Depresyonun yalnızca duygu durumuyla değil, uyku ve uyanıklık döngüsüyle de yakından ilişkili olabileceğini gösteren yeni bir çalışma, “sirkadiyen depresyon” olarak adlandırılan bir alt türü gündeme taşıdı. Sidney Üniversitesi araştırmacılarının çalışmasına göre bu tablo, ağır, tekrarlayan ya da uzun süreli depresyon yaşayan kişilerin yaklaşık dörtte birinde görülebiliyor.
Araştırmada, depresyon belirtileri ile vücudun yaklaşık 24 saatlik biyolojik ritmi arasındaki bağlantı incelendi. Sirkadiyen ritim; uyku saatlerinden hormon salgılanmasına, vücut sıcaklığından metabolizma düzenine kadar pek çok işlevi etkiliyor. Bu ritimdeki bozulmaların bazı kişilerde depresyonun yalnızca sonucu değil, tablonun sürmesinde rol oynayan bir etken de olabileceği değerlendiriliyor.

SİRKADİYEN DEPRESYONDA ÖNE ÇIKAN BELİRTİLER
Çalışmada, sirkadiyen depresyonla ilişkilendirilen altı özellik üzerinde duruldu. Bu özelliklerden en az üçünü taşıyan katılımcılar, araştırma kapsamında sirkadiyen depresyon grubunda değerlendirildi.
- - Sabahları yorgun uyanmak ve yeterince uyunsa bile dinlenmiş hissetmemek.
- - Gece geç saatlere kadar uyanık kalma ve geç uyuma eğilimi.
- - Depresif dönemlerde normalden fazla uyuma.
- - Ruh halinin mevsimsel değişikliklerden ve gün ışığından etkilenmesi.
- - İş veya okul günleri ile tatil günleri arasında belirgin uyku saati farkı oluşması.
- - Kişinin kendisini akşam ve gece saatlerinde daha enerjik hissetmesi.

Sidney Üniversitesi’nin Brain and Mind Centre bünyesinde yürütülen araştırmada 10 binden fazla Avustralyalının klinik ve genetik verileri incelendi. The British Journal of Psychiatry’de yayımlanan bilimsel makalede 11 bin 380 katılımcının verilerine yer verildi.
Bulgulara göre 2 bin 604 kişi, yani katılımcıların yaklaşık yüzde 23’ü sirkadiyen depresyon özellikleri taşıdı. Araştırmacıların işaret ettiği oran, çalışmada incelenen ağır, tekrarlayan veya uzun süreli depresyon yaşayan grup için geçerli. Bu nedenle sonuçlar, toplumdaki her dört kişiden birinin depresyon yaşadığı ya da bu alt türe sahip olduğu anlamına gelmiyor.

TEDAVİ YANITI AÇISINDAN NEDEN ÖNEMLİ?
Çalışmanın dikkat çeken bulgularından biri, sirkadiyen depresyon özellikleri gösteren katılımcıların bazı yaygın antidepresanlara daha düşük yanıt bildirmesi oldu. Araştırmada özellikle SSRI ve SNRI grubu ilaçlara verilen yanıtın bu grupta daha sınırlı olabileceği, yan etki bildirimlerinin de daha fazla olduğu belirtildi.

Araştırmacılar, biyolojik saati hedefleyen yaklaşımların bu kişiler için önem taşıyabileceğini değerlendiriyor. Işık terapisi, uyku düzeninin yeniden yapılandırılması ve melatonin sistemiyle ilişkili tedavi seçenekleri bu çerçevede tartışılan başlıklar arasında yer alıyor.
Ancak uzmanlar açısından bu bulgular, söz konusu yöntemlerin herkes için uygun olduğu ya da tek başına tedavi sağlayacağı anlamına gelmiyor. Depresyon tedavisinin mutlaka hekim değerlendirmesiyle ve kişiye özel planlanması gerekiyor.

Sirkadiyen depresyon, şimdilik dünya genelinde kabul edilmiş bağımsız bir psikiyatrik tanı kategorisi değil. Çalışma, depresyonun alt türlerini daha iyi ayırt etmeye ve tedavi yaklaşımlarını kişiselleştirmeye dönük araştırmalar için yeni bir alan açması bakımından önem taşıyor. Araştırmacılar, bulguların farklı topluluklarda tekrarlanması ve biyolojik mekanizmaların daha ayrıntılı incelenmesi gerektiğini belirtiyor.
Haber Kaynağı : 12punto