Tutuklu Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel anket teklifiyle meydan okudu
Tutuklu Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, 23 Nisan mektubunda Özlem Çerçioğlu'na hitaben yaptığı sert açıklamalarla dikkat çekti. Günel, Çerçioğlu’nun düşük oy oranı nedeniyle belediye yöneticisini görevden almasını "komik" buldu ve Türkiye’nin en itibarlı üç anket firmasıyla gerçek bir araştırma yapılması teklifinde bulundu.
12punto
Tutuklu Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, Silivri cezaevinde yazdığı 23 Nisan mektubunda AKP'ye geçen Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu'na meydan okudu. Başkan Günel'in mektubu, sosyal medya hesabından paylaşıldı.
Ömer Günel mektubunda, Silivri’de, kira, ısınma, su ve ulaşım maliyetinin olmadığı ortamda dahi 20 bin TL'nin ucu ucuna yettiğini belirterek en düşükten emekli maaşı alan vatandaşların durumunu aktaran Günel, CHP'li belediyeler olarak sosyal belediyecilik yaptıkları ve yoksulluğu paylaştıkları için tutsak edildiklerini ifade etti.
İsim vermeden "Aydın’daki kötü" diyerek CHP'den AKP'ye geçen Özlem Çerçioğlu’na sert çıkışan Günel, Çerçioğlu’nun kamuoyuna yansıyan yüzde 17’lik oy oranı nedeniyle belediye yöneticisini görevden aldığı iddialarını hatırlattı.
Günel, düşük anket sonuçlarının faturasının belediye içindeki isimlere kesilmesini "komik" olarak nitelendirerek, "O bedeli sen ve tetikçilerin millet vicdanında ödeyeceksiniz" ifadelerini kullandı.
ÖMER GÜNEL'DEN ÇOK KONUŞULACAK ANKET TEKLİFİ
Mektubunun devamında Çerçioğlu’nun "çakma anket firmaları" ve "troller" aracılığıyla algı yönetimi yaptığını ifade eden Ömer Günel, çok konuşulacak meydan okumada bulundu.
Türkiye’nin en itibarlı üç anket firmasıyla gerçek bir araştırma yapılmasını öneren Günel, Çerçioğlu’na hitaben şu teklifi yaptı:
"Haydi Türkiye'nin en itibarlı 3 firmasına anket yaptıralım. Sen para vermeyi sevmezsin almayı seversin, parasını da biz verelim. Var mısın? Sonuçlarına yüreğin yeter mi? Sende yürek var mı, yoksa hepsi mide mi?"
Günel, haksızlık ve hukuksuzluğa aracılık edenlerin isimlerinin tarih boyunca hatırlanmayacağını savunarak, anket sonuçlarının gerçekliği üzerinden hesaplaşma çağrısı yaptı.
Ömer Günel'in mektubunun tamamı şu şekilde:
Değerli Hemşehrilerim, mesai arkadaşlarım, yol arkadaşlarım, sevgili çocuklar, küçük arkadaşlarım, destek için başka şehirlerden gelen dostlarım,
Hepinize merhaba,
41 gün sonra eşime, büyük oğlum Ada'ya ikinci defa, küçük oğlum Rüzgar Ali'ye ilk defa sarıldım. 23 Nisandı. Çocuk Bayramı, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı.
Ne büyük çelişki ve trajediydi ki millet iradesinin yok sayıldığı, seçilmişlerin basit iftiralarla tutsak edildiği bir süreçte, babalarından, analarından ayrı düşürülen çocuklarımızın bayramıydı. Ama ben çocuklarıma sıkı sıkı sarılarak kutladım bayramlarını. Çünkü yanlış olan bayram ilan edilen o büyük gün değildi. Bugün Cumhuriyetin ve onun temel ilkeleri olan demokrasi ve hukuk devleti ilkelerini yok sayanlardı. Onlara inat gülümseyerek daha sıkı sarıldım evlatlarıma.
Bayramınız kutlu olsun!
Sizler de sıkı sıkı sarılın Cumhuriyet'e, alışmayın adaletsizliğe! Yalana alışmayın, yoksulluğa alışmayın, çünkü alışmak en tehlikeli uyuşturucudur. Silivri'de hergün 6 gazete okuyorum, haberleri izliyorum.
Ülkemin adaletle olan sınavına sizler gibi tanıklık ediyorum. Kuralların doğru işletilmediği, kuralların siyasilerin ve onların tetikçileri tarafından adamına göre uygulandığı bir ülkede adaletin varlığından bahsetmek mümkün değildir. Adalete güvenin olmadığı bir ülkede ekonomik refahtan bahsedemeyiz.
Bugün Silivri'de dahi 20.000 TL'ye ucu ucuna geçinebiliyorsunuz;
Isınma ücretsiz - kira yok.
