Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
55,2612
Dolar
Arrow
49,1070
İngiliz Sterlini
Arrow
65,0329
Altın
Arrow
6571,5504
BIST
Arrow
12.270

Gazeteler neden bitti? Avrupa’daki 'matbu Türk basını' son nefesini veriyor

Canberk Sönmez yazdı... Gazeteler neden bitti? Avrupa’daki 'matbu Türk basını' son nefesini veriyor

Haberlerini algoritmaya bırakma, hangi kaynağı okuyacağına sen karar ver. 12punto'yu tercih ettiğin kaynaklar arasına ekle!
Gazeteler neden bitti? Avrupa’daki 'matbu Türk basını' son nefesini veriyor

Avrupa’daki Türkçe konuşan topluluk açısından sembolik bir gün yaklaşıyor. Uzun bir dönemin “Amiral Gemisi” Hürriyet, Frankfurt’taki 1974’ten beri işler halde olan ve Alman ana akım gazetelerinin de basılmakta olduğu matbaasını kapatacağını duyurdu. Duyurdu deniyorsa, çok da yüksek tonda yapılan bir duyuru olmadığını belirtmek gerek. Demirören Grubu’nun işçilere Almanya’daki iş hukuku gereği kararın eyleme geçirilmesinden önce 6 aylık süreçte işçilere duyurulması sebebiyle bu bilginin dolaşıma girdiği tahmin edilebilir.

An itibarıyla (20 Eylül 2028) yapılan bir web taramasından da sadece SuperHaber isimli bir haber sitesinin yayınladığı “Türk gazetelerine Avrupa'da şok! Tesisler kilitleniyor, o gazeteler artık basılmayacak” gibi bilgilendirici bir başlıkla yayınlanan habere rastlanabildi. Bunun dışında herhangi bir ciddi basın grubunun ya da internet gazetesinin bu konuyu gündemine almadığı gözleniyor.

Gündeme alınmamasının birinci muhtemel sebebi henüz resmi bir açıklama yapılmamış olması olabilir elbette, sözgelimi henüz Hürriyet’in kendi kurumsal sitesinde Matbaadan infazına karar verilmiş bir mahkûm olarak değil, yaşayan bir fail olarak söz edilmektedir. Lakin olayın haber yapılmaya değer bulunmaması daha gerçekçi gözükmektedir.

Haber yapılmaya değer bulunmamasına gelen süreçte artık Hürriyet matbaalarının kapanmasının bir alamet-i farika olarak görülmeye başlanmasının etkili olduğunu düşünebiliriz. Nitekim uzun yıllar Hürriyet Gazetesi’nin genel yayın yönetmenliğini yapan Ertuğrul Özkök’ün Hürriyet’in son büyük tesisi olan Ankara matbaasını parçalayan hurdacıların görüntüsüne bakıp yazdığı ağıt o dönem T24’te yayınlanmıştı. Yine 2022 yılında o dönemdeki en büyük basım merkezleri olan Demirören Print Center’a bağlı İstanbul Matbaası’nın kapatılması, 105 işçinin işten çıkarılması ve diğer tesislerinde geçimini sağlaması için gerekirse fason üretim yapılacağının açıklanması üzerinden ele alınmıştı.

Fason üretimde Hürriyet matbaalarını kurtaramamış olacak ki, 2026 yılında hem Adana hem de Trabzon matbaalarının kapanışına şahit olduk. Bunlardan özellikle Adana’daki matbaa hem basım hem de dağıtım merkezi işlevi görüyordu ve aslında Hürriyet’in gelişim sürecinde bölgedeki yerel gazeteler açısından da önemli bir işlevi vardı. Buna karşın iki matbaanın da satışı yerel gazeteler ve bir iki ekonomi sayfası dışında pek de kimsenin dikkatini çekmedi.

