Değerli metaller piyasasında 2027 yılına yönelik tahminler, rekor seviyelerin ardından daha temkinli bir fiyat patikasına işaret ediyor. Dünya Bankası’nın 28 Ekim’de yayımladığı emtia piyasaları raporunda, altının 2027 yılı ortalama ons fiyatının 4 bin 250 dolar olması beklenirken, gümüş için ortalama beklenti ons başına 62 dolar olarak paylaşıldı.
Reuters’ın 27 Ekim’de piyasa analistleriyle gerçekleştirdiği ankette ise daha yüksek seviyeler öne çıktı. Ankette 2027 yılı medyan tahmini altın için 4 bin 650 dolar, gümüş için 66,75 dolar oldu. Ancak her iki çalışmada da dikkat çeken ortak nokta, 2027 ortalamalarının 2026’nın yıllık ortalamalarının altında kalmasının beklenmesi oldu.
Bu nedenle açıklanan rakamlar, yıl sonu hedefi değil, 12 ayın ortalama fiyat seviyesine ilişkin tahminler olarak değerlendiriliyor. Başka bir ifadeyle, kurumlar fiyatların yıl içinde belirli dönemlerde daha yüksek ya da daha düşük seviyeleri test edebileceğini, ancak yıl genelindeki ortalamanın rekorların altında kalabileceğini öngörüyor.
Mevcut fiyat hareketleri de bu temkinli görünümü destekliyor. Anadolu Ajansı verilerine göre altının ons fiyatı ekim ayında yüzde 6,8 gerileyerek ayı 3 bin 876 dolardan kapattı. Böylece altın, temmuzdan bu yana ilk kez ay sonunu 4 bin doların altında tamamladı. Gümüşün ons fiyatı da aynı dönemde yüzde 18,8 düşüşle 49,1 dolara indi.

UBS EN YÜKSEK TAHMİNİ VERDİ
Altın için en yüksek beklentilerden biri İsviçre merkezli UBS’ten geldi. Banka, 20 Ekim tarihli analizinde altının ons fiyatının Eylül 2027’ye kadar 5 bin 400 dolara çıkabileceğini bildirdi. Ekim ayı kapanış fiyatı olan 3 bin 876 dolar esas alındığında bu tahmin yaklaşık yüzde 39’luk artış potansiyeline işaret ediyor.
WisdomTree ise daha ölçülü bir senaryo ortaya koydu. Kurumun 29 Ekim tarihli raporunda, altının 2027’nin üçüncü çeyreğinde ons başına yaklaşık 4 bin 789 dolardan işlem görebileceği hesaplandı. Aynı dönem için gümüş tahmini 70,55 dolar olarak açıklandı; bu beklenti gümüşte 70 dolar sınırının yeniden aşılabileceğini gösteriyor.

Daha ihtiyatlı değerlendirmeler de bulunuyor. State Street’in kasım ayında açıkladığı senaryolar arasında, gelecek 12 ayda altının ons fiyatının 3 bin 750 ile 4 bin 500 dolar aralığında kalabileceğini öngören aşağı yönlü risk senaryosu yer aldı. Bu tablo, piyasanın yalnızca yükseliş beklentisine değil, faiz ve dolar kaynaklı baskı ihtimaline de odaklandığını gösteriyor.

GÜMÜŞTE ARZ-TALEP DENGESİ ÖNE ÇIKIYOR
Gümüşte fiyat beklentilerinin yanında arz-talep dengesi de yakından izleniyor. Metals Focus’un değerlendirmesine göre gümüş piyasasındaki arz açığının 2026’da küçülmesi, 2027’de ise piyasanın arz fazlası verebilecek bir yapıya dönüşmesi bekleniyor.
Gümüş Enstitüsü verileri de bu değişimi destekleyen unsurlar içeriyor. 2025’te endüstriyel gümüş talebi yüzde 3 azalarak 657,4 milyon onsa geriledi. Aynı yıl maden üretimi yüzde 3 artışla 846,6 milyon onsa, geri dönüşümden sağlanan miktar ise yüzde 2 artışla 197,6 milyon onsa çıktı.

Altın tarafında ise talep görünümü merkez bankaları ve yatırım fonları üzerinden şekilleniyor. Dünya Altın Konseyi’nin 3 Kasım’da yayımladığı verilere göre merkez bankaları 2026’nın üçüncü çeyreğinde net 321 ton altın aldı. Aynı dönemde altına dayalı borsa yatırım fonlarının stoklarında 211 tonluk artış yaşandı.

Buna karşın külçe altın ve madeni para talebi, önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 19 düşerek 268 tona indi. Küresel altın ETF’lerinin toplam varlıkları ise ekim ayında 19 ton daha arttı. Uzmanların değerlendirmelerinde, merkez bankalarının alımlarını sürdürmesinin fiyatların kesintisiz yükseleceği anlamına gelmediği vurgulanıyor.
2027’de altının yönünü belirleyecek ana başlıklar arasında ABD Merkez Bankası’nın faiz kararları, doların uluslararası piyasalardaki değeri ve küresel büyüme eğilimleri öne çıkıyor. Reel faizlerin yükselmesi, faiz getirisi olmayan altına ilgiyi zayıflatabilirken; reel faizlerde düşüş değerli metallere yönelimi destekleyebiliyor.
Doların güçlenmesi de altın ve gümüş üzerinde baskı yaratabilecek unsurlar arasında sayılıyor. Gümüşte ise faiz ve kur hareketlerine ek olarak sanayi üretimi, güneş enerjisi yatırımları, maden arzı ve geri dönüşüm faaliyetleri fiyatlamalar üzerinde belirleyici olacak.
Haber Kaynağı : 12punto