Migros depo işçileri taleplerini yüksek oranda kabul ettirdi: ‘Emek tarihinde bir ilk’
DGD-SEN öncülüğünde Migros depo işçileri taleplerinin çoğunu kabul ettirerek önemli bir zafer kazandı. Yüksek zam oranı, kadro hakkı ve diğer kazanımlar işçi sınıfı için tarihi bir adım oldu.
Depo, Liman, Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası (DGD-SEN) öncülüğünde Migros depo işçilerinin talepleri için yapılan müzakerelere ara verildi. DGD-SEN eylemlerin devam edeceğini bildirirken DGD-SEN Avukatı Mürsel Ünder, taleplerin çoğunlukla karşılandığını 12punto’ya aktardı.
Talepleri; net yüzde 50 zam, banka promosyonlarının eksiksiz işçiye ödenmesi, verginin işveren tarafından ödenmesi, ayrımsız-şartsız ve işkolu değişmeksizin tüm Migros taşeronlarına kadro olan Migros depo işçileri için 11 Şubat (Bugün) 14:00’da Depo, Liman, Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası (DGD-SEN) ile Migros yönetimi arasındaki ikinci müzakere toplantısı başlamıştı. DGD-SEN toplantıda, önemli mesafeler katedildiğini iletse de tam anlaşma sağlanamadı ve çözüme kavuşturulamayan maddeler için 13 Şubat Cuma gününde müzakere toplantılarının devam edeceğini duyurmuştu.
‘YA SAYGIN BİR UZLAŞI YA TAVİZSİZ DİRENİŞ’
DGD-SEN’in X hesabından 12 Şubat Perşembe günü yapılan paylaşım dikkat çekti. Müzakere toplantısına bir gün kala, Migros yönetiminin işten atılan 300’den fazla işçinin geri alınması konusunda gerekli yaklaşımları göstermemesi nedeniyle uzlaşı tıkandı ve DGD-SEN tarafından eylem kararı alndı. Kararı, “Yeter Migros! İşçinin Onuruyla Oynama! Yeniden Geliyoruz” şeklinde bildiren DGD-SEN, eylemin yine Migros patronu Tuncay Özilhan’ın Beykoz’daki villasının önünde düzenleneceğini aktardı.
‘ZAFERE ÇOK YAKINIZ, DİRENİŞE DEVAM!’
DGD-SEN, X hesabı üzerinden yaptığı eylem çağrısının nedenini yeniden vurguladı ve Migros yönetimiyle mutabakat sağlanan gelişmeleri 13 Şubat Cuma günü (Bugün) şöyle açıkladı:




‘EN BÜYÜK KAZANIM’
DGD-SEN Avukatı Mürsel Ünder, müzakere sürecine ve eylem kararlarına ilişkin 12punto’ya konuştu. Ünder, “Müzakere toplantılarında çok önemli gelişmeler oldu. Aslında biz şu an itibariyle 'atılan işçiler' merkezinde düşünüyoruz doğal olarak ve sonuna kadar da böyle olacak. Ama yakın dönem Türkiye işçi sınıfı tarihinde, emek tarihinde şöyle önemli kazanımlar var:
İlk kez 7.500'ün üstünde depo işçisi, taşeron işçisi kadroya geçti fiili bir direniş sonrasında. En büyük kazanım bu, burayla ilgili hiçbir tartışma yok. Sendikal tarzı ne kadar eleştirilmiş olsak da sendikalı olmaları sağlanmış oldu. 6 gün boyunca iş yeri işgali, iş durdurma, iş yavaşlatma şeklindeki eylemlerin tamamı bir ‘hak arama’ mücadelesinin önemli bir argümanına dönüşmüş oldu ve bu yolla somut kazanımlar elde edilmiş oldu. Bu kısımlar Migros depo işçilerinin dışında, işçi sınıfının önündeki kayda değer önemli birikimler ve kazanımlar olduğunu düşünüyoruz. Buraları es geçmiyoruz açıkçası.”
