İstanbul’da 14 Ekim’de etkili olan şiddetli yağış ve sel, çok sayıda araçta maddi hasara neden oldu. Su altında kalan, motor ve elektronik aksamı zarar gören araçlar için zararın kim tarafından karşılanacağı tartışılırken, Avukat Mehmet İlker Birgan araç sahiplerine hem sigorta hem de olası idari başvuru süreçleri konusunda uyarılarda bulundu.
Birgan’a göre, sel nedeniyle oluşan araç hasarlarında yalnızca kasko poliçesinin varlığına bakmak yeterli değil. Hasarın hangi koşullarda ortaya çıktığı, altyapı eksiklikleri, mazgalların durumu, drenaj sistemleri ve olay yerinde gerekli güvenlik önlemlerinin alınıp alınmadığı da tazminat sorumluluğunun belirlenmesinde önem taşıyor.
KASKO POLİÇESİNDE SEL TEMİNATI KONTROL EDİLMELİ
Araç sahiplerinin ilk olarak kasko poliçelerini incelemesi gerektiğini belirten Birgan, kaskonun bulunmasının her durumda sel zararının karşılanacağı anlamına gelmediğini vurguladı. Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları’na göre sel ve su baskını zararları, ek sözleşmeyle teminat kapsamına alınabiliyor. Bu nedenle poliçede bu riskin açıkça yer alıp almadığı belirleyici oluyor.
Poliçesinde sel ve su baskını teminatı bulunanların, hasarı gecikmeden sigorta şirketine bildirmesi gerekiyor. Genel şartlara göre sigortalı, hasarı öğrendiği tarihten itibaren en geç beş iş günü içinde ihbarda bulunmalı. Birgan, bu sürenin geçirilmesinin her olayda tazminat hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmayacağını, ancak gecikmenin sonuçlarının somut olayın koşullarına göre değerlendirileceğini ifade etti.
Hasarın fotoğraf, video, servis kayıtları ve tutanaklarla belgelenmesi de sürecin kritik aşamalarından biri. Birgan, su altında kalan araçların çalıştırılmaması gerektiğini, motorun yeniden çalıştırılmasının mevcut zararı artırabileceğini belirtti. Bu nedenle uzman incelemesi yapılmadan araca müdahale edilmemesi öneriliyor.
KASKOSU OLMAYANLAR İÇİN İDAREYE BAŞVURU YOLU
Zorunlu trafik sigortası, kural olarak aracın işletilmesi nedeniyle üçüncü kişilere verilen zararları karşılıyor; araç sahibinin kendi aracında sel veya su baskını nedeniyle oluşan zararı kapsama almıyor. Ancak Birgan, kaskosu bulunmayan araç sahiplerinin hukuki başvuru yollarının tamamen kapalı olmadığını söyledi.
Birgan’ın değerlendirmesine göre, zararın meydana gelmesinde kamu kurumlarının kusuru varsa tazminat talep edilmesi mümkün olabilir. Anayasa’nın 125. maddesi uyarınca idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü. Kamu hizmetinin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi durumlarında “hizmet kusuru” gündeme gelebiliyor.
Yağmur suyu kanallarının ve mazgalların temizlenmemesi, drenaj altyapısının yetersiz kalması, taşkın riski bilinen bölgelerde önlem alınmaması veya tehlikeli yolların zamanında trafiğe kapatılmaması gibi durumlar, olayın özelliklerine göre idarenin sorumluluğunu doğurabilir. Yağmur suyu altyapısı ve tahliye sistemleriyle ilgili zararlar bakımından belediyeler ve İSKİ; yolun yapımı, bakımı ve güvenliğiyle bağlantılı zararlar bakımından ise ilgili belediye veya Karayolları Genel Müdürlüğü gündeme gelebilir.
Bununla birlikte her sel olayında idarenin otomatik olarak sorumlu tutulamayacağını belirten Birgan, zararın kamu hizmetindeki bir eksiklikten kaynaklanıp kaynaklanmadığının ve bu eksiklik ile zarar arasında nedensellik bağı bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini kaydetti. Birgan, “Şiddetli yağış ve selin meydana gelmesi, tek başına idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz” değerlendirmesinde bulundu.
Tazminat talebinde bulunmak isteyen araç sahipleri açısından süreler de önem taşıyor. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesine göre, idari eylemin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her durumda eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye yazılı başvuru yapılması gerekiyor. İdare talebi reddederse veya otuz gün içinde yanıt vermezse, kanunda öngörülen süre içinde dava açılabiliyor.
Birgan, araç hasarlarında görevli mahkemenin doğru belirlenmesi gerektiğine de dikkat çekti. Bazı uyuşmazlıklar idari yargıda tam yargı davasına konu olabilirken, karayolunun yapımı, bakımı veya işletilmesiyle bağlantılı kimi olaylar adli yargının görev alanına girebiliyor. Bu nedenle zararın oluştuğu yer, yolun niteliği ve hasara yol açtığı ileri sürülen eksiklik birlikte değerlendirilmeli.
Araç sahipleri için temel öneri ise hasarı ayrıntılı biçimde belgelemek, sigorta bildirimini geciktirmemek ve idareye başvuru sürelerini kaçırmamak. Birgan’a göre selin yol açtığı maddi kayıplarda sonuca yalnızca yağışın şiddeti değil, önlenebilir altyapı eksikliklerinin ve kamu hizmetindeki aksaklıkların varlığı da etki ediyor.
Haber Kaynağı : 12punto