Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
41,1866
Dolar
Arrow
37,9467
İngiliz Sterlini
Arrow
49,2524
Altın
Arrow
3823,0000
BIST
Arrow
9.523

Bakan Tunç'tan Hakim-Savcı atamalarında Özlem Zengin ve yeğenine dair açıklama

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, katıldığı canlı yayında gündeme dair soruları yanıtladı. Tunç, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Ümit Özdağ, Cemal Enginyurt ve ordudan ihraç edilen teğmenlerin durumuna dair değerlendirme yaptı.

Bakan Tunç'tan Hakim-Savcı atamalarında Özlem Zengin ve yeğenine dair açıklama

Habertürk TV'de canlı yayına katılan Bakan Tunç'un açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

DEPREM DAVALARINA DAİR...

'Asrın felaketi' diyoruz ama dünya tarihinde bu biraz hafif kalır. 57 bin 537 canımız gitti. Milletçe büyük bir seferberlik ilan ettik. Devletimizin tüm kurumları bölgeye seferber oldu. 11 şehrimizin yeniden ayağa kaldırılması mücadelesinde belli noktaya geldik. Dün Gaziantep'teydim. Nurdağı ve İslahiye ilçeleri depremin en fazla hasar verdiği şehirlerdi. Oralarda teslim edilen konutlarda vatandaşlarımızı ziyaret ettik.

Acı taze; yani gidecek gibi değil tabii ki. Deprem sonrasında, depremin ilk anından itibaren, 6 Şubat 2023 yılında deprem olmuştu. O zaman grup başkan vekili ve milletvekiliydim. Sabah milletvekillerimiz hemen yola çıktılar. Yollar deprem nedeniyle hasar görmüştü, kar, kış kıyamet. Grup başkanvekilimiz Mustafa Elitaş, sayın Cumhurbaşkanımızla görüşmesinde OHAL ilan edilmesiyle görüşmüştü.

Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadesi şu şekilde oldu 'Kar, bora, fırtına vatandaşlarımızın yanında olacağız, ilk müdahaleyi yapacağız, sonrasında olağanüstü hal ilan edilecek'. O kararname çerçevesinde yargısal süreçlerin nasıl yapılacağına ilişkin kararname çıkmıştı. O kararname çerçevesinde yargı olarak birtakım çalışmalar yaptık. İdari yargı usülünde geçici madde düzenlemesi yapmıştık.

Adalet Bakanlığı olarak bütün illerden tecrübeli hakim ve savcıları bölgeye intikal ettirdik. Adli tıp, DNA, kimlik tespitleri. 984 bilirkişi de delilleri tespit etmesi gerekiyordu. Yıkılan binalarla ilgili enkazlar kaldırılmadan delillerin toplanması gerekiyordu. Bina bina eksiksiz şekilde 11 vilayetimizde bu çalışmalar yapıldı. Açılacak soruşturmalar bu delillere dayandırıldı. 697 ilave mahkeme kurduk bölgede. Oradaki yargısal süreçlerin tıkanmaması için. Ceza süreçleri ve davalar bakımından vatandaşlarımızın yargısal konularda mağdur olmaması için tedbirler alındı.

"YARGILANAN BELEDİYE BAŞKANLARI DA VAR"

Toplamda 3 bin 522 dosyada işlem yapıldı. Bu dosyaların 1491'inin iddianamesi düzenlendi ve davaları açıldı. 2031 soruşturma devam ediyor. 2578 dosyada bilirkişi incelemeleri tamamlandı, raporlar hazırlandı. Bu raporlar teknik üniversitelere gidiyor. Üniversitelerdeki bilirkişi heyetlerine teslim edildi. Şu anda hala 248 kişi tutuklu durumunda. 1036 kişi hakkında adli kontrol sözkonusu.

Tutukluların bir kısmı müteahhit, bir kısmı yapı denetim sorumlusu, bir kısmı fenni mesul. Binada sonradan değişiklik yapan, kolon kesenlerle ilgili de var. Kamu görevlileriyle alakalı bilirkişi raporları geldikten sonra o dosyada kamu görevlisi, belediye yetkilisinde sorumluluk varsa o durumda İçişleri Bakanlığı'ndan soruşturma izni istendi. Peyderpey o davaların açılması devam ediyor.

