenliğini bitirdiler, yabancı yatırımcıları kaçırdılar.

"YABANCI YATIRIMCI NASIL KAÇTI?"

19 Mart darbesinden sonra yargıya güven yüzde 18 ölçüldü. Diyelim yurtdışında bir yabancı yatırımcı var, ülke arıyor yatırım yapacak. Uzmanları çağırıyor, ülkeleri soruyor. Türkiye nasıl deyince 'Uzak durun şaka gibi memleket' yanıtını alıyor. Adam anlatıyor:

Türkiye şaka gibi memleket, İstanbul'da seçim oldu, sosyal demokratlar kazandı yapılmayan kalmadı. Seçimi iptal edip yenilediler, sosyal demokratlar daha büyük farkla kazandı, bunu yine hazmedemediler, bu seçimi kazananın 31 yıl önceki diplomasını iptal ettiler, insanların dededen-babadan kalma şirketlerine çöktüler, muhalif bir kanal vardı, kanalı kuranı içeri attılar, oğlunun olan kanala el koydular, haraç mezat satışa çıkardılar...

Yeni bir adalet bakanı var, "Yatırımcının Türkiye'ye gelmesi için hukuki güvenlik zemini oluşturmak istiyoruz" demiş, iktidar değişmiş olabilir mi, ya da hukuka inanan bir bakan atamış olabilirler mi? Danışmanları uyarıyor: O bakan her türlü hukuksuzluğu yapan kişi, o bakan o bakan diyor...

Batmış, bitmiş bir ekonomiyle, faizin kara deliğe dönüştüğü israf düzeniyle karşı karşıyayız. Her şeyi bilen ekonomist Erdoğan yine çözümü bulmuş, varlık barışı yapacakmış.

Bu ülke iki barıştan çok çekti, biri imar barışı. 8 kere çıkardılar, dirençsiz yapılar yasallaştı, depremde çürük yapılarda on binlerce insanımızı kaybettik.

İkincisi varlık barışı, onun da 8'incisini getiriyorlar.

Tamamı Erdoğan'ın icadı. Kim getirdi nasıl getirdi bilinmez, bilinen şu: nasıl kazandıysan kazandın önemi yok yeter ki getir.

Uyuşturucu baronu Çetin Gören demiş ki "Cumhurbaşkanımız deyince Hollanda'daki paramı getirdim" demiş, uyuşturucu baronu Petrak varlık barışından yararlanmış. İkisi de tutuklu şimdi.

Bu tip kara paralar ne oluyor? Uyuşturucu paraları yasallaştırıp içeri getiriyorsun, o da Türkiye'deki bütün operasyonunu artık yasal hale getirdiği paralar üzerinden yürütüyor.

Mehmet şimşek 2 yıl önce "Başardık" diye duyurmuştu, gri listeden çıkmıştık. Aylarca yıllarca uğraştık, biz de uğraştık. Şimdi çıkmış, yeni Adalet Bakanı diyor ki "Kara para ile mücadelemiz sürecek"...

Kara paranın tanımına bakmak lazım. Suçla elde edilmiş, nasıl elde edildiği açıklanamayan para.. 190 yıl maaş alsa alamayacağı 18 tapuyu almış birinin parası nasıl oluyor ak para?

"SİZ KARA DELİKSİNİZ"

Şirkete çöküp İBB borsası kurup 'Ya satarız ya yapımızı alırız' diyenlerin parası, soğuk cüzdanlarla taşınan para nasıl oluyor ak para da sen nasıl mücadele ediyorsun kara parayla?

Operasyon yapacaksın, dosya gizli olacak ama bazı avukatlar -birini yurtdışına çıkarken yakalattık- dosyaya hakim olacak, alacak dosyayı aileleri bulacak, cezaevine gidip "Senin suçun bu, bunu söylersen çıkaracaklar" diyecek, ben bunu ifşa edeceğim, o da atlayıp yurt dışına kaçarken yakalanacak, gizli belgeyi nereden bulduğu sorulmadan ev hapsine konulacak, sonra serbest bırakılacak...

Bir başkası elinde kağıtla Murat Kapki'ye gidecek, "Bunu imzalarsan savcı seni salacak, tarife de bu" diyecek, sonra siz bu ülkeyi kara paradan kurtaracaksınız öyle mi? Bu AEK Parti'nin kara düzeninin en kara noktası bu adalet sisteminin geldiği noktadır. Kara deliksiniz siz, vicdanı yutan, insafı yutan kara deliksiniz...

"İBB DAVASI TEL TEL DÖKÜLÜYOR"

Fevkalade siyasi olan bu dava tel tel dökülüyor. Her gün bir dürüst insan bir iftiracıyı mahcup ediyor, her gün bir doğru bir yalanı çürütüyor.