‘YİNE İLK KEZ’
Ünder sözlerine “bir ilk”i daha ekledi ve şöyle devam etti: “Şöyle bir tablo da oluşmuş oldu: İlk kez taşeron işçileri —sanırım ilk kez— ana kadro işçilerinden daha yüksek bir ücret bareminde olacak bununla beraber... Oldu daha doğrusu şu an itibariyle. Aslında bu depo işçilerinin çok daha yüksek ücret aldığı gibi bir çatışmadan ziyade, mağaza-market işçilerinin 'sefalet koşulları' dediğimiz sefalet koşullarına ne kadar yakın bir ücretle çalıştırıldığının da çok çarpıcı bir göstergesi oldu. Şu anda depo işçileri, mağaza-market işçilerinden —Şubat 2026 diyelim— Ocak'ın sonu Şubat 2026 tarihi itibariyle birim saat ücretleri ana kadro, ana firma işçilerinden daha yüksek durumda.
Açıklamamızda da bahsettiğimiz konular var; sendikal tercihlere, tarzlara saygı duyulacağına dair sözler, promosyon ücretlerinin ödenmesidir, işçilerin depolarda alt işverenler nezdinde geçirmiş olduğu kıdem sürelerinin ana firma tarafından da kabul edilmesi gibi... Diğer kısımları da ekleyebilirsiniz, bütün bunların hepsi Migros depo işçilerinin oldukça büyük kazanımlarıdır.”
‘İŞÇİNİN KAZANIMLARININ ÖNÜNE GEÇEBİLECEK BİR SENDİKAL TARZ İÇİNDE OLMAYIZ’
Ünder, DGD-SEN’in Migros depo işçilerinin direnişinde ‘sendika yasaları’ çerçevesinde hareket ettiğini vurguladı:
“Fakat şöyle bir şey var; biz işte depo işkolu ile ilgili olarak yaptığımız itirazları yani mağaza-market işkolunda değil de, yani 10 no'luda değil 16 no'luda olması gerektiğine ilişkin itirazlarımız ve hukuki argümanlarımızı koruyoruz. Fakat bununla ilgili biz daha öncesinde de hep şunu söyledik; işçinin taleplerinin, işçinin kazanımlarının önüne geçecek bir sendikal tarz ve dayatma içerisinde olmayız diye. Burada da aynı şekilde bu itirazımız devam etmiş olmasına rağmen, burada Bakanlık ve mahkemeler nezdinde bu itirazlarımızı yürüteceğimize ilişkin bir taahhüdümüz oldu bizim. Aynı şekilde bu taahhüdün karşılığında da bunlar olumlu sonuçlandığında sendikal yasalara, sendika yasaları çerçevesinde saygı gösterileceğine dair bir kabul oldu.
Bunlar da çok çok önemli kazanımlar. Çünkü biz şunu biliyoruz; aslında basit, sıradan bir kanun maddesinin yazılması gibi görülebilir ama özellikle toplu iş sözleşmesi süreçleri ve istenmeyen sendikaların iş yerlerine sokulması ile ilgili çok büyük sendikasızlaştırma hareketleri, dava yolları ve benzeri şeylerin olduğu bir ortamda böyle bir taahhüdü de önemsiyoruz ve kıymet veriyoruz. Bütün bunların yanında aslında çok büyük bir yüzdeyle direnişin tüm talepleri kabul edilmiş durumda.