İzinlerin gelmesinde gecikme, dosyanın bilirkişiden dönüşüyle ilgili. Onlarla ilgili de davalar açılıyor. Burada yargılanan belediye başkanları da var. Bizim Nurdağı Belediye Başkanı hala tutuklu. Oradaki yapılarla ilgili kusuru olanlar noktasında yargısal süreçler aksatılmadan sürüyor. Burada önemli olan bilirkişi raporları. Üniversitelerimizin verdiği rapor. Delillerin başlangıçta iyi toplanması çok önemliydi.

Karat örnekleri ve bina bina yapıldı. Bir de bunun idari yargı boyutu vardı. Şu anda 105 bin 933 dava açıldı. 65 bin 826 dosyada karar verildi. Vatandaş yıkım kararına, ağır hasara itiraz ediyor ve dava açıyor. Bu senenin sonunda 400 binden fazla konut teslim edilecek. 2025'in sonuna kadar herkes sıcak yuvalarına kavuşacak.

OTEL YANGINI FACİASI SORUŞTURMASI

Kartalkaya'da hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyoruz. Gerçekten büyük bir acı, büyük felaket. Böyle bir şeyin olmaması lazım. Bu acı tarif edilmez. Sayın Cumhurbaşkanımız da cenaze törenlerinde o ailelerin acılarını paylaşırken gerçekten duygulanmamak mümkün değil. Yangının akabinde, kurtarma çalışmaları devam ederken Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmayı başlattı.

Hızlı bir şekilde delillerin kaybolmaması açısından bilirkişi heyeti oluşturuldu. İlk tespitlerine ilişkin rapor hazırlama süreci devam ederken özellikle yangın ve binaların yangından korunmasına ilişkin uzmanlıkları olan kişilerden bilgileri alması gerekiyordu savcılığın. Sorunların belirlenmesi noktasında bilirkişiye başvuruldu.

Soruşturmayı yürüten savcılık makamı. Oradaki deliller ışığında sorunların belirlenmesine yönelik çaba sözkonusu. Savcılık makamının özellikle bazı tespitleri oldu. Hemen yangından 1 ay önce bina ile ilgili Bolu Belediye Başkanlığı ve itfaiye teşkilatının orada 9 eksikliğin bulunduğu ve ruhsat veren makam olan Bolu Özel İdaresi'ne bildirilmediğine yönelik savcılığın tespiti. Sonra dilekçenin geri çekilmesi. Bununla ilgili dilekçenin geri çekilmesi, yanındaki müştemilatı ile ilgili uygunluk verilmesi. Savcılık makamı bu konunun kendi uzmanlık sahaları olmadığı düşüncesiyle, sayın Özel'in bahsettiği henüz dosyaya verilmemiş, bilirkişilerin imza atmadığı bir belge. Savcılığın sorduğu kısımla ilgili yorum olmadığı görülünce daha tarafsız, teknik, ihtisas sahibi olan yeni bir bilirkişi heyetinin oluşturulmasına savcılık karar vermiştir.

"YENİ GÖZALTILAR GERÇEKLEŞTİ"

Rapor olması için imzalanıp savcılık dosyasına ve UYAP'a kaydedilmesi lazım. Bu bir taslak olabilir. Bu taslakla ilgili bilirkişiden yeni sorular sorulduğunda mahalli bilirkişiler 'biz buna cevap veremeyiz' dediğinde o zaman bizim uzmanlık gerektiren yeni teknik heyete ihtiyacımız var kanaatine varıyor savcılık. İTÜ'den yeni bir heyet oluşturuluyor. Afet Yönetimi Bölümü'nden oluşan 8 kişilik bilirkişi heyeti görevlendiriliyor.

Önceden toplanan deliller hızlı bir şekilde keşif yapılıyor. Rapor hazırlama süreci devam ediyor. Biz şunu diyoruz; bunun üzerinden bunları konuşmak bile acı verici, maalesef. Bunun üzerinden politika yapılmaz. Burada gerçek ne ise ortaya çıksın, ucu nereye dokunursa dokunsun. Ama onlar şunu diyor 'Bunun ucu bizim arkadaşlarımıza dokunmasın' aradaki fark bu. Belediye burada sorumlu değildir diyorlar. Bilirkişi raporu hazırlanmamış, savcılık soruşturmayı devam ettirirken 'şu kusurludur, bu kusursuzdur' diyebilir misiniz?

