Doruk Madencilik işçileri isyan ediyor: ‘Devlet çalanı değil, bizi korusun’
Eskişehir’den Ankara’ya yürüyen Yıldızlar Holding bünyesinde etkinlik gösteren Doruk Madencilik işçileri, açlık grevine ve direnişe devam ediyor. 12punto’ya konuşan işçiler haklarını alana kadar eylemlere devam edeceklerini aktarırken direnişin Türkiye işçi sınıfına örnek olmasını umdukları yönünde açıklamalarda bulundu.
Bağımsız Maden-İş Sendikasının öncülüğünde Doruk Madencilik işçilerinin talepleri; “aylarca ödenmeyen ücret alacaklarının ikramiye, yıllık izin, sendikal haklarla beraber ödenmesi”, “TMSF öncesi ve sonrasında haksızca çıkış alıp, dava açmış veya açmamış tazminat hakları ödenmeyen tüm işçilere tazminat hakkının ödenmesi”, “Halihazırda çalışan işçilere rızası olmadan dayatılan ücretsiz izin uygulamasının kaldırılması”, “ISİG kurallarına uygun, güvenli bir çalışma ortamının oluşturulması”, “Sendikamız üyesi olup mücadelede öncülük ettikleri için işten çıkarılan işçilerin işe iadesi”, “İş güvencesi ve madenin sürdürülebilir olması adına madenin kamulaştırılması, iş güvencesinin teminat altına alınması” şeklinde ifade ediliyor.

‘RESMEN BİR EŞKIYALIK DÜZENİ’
12punto’ya konuşan işçilerden K.A., direnişi “haksızlığa karşı artık yapacak bir şey kalmayınca insanların başvurduğu bir yol olarak görüyorum” biçiminde anlatırken, “Çalıştığımız şirkete 15 Temmuz darbe girişiminden sonra el konuldu ve Holding'e kayyım atandı. Kayyımdan sonra TMSF'ye devredildi ve 2022 Aralık ayında Yıldızlar SSS’ye devredildi. O günden itibaren yüzümüz gülmedi. Yani ilk aldığı gün, devir yapıldığı gün 350 arkadaşımız ücretsiz izine gönderildi. Bu devam etmeye başladı. Biz de grev yaptık.

Diğer sendika vardı, sarı sendika idi. O bizi hep kandırdı. Örneğin Geçen yıl da Ankara'ya geldik. Yıldızlar Holding'in önüne. Orada da bizi kandırdılar. Bizim alacaklarımızı vermeden geri çevirdiler. En son 2025 yılından beri benim üç maaş alacağım var. Ama bazı arkadaşların daha 2025 Ocak ayından alacakları var. Resmen bir eşkıyalık düzeni… Yani biz de artık son olarak kendimizi sokağa attık. Bu yürüyüşe başladık.

Yani yüz seksen kilometre yolu hiç araç kullanmadan Eskişehir'den, işletmenin olduğu yerden başladık. Ankara'ya giriş yaptık. Ankara'ya giriş yaptıktan sonra bizim önümüze set kurdular çevik kuvvetle. 110 tane işçiyiz, bize binlerce polis getirdiler karşımıza. Biz yine pes etmedik. Sonra Enerji Bakanlığı'nın önünde konuşma yaptık, basın açıklaması yaptık. Orada da etrafımızı komple arabalarla çevirdiler. Halkla bizi birleştirmediler.
Burada da bir zorbalık gördük. Sabaha kadar soğukta oturmayı bırak, yürümekte zorlandık. Ankara'nın ayazında. Oturmak için bir karton parçası vermedi polisler. Emir öyleymiş. Vali Bey öyle istemiş. Emniyet müdürü böyle demiş…

Kısacası çok vicdansızlık yaptılar. Ben kırk üç yaşındayım. Bu yapılanları hayatım boyunca unutmayacağım. Şafak operasyonu yaptılar, saat altı buçuğa doğru bizi gözaltına aldılar. Elimizden telefonları aldılar. Ailelerimizle, Türkiye'yle iletişimimizi koparttılar. Ama biz işçi sınıfı olarak geri adım atmayacağız, geri vites yok. Biz ya buradan paramızı alacağız ya alacağız” sözlerini sarf etti.
Öte yandan K.A., “Olayı sadece bir maaş almak olarak değil, hak almak olarak görüyorum ben. Yani maaş da benim hakkım, sendikal haklar da benim hakkım. Ne bileyim bizler çoluk çocuk büyütüyoruz… Yani tazminatları dahi vermiyor adam. Eşkıya resmen. O yüzden biz bu düzeni yıkacağız. Umarız bizim yaptığımız bu direniş Türkiye'de örnek olur” dedi.

