Almanya'nın Süleymancılarla imtihanı: Berlin İslamcılar için 'Allah'ın bir lütfu mu?'
12punto, Türkiye’de Alihan Kuriş’in tutuklanmasıyla yeniden gündeme gelen Süleymancılar yapılanmasının Almanya ayağını araştırdı. Türkiye’deki soruşturmanın Köln’e uzanıp uzanmadığını ve VIKZ’nin mali bağlantılarını Alman makamlarına ve kuruma sordu; yanıtlar ise yeni soruları beraberinde getirdi.
IŞIN ERTÜRK - 12punto.com.tr
Türkiye’de lideri tutuklandı. Köln’de medresesi açıldı .Süleymancılar dosyası iki ülkenin aynı dini yapılanmaya nasıl bambaşka baktığını yeniden gözler önüne serdi.
Türkiye’de Alihan Kuriş hakkında örgütlü mali suç soruşturması yürütülüyor. Almanya’da ise aynı dini geleneğin çatı kuruluşu VIKZ, Köln’deki dev merkezinde yeni medresesini faaliyete geçirdi.
Asıl soru, Almanya’nın neyi gördüğü değil, neyi görmediği.
TÜRKİYE’DE TUTUKLAMA, KÖLN’DE MEDRESE
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 13 Ağustos’ta “Alihan Kuriş çıkar amaçlı suç örgütü” soruşturması kapsamında operasyon başlattı. Suçlamalar ağır: Suç örgütü kurmak ve yönetmek, suç gelirlerini aklamak, kamu kurumlarını dolandırmak ve Vergi Usul Kanunu’na muhalefet.
16 Ağustos’ta Alihan Kuriş’in de aralarında bulunduğu 32 şüpheli tutuklandı. Altı kişi hakkında ev hapsi kararı verildi. Soruşturmanın merkezinde para var.
MASAK’ın 168 sayfalık ilk raporunda şirketler arasında milyarlarca liralık olağan dışı işlemler, yüksek nakit girişleri ve uluslararası transferler tespit edildi. Güleryüz Kuyumculuk’un 2017-2026 arasındaki bankacılık işlem hacmi tek başına 66,2 milyar lirayı aşıyor. Raporda Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve ABD’deki hesaplarla yapılan işlemler de yer alıyor.
İlk günlerde “100 milyar lira yurt dışına çıkarıldı” haberleri yayıldı. Ancak açıklanan MASAK ayrıntıları toplam finansal hareketle doğrudan yurt dışına çıkan paranın birbirine karıştırılmaması gerektiğini gösteriyor.
Bugün itibarıyla 100 milyar liranın Almanya’ya ya da başka bir ülkeye gönderildiğini söylemek mümkün değil.
Süleymancıların Almanya’daki çatı kuruluşu İslam Kültür Merkezleri Birliği, yani VIKZ, Köln’de 1973’ten beri faaliyet gösteriyor.
Kurum Köln-Müngersdorf’ta dev bir genel merkez kuruyor. Şehrin yerel gazetesi “Kölner Stadt-Anzeiger” projeyi 2018’de yaklaşık 70 milyon avroluk yatırım olarak duyurdu. Yönetim merkezi, 885 kişilik ibadet alanı, konferans salonları, kütüphane, restoran, misafirhane, öğrenci yurdu ve imam yetiştirme merkezi planlandı.
Proje gecikti ancak “Medrese” olarak adlandırdığı C bölümü 25 Temmuz 2026’da faaliyete geçti bile. Türkiye’de yapılanmanın lideri tutuklanırken, Almanya’daki merkez yeni kuşak imamlarını yetiştirecek medresesine öğrenci alıyor.
Bunlar iki yapı arasında suç ilişkisi bulunduğunu göstermese de mali ve hiyerarşik bağların araştırılması için yeterince soru doğuruyor.
12PUNTO ALMAN MAKAMLARINA SORDU
12punto, Türkiye’de araştırılan uluslararası para hareketlerinin Almanya’ya, VIKZ’ye veya Köln’deki yeni merkeze uzanıp uzanmadığını Alman makamlarına sordu.
Köln Cumhuriyet Savcılığı Sözcüsü Sinan Şengöz, 12punto’ya verdiği yanıtta, tarafımızca sorulan olayın savcılığın işlem kayıtlarında “bilinmediğini” ve bu nedenle başka bilgi veremeyeceğini açıkladı.
Federal Kriminal Dairesi (BKA) Basın Bürosu “BKA, Türk güvenlik makamlarının devam eden soruşturmaları hakkında açıklama yapmamaktadır” yanıtını verdi.