Şu anda 22 tutuklu var. Sayın bakanımız mülkiye müfettişlerinin soruşturmasıyla ilgili konuştu. Yeni gelen rapor ışığında gözaltı ve tutuklamalar gerçekleşti. Şu anda asıl raporu hazırlayacak olan İTÜ'nün bilirkişileri. Türkiye'nin en yetkin kurumundan bu rapor alınacak. Soruşturma devam ediyor. Biz burada gelecek olan bilirkişi raporuna göre, savcılık makamı elbette ki yeni gözaltılar yapabilir, tutuklama kararları verebilir.

Hukuk davası bakımından şirket yetkililerin malvarlığına ilişkin tedbirler konuldu. Vatandaşlarımız müsterih olsun. Kim olursa olsun, ister otel sahibi, şirket yetkilileri, isterse ihmali olan kamu görevlileri, bakanlıkta, özel idarede olsun, bu konuda yargının birisini koruması sözkonusu olamaz.

Kimin ihmali varsa. Yangından 1 ay önce verilen dilekçenin geri çekilmesi. 9 eksiklik. Yangın söndürme, uyarı sistemleri yok. Çıkış, yangın merdivenleri yok. Bunu ilgili makamlara kim bildirmemiş? Neden geri çekilmiş dilekçe? Arada ne dönmüş? Tüm bunlar ortaya çıkacak. Milletimize ve vefat edenlerin ailelerine büyük acıyı yaşatanlara yargı hesap soracak. Ucu nereye dokunursa dokunsun. Sayın Özel 'bizim belediyeye dokunmasın' diyor. Bunu sen demeyeceksin, yargı söyleyecek.

İMAMOĞLU'NA YÖNELİK AÇILAN DAVALAR

Adalet Bakanı olarak benim devam eden soruşturma ve davalarla ilgili olarak, siyasi davadır ya da değildir şeklinde yorum yapmam doğru olmaz. Herşey kamuoyunun gözü önünde cereyan ediyor. 'Ahmaktır' demek hakaret mi, değil mi? Bunu yargı takdir edecek. İlk derece kararını verdi şimdi istinaf sürecinde. Siz 'bu dava gecikti, erken verildi' diye 'yargı tacizi' derseniz bu olmaz. Yargı bağımsız ve tarafsız şekilde kararını verecek. Ordu'daki dava ile ilgili aynı şey söylenmişti.

O davada Yargıtay'da. Sonraki ifadeleri, İstanbul Başsavcımızla ilgili ifadeleri var. Yargı hakaret mi değil mi, değerlendirecek. Cumhuriyet başsavcısına 'çürük zihinli' dediğinizde bunun hakaret olup, olmadığını, suç teşkil edip etmeyeceğini herhalde yargı takdir edecektir. Sürekli yargıya yönelik buradan ifade edemeyeceğimiz hakaret içeren sözlerle sürekli gündemde kalmak gibi durum sözkonusu.

Burada 16 milyon İstanbullunun sorumluluğunu taşımak gerekir. Bir cumhuriyet başsavcısına 'çürük zihinli' dediğimizde yargı susacak mı? Soruşturmayla karşı karşıya kalınca 'yargı tacizi'. YSK üyelerine söylediği söz yargı gündeminde. Sayın Özel'in ifadeleri. Bir gençlik kolu başkanının o sözler üzerine video yapması ve soruşturma açılması.

Yargıya kimse hakaret edemez. Ben Adalet Bakanıyım ve HSK Başkanıyım. 'Bu suç işlemiştir' demiyorum. Suç olup, olmadığını, hakaret olup, olmadığını değerlendirecek olan yargıdır. Bunu şova dönüştürürseniz, herkes hukuka saygı duyacak. Yargı mensuplarına söylediği sözler kabul edilebilr değildir.

Bizim maalesef hakaret siyaseti, sürekli karşı tarafı rencide edecek sözler, hakarete varan sözlerle yargının konusu olabilecek sözler sarfedildiğinde 'yargı niye üzerime geliyor' dendiğinde doğru olmaz.

Kimse yargıya parmak sallayamaz. Burası hukuk devleti. Kanunlarımız var. Herkes kendi görev alanında işini tam yapsa, özellikle icraatlarla görevde olsa. İcraatlarla görevde olmayınca işi böyle kapatmak sözkonusu oluyor.

ÜMİT ÖZDAĞ'IN TUTUKLULUĞUNU DEĞERLENDİRDİ

Antalya'da yapmış olduğu konuşma. Başka suçlamalar var halkı kin ve düşmanlığa yönelik sözler ve yabancı düşmanlığı. Antalya'da yapmış olduğu konuşma var. Bir siyasetçi olarak konuşuyorum. Neticede bu sözler suç mu değil mi yargı karar verecek.

