Son Dakika... DEM Parti'den süreç raporuna şerh: 'Terör örgütü' ifadesine tepki
DEM Parti, İmralı Süreci kapsamında hazırlanan komisyon raporuna “evet” oyu vereceğini açıkladı ancak raporda yer alan “terör” kavramlarına itiraz ederek kapsamlı bir şerh düştü. Parti, sürecin adının “Terörsüz Türkiye” değil “Barış ve Demokratik Toplum” olarak tanımlanması gerektiğini savundu.
12punto
İmralı Süreci’ne ilişkin kurulan komisyonun hazırladığı nihai rapor kamuoyuna açıklanırken, DEM Parti rapora ilişkin tutumunu yazılı bir açıklamayla duyurdu. Parti, ortak rapora “evet” oyu vereceğini belirtmesine rağmen, kullanılan dil ve kavramlara yönelik ciddi itirazlarını şerh olarak kayda geçirdi.
Her siyasi partinin görüş ve itirazlarının rapor eki olarak yer alacağı belirtilirken, DEM Parti bu şartla raporu destekleme kararı aldığını açıkladı. Açıklamada, raporun hazırlık aşamasında uzlaşı için yoğun çaba gösterildiği vurgulandı.
UZLAŞI VURGUSU VE RAPORA DESTEK
DEM Parti açıklamasında, ortak rapor taslağının hazırlanma sürecinde yapıcı bir tutum benimsediklerini ifade ederek şu değerlendirmeye yer verdi:
“Ortak Rapor Taslağının hazırlık sürecinde DEM Parti olarak ısrarla uzlaşma zeminini zorladığımızın, bunun için yapıcı bir rol üstlenmek konusunda özenli hareket ettiğimizin bilinmesini isteriz.”
Parti, raporda yer alan “SÜRECE İLİŞKİN YASAL DÜZENLEME ÖNERİLERİ” ile “DEMOKRATİKLEŞME İLE İLGİLİ ÖNERİLER” başlıklarının yol gösterici olabileceğini belirterek, demokratik geleceğe katkı sunmayı sürdüreceğini bildirdi.
“TERÖR” KAVRAMLARINA AÇIK İTİRAZ
DEM Parti, raporda kullanılan bazı ifadelerin kabul edilemez olduğunu vurgulayarak özellikle “Terörsüz Türkiye süreci”, “terör örgütü” ve “terör belası” kavramlarına itiraz etti. Açıklamada, bu ifadelerin sürecin ruhuyla örtüşmediği savunuldu.
Parti, sürecin adlandırılmasına ilişkin olarak, mevcut tanımın tek taraflı olduğu görüşünü dile getirdi. DEM Parti, süreci, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihinde yaptığı çağrıya atıfla “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” olarak tanımladığını açıkladı.
Ayrıca, raporda “Terörsüz Türkiye” ifadesi yerine, TBMM bünyesinde kurulan komisyonun adına uygun biçimde “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi” süreci tanımının kullanılması gerektiği belirtildi.
“KÜRT MESELESİ TERÖRLE TANIMLANAMAZ”
DEM Parti açıklamasında, Kürt meselesinin “terör” kavramı üzerinden ele alınmasına açık şekilde karşı çıkıldı. Sorunun siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel ve tarihsel boyutları olan bir hak ve özgürlükler meselesi olduğu vurgulandı.
Kırk yılı aşkın süredir devam eden çatışmalı sürecin sona erdirilmeye çalışıldığı bir dönemde, eski tanımlarda ısrar edilmesinin kabul edilemez olduğu ifade edildi. Raporda acıların tek taraflı biçimde ele alınmasının, Kürt halkının yaşadığı acıların görmezden gelinmesi anlamına geldiği kaydedildi.
“TERÖR ÖRGÜTÜ” İFADESİNE ŞERH
Açıklamada, “terör örgütü” kavramının raporda kullanılmasına da açık bir dille karşı çıkıldı. DEM Parti, Kürt halkının özgürlük ve eşitlik mücadelesinin bu şekilde tanımlanmasının doğru bulunmadığını belirtti.
Bu yaklaşımın, raporun “Türkiye modeli” olarak sunulma iddiasıyla da çeliştiği savunulurken, toplumsal değerlerin tek taraflı tanımlamalarla inşa edilemeyeceği vurgulandı. Ortak geleceğin, halkların ve inançların değerlerine eşit mesafede durularak mümkün olacağı ifade edildi.
ÖCALAN’A YAKLAŞIM VURGUSU
DEM Parti, sürecin yürütücülerinden biri olarak gördüğü terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan’a yönelik yaklaşımın da kritik önemde olduğunu belirtti. Açıklamada, Öcalan’ın 1993’ten bu yana Kürt meselesinin demokratik çözümü için çaba gösterdiği, son dönemde ise barış sürecine katkı sunduğu ifade edildi.
Bu nedenle, Öcalan ve yürüttüğü sürecin raporda “terör” ve “terör örgütü” kavramlarıyla birlikte anılmasının, sürecin hukuku ve gereklilikleriyle bağdaşmadığı belirtildi.
ANADİL VE ÇOK DİLLİLİK ŞERHİ
DEM Parti, raporun “HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN GENİŞLETİLMESİ İLE İLGİLİ DÜZENLEMELER” başlığı altında yer alan ifadelere de dikkat çekti. Açıklamada, anadil hakkının doğuştan gelen, dokunulamaz ve devredilemez bir insan hakkı olduğu vurgulandı.
Anadilin yalnızca bir iletişim aracı olmadığı; düşünme biçimini, öğrenme süreçlerini ve toplumsal aidiyeti belirleyen temel bir unsur olduğu ifade edildi. Başta Kürtçe olmak üzere, anadil üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması ve çok dillilikle barışılması gerektiği kaydedildi.
“DİL KIRILGANSA SONUÇ DA KIRILGANDIR”
DEM Parti, açıklamasının sonunda raporun diline yönelik genel bir değerlendirmede bulundu. Metnin tek taraflı olmaması gerektiği belirtilirken, farklı kesimlerde travmatik etki yaratan kavramların yeniden gözden geçirilmesi çağrısı yapıldı.
Açıklama, şu ifadelerle tamamlandı:
“Barış, sadece sonuç değil; yöntemin ve dilin kendisidir aynı zamanda. Unutmayalım ki, dil kırılgansa, sonuç da kırılgan olma ihtimalini barındırır.”