Son Dakika... Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Türk bayrağına saldırı sonrası 'hesap soracağız' çıkışı!
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan grup toplantısında yaptığı açıklamada, " 20.000 liraya yükselmiş olacak. Bu rakam göreve geldiğimizde neydi biliyor musunuz? Sadece 66 liraydı. Dolar bazında söyleyecek olursak yalnızca 40 dolara tekabül ediyordu" dedi. Erdoğan aynı zamanda Suriye'de yaşanan son gelişmeleri değerlendirerek Nusaybin'de yaşanan Türk bayrağı provokasyonu ile ilgili olarak açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, partisinin Grup Toplantısı'nda konuşuyor. Erdoğan'ın açıklamaları şu şekilde:
EMEKLİ MAAŞLARI İÇİN DOLAR HESABI YAPTI
Teklifin yürürlüğe girmesiyle birlikte geçen ay 16.881 lira olan en düşük emekli aylığı 3.319 artışla 20.000 liraya yükselmiş olacak. Bu rakam göreve geldiğimizde neydi biliyor musunuz? Sadece 66 liraydı.
Dolar bazında söyleyecek olursak yalnızca 40 dolara tekabül ediyordu. Yeni düzenleme sonrasında en düşük emekli aylığı 480 dolara çıkmış olacak.
Yine Kasım 2002’de asgari ücret 184 liraydı. Yani en düşük emekli aylığı alan bir vatandaşımız asgari ücretin sadece üçte biri kadar kadar aylık alabiliyordu.
Bugün en düşük emekli aylığı asgari ücretin yüzde 70’ini aşmıştır.
Bakınız 2002 Kasım’ında 6,5 milyon olan emekli sayımızın yaklaşık üç kat artışla 17 milyona çıkmasına rağmen bu adımları attık. Bu oranlara ulaştık. Bunları söylerken elbette tüm sorunları çözdük. Tüm talepleri karşıladık iddiasında değiliz.
Kiralar ve hayat pahalılığı başta olmak üzere emeklilerimizin yaşadığı sıkıntıların hepsinin farkındayız. Nitekim bu....
Kuraları çekilen 500.000 sosyal konut hamlesi gibi projelerimizle konut arzını artırarak bu sorunlara çözüm üretmeye gayret ediyoruz. Bir defa şunu tüm emeklilerimizin bilmesini canı gönülden arzu ediyorum.
Ömürlerinin önemli bir kısmını ülkelerine hizmetle geçirmiş emeklilerimiz bizim başımızın tacıdır. Her türlü hizmete ve hürmete ziyadesiyle layıktır.
Emeklilerimizin taleplerine, beklentilerine, şikayetlerine hiçbir zaman kulağımızı tıkamadık. Tam tersine bir kulağımız her zaman emeklilerimizde oldu. Bütçe imkanlarımız genişledikçe taleplerini yerine getirmeye çalıştık.
Türkiye kalkındıkça bundan emeklilerimizin de faydalanmasını sağladık. İnşallah bundan sonra da aynı hassasiyetle davranmaya devam edeceğiz. Deprem harcamalarımız azaldıkça elimizde daha fazla kaynak olacak.
Enflasyon düştükçe insanımızın alım gücü daha uzun süre korunacak, daha da artacak. Türk ekonomisi hedeflerimize uygun büyüdükçe ortaya çıkan ilave katma değerden herkes istifade edecek. Allah'ın izniyle milletçe yıllardır yaptığımız fedakarlıkların boşa gitmediğini göreceğimiz bir döneme giriyoruz. İnşallah tüm dünyayı kasıp kavuran bu fırtınadan alnımızın akıyla çıkacağız. Türkiye'yi sadece ekonomide değil askeri ve diplomatik olarak da çok farklı bir konuma taşıyacağız. Ben emeklilerimizden AK Parti'ye ve Cumhur İttifakı'na güvenmeye devam etmelerini özellikle rica ediyorum. Bugüne kadar emeklimizi ihmal etmedik.
Onları sahipsiz bırakmadık. Bundan sonra da asla yalnız bırakmayacağız. Çünkü biz meydanlarda emeklilerimize şunu vereceğiz, bunu yapacağız diye söz verip bugün işçisine maaş ödeyemeyenlere benzemeyiz. Biz seçim dönemlerinde...
Ama göreve gelince rantçı olanlara da benzemeyiz. Bizim popülizmle de bu kamun siyasetiyle de işimiz olmaz. Bizim derdimiz var. Bizim ilkelerimiz prensiplerimiz var. Bizim bu ülkeyle ilgili büyük hayallerimiz var. Türkiye yüzyılı vizyonumuz var. Unutmayın.