Cumhurbaşkanımıza devletimize ve hükümetin izlediği politikalara yönelik 'haçlı seferi' benzetmesiyle ilgili savcılığın başlatmış olduğu soruşturma. Antalya da başlatabilirdi. Ankara da başlatabilirdi. Mağdurun ikametgahı olarak İstanbul da başlatabilirdi. Üç yer yetkilidir. Yetkiyle ilgili problem sözkonusu değil.

Yetkili olan makam başlattığına göre aynı soruşturmanın oralarda başlatılması sözkonusu değildir. Mağdurun ikametgahı bu tür davalarda yetkili mahkemedir. Size karşı birisi Ankara'dan hakaret etse siz davayı İstanbul'da açabilirsiniz. Aynı şekilde burada mağdurun ikametgahının İstanbul olması nedeniyle yetki konusunda problem sözkonusu değildir.

CEMAL ENGİNYURT İÇİN YAPILAN SORUŞTURMA

Basın yoluyla işlenen suçlar, neticede haber kanalları, gazete merkezleri nerede yayımlandıysa bu konuda yetkiyle ilgili konu geniş. Bahsi geçen kişiler yargıda konuştukları bu ifadeler, yaptıkları konuşmalarla ilgili olarak binlerce vatandaşımıza dava açan kişiler bunlar. Bunların gerek TV ekranında gerek sosyal medyalarında yaptıkları yorum ve açıklamalara karşı vatandaşlarımız tepki gösteriyor, yorumlar yapıyor. Bu kişilerin vatandaşlarla ilgili binlerce kişiye dava açmışlar. Açabilirler hakları. Bir yandan 'haksız yere bize dava açılıyor' diyenler vatandaşlarımızın küçük yorumuna dava açabiliyor. Açabilirler, bir şey diyemeyiz.

GAZETECİLERE BİLİRKİŞİ SORUŞTURMASI

Burada basın özgürlüğü ile ilgili tartışmalar yapılıyor. Basın özgürdür. Düşünce ve ifade hürriyeti Anayasal haktır. Anayasamızın 26. maddesi. BM, AİHM'in maddeleri fikir ve ifade hürriyetinden bahseder, sınırlarını belirler. Basın özgürlüğünün alanının genişletilmesiyle ilgili son 22 yılda Anayasımızda ve mevzuatında önemli değişiklikler yaptık. TCK'da eleştiri amacıyla sarfedilen sözlerin suç teşkil etmeyeceğini, haber sınırını aşmayan düşünce açıklamaların suç teşkil etmeyeceğine yönelik. Bu konuyla ilgili değişiklikleri yaptık.

Bilirkişi ile yapılan telefon görüşmesi sözkonusu. Telefon görüşmesinin ifşası ve televizyonda yayınlanması sözkonusu oldu. Bilirkişi ya da herhangi şahısla yaptığınız telefon görüşmesinin ondan izinsiz ifşa edilmesi TCK'nın 131. maddesinde açıktır. Basın yayın yoluyla olursa daha da ağırlaştırıcı sebep haline getirmiştir. Bilirkişiyi etkileme suçu düzenlenmiş. Savcılığın yayın yapıldıktan sonra başlattığı soruşturma sözkonusu oldu. Hem görüşmeyi yapan gazeteci ile yapıldı. Bir kısmı serbest bırakıldı bir kısmı tutuklandı.

Neden serbest kalamazdı dediğinizde yargının vereceği karar. Hangi halde tutuklama yapılacağı belli. Suç işlediğine dair delil bulunan kişi tutuklama olur deniyor. Burada telefon görüşmesinin ifşası ve yayınlanması söz konusu. Burada elbette tutuklama bir tedbir. Verilen karar kesin değil. Suçun işlendiğine dair somut delil var. Savcılık sorguya gönderiyor. Sulh ceza hakimliği tutuklama sınırı içerisinde gördüğünde yetki mahkemede. Burada özellikle bir gazetecilik faaliyeti sözkonusu değil.

Gazeteciliğin kuralları var, meslek ilkeleri var. Bunlar neyin yayınlanıp, yayınlanmayacağı, neyin kişilik haklarına saldırı olup olmayacağı hem gazetecilik kurallarında hem de kanunda var. Bunun suç teşkil edip etmeyeceğine yargı karar verecek. Sulh ceza hakimliği burada böyle bir karar vermiştir.

