Son Dakika... TBMM önünde Özgür Özel'den tarihi çıkış: 'Hain Kemal' sesleri!

CHP Genel Merkezi’nden polis müdahalesi sonrası ayrılarak TBMM’ye yürüyen Özgür Özel, Meclis önünde yaptığı konuşmada 2023 kurultay sürecini anlattı. “Delege halkın sesini dinledi” sözleriyle kurultaydaki değişim sürecine dikkat çeken Özel, “47 yıllık hasreti bitirdik” ifadelerini kullandı.

12punto

Polis müdahalesiyle gerçekleşen tahliye işleminin ardından CHP Genel Merkezi'nden ayrılan Özgür Özel ve beraberindekiler yürüyerek Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne ulaştı.

Meclis önünde basın açıklaması yapan Özel'in açıklamaları şu şekilde:

"İşte bu yüzden 28 Mayıs 2023 günü o seçimi kazanamadığımızda hepimiz artık bir şeylerin sonuna geldi dediğimizde gözler yerde, başlar önde kimse kimseyle konuşmayacak haldeyken görev bize d üşer dedik. Cumhuriyetin gençlerine, kadınlarına, muhafızlarına görev düşer dedik. Söz verdik, yenilmeyeceğiz, kaybetmeyeceğiz dedik, ışıkları erkenden kapatmayacağız dedik.

Bu kararlılıkta millet samimiyet gördü. 'Gelin siz geçin partinin başına biz size güveniyoruz' dedi. Öyle zor bir işi başardık ki, 'Atatürk gelse bu delegeyle seçimi kazanamaz, Cumhuriyet dönemi boyunca ne bu partide ne diğer partide genel başkan seçimle değişmedi, değişmez' dediler. Dedim ki 'Bizim delegeyi, onu tıraş eden berberi, aynı apartmanda yaşayan 18 yaşındaki gencecik komşusu, tarlayı birlikte suladığı sınır komşusu ikna edecek. Ankara'ya gelirken onlarla konuşun da gelin' dedim. Geldiler, salondaki yerini aldılar.

Kiminiz salondaydınız, kiminiz de dua ile ekranınızın başındaydınız. O gün hiçbir kimsenin kimin söylediğini bilmediği ama duyunca iştirak ettiği, salona, dışarıya, Türkiye'ye yayılan slogan yükseldi. Slogan şuydu: 'Delege halkın sesini dinle'.

Tüyleri diken diken oldu hepsinin, onbinler, yüzbinler, milyonlar 'delege sokağın sesini dinle' diye bağırıyordu. Ellerini vicdanlarına koydular, karar verdiler, partide değişimi yaptılar. O günden sonra 4 ay sonraki ilk seçimde 47 yıllık hasreti bitirdik.

Adalet ve Kalkınma Partisi'ni ilk kez yendik, 47 yıl sonra CHP; Türkiye'nin birinci partisiydi artık. İşte bizim hikâyemiz böyle. Bir umutsuzluktan umuda, umuttan zafere, zaferden de zulme dönüştü. Niye zulüm görüyoruz? Kazandığımız için, onu yendiğimiz için, onu yeneceğimiz, onu indireceğimiz için görüyoruz zulmü.

En iyi siz biliyorsunuz, en iyisini siz biliyorsunuz Türkiye biliyor ki, ne 31 Mart seçimi ne de gelecek seçimde saraydakinin inmesi tek başına CHP'nin gücüyle olacak şey değil. Birbirini, ülkesini seven farklı siyasi partilerde de olsa kurtuluşu birliktelikte, tam bağımısızlıkta gören, bayrağını seven, Atatürk'ü seven milyonlar kurtaracak.

Zulüm o gün başladı dedim ya. İttifak, ittifak bir ittifak daha. Sonradan şekillendi karşımıza dikildi iki mağlubiyeti hazmedemeyenler. 31 Mart seçimlerinde ilk yenilgiyi ve bundan sonraki onları yenme ihtimalimizi hazmedemeyen sarayın ittifakıyla Türkiye'de ilk kez bir siyasi partide seçimle bir genel başkan gelmesini, 48 yaşında, 49 yaşında bir bahçıvanın torunun, bir emekli öğretmen çocuğunun genel başkan olmasını hazmedemeyenlerin ittifakı dizildi karşımıza.

AK Parti'nin yargı kollarıyla, AK Parti'nin butlan kolları kolkola karşımızdadır. Buradan bugüne kadar hep sustum, ben 10 yaşında lastik ayakkabıyla yatılı okula giden Özgür, büyüğünü sayan Özgür, koluna girdiğine kötülük düşünmeyen Özgür, sıktım dişimi sustum, sıktım dişimi sustum.

Ama yeter, kendime acımıyorum, ama son seçim akşamını başına tülbentli sirkeli bağlayan kadın kollarına, babasının yüzüne bakamayan gençlik kollarına acımıyorum. Kendime acımıyorum, bir seçim kaybetmeden, bir seçim kazanmadan, onu göndermeden gidersem gözüm açık giden partililerimizin cenazesine katılmaktan nefret ediyorum. Size söz veriyorum, beni acıyla, zulümle, baskıyla terbiye edemezler. Gazla sindiremezler, dayaktan yılmam ama asla bir daha ben mağlubiyete alışmam, kaybetmeye tahammül edemem.

Geçen sene 19 Mart darbesi bu ülkede en yeni nesil, en uyanıkça darbedir. 19 Mart darbesi bu Cumhurbaşkanının kendinden sonraki Cumhurbaşkanına, Ekrem İmamoğlu'na yaptığı darbedir. Ondan sonra verilen mücadele hesapları bozmuştur. Birileri bu partinin evlatlarına hırsız, yolsuz demiştir. Bu ülkenin, bu partinin evlatlarına casus demiştir, hilebaz demiştir ama bu parti evladını da bilir, iftiracıları da bilir. Biz kimseyi satmayız.

19 Mart darbesinden sonra verdiğimiz büyük mücadeleyi durdurabilmek bu sefer de partiye operasyona giriştiler, 21 Mayıs 2026 gününde partinin başında delegenin sokağın sesini dinleyerek seçtiği 47 yıllık mağlubiyeti bitiren, yenenleri darbeyle partinin başından uzaklaştırmaya kalktılar. En son bu sabah 07.00'de ne kadar Ankara'nın kriminal, tehlikeli, suçu tipi varsa onları arkalarına alarak bu partiye saldırdılar, gençlere saldırdılar, gençlik kollarına saldırdılar. Partiyi, baba evini koruduk, İstanbul'da yaptıkları gibi bu kez de şerefli Türk polisini kirli emellerine alet ederek genel merkezimize girdiler, kapıları camları indirdiler, gaz sıktılar, işgal ettiler.

Biz, ben, sen hepimiz hep beraber son ana kadar direndik, sonra yollara döküldük geldik. Yağmur yağdı üstümüze, dolu yağdı üstümüze. Hani diyor ya birileri 'arının' diye, onların sıktırdığı biber gazından yağan yağmurla biz arındık. Bu partinin iktidarın biber gazından gayrı dost bildiğimizin ihanetinden gayrı arınacak hiçbir şeyi yoktur.