Yani Almanya’ya para gelip gelmediği, Türkiye’den bir talep ulaşıp ulaşmadığı, Alman makamlarının konuyu inceleyip incelemediği soruları cevapsız kaldı.
Türkiye’deki MASAK’ın karşılığı olan Alman Mali İstihbarat Birimi FIU da 12punto’ya yanıt verdi.
FIU, operasyonel analizlerinde bulunabilecek vakaları veya alınmış olabilecek tedbirleri açıklama-yacağını bildirdi. FIU, Kuriş soruşturmasıyla bağlantılı işlemlerin Almanya ayağının bulunup bulunmadığı konusunda bilgi vermedi.
Kurum ayrıca şüpheli mali işlemleri analiz ettiğini, kara para aklama veya başka bir suç şüphesi ortaya çıkarsa bilgileri derhal yetkili güvenlik ve soruşturma makamlarına aktardığını belirtti.
Köln Savcılığı: Sorduğumuz olay kurumun işlem kayıtlarında bilinmiyor.
BKA: Türk makamlarının devam eden soruşturması hakkında açıklama yapmıyor.
FIU: Operasyonel analizlerine ilişkin bilgi vermiyor.
Dolayısıyla bugün itibarıyla Türkiye’de araştırılan para hareketlerinin Almanya’ya veya VIKZ’ye uzandığını gösteren kamuya açık bir Alman belgesi yok. Ancak üç kurumdan hiçbiri böyle bir Almanya bağlantısının bulunmadığı yönünde bir açıklama da yapmadı.
“AÇIK VE ŞEFFAF” VIKZ DE YANIT VERMEDİ
12punto aynı soruları VIKZ’ye de gönderdi.
Alihan Kuriş yönetimiyle idari ve hiyerarşik ilişkinin ne olduğu, Türkiye’den Köln’deki merkeze para gelip gelmediği, MASAK’ın incelediği kişi veya şirketlerle mali ilişki bulunup bulunmadığı, dev merkezin nasıl finanse edildiği ve medresedeki imam eğitiminin içeriği soruldu.
Yanıt gelmedi.
Oysa VIKZ kendi internet sitesinde yeni merkezini “açık ve şeffaf” diye tanıtıyor. Hatta sitesinde “sorularınızı memnuniyetle yanıtlarız” ifadesi de yer alıyor.
Şimdilik sorularımız yanıt bekliyor.
ALMAN İSTİHBARATI SÜLEYMANCILARI İZLEMİYOR MU?
Alman Anayasayı Koruma makamlarının güncel raporlarında çok sayıda İslamcı yapılanma ayrıntılı biçimde izleniyor.
VIKZ/Süleymancılar, kamuya açık güncel Alman istihbarat raporlarında Furkan Hareketi gibi anayasa karşıtı İslamcı yapılanmalar arasında yer almıyor. Alman güvenlik makamlarının VIKZ hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadığı anlamına gelmese de kamuya açık raporlardaki fark ise net: Furkan izleniyor. VIKZ aynı kategoride değil.
FURKAN’A BAŞKA, VIKZ’YE BAŞKA
Furkan Hareketi konusunda Alman istihbaratının dili oldukça sert. Hareketin Alparslan Kuytul’a bağlı olduğu, demokratik seçimleri reddettiği, şeriata dayalı devlet düzenini ve hilafeti savunduğu resmî raporlarda yer alıyor.
Schleswig-Holstein Eyaleti Anayasayı Koruma Teşkilatı, çocuklara yönelik eğitim faaliyetlerinin özgür demokratik temel düzenle bağdaşmayan ideolojik içerikler taşıdığı uyarısında bulunuyor.
Hamburg Eyaleti istihbaratı da Furkan’ın Almanya’daki yapılanmasının Türkiye’deki ana örgüt ve Kuytul’la güçlü bağını vurguluyor.
Yani Alman istihbaratı Türkiye kökenli Furkan Hareketi’ni anayasa karşıtı İslamcı yapılanmalar kapsamında izliyor. Diğer yapı VIKZ ise kamuya açık raporlarda aynı kategoride yer almıyor.
Yani Alman devleti Türkiye kökenli İslamcı bir yapılanmayı demokrasi için tehdit kabul edip izliyor. Diğerini ise devletin en üst makamlarıyla aynı masaya oturtuyor.
STEINMEIER VIKZ’NİN TÖRENİNDEYDİ
VIKZ Almanya’da dışlanan bir örgüt değil.
Federal Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, 2023’te Köln’deki 50. yıl törenine katıldı. Köln Büyükşehir Belediye Başkanı Henriette Reker ve Kuzey Ren-Vestfalya Başbakan Yardımcısı Mona Neubaur da oradaydı. Reker, VIKZ’nin çalışmalarını ve dinler arası diyaloğunu övdü.