Zaten Demirören’in KAP’a yönelik yaptığı bildirileri dışında bizzat Hürriyet bile bu olayları görmezden geldi. Yıllar önce Frankfurt Matbaası'nın yeni yerine taşınmasını haber olarak yazan ve kendini Avrupa’nın lider Türk gazetesi olarak tanımlayan Hürriyet, bugün yıllara yayılan çöküşünü tek bir haber sayfasına bile değer görmüyor.

2025’teki Hürriyet Avrupa’nın kapanışını da Hürriyet’in Erol Simavi dönemindeki emektarlarından İlhan Karaçay’ın “Dünyadaki birçok gazetenin örnek aldığı Hürriyet artık yok!” diye kendi kişisel sayfasından haykırması sayesinde öğrenmiştik. Erol Simavi döneminin Hürriyet Avrupa kadrosu bu konuda oldukça sert açıklamalarda bulunmuş, 60 yıllık bir emek kümesinin böyle sessiz ve sedasız kaybedilmesine tepki göstermişlerdi. Tepkileri bir karşılık buldu mu, bilinmez. Lakin bir devrin kapandığı da artık su götürmüyor. 70’li yıllardan itibaren Avrupa’da ve Türkiye’de devlet perspektifinin yeri geldiğinde devletten daha çok savunucusu olan bir Hürriyet geleneği gözlerimizin önünde kendini mezara koyuyor.

“HÜRRİYET AVRUPA”NIN OLUŞUMU

İşgücü göçü anlaşması ile beraber, çoğu Anadolu bölgesinden gelen işçi tarafından Anadolu ile eşleştirilen bir sembol olarak okunabilir Hürriyet gazetesi. Dönemin işçi nüfusu ve onların aileleri (ya da günümüzden tanımlayacaksak birinci kuşak) gittikleri yerin geldikleri yerden sosyolojik olarak oldukça farklı olması sebebiyle her daim yabancılık çekmiş gibi gözükmektedir. Bu yabancılık sayesinde olacak ki, ömürlerinin sonuna kadar bir geri dönüş anlatısına bağlı yaşamışlar  ve geldikleri yeri gerek köken gerekse de ideolojik olarak temsil eden şeylere yakınlık göstermişlerdir. En azından böyle gözükmektedir.

Bu doğrultuda özellikle geldikleri yere ilişkin haber ve enformasyona yönelik açlığın olması gayet normal karşılanabilir. Bu enformasyon açlığına ve Türk gazetelerinin Almanya’daki Türkler için bir kimlik vazifesi görmesine yönelik bir anekdot, akademik bir araştırma kapsamında röportaj veren Mehmet Baş’ın söyleminde görülebilir. Kendisi Almanya’ya geldiğinde eşyalarını sardığı gazeteleri iki sene sonrasında dönerken Almanların çöpüne gitmemesi için atmadığını belirtmektedir (Genel, 2017, s. 63).

Buradaki açığı kapamak için farklı kulvardan gazeteler, öncelikle uçaklar vasıtasıyla günlük toplam beş bine yakın gazete gönderseler dahi memlekete yönelik açığı kapatmaya yetmemiş olacak ki en nihayetinde matbaa açma kararını makûl bulmuş ve ideal yerler aramaya başlamışlardır. İlk başta işgücü göçü için gelen Türklerin dağıtım merkezi olmasıyla Münih öne çıksa dahi, sonradan çeşitli sebeplerle esas Türk basınının kalbi, uçak trafiğinin ve Türk nüfusunun yoğun olduğu Frankfurt’a taşınır.

Türk nüfusuna yönelik ilk hamle esasında Akşam gazetesinden gelse dahi birinci ayın sonunda maalesef Almanya’daki basımına son verilir. Almanya’daki Türk medyasının gelişimi üzerine bir köşe yazısında Ahmet Külahçı, bunun sebebinin sol eğilimli Akşam gazetesinin çoğu Anadolu’dan gelen muhafazakâr Türk işçisinin ilgisini çekmemesi olduğunu belirtmektedir. Burada net bir çıkarım yapılabilir: Almanya’daki Türk okurlar sadece enformasyona değil, aslında “sağ” enformasyona hasrettir. Nitekim Hürriyet başta olmak üzere Ilıcaklara ait olan Tercüman gazetesi de aynı günlerde (hatta Hürriyet’ten biraz daha önce) bu verimli pazara giriş yapar ve gelecek yıllarda Hürriyet kadar olmasa dahi saldırgan ve yeri geldiğinde “faşist” olarak nitelenebilecek haber diliyle kendine güçlü bir pay alır.