Şimdi yandaş kanallar nerede? Yapsana haberini. Ekrem İmamoğlu'na yöneltilen suçlar şöyle ispatlandı desene... Tek bir ispat yok, "Duydum, görmüştüm, ifademi geri çekiyorum..."

Aziz İhsan Aktaş davasında iki gizli tanık dinlendi. Adı yaprak. Soruya şunu söylüyor "Anlattıklarım duyduklarımdan ibaret, bir şey görmedim, savcılık yazıya döktü, başka bilgim yok" Bunun ifadesiyle insanlar tutuklu..

Gizli tanık XYZ49QP.. Şunu söylüyor: "Bizzat gördüğüm usulsüzlük yok, duyduklarımı anlatmıştım"...

"14 İTİRAFÇI İFADESİNİ GERİ ÇEKTİ"

Bunlar davanın temel taşıyıcı kolonları, dün itibarıyla 14 itirafçı ifadesini geri çekti...

Biri "Siyasette yalan olur" diyor, öbürü "Beni de kandırdılar" diyor... Artık bu meseleler bambaşka bir boyuta, büyük bir kararlılıkla 1 yıldır anlattığımız şekilde arkadaşlarımızın haklılığının kanıtına dönüşmüştür.

Ateşle oynayan elini, yargıyla oynayan memleketin geleceğini yakar.

Bu yargı çetesi ve talimat aldıkları siyasetçiler unutmasın, biz bize yapılan iyiliği de kötülüğü de unutmayacağız...

Şerefli yargı ve emniyet mensupları da bu milletin hafızasına güvenmelidir. Bazen haksız görevden alma, tayin etme olabilir ama bu devletin hafızası bu devlete ihanet etmeyenlere vefasını gösterecektir.

İktidar olunca devri sabık yaratmayacağız ama bu aşamada hala haysiyet cellatlığı yapanları, kanunsuz emir verenleri, ona uyanları, verdikleri makamlarla makam kapanları asla unutmayacağız.

Bu ülkeye kardeşlik getireceğiz, yargı çetesini unutmazken suça bulaşmamış, bu partiyle ilişkisi olan herkese temiz sayfa açacağız.

Türkiye'de hangi dokunulmazlık zırhı altına girerseniz girin Anayasal düzeni ortadan kaldırmak suretiyle darbe yapma suçunun asla ve asla dokunulmazlık olarak yorumlanamayacağını şimdiden bildiririm...

Bu darbeyi yapanlar bir yandan da kendilerini aklama peşindeler. Bir yandan yeni göreve gelmişler ve Anayasa tanımaz yetki sınırı tanımaz şımarıklık içindeler.

Şimdi Adalet Bakanlığı'nda 7 yeni daire başkanlığı kurmaya kalkmak, her biri aslında Cumhurbaşkanlığı 1. Nolu kararnamesi kapsamında Adalet Bakanlığı'nda değil İçişleri Bakanlığı yetki alanında yerleri kurmaya kalkmak, sözle kuruyorum demek ama bunun kararnamesinin olmaması...

Sen Anayasa'da olmayan, İstanbul'da olmayan TC Başsavcılığı gibi bir görevi kendine ihdas edemezsin. Burada tehlikeli bir iş yapılıyor. Eski yetkilerini bırakmak istemeyen, şımartılmış ne yaptığını bilmeyen birinin kendi için -Gülistan Doku cinayeti gibi- dosyalar açıp bunun PR'ını yapıyor...

Yalancı bilgi notu var, iktidar medyasına servis edilmiş. Bunun talimatını bal gibi sen verdin. Kimin emrinde çalışıyor o uyuşturucudan bilmem ne olan, eski görevi dezenformasyon olan yan odadaki yetkisiz yetkili?

Tehlikeli olan PR yapayım derken yaptığı yetki aşımlarıdır. Buna biri dur der.

Daha tehlikeli olan rejimin bu kullanışı aparatı yeni bir yetki ve yeni bir fazda konumlandırıyor olduğudur. O zaman çok daha büyük bir tehlikeyle karşı karşıyayız. Erdoğan'dan yüz bulup yapıyorsa kötüdür, Erdoğan buna yol verip bunları yaptırıyorsa çok daha kötüdür...

Faili meçhul en büyük derdimiz, savcılarımıza yetki verin üstüne giderler. Bunlara "İçişlerinde bunlar olmuyor ben adli kollukla yaparım" demek bu ülkeye kötülüktür.

O Ayaş kaymakamı burada batırıp ezip sonra dönüp İçişleri Bakanı'na, Ankara Valisi'ne bir sürü şey söyleyebilirdim, şimdi söyleyemem. Çünkü o hadsizliği kaldıran, dünkünü bir kez daha kaldıran Ankara Valisi, Ankara Valisi gibi davranmıştır. Bu saatten sonra İçişleri Bakanı ve Ankara Valisi'ne söyleyeceğim söz yoktur, görevlerini yapmışlardır, kendilerini kutluyorum. Doğruya doğru diyoruz.