Bizim için menzil önce Mevla'nın sonra milletin takdirindedir. Rabbim ömür verdikçe Rabbim sağlık, sıhhat verdikçe hayalleri hedeflere, hedefleri gerçeklere dönüştürmek için aralıksız koşturacağız. Her birinizden bu yüce çatı altında yürüttüğümüz yasama faaliyetlerine işte bu idrakle yaklaşmanızı özellikle istirham ediyorum.
Altını çizerek belirtmek isterim ki millete hizmet yolunda rehavete yer yoktur. Rehavete kapılanlara da yer yoktur. AK Parti grubu olarak ittifak ortaklarımızla birlikte her alanda olduğu gibi meclis çalışmalarında da öncü, örnek lokomotif kadro biz olacağız. İstisnasız tüm milletvekillerimizden komisyon ve genel kurul çalışmalarına katılım noktasında Azami özeni göstermelerini bekliyorum. Değerli arkadaşlar, ülkemizde, bölgemizde ve dünya genelinde birbirinden önemli gelişmelere şahit olduğumuz iki haftayı daha geride bıraktık. Suriye'den İran'a, Yemen'den Kuzey Avrupa'ya uzanan geniş bir alanda dikkatle takip etmemiz gereken olaylar cereyan ediyor.
Ben geçtiğimiz günlerde gençlerimize verdiğimiz iki müjdeyi buradan hatırlatmak arzusundayım. Bu müjdelerden ilki kredi ve burs oranlarında yaptığımız artışlar.
2002 yılında üniversite öğrencilerine ödenen burs ve kredi tutarı 45 liraydı. Bu ödemeler hem çok geç başlıyor hem de öğrenciye 3 ayda bir veriliyordu. Biz zaman içerisinde hem ödemeleri aydan aya yapmaya başladık hem de burs ve kredi miktarını sürekli iyileştirdik.
ÖĞRENCİLERE GÜNDE 130 LİRALIK BURSU ANLATTI
Sadece geçen yıl burs ve kredi desteği olarak üniversite öğrencilerimize 34 milyar 14 milyon lira ödeme yaptık. 2026 yılında kredi ve burslarda geçen seneye kıyasla yüzde 33 oranında artışa gittik. Böylece burs ve kredi rakamını lisans öğrencilerimizde 4.000 liraya, yüksek lisans öğrencilerimizde 8.000 liraya, doktora öğrencilerimizde 12.000 liraya yükselttik. Bir kez daha gençlerimize ve ailelerine hayırlı, uğurlu olsun diyorum. Cumhurbaşkanım, Cumhurbaşkanım yardımlarınız ile görevdeyiz. Sağ ol. Bir diğer müjdemiz gençliğin üretim çağı kısa adıyla Güç programıdır.
Önümüzdeki 3 yılda 3 milyondan fazla gencimizi istihdama kazandıracak 445 milyar liralık devasa bir kaynağı bu programa tahsis edeceğiz. Böylece öğrencilerimizin erken yaşta nitelikli iş deneyimi kazanacağı, meslek liselerimizde okuyan gençlerimizin daha mezun olmadan güvenilir kanallardan iş hayatına yönlendirileceği, eğitim ve istihdam dışı gençlerimizin yeniden sisteme dahil edileceği, yeni mezunlarımızın ilk iş tecrübesinin risk olmaktan çıkacağı bir sistemi gençlerimizin istifadesine sunmuş olacağız. Bizim farkımız işte budur. Biz gençlerin yanında oluruz. Onlara destek oluruz. Hayat mücadelesinde gençlerimizin ellerinden tutarız. Ana muhalefet ve yoldaşları ise gençleri istismar eder, eylemlerde paravan olarak kullanır, işleri bitince de bir peçete gibi buruşturup bir tarafa atar.
SURİYE AÇIKLAMASI
Suriye’nin kuzeyi ve doğusundaki toprakları işgal eden adına SDG denilen yapı ile biliyorsunuz geçtiğimiz yıl 10 Mart’ta bir mutabakat imzalandı. Bu mutabakata göre SDG silahlarını bırakacak ve işgal ettiği yerleri Suriye hükümetine teslim edecek böylece ülkenin birliği bütünlüğü temin edilmiş olacaktı. SDG bu entegrasyon için belirlenen takvim içerisinde olumlu hiçbir adım atmadı. SDG adlı yapı 10 mutabakatında uymadığı gibi işgal ettiği topraklarda sivillere baskı yapmayı, bu topraklar dışında da sivil ve askeri hedeflere saldırmayı sürdürdü.
