Casusluk davasında Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ ve Necati Özkan hakim karşısında
Silivri’de görülen “casusluk” davasının ilk duruşmasında savunmalar başladı. İlk savunmayı yapan Hüseyin Gün, hakkındaki suçlamaları reddederek “Ben hiçbir zaman Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin güvenliği açısından gizli kalması gereken herhangi bir bilgiyi casusluk amacıyla temin etmedim” dedi.
Etkin pişmanlıktan yararlanan Hüseyin Gün’ün ifadesi sonrası Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ’ın da tutuklandığı ‘Casusluk’ davası bugün başladı.
Yargılama, İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’de yapılıyor. İddianamede Gün, İmamoğlu, Özkan ve Yanardağ hakkında “siyasal casusluk” suçlamasıyla 15 yıldan 20’şer yıla kadar hapis cezası isteniyor.
İBB soruşturmasında “örgüt yöneticisi” olduğu iddiasıyla tutuksuz yargılanan iş insanı Hüseyin Gün, “casusluk” soruşturması kapsamında 4 Temmuz 2025’te İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tutuklanmıştı.
Gün’ün etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifade sonrası CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kampanya Direktörü Necati Özkan ve TELE 1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ 27 Ekim 2025’te tutuklanmıştı.
9 Mart’ta başlayan İBB davasında tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu ile Necati Özkan, bugün “Casusluk” dosyasında da savunma verecek.
Yaklaşık 7 aydır tutuklu bulunan Merdan Yanardağ ise ilk kez hakim karşısına çıktı.
İBB dosyasında “örgüt yöneticisi” olduğu iddiasına rağmen tutuksuz yargılanan ancak bu dosya kapsamında 4 Temmuz’dan bu yana cezaevinde bulunan Hüseyin Gün de duruşmada hazır bulundu.
11.20 | HÜSEYİN GÜN SUÇLAMALARI REDDETTİ: “CASUS DEĞİLİM”
Cumhuriyet'in aktardığına göre, duruşmada ilk savunmayı Hüseyin Gün yapıyor.
313 gündür tutuklu bulunduğunu ve "bugünü beklediğini" söyleyerek sözlerine başlayan Gün, şöyle devam etti:
“Hakkımdaki süreç, 2 Mart 2025 tarihinde 112 Acil Çarı Merkezi’ne yapılan bir ihbarla başladı. Bu ihbar üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından 2025/5759 değişik iş numarasıyla yakalama kararı çıkarıldı.
Oysa ben bu süreçten tamamen habersizdim. Amerika Birleşik Devletleri’nde yapay zekâ fabrikası kurulmasına ilişkin çalışmalar yürütüyordum. 30 Haziran 2025 tarihinde Türkiye’ye döndüğümde, İstanbul Havalimanı’nda gözaltına alındım. Gözaltı sırasında cep telefonuma ve dizüstü bilgisayarıma el konuldu. Dijital materyallerimin tüm şifrelerini kendi rızamla kolluk kuvvetlerine teslim ettim. Çünkü kendimden emindim. Casus değilim.
Gözaltı sürem üç kez uzatıldı. İstanbul TEM Şube Müdürlüğü’ndeki işlemlerim 4 Temmuz 2025 günü sabah 06.30’da tamamlandıktan sonra tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildim. Ardından İstanbul 5. Sulh Ceza Hakimliği tarafından TCK 328/1 kapsamında ‘siyasal veya askeri casusluk’ suçlamasıyla tutuklandım. Soruşturma devam ederken dijital materyaller üzerinde yapılan incelemelerde; Sayın Ekrem İmamoğlu ile rahmetli annem Meral Hanım’ın bulunduğu bir fotoğraf ve birkaç mesaj nedeniyle bu kez ‘İmamoğlu suç örgütü yöneticiliği’ iddiasıyla yürütülen 2025/48620 sayılı soruşturmaya dahil edildim.
24 Ekim 2025 sabahı Silivri Cezaevi’ndeki hücremden alınarak yeniden İstanbul TEM’e götürüldüm. 25 Ekim akşamı başlayan ifadem, ertesi gün sabah 10.50’ye kadar sürdü. Bu kapsamda verdiğim ifade sonrasında savcılık tarafından serbest bırakıldım. Bu dosya halen İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmektedir."
“İDDİANAMEDE SOMUT DELİL YOK” SAVUNMASI
"Bugün huzurunuzdaki yargılamaya dayanak yapılan 4 Şubat 2026 tarihli iddianamede, TCK 328/1 kapsamında devletin güvenliği açısından gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin ettiğim ileri sürülmektedir. Bu iddiaların tamamı mesnetsizdir" diyen Gün, şu sözleri kullandı:
"Ben hiçbir zaman Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin güvenliği açısından gizli kalması gereken herhangi bir bilgiyi casusluk amacıyla temin etmedim. Böyle bir teşebbüste de bulunmadım. Kimseyle de paylaşmadım. Nitekim ikinci ifademde de bu yönde tek bir ikrarım bulunmamaktadır. Çünkü ben ülkeme karşı casusluk yapmadım. Ayrıca kimseye de casusluk iftirası atmadım. Casus olmayan bir insan, başka birine casusluk iftirası atmaz.
