Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
34,8331
Dolar
Arrow
32,5468
İngiliz Sterlini
Arrow
40,5688
Altın
Arrow
2429,0000
BIST
Arrow
9.755

Belki de özgür olmamayı arzuluyoruz

Türkiye'de yerel seçim geldi, ABD'de isse başkanlık seçimleri yaklaştı.

Belki de özgür olmamayı arzuluyoruz

Seçmenin tavrını İstanbul Üniversitesi Eski Profesörü Dr. Hasan Yazıcı 12punto için yazdı.

Yazıcı'nın yazısı şu şekilde:

Tüm dünyada şaşkınlık uyandıran bir olay var. Herkes teslim ediyor ki ABD’nin güncel ekonomik durumu gıpta edilecek durumda. Amerika COVID salgını sonrası işlerini en çabuk yoluna sokabilmiş ülke olmanın ötesinde salgın öncesi yıllara göre de çok başarılı bir ekonomik çizgide. Yine herkes teslim ediyor ki bu başarıda Biden yönetiminin büyük payı var. Hal böyle iken bir de bakıyoruz sonbaharda yapılacak başkan seçimleri yaklaşırken yapılan anketler çok bölgede Trump lehine sonuçlanıyor. Öte yandan gün geçmiyor ki yine Trump hakkında seçimlere hile karıştırmak, sus parası dağıtmak, evrakta sahtecilik vb. suçlamalarla davalar açılmasın. Hazret bundan daha 1-2 hafta evvel kesinleşmiş ticari suçlardan ötürü asgari 355 milyon dolarlık bir para cezasına çarptırıldı. Ancak Amerikan halkının önemli bir bölümü “Trump da Trump” demekten pek vazgeçmiyor. 

Buradan ülkemize dönelim. Sayın Cumhurbaşkanı da teslim ediyor ki ekonomik durumumuz, nezaketi bozmadan söylemeye çalışayım, hiç ama hiç iyi değil. Ancak yine de halkımızın yarısından biraz azı veya yine biraz fazlası ülkeyi, başta sayın Cumhurbaşkanı olmak üzeri, 20 yılı aşkındır yönetenlerden pek de hoşnutsuz değil. Acep toplumsal mazoşizm diye bir kavram var mıdır? Bilemiyorum. Ha, şunu biliyorum. Bilim yönteminde Occam’ın usturası diye bir kavram vardır. Occam kardeş, 14. yy’da yaşamış bir İngiliz düşünürüdür ve şöyle der: “Herhangi bir sorunun en kestirme açıklaması genellikle en doğru açıklamasıdır da.”

Kusura kalmayın bence ABD’de veya ülkemizde toplumun yöneticiliğine seçilmek veya orada kalabilmek için öyle iyi bir ekonomiye filan pek gerek yok. Bakın burada aklınıza hemen düzgün bir adalet sistemine de belki gerek yok sorusu de geliyor değil mi? Sizi gidi sizi, itiraf edin, bu benim değil sizin aklınıza geliverdi. 

Çok iyi bildiğiniz gibi yöneticileri ile benzer sorunları olan ülkeler sadece biz veya ABD değil. Daha da ötesi, yönetenleriyle üç aşağı beş yukarı benzer sorunları olmayan ülke bulmak oldukça zor. Uzak Doğu’dan Güney ve Kuzey Amerika’ya kadar çok sayıda ülkede ya otoriter yöneticiler iş başında ya da bu ülke halklarının önemli bir bölümü böyle yöneticiler peşinde. Peki neden? Yoksa Plato 2400 yıl evvel salt çoğunluğun dediğinin olmasını sağlayan demokrasiyi hiç sevmemekte haklı mıydı? Öyle ya ülkemin anlı şanlı profesörleri Kenan Evren’e 1980 darbesi hemen sonrası, herhalde hazret yaptığından çok utanmasın diye, önce Plato okumasını salık vermişler, bir 3 yıl sonra da, hiç utanmadan sıkılmadan fahri hukuk diploması sunmuşlardı. Hayır, demokrasi düşmanı filan değilim.  Churchill bir konuşmasında önce “Demokrasi en kötü yönetim biçimidir” deyip arkasından “ bugüne kadar denenen diğer bütün yönetim şekilleri dışlanırsa!” sözlerine yürekten katılırım.    

Sözünü ettiğim bu hemen yekpare otoriter yönetim özleminin nedeni olarak çeşitli nedenler düşünülüyor. Bunlar arasında çağımızda teknolojinin aşırı gelişerek, toplum  hizmetleri ve yaratıcılıkta doğrudan insan katkısının yerini alması; hemen her yaşam alanında giderek artan globalizasyonun doğurduğu dinsel dahil sosyal ve etnik uyumsuzluklar ve aynı olumsuzlukların çıkarcı politikacılar tarafından kötüye kullanılması; tüm bunların yanında doğanın hem bir yandan dengesinin bozulması hem de kaynaklarının arsızca tüketilmesi veya  sayıp durduğum bu olumsuzlukların çeşitli alaşımlar ve oranlarla, bir araya gelebilmesi var. Ancak yine de tüm bu varsayımlarda bir ortak payda aramamız da gerek diye düşünürüm. Seçtiğimiz yöneticilerin ensemizde boza pişirmesinden patolojik bir zevk mi alıyoruz sorusunun yanıtını aramak, yukarıda da değindiğim gibi, pek benim haddim değil. Psikiyatr ve sosyolog arkadaşlar belki ilgi duyarlar. 

Diyorum, günümüz toplumlarının giderek gerçekten çok tatsızlaşan bu otorite özleminin nedeni altında belki de ünlü Fransız düşünürü Jean Paul Sartre’ın “İnsanoğlu özgür olmaya mahkumdur.” sözleri yatıyor. Tarih boyunca özgür olabilmek yolunda canı dahil her şeyini verebilmiş insanoğlu, kimi kez ve büyük bir bencillikle, karar vermekten vazgeçebiliyor. İşte ensemizde pişen bozanın esas nedeni de bu.


Haber Kaynağı : 12punto

Amerika Başkan demokrasi