Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
48,1615
Dolar
Arrow
41,1780
İngiliz Sterlini
Arrow
55,6235
Altın
Arrow
4755,0000
BIST
Arrow
11.288

Tarımda şeytanın gör dediği!

TBMM’de Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 24 Kasım 2025 tarihli bütçe görüşmelerinde tarımın içinde bulunduğu çıkmazlar konusunda kimi tespitler yapılmış ve sonuçlar  bildirilmiş.

Örneğin;  2002’de tarımın istihdamdaki payı yüzde 34.9 iken , 2024’ün ikinci çeyreğinde yüzde 14.8’e gerilemiş.bir başka ifadeyle bu pay  7.5 milyondan  4.8 milyona düşmüş.

Tarımsal üretim nüfus başına artmamış. Söz gelişi dünyada en çok  buğday ithal eden ülke durumuna gelmişiz. 

Bu tespitlere katılmamak olası değil.

Ancak burada tarımda olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına neden olan kök nedenleri de görmek gerekiyor. En azından gazetelere yansıyan haberlerde, kök nedenlerle ilgili bildirişler yok.

'TARIMDA ŞEYTANIN GÖR DEDİĞİ' KONULAR NELERDİR?

Kimilerini sıralamak isterim.

• Tarımsal Kitler Özelleştirildi.

Çiftçileri,belli ölçülerde yerli ve yabancı tekellere karşı korumakla görevli tarımsal kitler özelleştirildi.Örneğin;SEK, YEMSAN, TÜGSAŞ ve İGSAŞ, TEKEL ,KHGM ve TZDK özelleştirilerek tasfiye edildi. TKK özerkleştirildi. DSİ, özel bütçeli kuruluş haline dönüştürüldü. EBK, ESK’na dönüştürülerek işlevsiz duruma getirildi. TMO, işlevinden uzaklaştırıldı. Ziraat Bankası, özelleştirilme sürecine girdi. TİGEM’lerin kimileri elden çıkarıldı. ÇAY-KUR, özelleştirme sürecine kapsamına alındı. Ve üretici yabancı+yerli tekellerin fiyat belirlemesine mahkum edildi.

• Çiftçilerin Ekonomik Örgütlenmesinde Güçsüzlük Egemen oldu.

Örgütlerin, teknik ve ekonomik etkinlik alanları çatıştırıldı ve gereksiz sürtüşmeler ortaya çıkarıldı. Örgütlerin ekonomi politika oluşturmada etkinlikleri oldukça sınırlı kaldı, ekonomik örgütlenmede kooperatiflerin payı oldukça düştü. Türkiye kırsalında üreticilerin kooperatif örgütlenmeyle tarım ürünlerini işlemesinde payı, iyimser bir tahmin ile yüzde 3’ler civarında. Güçsüzlük, yetiştiricileri yabancı+yerli tekellerinin egemenliğine mahkum etti.

• Çiftçiler, Pazarlama Kanallarında İşlevsiz Bırakıldı.

Ekonomik örgütlenmede çiftçiler örgütsüz olunca pazarlamada çok sayıda aracı piyasaya egemen oldu. Üretici örgütleri işledikleri ürünleri aracılarla tüketicilere ulaştırılıyor. Üretici eline geçen ürün fiyatları da reel olarak geriledi. Tüketicinin ödediği bedelin de özellikle meyve ve sebzede ancak onda biri bile üreticinin eline geçmiyor. Hele kırmızı et fiyatları tüketici bazında öyle arttı ki, büyük bir çoğunluğun onlara ulaştığını söylemek olası değil..

• Tarımsal Desteklemeler Yetersiz Oldu ve Hedef Kitleye Ulaştırılmadı.

Tarım Kanunu’nda taahhüt edilen yüzde 1’lik tarımsal destek gerçekleştirilmedi. Destekleme fiyatları,üretim maliyetlerinin altında bırakıldı. Tarımsal desteklemelere milli gelirden ayrılan pay, Türkiye’de 2005 yüzde 0.8 iken bu oran 2024 yüzde 0.2(91.5 Milyar TL)’ye düştü.

Çoğumuz bilmez,bu oran liberal ekonominin egemen olduğu Avrupa Birliği yüzde 20, ABD yüzde 12 ve Kanada yüzde 9’dir.