Tutuklama bir tedbirdir. Tutuklama sebepleri kanunumuzda tek tek yazılıdır. Karar tamamen mahkemenin takdirinde. Burada mahkemeye arayıp 'gazeteci, neticede kaçmayacak, tutuklamayın' diye bir talimatımız sözkonusu değil. Bir gazeteci arkadaşımız gazetecilik faaliyeti nedeniyle gözaltına alındı, diye sorulduğunda ben de dedim ki 'gazetecilik nedeniyle tutuklanan birisi yok'. Dolayısıyla yapılan budur.

GEZİ DAVASI 12 YIL SONRA NEDEN GÜNDEMDE?

2013 yılının mayıs ayında Gezi olayları. O günleri hatırlayacak olursak. Arap Baharı'nın Türkiye'ye geliyor gibi izlenim sözkonusu idi. Gezi Parkı'nda 2 ağacın yer değiştirimesiyle başlayan protesto eylemi maalese yakma,yıkma olarak başka bir şeye dönüştürüldü. İnsanlar öldü. Terörist paçavraları AKM'ye asıldı. Yargılama süreci başladı. Eylemleri koordine edenler, organize edelerle ilgili kamu davası açıldı.

İlk derece mahkeme karar verdi Yargıtay kararı onadı. Kesinleşmiş karar sözkonusu. Gezi parkı olaylarının hükümete karşı darbe kalkışmasına yönelik bir karar sözkonusu. 12 yıl sonra ne oldu da tekrar soruşturma başlatıldı? Cumhuriyet Başsavcılığı burada zaman aşımı süresi sözkonusu değil. Anayasal düzene karşı işlenen suçlar bakımından zaman aşımı işlemez. Nasıl 28 Şubat sanıkları, 12 Eylül darbecileri yıllar sonra yargı önüne çıkarıldı. Suç bakımından 312. madde. Zaman aşımı sözkonusu değil.

12 yıl geçti. Bu süre içerisinde elbette bir delil ortaya çıkmışsa. Soruşturma kapsamında hangi deliller ortaya çıktı da böyle bir soruşturma başlatıldı, bunu ilerleyen zamanlarda göreceğiz. Şüpheliler savunmalarını yapabilirler. Eğer etkisi olduğuna ilişkin delil ortaya çıkarsa elbette yargılama mümkün olabilir. 12 yıl geçti aradan bundan sonra soruşturma mı olur diyemeyiz.

O olayların çıkarılmasında, yönlendirilmesinde etkisi varsa, deliller varsa elbette yargı burada soruşturma başlatır. Burada yargının başlatmış olduğu, elde ettiği somut deliller olduğu kanaatinde ki böyle bir süreci başlatmış. İlerleyen süreçte kim kimlerle beraberdi? Hükümete karşı kalkışmada etkileri var mıydı? Burada olayları organize edenler. Sonradan çıkan deliller karşısında elbette savcılığın elinde deliller varsa elbette soruşturma konusu olur. Soruşturma etkin bir şekilde yürütülür. Davaya dönüştürülüp, dönüştürülmeyeceği önümüzdeki süreçte görürüz.

5 TEĞMENİN TSK'DAN İHRACI

Biz hep yürüyen soruşturmalarla ilgili konuşurken dikkatli olmamız lazım. Hukukçuyuz, Adalet Bakanıyız. Devam eden soruşturmalarla ilgili yönlendirici olamayız. Bir taraftan siyasetçiyiz. Teğmenlerle ilgili konu disiplin konusu. Orada attıkları slogan ya da kendi aralarında gösteri nedeniyle değil.

Bir yemin metni var, mevzuat değişikliği ile değişmiş. Mevzuata uygun şekilde törende yemin yapılmış. Tören bittikten sonra mevzuattan çıkarılan eski yemin metni ezberletilerek tören yapılmış sanki. Yetkililerin ısrarlarına rağmen yapıldığı şekilde bilgimiz var. Teşvik edildiğine yönelik de karar onu gösteriyor.

O yemini organize eden teğmen ve komutanlarıyla ilgili disiplin kararı verildi. Yürürlükteki metni okudunuz, eski metni ısrarla okumanız askerlik açıdan disiplin suçu olduğuna MSB Yüksek Disiplin Kurulu karar verdi.

Bu kararı idari yargı değerlendirecek. Burada bir disiplin suçu var mıdır, yok mudur bunu değerlendirecek olan idari yargıdır. Tamamen askerlik disiplini ile alakalı durum sözkonusudur.

