Heybeliada Ruhban Okulu açılıyor: ‘Emperyalizmin ajandasına uygun’
Fener Rum Patriği Bartholomeos, resmi ziyaret kapsamında Yunanistan’ın başkenti Atina’da uzun süredir tartışma konusu olan Heybeliada Ruhban Okulu’yla ilgili "Eylül ayında görkemli bir açılışla yeniden faaliyete geçecek" dedi. Konuya ilişkin 12punto’ya açıklamalarda bulunan Devrim Partisi Genel Başkanı Erçin Fırat, “İktidarın Yeni Osmanlıcı hülyalarla Lozan'ı aşındıracak adımlar atmaya hevesli olduğunun farkındayız” ifadelerini kullandı.
19 Haziran 2024’te Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli Patrikhane'nin konumuna ilişkin, “Türk anayasası ve kanunları himayesinde varlık gösteren Patrikhane'nin, gayrimüslim azınlıklara ait herhangi bir kilise veya sinagogdan daha fazla yetki veya hakkı bulunmuyor. Patrikler ise idari açıdan Fatih Kaymakamlığı ve İstanbul Valiliği'ne bağlı bulunuyor” açıklamalarında bulunmuştu.
Öte yandan Ağustos 2025’te ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ise Patrik Bartholomeos'u ziyaretinde açıkça "ekümenik" tanımını kullanmıştı. Ancak bu ifadeye karşılık Dışişleri Bakanlığı'ndan bir tepki gelmemişti.
‘KAMUSAL DENETİMİ ZAYIFLATIYOR’
Konuya dair 12punto’ya konuşan Fırat, “Birden fazla siyasi ve hukuki düzlemi ilgilendiren, karmaşık bir konu bu. Okulun hangi statüde açılacağı, hangi mevzuata göre faaliyet göstereceği kamuoyuna açıklanmış değil. Bununla birlikte Lozan Antlaşması, egemenlik ve eğitim birliği konularına dikkat çekme gereği duyuyoruz.
Lozan'da da teyit edilen azınlık haklarıyla ilgili düzenlemelerde bu üç başlık dikkate alınmalı. Heybeliada Ruhban Okulu, 1844'te Ortodoks din görevlisi yetiştirmek için kurulan ve Patrikhane'nin Ekümeniklik sıfatı çerçevesinde dünya Ortodokslarına açık bir yükseköğretim kurumu.
Lozan Antlaşması, Türkiye'deki gayrimüslim azınlık cemaatlerinin kendi ilk ve ortaöğretim kurumlarını açmalarına olanak tanıyor. Günümüzde de azınlık okulları bu çerçevede ve MEB denetiminde faaliyetlerini sürdürüyorlar. Ancak Heybeliada Ruhban Okulu bir yükseköğretim kurumuydu ve dünya Ortodokslarına açık olması kamusal denetimi zayıflatıyor, Lozan'da tanımlanan çerçeveyi zorluyordu.
Bu tablo, emperyalistlerin Karadeniz ve Doğu Avrupa'daki emelleri için değerlendirebileceği bir boşluk yaratıyordu. Okul, özel yükseköğretim kurumlarının kapatılmasını öngören 1971 tarihli AYM kararı kapsamında kapatıldı. Bu karar, yükseköğretimin kamusal niteliği adına önemliydi ve yabancı okulları da ilgilendiriyordu. Nitekim Robert Kolej'in yükseköğretim kısmı da aynı karar uyarınca yine 1971 yılında kapatılmıştır. Bu konunun gündeme gelmesinde dönemin devrimci gençlik hareketinin ‘Özel okullar devletleştirilsin’ eylemleri etkili olmuştu” ifadelerini kullandı.
‘LOZAN’I AŞINDIRACAK ADIMLAR ATMAYA HEVESLİ OLDUĞUNUN FARKINDAYIZ’
Öte yandan konuyla ilgili Lozan Antlaşmasına özellikle temas eden Fırat, “Lozan Antlaşması, hem Türkiye'nin egemenlik haklarını tescil etmiş hem de imparatorluktan Cumhuriyet'e geçişin zeminini oluşturmuştur. Lozan, azınlık haklarını ülke sınırları bağlamında tanımlayarak güvence altına alıyordu. İmparatorluk düzenini Cumhuriyet lehine ortadan kaldıran bu yaklaşım, Türkiye'nin kendi topraklarındaki egemenliğini de pekiştiriyordu.
Cumhuriyet'in bağımsızlıkçı, laik ve kamucu kazanımları birbirini tamamlayan bir bütünlük oluşturur, pek çok alanda bunun örnekleri mevcut. Patrikhane'nin ‘Ekümeniklik’ sıfatının kaldırılması da yine imparatorluk düzeninin tasfiyesi bağlamında önemlidir. Heybeliada Ruhban Okulu, saydığım nedenlerden ötürü Lozan'ın çerçevesini zorluyordu.
