Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,8433
Dolar
Arrow
43,7321
İngiliz Sterlini
Arrow
59,5416
Altın
Arrow
7074,1026
BIST
Arrow
10.729

ABD’nin petrol ambargosu: Emperyalist saldırganlık bir dünya savaşını tetikliyor mu?

ABD’nin Venezuela işgali ve Küba’ya yönelik petrol ambargosu, küresel bir savaş riski sorusunu tekrardan gündeme getirdi. Dış Haberler Muhabiri Erkin Öncan olası bir savaş riskini ve bölgesel gerilimleri 12punto’da değerlendirdi.

ABD’nin petrol ambargosu: Emperyalist saldırganlık bir dünya savaşını tetikliyor mu?

Haber: Cenk BAŞBOĞAOĞLU-12punto

Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nin yeni yılın başında Venezuela’ya yönelik düzenlediği işgalden sonra ABD Başkanı Trump’ın yaptığı açıklamalarda Küba’yı tehdit etmesi dikkat çekmişti. 

Trump, 30 Ocak’ta “ulusal acil durum” ilan edip Küba’ya petrol satan veya sağlayan ülkelerden ithal edilen mallara gümrük vergisi uygulanmasına olanak tanıyan bir kararname imzaladı. Küba, bu kararnameden ötürü yakıt sorunu yaşarken Rusya’nın devreye girmesi akıllara bir savaşın kapıda olup olmadığı sorusunu getirdi. 

EN KRİTİK BAŞLIK: PETROL

Dış Haberler Muhabiri Erkin Öncan, 12punto’nun sorularını cevapladı. Öncan, petrol krizinin nasıl okunabileceği sorusuna, “Enerji piyasaları, dünya siyasetini şekillendiren temel unsurlardan biri ve mevcut ticaret rotaları teknoloji ve üretim gücü geliştikçe daha da önemli hale geldi ve uluslararası krizlerin çok katmanlı yapısının katmanlarından birine dönüştü.

Somutlayacak olursak, bugün Asya-Pasifik’te yaşanan gerilim de, Rusya-Ukrayna savaşı da, ABD-Avrupa arasında çıkmakta olan gerilim de, Grönland krizi de söz konusu enerji rekabeti bağlamında okunabilir. Çünkü üzerinde ihtilaf oluşan, çatışma çıkaran bütün coğrafyalar aynı zamanda önemli birer ticaret yolu üzerinde. 

Dolayısıyla mevcut petrol krizini de halihazırda süren uluslararası krizin önemli bir parçası olarak okumak gerekiyor diye düşünüyorum. Hatta petrol, enerjide kapladığı yer açısından bu başlıkların en kritiği olarak görülebilir.” şeklinde yanıtladı. 

‘ABD, NİHAİ BİR HESAPLAŞMAYA HAZIRLANIYOR’

Öncan, Küba’ya uygulanan petrol ambargosunun bir bölüşüm savaşına gidebileceği sorusuna ise “Bence bu konuyu ikiye ayırmak gerekiyor. Birincisi, ABD Venezuela’nın kaynakları üzerindeki kontrolünü artırdı. Bu, hatırlayacağımız üzere Venezuela lideri Nicolas Maduro’nun hukuksuz bir biçimde kaçırılmasının ardından gerçekleşen bir süreç. Yeni Venezuela sahasından çıkan petrol ABD kanallarıyla işletilecek ve ABD eliyle piyasaya sürülecek. Yani, neoliberal kapitalizmin askeri baskı stratejisinin klasik bir çıktısı olarak, hammaddeyi doğrudan ele geçirip gelir akışını kontrol etme stratejisi…

Bir yandan, ABD’nin aynı emperyalist saldırganlık kapsamında Küba’ya yönelik uyguladığı ‘tedbirler’ de Küba’ya zor günler yaşatıyor ve adı ‘tedbir’ olan bu adımla Trump Latin Amerika’daki bir diğer hedefine göz dikmiş durumda. Bu pozisyonda Rusya’nın, Çin’in ve İran’ın tutumları önemli.

Dünya savaşı konusuna gelirsek, ABD’nin Trump dönemiyle birlikte yeniden bir açık saldırganlık evresine geçtiği doğru. Bu saldırganlığın İran’la birlikte asıl olarak Çin’i hedeflediği de doğru. Zira ABD’nin hedef aldığı bütün ülkelerin Çin’in uluslararası alanda yakın işbirliği içerisinde olduğu ülkeler olması, bütün bu sürecin aynı anda ‘Çin’i çevreleme’ işlevi taşıdığını gösterir nitelikte. 

ABD nihai olarak, bir emperyalist-kapitalist merkez olarak varlığını bir yandan da saldırganlığını sürdürerek sağlamak zorunda, en azından ‘kitap’ bize bunu söylüyor. ABD’nin karşısında ‘çok kutuplu dünya’ seçeneğinin yükselmesi de, ABD’nin ‘gerekirse zor gücüyle’ hedef alacağı, zayıflatmaya çalışacağı yeni bir küresel etkileşim düzeyini işaret ediyor.

Yani evet, ABD bir tür ‘nihai hesaplaşmaya’ hazırlanıyor. Ancak bu hesaplaşmanın yakın zamanda yıkıcı bir dünya savaşına dönüşüp dönüşmeyeceğini öngörmek ise Çin başta olmak üzere ABD karşısında sağlam durabilen diğer dünya ülkelerinin koordinasyonuna bağlı.” şeklinde açıklamalarda bulundu. 

‘İRAN ÖNCELİKLİ HEDEFLERDEN BİRİ’

Krizin bir diğer kanadında İran’ın hedef olup olmayacağı konusunda ise Öncan, “İran elbette ABD’nin uzun süredir hedefinde. Nükleer gerilimle birlikte petrol ve petro-kimya sektörüne yönelik yaptırımlar, banka ve nakliyeye baskılar, ticari kanalları bloke etme çabaları devam ediyor. İran konusunda da, diğer konularda olduğu gibi ABD siyasetinde bir süreklilikten bahsetmek mümkün. Değişken olan, ABD’nin olmazsa olmazı sayılabilecek ‘maksimum baskı’ politikasının hangi araçlarla uygulandığı. Güncel trend, Trump’ın sürekli ABD gemilerinden bahsetmesinden anlayacağımız üzere askeri baskı. İran ise askeri baskının karşısında durabilecek bir güç olsa da, iş Tahran için kapsamlı ekonomik baskı ve izolasyon politikası söz konusu olduğunda daha zor. Dolayısıyla, İran elbette öncelikli hedeflerden biri.” dedi.


Haber Kaynağı : 12punto

ABD ambargo Amerika Kapitalizm petrol siyaset
Wodo Network