12punto.com.tr
Cenk BAŞBOĞAOĞLU
Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde, 8 Kasım 2025 tarihinde Ravive Kozmetik’e ait parfüm dolum imalathanesinde meydana gelen ve 3’ü çocuk, 7 işçinin yaşamını yitirdiği, 6 işçinin de yaralandığı katliamın üzerinden tam bir yıl geçti. İşçi ailelerinin avukatlarından Av. Kerim Bütün, “Dilovası’nı unutmayacağız, unutturmayacağız” ifadelerini kullandı.
Hanım Gülek, Esma Gikan, Şengül Yılmaz, Tuncay Yıldız, Tuğba Taşdemir, Nisa Taşdemir ve Cansu Esatoğlu’nun yaşamını yitirdiği atölyede çalışanların sigortasız ve asgari ücretin dahi altında çalıştırıldığı ortaya çıkmıştı. Yangın sonrası başlatılan yargı sürecinde ise ruhsatsız yapı kullanımı, çocuk işçi çalıştırılması, güvencesiz çalışma ortamı ve denetim eksikliği öne çıkan temel başlıklar oldu.
ANMAYA ÇAĞRI
Dilovası İşçi Katliamı Aileleri, katliamın birinci yılında yurttaşları Dilovası Kent Meydanı’ndaki anmaya davet etti. Ayrıca işçi ailelerinin avukatlarından Av. Kerim Bütün, “Dilovası Katliamı’nın üzerinden bir yıl geçti. Aradan geçen zamana rağmen yitirdiğimiz 3’ü çocuk 7 işçinin adaleti sağlanmadı. Bu katliamda sorumluların yargılanmasını ve hak ettikleri cezaları almasını sağlamak yalnızca ailelerin değil, hepimizin sorumluluğudur. Kaybettiğimiz canların anısı önünde saygıyla eğiliyor, ailelerinin adalet mücadelesini kendi mücadelemiz olarak görüyoruz. Dilovası’nı unutmayacağız, unutturmayacağız” açıklamarında bulundu.
ASİ’NİN RAPORU GÜNDEM OLMUŞTU
Facianın ardından Avukatın Sesi İnisiyatifi (ASİ) tarafından hazırlanan kapsamlı hukuk raporu, olayın basit bir endüstriyel kazadan ibaret olmadığını, göz göre göre gelen bir iş cinayeti olduğunu belgeledi. Rapora göre; imalathanede patlayıcı ortama uygun elektrik motorlarının bulunmadığı, topraklama hattının çekilmediği, havalandırmanın yetersiz olduğu ve hiçbir yangın merdiveninin yer almadığı ortaya çıktı.
Öte yandan CİMER şikâyetleri üzerine denetime gelen zabıta ekiplerine denetimi engellemek amacıyla kolilerce parfüm hediye edildiği, yani belediye denetimlerinin rüşvetle manipüle edildiği tespit edildi. Bu skandal tablo, işverenlerin eylemlerinin basit bir ihmal değil, "olası kastla öldürme" düzeyinde değerlendirilmesi gerektiği gerçeğini ortaya koydu.
İTİRAF NİTELİKLİ İDDİANAME
Yargılama sürecinde dosyaya giren belediye yetkililerinin beyanları, idari sorumluluğun boyutlarını gözler önüne serdi. Eski Yapı Kontrol Müdürü Cihan Sorgucu’nun iddianameye yansıyan ifadeleri, binanın birinci katının depo, ikinci katının ise tamamen ruhsatsız ve projeye aykırı bir imalathane olarak işletildiğini doğruladı. Sorgucu, dönemin AKP’li belediye başkanı Hamza Şayir’in ilçedeki kaçak yapılaşmaya göz yumduğunu, yıkım kararları için baskı uyguladığını ve tutanak tutulmasını engellediğini iddia etti. Kaçak yapılara karşı proaktif bir denetim mekanizmasının işletilmediği, şikâyet gelmediği sürece sahanın kontrol edilmediği gerçeği dava dosyasına resmen girdi.
YARGI SÜRECİNDE NELER OLDU?
Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde görülen ve mağdur ailelerin erişim hakkını sınırladığı gerekçesiyle eleştirilen dava maratonunda 5 duruşma geride kaldı. Yargılama sürecinde, bazı sanıkların hayatını kaybeden işçileri suçlayarak kendilerini aklamaya çalışması ailelerin ve avukatların tepkisini çekti.
Davanın 3 Kasım 2026 tarihinde görülen beşinci duruşmasında ise kamu vicdanını yaralayan bir ara karar çıktı. Kendisini “büyük balina” olarak tanımlayan patron Ali Osman Akat ile Abdurrahman Bayat tahliye edildi. Henüz bir yıl bile geçmeden gelen bu tahliye kararlarıyla birlikte tutuklu sanık sayısı 6’ya gerilerken, ailelerin avukatları yargının patronları koruyan yaklaşımına karşı hukuki mücadeleyi sürdünceceklerini vurguladı.
Dilovası Katliamı’nın birinci yıl dönümünde, işçi aileleri ve emek örgütleri benzer faciaların bir daha yaşanmaması ve tüm sorumluların hak ettiği cezayı alması için 23 Mart 2027’de görülecek bir sonraki duruşmada adalet çağrısını yineliyor.
Haber Kaynağı : 12punto