Euro
Arrow
55,2474
Dolar
Arrow
49,3317
İngiliz Sterlini
Arrow
65,3205
Altın
Arrow
6663,9518
BIST
Arrow
12.201
Anasayfa > Dünya Haberleri > Weisbrot: Brezilya seçimleri ABD müdahalesiyle rejim değişikliği operasyonuna dönüştü

Weisbrot: Brezilya seçimleri ABD müdahalesiyle rejim değişikliği operasyonuna dönüştü

Ekonomist Mark Weisbrot, Washington’un Brezilya seçimlerine müdahil olduğunu savundu; yaptırımlar ve finansal baskının Latin Amerika’daki etkilerine dikkat çekti.

X Facebook WhatsApp Mail ABONE OL Google News
Yayınlanma: 12.10.2026 10:18 Güncelleme: 12.10.2026 10:18
Weisbrot: Brezilya seçimleri ABD müdahalesiyle rejim değişikliği operasyonuna dönüştü

Washington merkezli Ekonomi ve Politika Araştırmaları Merkezi’nin kurucu eş direktörü ve kıdemli ekonomisti Dr. Mark Weisbrot, Brezilya’da yaklaşan ikinci tur devlet başkanlığı seçiminin yalnızca iç siyasi bir yarış olmadığını, ABD’nin bölgedeki müdahale politikalarıyla bağlantılı daha geniş bir sürecin parçası haline geldiğini söyledi.

Doç. Dr. Pascal Lottaz’ın Tarafsızlık Çalışmaları programına konuk olan Weisbrot, mevcut Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva ile Senatör Flavio Bolsonaro arasındaki yarışa ilişkin değerlendirmesinde, Washington yönetiminin Flavio Bolsonaro çizgisine verdiği desteğin seçimleri “rejim değişikliği operasyonu” görünümüne soktuğunu savundu.

Weisbrot, Flavio Bolsonaro’nun siyasi konumunun eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro ile yakın bağından kaynaklandığını belirterek, eski başkanın 2022 seçimlerinin ardından sonucu kabul etmediğini ve daha sonra “hukukun üstünlüğünü yok etmeye teşebbüs” kapsamında mahkum edildiğini ifade etti. Flavio Bolsonaro’nun kendisini “Bolsonaro 2.0” olarak sunduğunu aktaran Weisbrot, bu çizginin önceki yönetimin devamı olarak tanıtıldığını söyledi.

Lula’nın geçmişteki siyasi performansına dikkat çeken Weisbrot, Brezilya liderinin ilk döneminden yüksek halk desteğiyle ayrıldığını, aday olmasını engelleyen suçlamaların ise daha sonra mahkemelerce iptal edildiğini hatırlattı. Weisbrot’a göre Lula’nın üçüncü dönemindeki sosyal göstergeler de seçim sürecindeki tartışmaların önemli bir parçası.

MERKEZ BANKASI VE BORÇ YÜKÜ TARTIŞMASI

Weisbrot, Lula yönetiminin yoksulluğu yüzde 27, aşırı yoksulluğu yüzde 40 azalttığını ve reel ücretlerde artış sağladığını belirtti. Buna karşın Brezilya Merkez Bankası’nın kısa vadeli politika faizini yüzde 13,75 seviyesinde tutmasının, özellikle düşük gelirli kesimler üzerindeki borç baskısını artırdığını söyledi.

Brezilya’da hanehalkı borçlarında faiz yükünün çok ağır olduğunu dile getiren Weisbrot, alt gelir gruplarının gelirlerindeki artışa rağmen borç servisi nedeniyle ekonomik rahatlamayı sınırlı hissettiğini kaydetti. Merkez bankasına yürütmeden tam bağımsızlık verilmesini eleştiren Weisbrot, “Bir merkez bankasının hesap verebilirliğini ortadan kaldırdığınızda felakete davetiye çıkardığınızı biliriz” ifadelerini kullandı.

Ekonomist, Lula döneminde işsizliğin yüzde 9’lardan yüzde 5,4 seviyesine kadar gerilediğini; ancak yüksek reel faizlerin ve borç ödemelerinin seçim atmosferinde iktidar üzerindeki başlıca baskı unsurlarından biri olduğunu söyledi.

YAPTIRIMLAR VE LATİN AMERİKA’DA ABD ETKİSİ

Weisbrot, Brezilya seçimlerinin BRICS ve bölgesel dengeler açısından da önem taşıdığını belirterek, Donald Trump çevresinin Bolsonaro ailesine yönelik desteğini eleştirdi. Trump yönetiminin Jair Bolsonaro hakkındaki yargı sürecini durdurmaya çalıştığını ve Flavio Bolsonaro’nun talebiyle Brezilya’ya yeni gümrük tarifeleri getirdiğini öne sürdü.

Latin Amerika genelindeki yaptırım ve finansal baskı politikalarına da değinen Weisbrot, ABD’nin dolar merkezli uluslararası finans sistemi üzerinden bölge ülkelerine güçlü bir baskı aracı elde ettiğini savundu. Venezuela ekonomisinin yaptırımlar sürecinde büyük bir çöküş yaşadığını belirten Weisbrot, ülke ekonomisinin 2012-2020 döneminde dörtte üç oranında küçüldüğünü söyledi.

Arjantin örneğini de gündeme getiren Weisbrot, Javier Milei yönetimine IMF, Dünya Bankası ve Amerika Kıtası Kalkınma Bankası kanalları üzerinden tek günde 42 milyar dolarlık destek sağlandığını belirtti. Bu desteğin, sağcı hükümetleri tahkim etmeye ve bölgedeki sol yönetimlere karşı siyasi denge kurmaya yönelik olduğunu savundu.

Weisbrot, Honduras ve Kolombiya seçimleri öncesinde de Washington’dan gelen tehditlerin sandık sonuçları üzerinde etkili olabilecek bir baskı yarattığını ileri sürdü. “Yaptırımlar gerçek bir ekonomik şiddettir” diyen Weisbrot, bu yöntemle ülkelerin döviz akışının, krediye erişiminin ve ekonomik istikrarının hedef alınabildiğini ifade etti.

Bolivya’da 2019’da Evo Morales’e karşı gelişen süreci de hatırlatan Weisbrot, Amerikan Devletleri Örgütü’nün hile iddialarının daha sonra verilerle çürütüldüğünü savundu. Haiti örneğinde ise ABD müdahalelerinin daha doğrudan ve sert biçimde gerçekleştiğini belirten Weisbrot, Brezilya gibi büyük ülkelerde benzer yöntemlerin kalıcı sonuç üretmesinin daha zor olduğunu söyledi.

Weisbrot’a göre Latin Amerika’da sağ yönetimlerin uzun vadeli gücü sınırlı; çünkü geniş halk kesimlerinin ekonomik beklentilerine yanıt verebilecek iktisadi programlar sunmakta zorlanıyorlar. Brezilya’da yarışın hata payı içinde seyrettiğini belirten Weisbrot, Lula ve İşçi Partisi’nin seçimi kazanma ihtimalinin sürdüğünü dile getirdi.


Haber Kaynağı : 12punto

Etiketler

brezilya Mark Weisbrot Lula da Silva Flavio Bolsonaro ABD Latin Amerika yaptırımlar BRICS