"BURADA BİR PARTİ AYRIMI SÖZ KONUSU OLAMAZ"

AK Partili ya da CHP'li belediyeler diye ayrılmaz. Bir suç varsa kanun ihmali varsa elbette yargı soruşturur. Bir gözaltı ve tutuklama kararı verilmişse somut delil elde edilmiştir. Burada parti ayrımı sözkonusu olmaz. Hangi belediyede hangi usülsüzlük yapılmışsa. Fiillere ilişkin deliller elde edilmişse yargı harekete geçer. Orada savunmasını yapar. Kamuoyun iddiaanameyi görecek, kişinin hangi suçları işlediğini kamuoyu görecek. Bizim üç dereceli sistemimiz var. İlk derece var, istinaf var, sonra Yargıtay'ı var. Bu süreçleri kendimize, partimize yönelik bir kasıt var şeklinde yorumlamak doğru değil. Kendinizi savunursunuz. Kamuoyuna 'ben şu gerekçeyle suçlanıyorum buna ilişkin dosyada bir şey yok' dersiniz. Afaki suçlamalar değil de somut delili ortaya koyarsanız. Onunla ilgili soruşturmalar yapılır.

"SOSYAL MEDYANIN İYİ YÖNLERİ DE VAR"

Karar verene göre hukuk değişmez, hukuk evrenseldir. Yargı teşkilatımız bu sene 13 milyon 900 bin karar verdi. 11 milyon derdest dosyamız var şu anda. Yargı süreçlerinin hızlandığını gösteriyor. Hakim, savcı sayımızın güçlenmesiyle birlikte karar verme süresi daha da azalacak. Milyonlarca karar var. Burada gündemde olanları konuşuyoruz. Hatalı karar da verebilir yargı.

Bu hatalı kararın kendi içinde düzeltilme mekanizmaları var. Yargılamanın iadesi, AYM, tekrar ceza genel kurulu, mahkemeler eski kararında direnir. Kendi mecrasında düzeltilebilecek kararlar olur. Burada sosyal medya ve basın aracında ilk derece mahkemenin kararı dosyanın içeriği bilinmeden yorumlar yapılıyor.

Sosyal medyanın kişileri yargılaması birtakım mahsurları var. Sosyal medyanın iyi yönleri de var. Kamuoyunun bilgilenmesi açısından önemli. En ücra köşedeki mağduriyeti dile getirildiğinde devlet kurumları tarafından teyakkuza geçilmesi. Soruşturma aşamasındaki kişilerin mahkumiyet kararı verilmiş gibi lekelenmesinin önüne geçmek lazım.

"ÜLKEMİZİ KARALAMAYA YÖNELİK..."

117. sırada olmayı biz kabul etmiyoruz. Bu doğru değil. Bu liste kim tarafından oluşturuldu? Bu endeksi tarafsız kuruluş mu yaptı. Dünya Adalet Projesi adında dernek. Bu derneği kuran ABD eski Baro Başkanı. Bağışlarla faaliyetini sürdürüyor. Listede Türkiye'nin üzerinde gösterilen, demokrasi, seçim olmayan, Türkiye ile kıyaslanamayacak birçok ülke var. Kim inanacak buna? Yargı düzeni olmayan ülkeleri Türkiye'nin üzerinde gösteriliyor. Bu derneğe kimler bağış yapmış.

Birinci sırada ABD Dışişleri Bakanlığı. En üstte olanlar en fazla bağış yapanlar. Burada parayı veren listede öne çıkacaksa bir anlamı yok. Türkiye'de anket yaptıkları kişiler var. O kişilerin muhaliflerden görüş alındığını görüyoruz. Basın özgürlüğü endeksinde Türkiye İsrail'den geri olabilir mi? Bizim daha iyi yerde olmamız lazım. O nedenle yargı reformları yapıyoruz. 4. Yargı Reformu Stratejimizi sayın Cumhurbaşkanımız açıkladı. Bu endeksler sürekli gündeme getiriliyor, ülkemizi karalamaya yönelik şeye dönüştü.

Parlamentoda milletvekilleri bunu gündeme getiriyor. Ben iki listeyi de gösterdim. Birinci bağışçı en önde, ikinci bağışçı en önde, bunlar da ülkeler. Basın özgürlüğü listesine baktığımızda İsrail'in gerisinde olur mu Türkiye? İsrail 200'den fazla gazeteciyi öldürmedi mi, şehit etmedi mi? Bunlar tamamen masa başında ülkemizi karalamaya yönelik bir çaba.

