Antalya Büyükşehir Belediyesi iştiraki ANSET üzerinden yapılan festival ve organizasyon ihalelerine ilişkin soruşturmada hazırlanan iddianame, belediyenin ihale süreçleri ve denetim mekanizmalarıyla ilgili çarpıcı iddiaları gündeme taşıdı. Dosyada yer alan bilirkişi raporlarına göre, 2020-2025 yılları arasındaki organizasyon alımlarında ana para olarak 45 milyon 386 bin TL kamu zararı hesaplandı; ticari faizle birlikte toplam kaybın 113 milyon 426 bin 440 TL’ye ulaştığı belirtildi.
İddianamede, Altın Portakal Film Festivali ve Yörük Türkmen Festivali dahil bazı etkinliklerin organizasyon ihalelerinde rekabetin sınırlandığı, piyasa araştırması yapılmadan yüksek bedeller belirlendiği ve bazı hizmetlerin yerine getirildiğini gösteren belgeler olmadan ödeme yapıldığı ileri sürüldü.
Bilirkişi raporlarında, belediye bütçesinden ANSET’e aktarılan kaynakların alt yüklenicilere yönlendirilme biçimi, ihale istisnalarının uygulanması ve rekabet koşullarının zayıflatılması başlıkları öne çıktı. Raporda özellikle Yörük Türkmen Festivali’ne ilişkin süreçlerde iş deneyim belgeleri, teslim kayıtları ve hakediş dosyaları bakımından eksiklikler bulunduğu değerlendirildi.

DENETİMDE BASKI İDDİASI
Dosyanın dikkat çeken bölümlerinden biri, organizasyonların teknik şartnamelere uygunluğunu denetlemekle görevlendirilen komisyonların yapısına ilişkin oldu. Bilirkişi heyeti, bu komisyonlarda ağırlıklı olarak sözleşmeli personel ve sürekli işçi statüsündeki çalışanların yer aldığını, bu durumun denetim süreçlerini idari baskıya açık hale getirdiğini değerlendirdi.
Rapora göre, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi memurlara kıyasla daha sınırlı iş güvencesine sahip olan personelin, üst yöneticilerden gelen sözlü talimatlara direnmesi kurumsal hiyerarşi içinde güçleşti. Bilirkişiler, teknik uzmanlık ve liyakat yerine baskıya açık kadrolardan oluşturulan denetim yapısının, yüklenici işlemlerinin yeterince sorgulanmadan onaylanmasına zemin hazırladığı görüşünü dile getirdi.

İddianamede bazı belediye çalışanlarının, ihalelere ilişkin evrakları imzalamaları için baskı gördükleri yönündeki ifadelerine de yer verildi. Bir tır şoförü, işten çıkarılma veya başka yere tayin edilme endişesiyle içeriğini bilmediği evrakları imzaladığını ileri sürdü. Başka çalışanlar da Sayıştay denetimleri sırasında komisyon üyelikleri konusunda uyarıldıklarını, buna rağmen imza atmalarının istendiğini anlattı.
Çalışanların “tanık” sıfatıyla aktardığı bu iddiaların yargılama aşamasında mahkeme tarafından değerlendirileceği vurgulanıyor. Dosyada, bazı belediye çalışanlarının “şüpheli” sıfatıyla verdiği ifadelerde de psikolojik baskı ve mobbing iddialarının yer aldığı belirtildi.

ALT YÜKLENİCİ VE BELEDİYE PERSONELİ İDDİALARI
İddianamede, organizasyon ihalelerini alan bazı firmaların, belediyeden üstlendikleri işlerin bir bölümünü belediye personeline yaptırdığı iddiası da yer aldı. Bir şüpheli ifadesinde, dijital baskı ve giydirme işleri üzerinden kurulan ilişkilerle yüklenici firmanın maliyetlerinin belediye imkânları kullanılarak azaltıldığını öne sürdü.
Aynı ifadede, ihaleyi alan firmanın yapması gereken bazı işlerin belediye imkânlarıyla yürütüldüğü, bu yolla bazı kişiler için ek kazanç sağlandığı iddia edildi. Bu iddialar da dosyadaki diğer tespitlerle birlikte yargılama sonunda açıklığa kavuşacak.

Bilirkişi raporunda üst yönetimin sorumluluğuna ilişkin değerlendirmeler de bulunuyor. Raporda, Muhittin Böcek, Cansel Tuncer, Aydın Nalan Borak, Vahdet Narin ve İsmail Oskay’ın görev ve yetkileri çerçevesinde sorumluluklarının bulunduğu yönünde görüşlere yer verildi. Daire Başkanı İsmail Oskay’ın 2023-2025 yıllarında hem ihale karar vericisi hem de onay makamı olarak görev üstlenmesinin kontrol ve denge mekanizmasını zayıflattığı ifade edildi.

Dosyada Sayıştay uyarılarına rağmen bazı belgelerin kabul edilerek sözleşme imzalanmasının önünün açıldığı, bazı organizasyonlarda ise konaklama listeleri, uçak bileti kayıtları, dağıtım tutanakları ve taşınır işlem belgeleri gibi hizmetin gerçekleştiğini göstermesi gereken kayıtların hakediş dosyalarında bulunmadığı tespiti yapıldı.

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan 1833 sayfalık iddianamede 55 kişi hakkında “ihaleye fesat karıştırma”, “rüşvet”, “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” ve “edimin ifasına fesat karıştırma” suçlamaları yöneltildi. ANSET davasının ilk duruşmasının 27 Ocak 2027’de Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılması bekleniyor.
Haber Kaynağı : 12punto