Bu saldırgan dil hem Hürriyet Avrupa’da hem de Tercüman gazetesi kapsamında yabancılaşmış birinci kuşağın ihtiyacı olan şeymiş gibi işlenir. Hürriyet Avrupa döneminden Ertuğ Karakullukçu döneme ilişkin “Avrupa Hürriyet, Türk toplumunun bire bir aynasıydı; kimlik kartıydı,” demektedir. Yine Frankfurt Başkonsolosu M. Mustafa Çelik, Hürriyet Frankfurt tesisine yaptığı bir ziyarette kendisinin de çocukluğunu Almanya’da geçirdiğini belirterek, Almanya’da yaşayan çoğu Türk’ün gazeteyle ilk tanışmalarının eve alınan Hürriyet gazetesi sayesinde olduğunu belirtmektedir. Devamında başkonsolos, başta Hürriyet gazetesi olmak üzere Türkçe gazetelerin haber alma gereksiniminin yanında Türk diasporasının haklarını öğrenmesi, sıkıntılarını dile getirmesi ve Türkçeyi yaşatması için önemli olduklarının altını çizer. Son bir örnek olarak gazeteci Mehmet Koca, dönemin Hürriyet’ine ilişkin akademik bir röportajında büyükelçilikten haberdar dahi olmayan Türk işçileri açısından yaptıkları faaliyeti “bir milli mücadele savaşı” olarak nitelemektedir (Genel, s.57).

Tabii, bu süreçte Hürriyet’in kendini koyduğu pozisyona da eleştiriler bulunmaktadır. Osman Çutsay, “Türkçe günlük gazeteler bir bir yok oluyor” başlıklı yazısında, yukarıda kendisinden anekdotlar verdiğimiz Ertuğ Karakullukçu’nun yönetimindeki Hürriyet Avrupa’yı “Türkçeli toplumun bölünmesine hizmet eden”, “Türkçe konuşan yeni Avrupalı milyonları dinci ve saldırgan milliyetçi bir cendereye alıp çürütmeyi” başaran bir gazete olarak nitelemektedir. Çutsay, Karakullukçu’nun yaptığı faaliyeti “orta sınıflara özgü korkunç bir aşağılık kompleksi” ve “zincirlerinden boşanmış faşizan bir kara Türkçülük” olarak tanımlamıştır.

“BÜTÜN BU ANLATININ ARDINDAN…”

Bütün bu anlatının ardından kabul etmek gerekir ki bütün eleştirilere ve günümüzde görünür hale gelen yıkıntı görüntüsüne karşın, Hürriyet Avrupa, bir dönemin “Almancılarına” neredeyse bir afyon görevi görmüştür. Geri dönme umudunun sembolü olarak başlayıp memleketten bir habere doğru evrilen Hürriyet Avrupa’nın hikâyesi 200 bini aşan tirajlardan önce 10 binlere, ardından kapanmasına giden süreçte 3 binlere düşmüştür. 2025’te kapanma kararı alınan Hürriyet Avrupa’nın yerine artık sadece “hurriyet.de”nin ve Hürriyet gazetesinin Avrupa sayfası olacağı ve Avrupalı vatandaşlara yönelik haberlerin burada yayınlanacağı belirtilmiştir.

