Türkiye'nin deprem haritasında dikkat çeken değişim: 215 yeni fay tespit edildi
MTA’nın yürüttüğü çalışmalarla Türkiye’deki diri fay sayısı 485’ten 700’e yükseldi. Jeoloji Mühendisi Aysun Aykan, tespit edilen 215 yeni fayın yeni oluşmadığını, bilimsel araştırmalar sayesinde ortaya çıkarıldığını belirterek, bu verilerin afet risklerinin azaltılması açısından kritik öneme sahip olduğunu söyledi.
İHA
Jeoloji Mühendisi Aysun Aykan, Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürlüğü’nün yürüttüğü araştırmalar sonucunda Türkiye’deki diri fay sayısının 485’ten 700’e çıktığını açıkladı. Aykan, belirlenen 215 yeni diri fayın yeni oluşmadığını, yapılan bilimsel incelemeler ve arazi çalışmalarıyla gün yüzüne çıkarıldığını ifade etti.
2013 yılında yayımlanan diri fay haritasında 485 fayın yer aldığını hatırlatan Aykan, günümüzde bu sayının 700’e ulaştığını belirtti. Aykan, "Bu faylar yeni oluşmadı. Ülkemizde meydana gelen depremler ve yapılan saha çalışmaları sonucunda keşfedildiler. Örneğin Kuzey Anadolu Fayı yaklaşık 12 milyon yıldır var olmasına rağmen, 1939 Erzincan Depremi’nin ardından 1948 yılında tanımlandı. Yeni keşfedilen faylar da on binlerce hatta milyonlarca yıldır yer altında bulunuyordu" dedi.
DEPREM TEHLİKESİNE İLİŞKİN YENİ VERİLER ORTAYA ÇIKIYOR
Yeni belirlenen fayların, Türkiye’deki deprem tehlikesinin tahmin edilenden daha yüksek olabileceğine işaret ettiğini söyleyen Aykan, bunun deprem riskinin bir anda arttığı anlamına gelmediğini vurguladı.
Aykan, "Bu fayların özelliklerini henüz tam olarak bilmiyoruz. Ancak yerleşim alanları üzerindeki etkilerinin ve risk faktörlerinin belirlenmesi afet yönetimi açısından son derece önemli" ifadelerini kullandı.
BİLİMSEL ÇALIŞMALARIN SÜRDÜRÜLMESİ GEREKTİĞİNİ VURGULADI
Keşfedilen faylarla ilgili jeolojik ve paleosismolojik araştırmaların devam etmesi gerektiğine dikkat çeken Aykan, deprem üretebilecek fayların belirlenmesinin ve davranışlarının incelenmesinin afet risklerinin azaltılması açısından stratejik önem taşıdığını söyledi.
Aykan, "Deprem üretebilecek fayların tespit edilmesi ve davranışlarının ortaya konulması, afet risklerinin azaltılması açısından stratejik öneme sahip. Fayları bilmek, gerekli mühendislik önlemlerini almak ve mevcut yönetmeliklere uygun hareket etmek can ve mal kayıplarını en aza indirecektir" dedi.
MTA’nın sürdürdüğü araştırmaları önemli bulduğunu ifade eden Aykan, afet risklerinin azaltılmasına katkı sağlayan bu çalışmaların ülke açısından büyük değer taşıdığını belirtti.