‘TALEP ARTIK ATILAN İŞÇİLERİN GERİ ALINMASI’
Ünder’in belirttiğine göre çok büyük bir yüzdeyle direnişin tüm talepleri kabul edildi ancak atılan işçilerin, işlerini yeniden kazanması artık belirgin ve birinci gündem haline geldi: “Ama direnişin, direniş sırasında taleplere ek olarak eklediğimiz işçi arkadaşların haksız bir şekilde işten atılması sürecinde tabii ki sıralamayı bizim açımızdan da, işçi arkadaşlar açısından da tamamen değiştirdi. Birinci sıra artık atılan işçilerin geri alınması talebine döndü. Kısmi yaklaşımları var... Hani bunu da göz ardı etmek istemeyiz ama 303 kişinin atıldığı bir durumda, yani oldukça önemli bir kısmının geri alınmış olması, diğerlerinin de —yani isteyenlerin de— hakları ödenerek çıkarılması konusu tabii ki bütün bu kazanımların yanında asla geri adım atmayacağımız noktalardan birisi. Ayrıca bir de temizlik işçileri ve bazı idari personellerin de henüz taşeronda çalıştığına ilişkin şey var; bu itirazımız da devam ediyor. Bu iki konuda da, özellikle atılan işçilerin geri alınması konusunda da sorun çözülmüş olduğu andan itibaren Migros depo işçilerinin direnişi oldukça saygıdeğer ve güzel bir direnişle sonlanmış olacak.
MİGROS YÖNETİMİ İŞÇİLERİ OYALADI MI?
Ünder, Migros yönetiminin müzakere toplantılarıyla işçileri oyaladığına dair görüş hakkında, “Hani 'zaman kazanma, oyalama olup olmadığına' dair bir şey söyleyebilmek çok zor, herkesin farklı farklı yorumları var. Ama biz şunu söyleyebiliriz; yani bizim her görüşmemizin kamuoyuna net ifadelerle iletilmemesi, o görüşmenin içeriğinin biraz da netleşmeden ifade edilmemesi gerektiğinden dolayı. Bizim için ilerleme olmayan, ilerlemenin olmadığı bir durumda zaten bir sonraki görüşmeye çok gerek duymuyoruz. O sebeple de aslında bizler de, yani hem görüşmeci müzakereci kişiler hem de sendikadaki kuruldaki arkadaşlar, yani bir gelişme olduğunu kendimiz de net olarak gördüğümüz için sonraki görüşmeyi yapmaya gerek gördük. Dolayısıyla hani içsel olarak kendileri oyalama amacıyla mı başka bir şeyle mi onu bilemeyiz yani ama bizim görmüş olduğumuz ilerleyen bir süreç olduğu için biz de bunu, bir sonraki görüşmeyi her defasında kabul eden bir yaklaşımla bir pozisyon aldık.” dedi.
‘BÜTÜN BAŞARI EYLEMLER SAYESİNDEDİR’
Ünder, eylemlerin talepleri kabul ettirme yolundaki etkisine dikkat çekti ve şunları söyledi:
Talepler, tamamen eylemler sayesinde bu talepler kabul edildi. Yani ilk görüşmede ya da görüşme öncesindeki bizim müzakere çabalarımızda falan şu an anlattığım şeylerin çok çok uzağında bir yerdeydik. Özellikle kamuoyunun geniş bir şekilde Migros işçilerini sahiplenmesi ve Migros boykotunu herkesin kendisinin fiili olarak Türkiye'nin her yerinde yapmış olması... Ayrıca işte Özilhan'ın evinin önünde yapılmış olan eylemlilikler, işçilerin sendikasına ve iradesine sahip çıkan yaklaşımları... Bunların hepsi bir arada oldukça kolektif bir hareketlilikle olduğu için yani bütün başarı eylemler sayesindedir."
Haber: Cenk Başboğaoğlu
Haber Kaynağı : 12punto
Çok Okunanlar
Erdoğan o bakanın da üstünü çizdi!
Arkadaşına kanser olduğunu söyleyen polis silahıyla kendini vurdu
Adana-Tekirdağ arasında Türkiye'nin eşitsizlik haritası
Özel kalem müdürünün kızı yasak aşkı ifşa etti
O bez ve 1900 terörist!..
Postmodern Pontus şırıngası
İktidar cephesinde tedirginlik yaratmış
Akın Gürlek ile ilgili çarpıcı kulis... Cezaevi sistemi baştan aşağı değişiyor
Altın fiyatlarında son durum....
İki bakanın değişiminin perde arkasında neler yaşandı?