Keza ABD ve AB emperyalizminin bu meseleye bu kadar ilgili olması da bu güçlerin Doğu Avrupa'ya yönelik hesaplarından ve Rusya'ya karşı emperyalist emellerinden bağımsız değil. Lozan'ı ve eğitim birliği ilkesini zorlayacak, imparatorluk düzenine kapı aralayacak bir düzenleme emperyalistlerin etki alanını genişletmekten başka bir sonuç vermez.
Azınlıkların Lozan'dan doğan haklarıyla ilgili yapılacak düzenlemelerde bu zemin dikkate alınmak zorunda. Bu konu özelindeki ayrıntıları henüz bilmesek de iktidarın Yeni Osmanlıcı hülyalarla Lozan'ı aşındıracak adımlar atmaya hevesli olduğunun farkındayız” dedi.
‘PAY YARATMAK OLARAK YORUMLAYABİLİRİZ’
Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması ile Terörsüz Türkiye sürecinin kesişim noktaları hakkında ise Fırat, “İktidarın bu hamlelerinin tamamını ABD’nin bölgedeki etkisini artırmak ve bu tablodan kendisine de pay yaratmak olarak yorumlayabiliriz. ABD bölgeye müdahalelerde bulunuyor ve ardından bunu taşere etmek istiyor. İktidar ise bu taşeronlar arasında pay kapma savaşında ABD’yle uyumlu tüm hamleleri hayata geçirmek adımlarını atıyor.
Diğer yandan bu süreçlerin, ‘demokratikleşme’ hamlelerinin ABD’nin ve AB’nin demokratik bir ülke istediği için yapıldığını düşünen bir saflığın artık kalmadığını düşünüyoruz. Hele büyükelçinin ağzından ülkemizin monarşiyle yönetilmesi gerektiği söylenmişken.
Epstein koalisyonunun halkların barışması, azınlıkların haklarını alması gibi dertleri olmadığı açık. O halde yaptıkları her hamlenin egemenliği zayıflatacak, bölgede ulus devlet bırakmayacak bir çizgide olduğunu, işbirliği halinde olanların da bu plana hizmet ettiğini söyleyebiliriz” ifadelerinde bulundu.
‘EMPERYALİZMİN MÜDAHALELERİ EKSENİNDE DEĞERLENDİRİYORUZ’
Öte yandan iktidarın bu adımı karşısında sosyalistlerin görev ve sorumlulukları hakkında Fırat, “Bu da kritik başlıklardan biri. Önceki yanıtlarımızdan anlaşılacağı üzere biz bu konu da dahil tüm meseleleri emperyalizmin müdahaleleri ekseninde değerlendiriyoruz.
Dolayısıyla hedefe ABD’yi ve işbirlikçilerini yerleştiriyoruz. Bu tip meselelerde turnusol budur. Ülkemizin egemenliğiyle ilgili konularda ABD’yi karşıya almak bir yana açıktan NATO’culuk, İsrailcilik yapan ülkücü kökene sahip unsurlar ise ya azınlıkları ya da başka ülkelerin halklarını, farklı etnik-ulusal toplulukları hedef alıyorlar. Bu aslında tam da emperyalizmin ajandasına uygun ve parçalanmamızı hızlandıracak plana sadık kalan bir yaklaşım. Sosyalistlerin görevi Türkiye’nin egemenliğini korumak isteyenleri, bağımsızlığı savunanları, yurtseverleri ABD, NATO ve İsrail karşısında bir mücadelede birleştirmek.
Bunu başarabilmek için bu tip gündemlerde de konunun özünü ve ana hedefi netleştirmemiz gerekiyor. Böyle gündemler üzerinden halkın bağımsızlık isteğini ve yurtsever duygularını istismar eden işbirlikçi yapıları ancak böyle etkisizleştirebiliriz”
Haber: Cenk Başboğaoğlu
Haber Kaynağı : 12punto
Çok Okunanlar
Özgür Özel Burcu Köksal'a attığı mesajı açıkladı
İstanbul’da sıcaklık 10 derece birden düşecek
Saray darbeyi kimden öğrendi?.. Atama listeleri nerede hazırlandı?
Burcu Köksal resmen AKP'de
Tutuklu Özkan Yalım'dan ek ifade talebi
İnşaatta maliyet alarmı
'Mission Impossible'
Muhittin Böcek'in etkin pişmanlık ifadesi ortaya çıktı
MHP'li Yalçın'dan Bülent Arınç'a 'kendi ayağına kurşun sıkıyor' çıkışı
İngiltere’de Starmer yönetimine tepki