Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
55,6746
Dolar
Arrow
48,8341
İngiliz Sterlini
Arrow
64,7707
Altın
Arrow
6789,6932
BIST
Arrow
13.351

Babülmendep’te dengeler değişti: Kızıldeniz hattındaki boşluk Husilerin ve İran’ın elini güçlendirdi

Kızıldeniz’in güney girişinde yaşanan gelişmeler, BAE-İsrail hattının bölgesel planlarını zora sokarken Ankara, Kahire ve Riyad’ı aynı çizgiye yaklaştırdı.

Haberlerini algoritmaya bırakma, hangi kaynağı okuyacağına sen karar ver. 12punto'yu tercih ettiğin kaynaklar arasına ekle!
Babülmendep’te dengeler değişti: Kızıldeniz hattındaki boşluk Husilerin ve İran’ın elini güçlendirdi

Kızıldeniz’in Aden Körfezi’ne açıldığı Babülmendep hattında yaşanan son gelişmeler, bölgedeki güç dengesini yeniden tartışmaya açtı. Husilerin eylül ayında Yemen kıyısı ve boğaz çevresindeki bazı kritik noktalar üzerinde kontrol sağlaması, uzun süredir Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) ve İsrail’in Afrika Boynuzu-Kızıldeniz denkleminde kurmaya çalıştığı stratejik mimarinin kırılganlığını görünür hale getirdi.

Bölgeye ilişkin değerlendirmelerde, dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 12’sinin geçtiği Babülmendep’in yalnızca Yemen savaşı açısından değil, küresel enerji ve konteyner taşımacılığı bakımından da kritik önemde olduğu vurgulanıyor. Husilerin Mayun/Perim Adası çevresinde etkisini artırması, İran’ın bölgedeki müttefikleri üzerinden deniz geçişleri üzerinde daha fazla baskı kurabileceği yorumlarına yol açtı.

Söz konusu tablo, BAE’nin son yıllarda Yemen, Sokotra, Mayun Adası, Somaliland ve Puntland hattında limanlar, üsler ve yerel müttefikler üzerinden geliştirdiği nüfuz politikasının sınırlarına işaret ediyor. Abu Dabi’nin yaklaşımı, merkezi devlet yapıları yerine yerel ya da devlet-altı aktörleri desteklemesi nedeniyle bölgede uzun süredir tartışma konusuydu.

BAE'NİN DENİZ HATTI SARSILDI

BAE’nin Yemen’de Güney Geçiş Konseyi’ne, Afrika Boynuzu’nda ise Somaliland gibi yapılara verdiği destek, Kızıldeniz’in güneyinde bir güvenlik ve nüfuz ağı oluşturma hedefiyle ilişkilendiriliyordu. Bu hattın ilan edilen gerekçeleri arasında deniz trafiğini izlemek ve Husilere ulaşan İran bağlantılı silah akışını engellemek bulunuyordu.

Ancak Yemen’de BAE destekli güçlerle Suudi Arabistan arasında yaşanan gerilim, bu yapının hızla dağılmasına neden oldu. Güney Geçiş Konseyi’nin Hadramut ve El-Mehra yönündeki hamleleri Riyad’da sınır güvenliği açısından tehdit olarak değerlendirildi. Ardından BAE’nin Yemen’deki bazı kritik noktalardan çekilmesi, Husi karşıtı cephenin sahildeki dayanaklarını zayıflattı.

Bu boşluk, Husilerin yaz aylarından itibaren Yemen’in Kızıldeniz kıyısında ilerlemesini kolaylaştırdı. Muha, Perim/Mayun ve Haniş adaları çevresindeki gelişmeler, Babülmendep’in Yemen tarafında kontrolün fiilen el değiştirdiği yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi.

ABD’li yetkililere dayandırılan bazı analizlerde, İran Devrim Muhafızları unsurlarının sahadaki rolüne dikkat çekiliyor. Abu Dabi merkezli yayınlarda ise Kudüs Gücü komutanı Abdurrıza Şehlai’nin operasyonların yönlendirilmesinde etkili olduğu öne sürüldü. Bu iddialar, İran’ın Hürmüz Boğazı’nda olduğu gibi Babülmendep’te de geçiş güvenliği üzerinde dolaylı bir baskı aracı elde etmeye çalıştığı yorumlarını beraberinde getirdi.

ANKARA, KAHİRE VE RİYAD AYNI NOKTADA BULUŞTU

Kızıldeniz’deki gerilim yalnızca Yemen’le sınırlı değil. İsrail’in Somaliland’ı tanıma yönündeki hamlesi, Somali’nin toprak bütünlüğünü savunan Türkiye açısından doğrudan bir meydan okuma olarak görüldü. Ankara, 2011’den bu yana Mogadişu ile geliştirdiği askeri ve siyasi ilişkiler kapsamında Somali’nin birliğini destekleyen başlıca aktörlerden biri konumunda bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Somaliland’ın tanınmasını “gayrimeşru ve kabul edilemez” olarak nitelemesi, Türkiye’nin bu dosyadaki tutumunu netleştirdi. Suudi Arabistan’la yapılan ortak açıklamalar ve Somali federal hükümetine verilen destek, Ankara ile Riyad’ın bu başlıkta benzer bir çizgide buluştuğunu gösterdi.

Mısır da farklı gerekçelerle aynı pozisyona yaklaştı. Kahire, Babülmendep’i Süveyş Kanalı’nın stratejik uzantısı olarak görüyor. Etiyopya’nın Somaliland ile deniz erişimi ve üs kurma arayışına ilişkin mutabakatı, Mısır’da hem kanal güvenliği hem de Nil havzasındaki su güvenliği tartışmalarıyla bağlantılı biçimde değerlendirildi. Bu nedenle Kahire, Somali federal hükümetiyle savunma işbirliğini artırma yoluna gitti.

Sonuçta BAE ve İsrail’in Somaliland ve benzeri yerel aktörler üzerinden kurmaya çalıştığı bölgesel denklem, Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan ve Katar gibi aktörlerin Somali merkezi hükümeti etrafında daha belirgin bir tutum almasına yol açtı. Afrika Birliği ve Avrupa Birliği’nin de Somali’nin toprak bütünlüğüne vurgu yapması, bu karşı pozisyonu diplomatik düzeyde güçlendirdi.

Babülmendep’teki son durum, Kızıldeniz güvenliğinin artık yalnızca dış askeri varlıklarla ya da liman yatırımlarıyla sağlanamayacağını gösteriyor. Husilerin Suudi deniz taşımacılığına yönelik baskı açıklamaları ve Suudi ham petrol sevkiyatındaki düşüş, geçidin küresel enerji akışı açısından taşıdığı riski somutlaştırdı.

Bölgede ortaya çıkan yeni tablo, merkezi devletleri zayıflatan vekil yapılar üzerinden nüfuz kurma stratejisinin beklenen istikrarı üretmediğine işaret ediyor. Yemen kıyılarında oluşan boşluk Husilerin, dolayısıyla İran’ın elini güçlendirirken; Afrika Boynuzu’nda Somali’nin bütünlüğünü savunan ülkeler arasındaki yakınlaşma da hızlandı. Kızıldeniz’in güney girişinde yaşanan bu değişim, önümüzdeki dönemde hem bölgesel rekabetin hem de küresel ticaret güvenliğinin en kritik başlıklarından biri olmayı sürdürecek.


Haber Kaynağı : 12punto

Babülmendep Kızıldeniz Husiler İran BAE yemen Somali Somaliland Türkiye Suudi Arabistan