‘AYAKLARIMIZIN ALTI PATLADI’
Diğer taraftan işçi B.A., “Ben de arkadaşım gibi aynı durumlardan mağdurum. İki tane çocuğum benimle beraber madende çalıştı. Onlar da mağdur. Hatta onların maaşı hiç verilmedi. Çünkü katılsalar oradaki işlerinden olacaklar. Onların yerine de buradayım. Eskişehir'den buraya geldik. Ayaklarımızın altı patladı. Ayaklarımız yara şu an hepimizin de. Burada emniyet güçleri falan bize çok şey yapıyorlar. Benim gözüme biber sıktılar. Biz yılmadık, yılmayacağız. Geldik yine buraya. Bu derdimizi burada anlatıyoruz. Ve sonuna kadar devam edeceğiz” ifadelerinde bulundu.

‘DEVLET ÇALANI DEĞİL BİZİ KORUSUN’
Maden işçisi Ö.T. ise “Direnişimizin muhataplarımızı bulamıyoruz. Hep bir engel. Biz buraya savaşmaya gelmedik, elimizde silah falan yok. Bizim baletimiz yani emeğimizi kazandığımız, kendimizi kurduğumuz baletimiz var. Biz buraya alın terimizi almaya geldik. Zamdı, şuydu bir şey almaya gelmedik. Geçen sene de aynı bu şekilde davranıldı. Oyalandık, ‘yatırdık, yatıracağız, yatırıyoruz’ diye. Ama artık kemiğe dayandı.

İnsanların artık inanacak bir şeyi kalmadı. Çünkü 5 aylık alacağımız var. 2025'ten alacağımız var. 2026'nın artık yarısına geldik. Hala geçen sene 1. ayın alacak maaşını alamayan arkadaşlarımız var. Benim 6, 7, 8. ay maaş alacağım var geçen seneden. Ondan sonra sendikasal haklarımız var. Ama biz buraya haklarımızı almak için defalarca geldik. Biz hakkımızı almaya yürüyoruz.

Bizim karşımıza, şurada biz 110 kişi madenciyiz. 500 tane çevik kuvvet geliyor. Apar topar coplayaraktan arkadaşlarımızı karakola alıyorlar. Bugün Holding'e gittik. Sayımız 50 kişiydi. Holding'in önündeki çevik kuvvet bizim 5 katımızdı. Sorsan bizi koruyorlar. Bizi kimden koruyorlar? Biz çalmadık ki. Devlet çalanı değil, bizi korusun. Devletimiz bizim de devletimiz.

Biz sanki başka bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız. Bilsinler, biz başka bir yerin vatandaşı değiliz. Çalan onlar. Bizim emeğimizin, çocuğumuzun, daha doğmamış bebeğimizin haklarını çalan onlar. Holding'ler. Bunları koruyorlar.

Bizleri korumuyorlar. Burada madenci yağmurun altında keyfi mi bekliyor? Az önce buraya çocuklarımız, ailelerimiz geldi. Bakanlar ve devletimiz duymazlıktan geliyor. Kısacası hakkımızı almadan gitmeyeceğiz. Ölene kadar buradayız artık. Yağmur da yağsa, kar da yağsa. Şu anda ayaklarımız ıslak donuyoruz ama yine buradayız. Haklarımızı alacağız” açıklamalarında bulundu.
Haber ve Fotoğraflar: Cenk BAŞBOĞAOĞLU
Haber Kaynağı : 12punto
Çok Okunanlar
Tahran'da yeniden patlama sesleri duyuldu
İran'da mahsur kalan THY uçağı yurda döndü
Dünya İran’a bakarken, Türkiye’ye karşı çok cepheli kuşatma
Kobani, Colani’nin yardımcısı olursa teröristbaşı ne istemez!..
Barut kokulu ateşkes: Şarjör değiştirme molası
Gazi Meclis'in açılışının 106. yılında Milli irade mi kişisel irade mi?
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın anlamı
CHP Genel Başkanı Özel ve Ercan Seki arasında 'haysiyet cellatlığı' gerginliği
Palantir'in manifestosu: Algoritmik Leviathan'ın doğuşu ve yeni tekno-burjuvazi
Operationnogray