Hürriyet’in artık eskisi gibi bir kimlik kartı niteliği olmadığını belirtmek için gidip nicel araştırma yapmaya gerek yoktur; hâlihazırda Türkiye’deki durumu neyse, belki onun birkaç sene sonraki halinin göstergesi Frankfurt’taki matbaada gözle görünür durumdadır. Buradaki ölümü geleneksel medyaya yıkmanın da kolaycılığa kaçacağı söylenebilir. Yine Ertuğ Karakullukçu’ya referans vererek: “Dünyada iyi gazetecilik yapan çok gazete, kağıt baskıyı hâlâ başarıyla sürdürüyor.”

Tabii bir şerh düşmek gerekir. Bir gazetenin başarısını pekâlâ dijitalleşme sürecine başarılı bir geçiş yapmasıyla da okuyabiliriz. Yani kâğıt baskıya devam etmenin başarı için başat belirleyen olduğu iddiası abartılı olur. Hürriyet açısından tirajının düşüşünün başarısızlığın başat belirleyeni olduğu söylenmelidir. Hürriyet açısından büyük bir başarısızlık, çünkü Hürriyet tarihi boyunca kendini hep bu belirleyen ile ifade etmiş en güçlü yanı olarak okumuştur.

HÜRRİYET AVRUPA VE MATBAASI…

Faruk Bildirici Hürriyet Avrupa’nın kapanmaya yakın süreçte tirajının binin altına düştüğünü belirtmektedir. Yine Mehmet Gökhan Genel, birinci ve ikinci kuşakların emekliliklerinin ardından Türkiye’ye dönmesiyle beraber Hürriyet Avrupa’nın tirajının iki bin-üç bin bandına düştüğünü belirtmektedir (Genel, s.57). Verilerle gözlemlenebilen bu kronik düşüşün oldukça çeşitli sebepleri olduğu kuşkusuzdur. Bunların arasında iletişim teknolojilerinin gelişimi, Almanya’daki Türkçe konuşan toplumun dil tercihlerinin değişmesi, Hürriyet’in Doğan Grubu’na ve ardından Demirören Grubu’na satılması, Hürriyet Avrupa’nın “iktidar karşıtı” yayın politikasının değişmesi gibi sebepler gösterilebilir. Bu sebepler bu yazının kaynakçasında yer alan çokça yazar ve akademisyen tarafından da ele alınmış durumdadır.

Nihayetinde bu açıklamaların yanında bu sebeplerin bir kısmı, Almanya’daki Türkçe okurların ehvenişer bir anlatıdan dil bariyerini aşarak daha nitelikli bir basına erişmesi olarak, bir kuşağın ihtiyacı doğrultusunda ortaya çıkan bir gazetecilik biçiminin yine o kuşağın sakince çekilmesiyle kaybolması olarak, rekabetin az olduğu bir dönemde neredeyse tekel oluşturan bir yapının güncel koşullara ayak uyduramaması olarak da okunabilir. Belki de Hürriyet Avrupa ve onun temsil ettiği anlatı basitçe pörsümüştür. Hürriyet Avrupa’nın uzun süreli gelişiminin ürünü olarak okunabilecek Frankfurt matbaasını, günümüzde bu pörsümeyle beraber okumak, hiç de yanlış olmayacaktır. Tabii Demirören’e bağlı olan Hürriyet Grubu (veya artık geriye ne kaldıysa) “Dijital Etnik Pazarlamada açık ara 1 Numara” olarak kendisini pazarlayabilir pekâlâ, ama esas ehemmiyet, hedef olan etnik grubun bundan haberi olup olmamasıdır.

DİJİTAL ETNİK PAZARLAMA “BİRİNCİSİ”…

Bitirmeden önce son bir veri olarak Almanya’daki Türklere yönelik Almanca yayın yapan hurriyet.de’ye bir göz atabiliriz. İnternet sitesi trafiğini ölçmek için kullanılan Hypestat, hurriyet.de’nin aylık 36 bin civarında tıklandığını ve tıklayan insanların yüzde 78’inin ise tıkladığı anda geri çıkış yaptığını gösteriyor.

Kamuya açık verilerden yararlanması itibarıyla bu veriler eleştirilebilir ve doğruluğu sorgulanabilir, lakin üzerinden yorum yapılabilecek seviyede gerçekliği olduğunu düşünmemek için elimizde geçerli bir sebep yoktur.