"DEVLETİN TEMELİ ADALETTİR"

Yargıya yönelik özellikle adalet mekanizmasına yönelik muhalif saldırılar çok. Burada devletin temeli adalettir diyoruz. Orada yargıyı yıpratmaya yönelik çevreler de çok. Türkiye yargıdan çok çekti. Bu millet özellikle nasıl yargı mensupları gördü. Demokrasi ve yargı tarihine baktığımızda. 27 Mayıs yargısı. Adnan Menderes'e 'seni buraya tıkan kuvvet böyle istiyor' diyen yargıçlar. 12 Eylül'de bir sağdan bir soldan kişiler asıldı. 28 Şubat. Eski Yargıtay başkanları. Vesayetçi yargı anlayışının terk edilmesi hususunda ülkemiz çok mesafe aldı. 15 Temmuz'da yargı milletin hakkını hukukunu savundu.

Darbecileri yakaladı. Millet meydanlara koşarken yargı mensupları adliyelere koştu. Yargının vesayetçi anlayıştan arındırılması konusunda çok mesafe aldı ülkemiz. Bu da hazmedilemiyor. Yargımız milli iradeye inanan, demokratik hukuk devletine inanan, görevini layıkıyla yapmaya çalışan binlerce yargı mensubumuz var. 26 bine neredeyse yaklaştı. Gece gündüz çalışıyorlar.

Elbette bu kadar büyük teşkilatın içinde hatalı kararlar da olabilir. Ama bütün yargı mensubunu töhmet altında bırakmak yargımıza zarar verir. Bir kamera görüntüsü sonradan elde edilmiş olabiliyor. Bir delil olmadığı için o kişi serbest kalıyor. Sonra medyada 'bunu yapan nasıl serbest kalabilir' şeklinde propagandaya dönüştürülüyor. Beyoğlu'nda bir taciz olayı olmuştu. Bu nasıl serbest bırakılabilir dendi. Dosyaya baktık, hem şikayetçi olmamış hem de o aşamada o görüntü yok. 'Ben şikayetçi değilim arkadaşım' diyor. Sonra görüntüler geliyor, şikayetçi olmasa da tutuklama kararı veriliyor.

"DOĞRU BİLGİ DAHA AZ YAYILIYOR"

Adalet Medya Çalıştayı yapmıştık. Gazetecilerimizle buluştuk. Siz de çok güzel katkılar sundunuz. Burada iletişim önemli. Vatandaşlarımızın yargıya güveni sağlamlaştıracak, sarsmayacak iletişim mekanizmasının da kurulması lazım. Özellikle dezenformasyona karşı hızlı cevap vermek gerekiyor.

Çok ünlü gazetecimiz Youtube kanalında 'Ceren Özdemir'in katili kapalı cezaevinden açık cezaevine çıkmıştır yakında da dışarı çıkacak' dedi. Niye bunu söylüyor dedik. Bir baktık hala yüksek güvenli cezaevinde. Bunun açıklamasını yaptık ama milyonlar bu yayını izledi. 'İşte adalet bu' şeklinde propaganda yapıldı. Doğru bilgi daha az yayılıyor tabii. İletişim Başkanlığımızın Dezenformasyonla Mücadele Merkezi doğru bilgiyi açıklıyor. Bizim de bakanlık olarak kurumsal mekanizmayla ilgili hazırlığımız sözkonusu.

HAKİM-SAVCI ATAMALARINDA ÖZLEM ZENGİN'İN YEĞENİ TEPKİSİ

Kesinlikle yargıda kaliteyi yakalayabilmemiz için en yetenekli, en bilgili ve bu işe layık olanların seçilmesi lazım. 1000 hakim savcı alınacaksa 3 bin kişi mülakata çağrıldı. En son yazılı sınavda başarılı olmuş 2 bin kişiyi mülakata çağırdık. Duruşu, muhakeme yeteneği tarafından komisyon tarafından görülüyor. Komisyon 1. sınıf hakimlerden, Yarıtay'dan, Danıştay'dan oluşan bir komisyon. Sorulan sorular kaydediliyor. Referansına bakılmıyor. Şimdi yazılıda başarılı olanlar mülakakata çağrılıyor. Mülakatta onlara hukuki sorular, genel kültürle ilgili sorular soruluyor. Bu hep böyle olmuştur. Eskiden yazılı olurdu şimdi test usülü. Bu da tam bilgiyi ölçemeyebiliyor. Mülakatın katkısı ile belirleme yapılmaya çalışılıyor. Kişinin kabiliyeti, hukuki bilgisi, muhakeme yeteneği ölçülüyor, güvenlik soruşturması yapılıyor. Özellikle yazılı sınavlarda ön sıralarda olan 'mesela ben yazılıda ilk 100'e girdim niye kazanamadım' diyenlerle ilgili bizim kamuoyuna güvenlik bilgisini açıklamayadığımız oluyor. Bu güvenlik soruşturması neticesinde birtakım kararlar verilmek zorunda kalınabiliyor. Kamuoyuyla paylaşamayacağımız hususlar sözkonusu olabiliyor. Güvenlik ile sıkıntısı olmasa mutlaka girecektir.