VIKZ’nin yeni merkezinin internet sitesinde de Reker’in şu sözleri hâlâ duruyor: “Yeni merkez 'açıklık ve saygıyı' temsil ediyor.”
Bu temaslar herhangi bir suç ilişkisini kanıtlamıyor. Yine de VIKZ’nin kurumsal muhatap kabul edilen bir yapı olduğunu da bize gösteriyor.
ALMAN ANA AKIM MEDYASI BAŞINI NEDEN ÇEVİRİYOR?
Türkiye’de Süleymancılar günlerdir gündemin merkezinde. Almanya ise oldukça sessiz.
Kölner Stadt-Anzeiger aynı VIKZ merkezini yıllardır takip ediyor. 70 milyon avroluk projeyi yazdı. Kaba inşaat törenini haber yaptı. VIKZ’nin Köln Belediyesi’ne merkez içerisinde yaklaşık 2 bin metrekarelik kütüphane alanı teklifini de aktardı. Ama Türkiye’deki operasyon, MASAK raporu ve uluslararası para hareketleri gündeme geldikten sonra Alman ana akım medyasında geniş bir sorgulamayı henüz göremedik.
KÖLN BU HİKÂYEYİ DAHA ÖNCE GÖRDÜ
Türkiye kökenli köktendinci yapılanmalar Almanya için yeni değil.
Metin Kaplan’ın “Hilafet Devleti” bunun en sert örneklerinden.
Örgütün merkezi Köln’dü. Alman devleti “Kalifatsstaat”ı 2001’de yasakladı. Resmî istihbarat raporlarına göre örgüt demokratik düzeni reddediyor, şeriata dayalı hilafet hedefliyor ve Almanya’nın iç güvenliğine tehdit oluşturuyordu.
Metin Kaplan 2004’te Türkiye’ye sınır dışı edildi.
Almanya, dini bir örgütlenmenin güvenlik sorununa dönüşebileceğini Köln’de daha önce yaşadı.
ALMANYA’DA HÂLÂ “FETÖ” DEĞİL, “GÜLEN HAREKETİ”
Bir de “Fethullah Gülen” dosyası var.
Türkiye’de FETÖ olarak terör örgütü kabul edilen yapılanma, Almanya’da hâlâ “Gülen hareketi” olarak değerlendiriliyor.
Üstelik uyarılar yeni değildi. 2014’te Alman makamları Gülen hareketini inceledi. Federal Hükümet, hareketin bütün olarak özgür demokratik düzene karşı faaliyet yürüttüğünü gösteren yeterli bulgu bulunmadığını açıkladı. Bu nedenle Anayasayı Koruma Teşkilatı tarafından izlenmesine gerek görülmedi. İki yıl sonra 15 Temmuz darbe girişimi yaşandı. Türkiye Gülen yapılanmasını darbenin arkasındaki örgüt olarak gösterdi. Almanya bu değerlendirmeyi terör örgütü sınıflandırmasına dönüştürmedi.
2017’de Türkiye, Alman makamlarına Gülen bağlantılı olduğu ileri sürülen yüzlerce kişinin bilgilerinin bulunduğu dosya aktardı. Almanya’ya adli yardım ve iade talepleri de gönderildi.
Ancak Berlin’in temel yaklaşımı değişmedi. Dönemin Dış İstihbarat (BND) Başkanı Bruno Kahl, Türkiye’nin “Gülen yapılanmasının darbe girişimindeki belirleyici rolüne” ilişkin tezinin Alman makamlarını ikna etmediğini söyledi.
15 Temmuz’dan sonra Türkiye’den Almanya’ya askerler, diplomatlar, kamu görevlileri ve Gülen yapılanmasıyla ilişkilendirilen çok sayıda kişi geldi. Alman makamları bu başvuruları bireysel iltica hukuku üzerinden değerlendirdi.
15 Temmuz’dan sonra FETÖ'nün Avrupa’daki ağına ilişkin tartışmanın merkezlerinden biri Almanya oldu.
ARD/Tagesschau ve SWR araştırmalarında da hareketten ayrılan eski üst düzey isimler, “Hususi” adı verilen kapalı yapılanmaların Almanya ve Avrupa’da faaliyetlerini sürdürdüğünü öne sürdü.
Almanya Sosyal Demokrat Partili (SPD) eski milletvekili Lale Akgün de “Gülen hareketinin” kapalı ve hiyerarşik yapısını yıllardır eleştiren isimlerden.
FETÖ dosyasındaki gecikmiş tartışma bugün Süleymancılar üzerinden yeniden mi yaşanıyor?
