Lockheed Martin, hipersonik silahlar ve yeni nesil balistik füze tehditlerine karşı geliştirilen PAC-3 Edge adlı yeni önleyici füzesini duyurdu. Şirketin tanıttığı sistem, mevcut hava savunma hatlarının zorlandığı yüksek hızlı ve manevra kabiliyeti yüksek tehditleri havada imha etmek üzere tasarlandı.

Yeni önleyicinin öne çıkan unsurlarından biri, çok darbeli katı yakıtlı motor teknolojisi. Bu yapı, füzenin uçuş sırasında ardışık itki sağlayarak ani manevralar yapmasına ve hedefe yaklaşma aşamasında daha yüksek çeviklik kazanmasına imkan veriyor. Sistem bu sayede daha yüksek irtifalarda ve daha geniş menzil içinde etkili bir savunma katmanı oluşturmayı amaçlıyor.
PAC-3 Edge’in burun kısmında gelişmiş bir arayıcı başlık bulunuyor. Lockheed Martin’in paylaştığı bilgilere göre bu başlık, hızlı yön değiştirebilen hedeflerin rotasını kısa süre içinde hesaplayarak kilitlenmeyi sürdürmek üzere geliştirildi. Sistem, elektronik harp ve yanıltıcı unsurların bulunduğu karmaşık operasyonel ortamlarda hedef takibini korumaya odaklanıyor.
MEVCUT SİSTEMLERLE UYUMLU TASARIM
Füzenin temel yaklaşımı, hedefi yakınında patlayarak değil doğrudan çarparak etkisiz hale getirmeye dayanıyor. “Hit-to-kill” olarak bilinen bu yöntem, önleyicinin kinetik enerjisini hedefe aktarması üzerine kurulu. Bu kabiliyet, özellikle yüksek hızlı balistik ve hipersonik tehditlere karşı katmanlı hava savunma mimarisinde kritik görülüyor.
Yeni sistemin mevcut Patriot fırlatıcıları, Entegre Muharebe Komuta Sistemleri ve bazı mobil fırlatma platformlarıyla uyumlu çalışacak şekilde tasarlandığı belirtiliyor. Bu da kullanıcı ülkelerin tüm hava savunma altyapısını yenilemeden mühimmat ve entegrasyon güncellemesiyle yeni kabiliyete erişebilmesini sağlayabilir.
PAC-3 Edge’in, alçak irtifa savunma sistemleri ile çok yüksek irtifa önleme kabiliyetleri arasındaki boşluğu doldurması hedefleniyor. Böylece katmanlı hava savunmasında orta kuşağın güçlendirilmesi ve stratejik tesisler, askeri üsler ile komuta merkezlerinin ani füze saldırılarına karşı daha etkin korunması amaçlanıyor.
Programın sahaya inmesi ise kısa vadede beklenmiyor. Şirketin aktardığı takvime göre ilk saha ve prototip uçuş testlerinin önümüzdeki birkaç yıl içinde yapılması hedefleniyor. Sistemin sertifikasyon süreçlerini tamamlayarak envantere girmesinin ise daha uzun bir döneme yayılabileceği değerlendiriliyor.
Haber Kaynağı : 12punto