Mutabakatın uygulanmasına yönelik Aralık ayında SDG yöneticileri ile Şam Hükümeti arasında yapılan müzakereler maalesef olumsuz sonuçlandı.
Bunun da sebebi açık konuşmak gerekirse SDG denilen yapının uzlaşmaz, ayak sürüyen, sürekli el yükselten zamana oynayan tutumuydu.
Biz bu süreçte ilgili kurumlarımız vasıtasıyla tüm taraflara gerekli telkinlerde bulunduk. Düğümün çözülmesi böylece krizin sıcak çatışmaya dönüşmemesi için her türlü gayreti gösterdik.
Başka aktörler de devreye girdi. 10 Mart mutabakatının uygulanması için gerekli tavsiyeleri yaptı. Ancak SDG denilen yapının maksimalist tavrında herhangi bir değişiklik olmadı. Değerli arkadaşlar, bu arka plan temelinde Suriye ordusu Ocak ayının 2. haftasında güvenlik kuvvetlerine yönelik saldırılar akabinde son derece haklı ve meşru biçimde önce Halep içindeki mahallelere, ardından Fırat'ın batısındaki topraklara operasyonlar düzenledi.
Son bir hafta içinde de Halep'teki mahallelerin yanı sıra Fırat'ın doğusundaki topraklar Suriye ordusu tarafından illegal silahlı unsurlardan temizlendi.
Öncelikle şunu bir kez daha hatırlatmak isterim. Türkiye olarak en başından itibaren toprak bütünlüğü korunmuş, siyasi birliği haiz tek bir Suriye devletinin varlığını en güçlü şekilde savunduk. Türkiye'nin güney sınırlarında ülkemizin güvenliğine tehdit oluşturacak ayrılıkçı bir yapıya rıza göstermeyeceğimizi de defalarca ilan ettik. Suriye devletinin ve Suriye ordusunun, tüm etnik kökenlerin, inançların, mezheplerin yan yana yaşadığı Birleşik tek bağımsız bir Suriye inşa etme mücadelesini komşuları ve kardeşleri olarak yürekten destekliyoruz. Son haftalardaki başarılı operasyonlarından dolayı Suriye hükümetini, Suriye ordusunu ve kardeş Suriye halkını gönülden tebrik ediyoruz. Çatışmalar sırasında şehit olanlara Cenabı Allah'tan rahmet niyaz ediyor, tüm yaralılara acil şifalar diliyoruz. Aynı şekilde dün varılan ateşkes anlaşmasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz.
BAYRAK PROVOKASYONU HAKKINDA İLK AÇIKLAMA
Biz daha fazla kan akmadan artık bu meselenin kalıcı biçimde çözülmesi, Suriye'nin kuzeyindeki belli alanlara sıkışmış terör örgütünün silah bırakması, tasfiye olması, daha fazla çatışmaya mahal verilmemesidir. Terör örgütünün sıkıştığı bölgelerde varlığını devam ettirebilmesi zaten mümkün değildir.
Bu aşamadan sonra provokasyonlara başvurmanın intihar anlamına geleceği çok çok açıktır. Terör örgütünün zorla silah altına aldığı çocuk yaştaki militanlarıyla, baskı ve şiddet uygulayarak sahaya sürdüğü sivil insanlarla dün Nusaybin Kamışlı sınırında yaptığı gibi şanlı bayrağımıza alçakça saldırmak suretiyle burada bir netice alma imkanı kalmamıştır. Dün varılan anlaşmaya riayet ederek silahları bırakmak ve meseleyi suhuletle çözmek yegane çıkış yoludur. Burada şunun da bilinmesinde fayda görüyorum. Bayrağımıza uzanan o kirli elleri muhakkak bulacak, bunun hesabını o hainlerden mutlaka soracağız.
"KİM KUSURLU İSE GEREKEN YAPILACAK"
Değerli kardeşlerim Milli Savunma ve Adalet Bakanlıklarımız gerekli tahkikatları başlatmıştır.
Soruşturmalar neticesinde ihmali veya kusuru olan kim varsa onlarla ilgili gereken yapılacaktır.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, Suriye sahasında yaşanan tüm bu gelişmeleri çok yakından takip ettik ve ediyoruz. Türkiye'ye yönelik mevcut risklerin bertaraf edilmesi, yeni tehditlerin engellenmesi, Suriye'de barışın ve istikrarın süratle sağlanması için hassas bir süreç yürütüyoruz.
