Trump’ın yeni gümrük vergileri enerji şoklarıyla birleşince küresel ekonomi için risk büyüdü
Analistler, Trump’ın yeni tarifelerinin enerji fiyatlarındaki sıçrama ve Orta Doğu’daki savaşla daha ağır hissedilebileceğini belirtiyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın 80’den fazla ülkeye yönelik yeni ithalat vergilerini devreye alması, küresel ticarette belirsizliği yeniden artırdı. Ancak ekonomistlere göre bu kez asıl kırılganlık yalnızca tarifelerden değil, Orta Doğu’da tırmanan savaşın enerji piyasalarında yarattığı baskıdan kaynaklanıyor.
Trump’ın ilk kapsamlı gümrük tarifelerini açıkladığı 2 Nisan 2025’te petrolün varil fiyatı yaklaşık 70 dolar seviyesindeydi. Bugün ise Basra Körfezi çevresindeki ticaret ve enerji rotalarında yaşanan aksaklıklar, petrol fiyatını 100 dolara yaklaştırmış durumda. Bu tablo, yeni tarifelerin maliyet etkisini daha hassas bir küresel ekonomi üzerinde hissettirebilir.
ING baş ekonomistlerinden Carsten Brzeski, yeni ticaret gerilimlerinin geçen yıla kıyasla daha zayıf bir küresel zeminde ortaya çıktığını belirterek, “Bu yeni ticaret gerilimleri, küresel ekonominin yükselen enerji fiyatları nedeniyle geçen yılki Kurtuluş Günü’ne göre daha zayıf olduğu bir dönemde ortaya çıkıyor” değerlendirmesini yaptı.
Yeni tarifeler, ABD Yüksek Mahkemesi’nin şubat ayında önceki tarifelerin büyük bölümünü iptal etmesinin ardından Washington yönetiminin gümrük vergilerini yeniden yürürlüğe koyma hamlesi olarak öne çıkıyor. Ticaret ortaklarının haksız çalışma uygulamaları gerekçe gösterilerek hazırlanan düzenlemeler, daha önce geçici olarak uygulanan benzer tarifelerin yerini aldı. Önümüzdeki dönemde ilave tarife adımlarının da gündeme gelebileceği belirtiliyor.
ENERJİ ŞOKU TARİFELERİN ÖNÜNE GEÇTİ
Analistler, Trump’ın ticaret savaşının enflasyon üzerindeki etkisinin önemli bir bölümünün şirketler ve tüketiciler tarafından zaten fiyatlandığı görüşünde. Northern Trust Başekonomisti Carl Tannenbaum, “Tarifelere bağlı mal enflasyonunun en kötü dönemi muhtemelen geride kaldı” dedi. Tannenbaum’a göre şirketler geçen yıl fiyatlarını artırdı ve mahkeme kararının ardından bu artışları geri çekmedi.
Buna karşın enerji tarafındaki baskı daha geniş ve daha hızlı bir etki yaratıyor. İran savaşı, Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz gibi kritik enerji ticaret rotalarında aksamalara neden olurken, Yemen’deki Husilerin Suudi Arabistan ile gerilimi tırmandırması da piyasaların risk algısını artırdı. Petrol fiyatlarının yeniden yükselmesi, devlet tahvillerinde satış dalgasına ve hisse senedi piyasalarında düşüşe yol açtı.
ABD’de benzin fiyatlarının galon başına 4 dolara yükselmesi ve mortgage faizlerindeki artış, enerji maliyetlerinin yalnızca şirket bilançolarını değil hanehalkı harcamalarını da etkilediğini gösteriyor. Japonya Kabine Ofisi de şirketlerin savaş kaynaklı maliyet artışlarını, 2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından yaşanan enerji şokundan bile daha hızlı şekilde tüketicilere yansıtıyor olabileceğine dikkat çekti.
Paris’teki Sciences Po Üniversitesi’nden Paola Subacchi, Orta Doğu’daki tablonun küresel ekonomi açısından tarifelerden daha kaygı verici olduğunu belirterek, ticaret cephesindeki gelişmeleri “aşağı yukarı aynı hikâye” sözleriyle yorumladı.
ASYA VE ÇİN BAŞLIĞI KRİTİK
Tarifelerden ve enerji şokundan en fazla etkilenen bölgelerin başında Asya geliyor. Bölge ekonomileri hem ihracata hem de ithal enerjiye yüksek ölçüde bağımlı. Japonya, Güney Kore ve Tayvan gibi ülkeler, Washington ile ticari gerilimi sınırlamak için yatırım taahhütleri üzerinden anlaşma zemini aradı.
Japonya’nın yüzde 15’lik düşürülmüş gümrük tarifesi karşılığında ABD’ye 550 milyar dolarlık yatırım sözü verdiği; Güney Kore’nin gemi inşası ve batarya üretimine, Tayvan’ın ise ileri yarı iletken üretimine on milyarlarca dolar ayırmayı taahhüt ettiği belirtiliyor. Buna rağmen bölge ekonomilerinin son dönemde beklentilerin üzerinde dayanıklılık göstermesi dikkat çekti.
Nomura ekonomisti Sonal Varma, Asya ekonomilerinin şoklara karşı performansına işaret ederek, “Benim açımdan en önemli sonuç, bu ekonomilerin tüm bu şoklara karşı ne kadar dayanıklı olduğu” dedi.
Küresel ticaret savaşının en kritik başlığı ise ABD ile Çin arasındaki pazarlıklar olmaya devam ediyor. Tannenbaum, “Bu sürecin asıl belirleyici unsuru ABD ile Çin arasındaki mücadele” ifadelerini kullandı. Çin’in nadir toprak elementleri ve kalıcı mıknatıs üretiminde kullanılan mineraller üzerindeki gücü, Washington’a karşı önemli bir pazarlık aracı olarak görülüyor.
Peterson Uluslararası Ekonomi Enstitüsü Kıdemli Araştırma Görevlisi Mary E. Lovely, Çinli liderlerin bu alandaki hâkimiyetlerinin ABD’nin tarifeleri çok daha yukarı çekmesini sınırlayacağına güvendiğini aktardı. Bu durumun, Çin’in bazı komşularına göre daha düşük tarifelerle karşılaşmasına ve rakipleri karşısında avantaj sağlamasına yol açabileceği değerlendiriliyor.
Uzmanlara göre küresel ekonomi açısından önümüzdeki dönemin belirleyici sorusu, yeni tarifelerin ticaret akışını ne ölçüde bozacağı kadar, Orta Doğu’daki savaşın enerji arzı ve fiyatları üzerinde ne kadar kalıcı bir baskı yaratacağı olacak.
Haber Kaynağı : 12punto
Çok Okunanlar
CHP etkinliğine 'cast ajansı' soruşturması
YENİ Parti’den Uçum’a yanıt
Cumhurbaşkanlığı’nın Lozan 'Taslağı'... Özgür Özel’in Yeni Parti’si...
Yarı çıplak sokağa çıkan kadın daha sonra 3. kattan atladı
Paran yoksa tedavi olamıyordun, şimdi doktor da olamıyorsun
Lozan’da İsmet Paşa’dan ne istediler?
Filenin Sultanları 2026 FIVB Milletler Ligi şampiyonu!
YENİ Parti'de '10 vekil istifa edecek' iddiası
İran Savaşı gölgesinde ABD donanmasının füze sorunu
Adana'da üç kişiyi öldüren zanlı cezaevine gönderildi