Su ücretsiz.
Ulaşım maliyeti yok, malum 4 duvar arasındayız.
Sosyalleşme hiç yok, kimseye bir şey ısmarlayamıyorum. İnternet yok, maliyet sıfır.
2 takım kıyafet yeterli, fazlasına ihtiyaç yok.
Kitaplara para vermiyorum, dostlar sağ olsun. Bir de kütüphane var.
Asgari yeme içme, kantin alışverişi (meyve, çay-kahve, peynir, sebze).
Zaten haftalık harcama limiti 5.000 TL etti mi aylık 20.000 TL tam ucu ucuna yetiyor.
Peki 20.000TL emekli maaşı alan Kuşadalı hemşehrilerim ne yapıyor? Gelinen bu düzende siz dışarıda biz içeride tutsağız. Biz neden tutsağız? Sosyal belediyecilik hizmetlerimiz ile sizlerin yoksulluğunu paylaştık diye. İyi olduk iyilik yaptık diye. Kim rahatsız oldu; başta Aydın'daki kötü ve onun tetikçileri.
Peki, bizi, beni tutsak ettiniz de, milletle olan gönül bağımızı koparabildiniz mi? Hayır. Peki %17 ile senin milletle gönül bağın kaldı mı? Hayır. %17'nin faturasını, yanındaki vicdansıza kesmiş; komiksin komik. O bedeli sen ve tetikçilerin millet vicdanında, Allah katında ödeyeceksiniz.
Yeri gelmişken söyleyeyim; aklını Aydın'daki kötüye kiraya vermiş olanlar bilsinler ki kıymetli olmayacaklar. Makam mevki peşinde haksızlık ve hukuksuzluğun aparatı olanlar, isminiz ne o kötü tarafından ne de milletçe hatırlanmayacak.
Çakma anket firmalarına anket yaptırıp, "yıkılmadım ayaktayım" diye trollerini bağırtan kötü; haydi Türkiye'nin en itibarlı 3 firmasına anket yaptıralım. Sen para vermeyi sevmezsin, almayı seversin; parasını da biz verelim. Var mısın? Sonuçlarına yüreğin yeter mi? Sende yürek var mı, yoksa hepsi mide mi?
Milletin çoğunluk oylarını alan; Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel tutuklanıyor iftiralarla; Eşme Belediye Başkanı'nın polis başına basıyor; Aydın'daki kötünün en çok çalıştığı müteahhit Aziz İhsan Aktaş'ın tüm adli kontrolleri kaldırılıyor; Aydın'daki kötü beraat ediyor, etrafa utanmadan ayar veriyor.
Kahramanmaraş'ta çocuklarımız silahla katlediliyor; Balıkesir Kepsut İlçe Milli Eğitim Müdürü elinde silahla paylaşım yapıyor ve diyor ki "hazır olmalıyız". Bir eğitimci silahla neye hazır olacak?!
Çıplak bedenlerine "açız, çıplağız" yazarak alın terinin karşılığını isteyen madenciler, soyundular diye gözaltına alınıyor. Kenti korumakla, halka sahip çıkmakla görevli devletin valisi, Gülistan'ı öldürüp yok etmekle tutuklanıyor. Vay ülkem vay, vay hukuk vay!
Bu arada, hukuk devleti ilkesinin ayaklar altında çiğnendiği, masumiyet karinesinin yok sayıldığı, hakim teminatı ilkesinin konuşulmadığı ülkemde; yargının 3. ayağı savunma mesleğinin temsilcileri ortalarda yok. 42 günde Türkiye Barolar Birliği Başkanını 2 kere gördüm haberlerde:
Anıtkabir ziyareti
Akbelen direnişçisi Esma Işık ziyareti.
Neredesin Sayın Barolar Birliği Başkanım, neredesin 81 il baro başkanları? Şimdi konuşmayacaksınız da, milletin önüne çıkmayacaksınız da ne zaman çıkacaksınız? Anıtkabir'deki deftere "yurttaşlarımızı hak arayışlarında asla yalnız bırakmayacak, mücadeleyi sürdüreceğiz" diye yazmışsınız. Sözü yazdınız ya eylem? Hukukun yok sayıldığı, bağımsız yargının ve hukuk ilkelerininayaklar altında olduğu bir sürece ilişkin yapacaklarınız bundan mı ibaret?
Kıymetli dostlar,
Elbet bugünler geçecek; milletin, sizlerin kararlılığı ve inancı karşısında karanlıklar dağılacak. Ama dostlarımızın sessizliğini de unutmayacağız.
Umut ve inancınızı kaybetmeyin. Çünkü küçük bir umuttan daha güçlü bir şey yoktur.
Özgürlükte ve emekte buluşmak umuduyla.
ÖMER GÜNEL
Silivri 24.04.2026