"SURİYE'DEKİ KÜRTLER ÖZBEÖZ KARDEŞİMİZDİR"
Şunu da özellikle ifade etmek isterim. Suriye'deki Kürtler bizim özbeöz kardeşlerimizdir. Suriye'deki Kürt kardeşlerimizin önceki zalim rejim altında ne tür baskılara maruz kaldığını kardeşleri olarak en iyi biz biliyoruz. Varlıkları tanınmıyordu. Vatandaş kabul edilmiyorlardı. Kendilerine kimlik dahi verilmiyordu. Ana dilleriyle konuşmalarına, kültür ve geleneklerini yaşatmalarına müsaade edilmiyordu. Bu kardeşiniz başbakanken 2008 yılından itibaren yaptığım tüm görüşmelerde bu adaletsizlikleri dile getirdim.
Suriye'deki Kürt kardeşlerimizin haklarını ısrarlı şekilde gündeme taşıdık. Kürtlere temel haklarının teslim edilmesi gerektiğini her fırsatta vurguladık. Kimse bunları ağzına dahi almazken Suriye'deki Kürtlerin haklarını kimse konuşmazken biz bunları açık açık muhataplarımıza ifade ettik. Görünenden bilinenden çok daha fazlasını yaptık. Eski rejimle ipler kopmadan önce gerçekleştirilen tüm görüşmelerde Suriyeli Kürt kardeşlerimizin hakları bizim gündemimizin hep ilk sırasında olmaya devam etti.
Yani biz bu meseleye asla çıkar odaklı değil, her zaman insani bir pencereden baktık, kardeşlik zaviyesinden baktık. Şimdi isterseniz Suriye konusunda hem bizim hem de muhalefetin karnesine şöyle bir göz atalım.
İlk günden beri biz Suriye'ye hep bu nazarla yaklaştık. Suriye halkının haklı mücadelesinin yanında olduk. En zor günlerinde Suriyeli kardeşlerimize kucak açtık. Ensar bilinciyle Suriyeli muhacirlere kol kanat gerdik. Değerli arkadaşlar, çok değerli milletvekillerimiz. Suriye'de 2011 yılında İç Savaşın başlamasının ardından Kürt kardeşlerimiz bu sefer de terör örgütünün baskısına maruz kaldılar.
Suriye'deki Kürt çocukları, Kürt gençleri terör örgütünün heva ve hevesi uğruna çatışmalara sürüldüler. Ellerine silah tutuşturulup ölüme gönderildiler ve canlarını yitirdiler. Kürt halkına inançlarına uymayan, örf, adet, geleneklerine uymayan bir yaşam tarzı dayatıldı.
Yine bu süreçte DEAŞ'lı caniler Suriye muhalefetinin yanı sıra Kürt kardeşlerimize hedef aldı. Onları da katletti. Şurası da önemlidir. Yeni Suriye hükümeti devrimden sonra ülkedeki diğer tüm dini ve etnik gruplar gibi Suriyeli Kürtlere de kucak açmış, samimi bir entegrasyon için çok yapıcı davranmıştır.
Suriye Devlet Başkanı Sayın Ahmet Şar yayınladığı kararnamelerle Suriye'deki Kürtlerin var olma haklarını, dil ve kültürlerini yaşatma haklarını, Suriye yönetimine katılma haklarını teslim etmiştir. 16 Ocak'ta açıklanan deklarasyon Suriye'deki Kürt kardeşlerimizin Suriye devletine eşit ve adil katılımını esas alan tarihi nitelikte bir irade beyanıdır.
Haber Kaynağı : 12punto
Çok Okunanlar
Boğaz'daki cesedin Rus yüzücüye ait olduğu tespit edildi
Hakkında yakalama kararı çıkarılan Esat Yontunç'tan ilk açıklama
IFAB'dan oyuncu değişikliği için 10 saniye kuralı
Temu Türkiye ofisine baskın!
Trump: NATO Genel Sekreteriyle Grönland anlaşmasının çerçevesini oluşturduk
'Saldırılar karşısında susmak mümkün değildir'
Gazeteler, Türk Bayrağı'na hain saldırıyı nasıl gördü?
'Bu son zamanlarda piyasada var mıydı ya?'
Mehmet Akif Ersoy'dan sonra ortağı da savcılığa başvurdu
Özgür Özel'den Kartalkaya mesajı