Bu soruşturmanın temelinde; uyuşturucu ve yasa dışı bahis bağımlılığı bulunan muhbir Ümit Deniz Alaçak’ın geçmişe dayalı husumeti ve kıskançlığı vardır. Öz yeğeninin beni kendisine rol model olarak göstermesinden rahatsızlık duyduğu açıktır. Tüm suçlamalar bu kişisel husumetin ürünüdür. İddianame incelendiğinde, devletin güvenliği açısından gizli kalması gereken hangi bilgiyi temin ettiğime, bunu kime aktardığıma ya da hangi istihbarat görevlisiyle ne şekilde paylaştığıma ilişkin tek bir somut delilin bulunmadığı görülecektir.
Telefonumda kayıtlı yabancı devlet adamları, siyasetçiler, bürokratlar, emekli askerler veya istihbarat mensuplarıyla yaptığım görüşmeler suçlama konusu yapılmıştır. Oysa benim uluslararası iş hayatım ve geçmiş kariyerim dikkate alındığında bu ilişkiler hayatın olağan akışı içerisindedir.
Ben uzun yıllardır dünyanın farklı bölgelerinde yatırım yapan bir iş insanıyım. Eğitimimi İngiltere’de tamamladım. Londra Üniversitesi Elektrik Mühendisliği bölümünden onur derecesiyle mezun oldum. Meslek hayatıma Cenevre’de petrol ticareti alanında başladım. Daha sonra Merrill Lynch’in Londra şubesinde yatırım uzmanı ve başkan yardımcısı olarak görev yaptım. Ardından Crédit Agricole’de kıdemli başkan yardımcılığı görevinde bulundum.
Daha sonra kendi sermayemle enerji, doğal kaynaklar ve finans sektörlerinde yatırımlar yaptım. Londra merkezli Avicenna Capital şirketini kurdum. Siyasetin ve özellikle Anglo-Sakson siyasetinin nasıl şekillendiğini anlamaya duyduğum ilgi nedeniyle çeşitli düşünce kuruluşlarında da faaliyet yürüttüm. Bu nedenle uluslararası çevrelerle ilişki içerisinde olmam son derece doğaldır.
Hele ki 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına yurt dışında yürütülen diplomatik ve siyasi temaslar dikkate alındığında, iddianamede adı geçen kişilerle görüşmüş olmamın hayatın olağan akışına aykırı hiçbir yönü yoktur."
10.59 | SALONDA KAPASİTE TARTIŞMASI YAŞANDI
Davanın görüldüğü 4 No’lu Duruşma Salonunda “yer” krizi yaşanıyor.
Kapasitenin yetersiz olması nedeniyle girişlerde ve salonun içinde büyük bir yoğunluk yaşanıyor. Çok sayıda avukat ve gazeteci, savunmalar başlamasına rağmen salona giremiyor.
10.44 | MAHKEMEDE SAVUNMA PLANI AÇIKLANDI
Mahkeme Başkanı savunma sırasını sözlü olarak duyurdu. Önce Hüseyin Gün konuşacak ardından Ekrem İmamoğlu’na söz verilecek.
Sonra Merdan Yanardağ konuşacak ve son olarak da Necati Özkan savunma yapacak.
10.30 | YANARDAĞ’DAN DURUŞMA SALONUNDA SERT MESAJ
Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün, duruşma salonuna geldi.
Yanardağ izleyicilere, “Amerikancı bir iktidar var. Emperyalizmin işbirlikçileri, yurtseverleri casuslukla suçluyor” diye seslendi.
10.05 | DURUŞMA ÖNCESİ SALON GİRİŞLERİNDE İZDİHAM
Casusluk davası öncesi salona girişlerde yoğunluk yaşanıyor. Mahmut Tanal, aleniyet ilkesini vurgulayarak, herkesin salona girmesi gerektiğini söyledi
Haber Kaynağı : 12punto
Çok Okunanlar
THY uçağında dumanlar yükseldi, yolcular tahliye edildi
Fenerbahçe Başkan Adayı Aziz Yıldırım'a şok
'Darbeci' General: 'Komutanlarımız bizi birkaç ev ve birkaç milyon dolara sattı'
Evinde ölü bulundu, geride 'dijital miras' detayı kaldı!
TRT 1 sunucusu 'Anneler Günü' mesajından sonra görevden alındı
Yandaş gazetecinin avukat kızı çakarlı araçtan paylaşım yaptı!
Palu Ailesi: Gerçeğin dokunulmayan yüzü
Doğu sorununun temelinde feodalizm yok mu?(*)
Barcelona Real Madrid'i devirip kupayı kaptı
İsrail’in ABD üzerindeki etkisi ve ABD’nin açmazları