Hakim ve savcı kuralarımızı sayın Cumhurbaşkanımız HSK üyelerimizle ve yüksek yargı mensuplarıyla beraber çekiyoruz.

Özlem hanımın yeğeni de kuraya gireceği için. 2 yıllık dönemi bitirdi ve törene davet etti. O törende yeğenini Cumhurbaşkanımızla tanıştırmak istemesinden ibaret bir durum. Orada tabii ki milletvekillerimize yönelik davetiye çıkarmadık. Özlem hanım kendi yeğeninin o gününde yanında olmak istedi, görmek istedi, orada spontane gelişen bir durum sözkonusu.

ERDOĞAN'A YÖNELİK HAKARET DAVALARI

Cumhurbaşkanımız hükümetin ve devletin başı. Aynı zamanda devleti temsil eder. Bütün demokratik hukuk devletlerinde devlet başkanlarına, cumhurbaşkanlarına yönelik hakaret suçları düzenlenmiştir. Bu sorunun çözümü Cumhurbaşkanımıza hakaret etmemek. Hakaret suçunun unsurları var. Ağır eleştiri suç değil zaten. Açılan soruşturmalar Adalet Bakanlığı'nın iznine tabi. Okuduğumuzda hakaret içeriği yoksa soruşturma açılmaması kararı veriliyor. Hakaret içerenlerle ilgili soruşturma izni veriliyor. Sonuçta yargı karar veriyor. Dünyanın bütün demokratik devletlerinde cumhnurbaşkanlarına ve devlet başkanlarına hakaret suç olarak düzenlenmiştir.

"AB ÜLKELERİNİN ÜZERİNDE"

Bizim AİHM kararlarına uyum oranımız yüzde 89. Avrupa ülkelerinin ortalaması ise yüzde 79. Biz genel ortalamanın üstündeyiz. Bunu milletvekillerimiz bütçe görüşmelerinde de dile getirdiler. Dosya sayısına bakıyorlar, diyorlar ki 'Türkiye çok yüksek'. Darbe girişiminden sonra yüzde 80'i FETÖ ile ilgili dosyalar. AİHM Şaban Yasak kararında Türkiye'nin lehinde karar verdi. Nüfusa baktığınızda başvuru sayısına baktığınızda biraz daha gerilerdeyiz. Darbe sürecini çıkarırsak oransal olarak makul bir çizgiye geliriz. AİHM'in sitesine girilip o oranlar rahatlıkla görülebilir.

"AF İLE İLGİLİ BİR GÜNDEMİMİZ YOK"

Yargı reformu strateji belgemizde infazla ilgili talepler var. Afla ilgili bir gündemimiz yok. Burada yaşlı hastalara, 65 yaş üstündeki tutuklular, 70 - 80 yaşının üstündeki tutukluların işledikleri suçlara göre konutta infaz sözkonusu olabilecek. Hamile, çocuklu kadınlarla ilgili, belli suçlar, 3, 5 yılın altında bazı istisnai suçlar hariç konutta, geceleyin, hafta sonu infaz gibi uygulamaya kabiliyeti olacak şekilde düzenlenecek. Buna benzer çalışmalarımız olacak. Alternatif infaz usüllerinin geliştirilmesi. Hasta tutuklular. Bir başkasının yardımı olmadan hayatını idame ettiremeyecek kişiler. Burada da 5 yılın altındakiler. Buna benzer hastalar, çocuklu kadınlar ve 65, 70, 80 yaş üstü yaşlı hükümlüler bakımından böyle bir düzenleme sözkonusu olabilir.


Haber Kaynağı : 12punto

Adalet Bakanlığı adli kontrol Başsavcı bilirkişi raporu Cumhuriyet Başsavcılığı Kartalkaya
English Guru