Basitçe yapılabilecek bir yorum şu olabilir: Hürriyet Avrupa’nın devamcısı niteliğinde olan Dijital Etnik Pazarlamanın açık ara bir numarası “hurriyet.de”yi kimse okumamaktadır.

_____________

 1Söz konusu topluluğa ilişkin yaptığı araştırmada Haydar Haluk Ceylan, birinci kuşaktaki durumu nitelemek için “Her ne kadar uzun yıllar Almanya'da yaşamlarını sürdürseler de göçün ilk kuşak temsilcilerinin Türkiye'ye dönüş planlarını daima canlı tuttukları gözlemlenmiştir,” demektedir.

Ceylan, H. H. (2022). "İş gücü göçüyle Almanya'ya giden ilk kuşak göçmenlerin geri dönüş sonrası yaşadıkları uyum sorunları." Turkish Journal of Diaspora Studies, 2(2), 165–184.

KAYNAKÇA:

SuperHaber. (2026, Temmuz 26). Türk gazetelerine Avrupa'da şok: Tesisler kilitleniyor, o gazeteler artık basılmayacak. https://www.superhaber.com/turk-gazetelerine-avrupada-sok-tesisler-kilitleniyor-o-gazeteler-artik-basilmayacak-581616

Özkök, E. (2026, 15 Mayıs). Hürriyet’in ve eski medyanın veda videosu. T24. https://t24.com.tr/yazarlar/ertugrul-ozkok/hurriyet-in-ve-eski-medyanin-veda-videosu,56773

Gazete Duvar. (2022, 30 Ağustos). Hürriyet en büyük matbaasını kapatıyor. https://www.gazeteduvar.com.tr/hurriyet-en-buyuk-matbaasini-kapatiyor-haber-1579309

Paramedya. (2026, 1 Nisan). Medyada bir devir kapanıyor: Hürriyet Adana Matbaası kapatılıyor. https://www.paramedya.com/devami/140771/medyada-bir-devir-kapaniyor-hurriyet-adana-matbaasi-kapatiliyor/

Hürriyet. (2002, 3 Temmuz). Hürriyet'e Almanya'da dev tesis. https://www.hurriyet.com.tr/gundem/hurriyet-e-almanya-da-dev-tesis-82443

Karaçay, İ. (2025, 29 Ocak). Hürriyet Almanya yayınları kapandı. İlhan Karaçay. https://www.ilhankaracay.com/sok-sok-sok-hurriyet-almanya-1-subatta-yayinini-durduruyor/

Ceylan, H. H. (2022). (Re)integration problems faced by first generation Turkish labor immigrants who returned from Germany. Turkish Journal of Diaspora Studies, (2), 165–184. https://doi.org/10.52241/TJDS.2022.0046

Genel, M. G. (2017). Avrupa’daki Türk diasporasının gelecek perspektifi. The Journal of Social Sciences, (18), 55–76. https://doi.org/10.16990/SOBIDER.3971

Külahçı, A. (2025, 6 Ağustos). Almanya ve Türk medyası. Kilim Gazetesi. https://kilimgazetesi.de/haber/almanya-ve-turk-medyasi

Hürriyet. (2016, 18 Şubat). Almanya'da Türk basını çok önemli. https://www.hurriyet.com.tr/avrupa/almanyada-turk-basini-cok-onemli-40057120

Çutsay, O. (2016, 21 Eylül). Türkçe günlük gazeteler bir bir yok oluyor. OdaTV. https://www.odatv.com/medya/turkce-gunluk-gazeteler-bir-bir-yok-oluyor-100904

Bildirici, F. (2025, 3 Şubat). Murat Bey, röportaj öyle olmaz. Gazete Duvar. https://www.gazeteduvar.com.tr/murat-bey-roportaj-oyle-olmaz-makale-1754089


Haber Kaynağı : 12punto