Üstelik yetersiz desteklemeler, aile işgücü temelli küçük ve orta ölçekli işletmeler yerine,şirket temelinde dev tarımsal işletmelere yönlendirildi.

• Tarımsal Üretimde Maliyet Enflasyonu Var. 

Tarımsal girdilerin fiyatları giderek artış gösterdi.Örneğin; • Mazot fiyatı son 1 yılda yüzde 105 arttı. Hasat zamanında mazota her gün zam geliyor.  •Mart 2023’ten bu yana gübre fiyatı yüzde 20 ile 35 arasında değişen oranlarda yükseldi.  • Zirai ilaç yüzde 56,6 ,elektrik yüzde 2,1 arttı. •Besi yeminin fiyatında yüzde 43,7, süt yeminde yüzde 44,8 artış oldu.  

Kısaca çiftçiye verilen mazot ve gübre desteği yetmediğini gibi tarımsal ilaç ve elektrikte aşırı artışlardan dolayı maliyetler arttı.Buna karşılık açıklanan taban fiyatlarının yeterli olmadı. Üstelik çiftçinin ürettiği ürünlerin de her gün fiyatı düşüyor.

• Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da Toprak Reformu Yapılamadı.

Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da feodal yapı;gelir dağılımında dengesizliği ve işsizliği yarattı kırsal kesimden göçü  besledi ve göç durmadı.Bu durumda birbiriyle bağlantılı üç aşamanın; kalıcı bir toprak reformunun yapılması, toprak reformu ile birlikte çiftçilerin kooperatif örgütlenmesinin egemen kılınması ve de  kamu yönlendiriciliği ve egemenliğinde tarımsal sanayinin kurulması gerekiyordu.

Ancak şimdilik hiçbir siyasal yaklaşım,kimilerinin Kürt Sorunu, kimilerinin  Doğu Sorunu olarak adlandırdığı sorunun çözüm önermelerinde, bu konuyu gündeme almış değil.(*) Siyaset örgütleri,ağalar aracılığı ile topraksız ve az topraklı köylülerin oylarına talip olacaklarını düşünüyorlar. Kimileri de çok az da olsa  “bölgede feodalizm yoktur” diyebiliyor.

Aslında, feodal yapının tasfiyesine yönelik toprak reformu  konusu, salt Doğu ve Güneydoğu’yu değil, bütün Türkiye’yi ilgilendiriyor. 

(*) Türkiye’de , ayrılıkçı terör hareketinin ortaya çıkardığı sorun, dirlikle doğrudan bağlantılı olan feodalitenin tasfiyesi doğrultusunda ele alınmıyor. Konunun toprak mülkiyeti, topraksız köylüler sorunu olduğu dile getirilmiyor, adeta saklanıyor. Bunun yerine yıllardır kültürel kimlikçilik üzerinden çatışma öne çıkarıldı, ekonomik sorunları görünmez kılındı.Dışa bağımlı Türkiye kapitalizminin bölgede yaratmış olduğu eşitsizlikler ve bunları yeniden üreten  feodalizm-aşiret düzeni  nasıl değiştirilecek,kısaca   sınıf mücadelesi konusu  tartışmalara bile girmiyor.(Bkz:Kaymakçı, M.,2025.Türkiye Tarımı-Emperyalist Saldırı ve Çözümler.s.403-417.PankuşYayınları)  

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                        Prof.Dr.Halil İnalcık da bu sorunun temelini ; “ABD ve Batı, bilhassa buradaki petrol kaynakları nedeniyle bağımlı hükümetler yaratıyor bölgede. Bu hükümetler arasında en kuvvetli durumda olanı, en bağımsız hareket edeni Türkiye’dir. Türkiye’yi bağımlı tutmak için –Amerika olsun Avrupa olsun- Kürt meselesine çomak sokuyorlar. …-Bence bütün bunlar, Avrupa’da 19.yüzyıldaki ‘Question d’Orient-Doğu Sorunu” politikasının devamından başka bir şey değildir.” şeklinde açıklıyor. (Bkz: Çankaya, E.. 2005. Söyleşi, Tarihçilerin Kutbu, Halil İnalcık Kitabı, T.C. İş Bankası Yayınları: 895,İstanbul)

28 Kasım 2025