MEINING: HİKÂYE SOĞUK SAVAŞ’TA BAŞLIYOR
ARD gazetecisi ve araştırmacı Stefan Meining’in 2011’de yayımlanan kitabının adı bile yeterince çarpıcı: “Almanya’da Bir Cami: Naziler, İstihbarat Servisleri ve Batı’da Siyasal İslam’ın Yükselişi.”
Meining, Almanya’daki siyasal İslamın bazı örgütsel köklerini Soğuk Savaş yıllarına götürüyor. Araştırmasına göre savaş sonrasında Münih’te eski Nazi bürokratları, istihbarat çevreleri ve antikomünist aktörler Sovyetler Birliği’ne karşı kullanılabilecek Müslüman gruplarla ilişki kurdu.
Kitabın bölüm başlıkları Meining’in tezinin yönünü açıkça gösteriyor:
“Soğuk Savaş’ta Müslümanların araç olarak kullanılması.”
“Federal Almanya’nın gizli İslam politikası.”
“Münih İslam Merkezi.”
“Almanya ve Müslüman Kardeşler.”
“Siyasal İslamın yükselişi.”
Geçmiş, bugünün Almanya’sını tek başına açıklamaz. Ancak Soğuk Savaş döneminde açılan siyasi ve kurumsal alanların ne ölçüde kalıcılaştığı hâlâ tartışmaya değer. Şu soru da ortada: Soğuk Savaş’ın ‘düşmanımın düşmanı’ siyaseti, Almanya’da siyasal İslam’ın kurumsallaşmasına kalıcı bir kulvar mı açtı?
ALMANYA İSLAMCI FABRİKASI MI?
Almanya’nın bir ‘İslamcı fabrikası’ olduğunu söyleyecek bir belge olmasa da bu yapıların neden burada bu kadar uzun süre yuvalanabildiğini sormak için yeterince örnek var.
Kaplancılar Köln’de büyüdü. FETÖ yapılanması yıllarca tartışıldı. Furkan bugün Alman istihbaratının gözetiminde.
Süleymancılar yarım asırdır Almanya’da örgütlü ve şimdi Köln’de yeni imamlarını yetiştiriyor.
Almanya “dini örgütlenme”, “entegrasyon” ve “din özgürlüğü” başlıkları altında bazı gelişmeleri görmekte isteksiz mi davranıyor?
Üstelik bunun faturası artık yalnızca Türkiye’ye çıkmıyor.
İslamcı ağlar yeterince açık tartışılmadığında konu Almanya için Alternatif (AfD) gibi aşırı sağcı ve sağ popülist çevrelerin eline geçiyor. Gerçek bir güvenlik ve demokrasi sorunu, bütün Müslümanları ve göçmenleri hedef alan siyasi malzemeye dönüşüyor. İslamcı ağları küçümsemek de, milyonlarca Müslümanı bu yapılar üzerinden zan altında bırakmak da aynı çıkmazın iki yüzü. Almanya iki uç arasında gidip geliyor.
"SÜLEYMANCILAR": ŞİMDİ YENİ BİR SINAV
Bugün elimizde VIKZ’nin suç işlediğini doğrulayan resmi bir rapor ya da karar yok.
Alihan Kuriş soruşturmasının Köln’e uzandığını gösteren belge de yok.
Sorular var ama.
Yanıtlanması gerekenler belli: MASAK’ın incelediği para hareketlerinin Almanya ayağı bulunuyor mu? VIKZ ile Alihan Kuriş yönetimi arasında nasıl bir mali ve hiyerarşik ilişki var? Köln’deki milyonlarca avroluk merkez hangi kaynaklarla finanse edildi ve medresedeki imam eğitimi kimin denetiminde?
Anlamamakta ısrar edenler için tekrar edelim...
Türkiye’de dev bir soruşturmanın merkezindeki İslamcı yapılanmanın lideri tutuklanıyor.
Almanya’daki merkezi ise aynı günlerde yeni medresesine öğrenci yerleştiriyor.
Aynı filmi yeniden mi izliyoruz?
IŞIN ERTÜRK – STUTTGART
Haber Kaynağı : 12punto
Çok Okunanlar
3 kardeşin son görüntüleri ortaya çıktı
Filenin Sultanları Letonya'ya şans tanımadı
Giresun’da helikopter düştü ihbarı
İki faili meçhul dosyada yeni gelişme
'Bir gün Türkiye’ye gerçek adalet gelip içeri atıldığı gün...'
Erdoğan ile CHP’li başkan arasında dikkat çeken diyalog
Süleymancılara yönelik 2. dalga operasyon!
Özgür Özel'den YENİ Parti'de vitrin değişikliği
KPSS 2024 puanı olanlar dikkat: 10 zabıta memuru alınacak
Aziz Yıldırım Samandıra'ya gitti