Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,4850
Dolar
Arrow
44,4973
İngiliz Sterlini
Arrow
58,7512
Altın
Arrow
6806,2388
BIST
Arrow
10.729

Tehlike giderek büyüyor: Türkiye, kadın obezitesinde Avrupa’nın ilk sırasında

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Burak Bilbay, OECD ve Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Türkiye’de obezite oranlarının hızla arttığını belirterek, yeni nesil tedavilerin umut verici sonuçlar ortaya koyduğunu söyledi.

Tehlike giderek büyüyor: Türkiye, kadın obezitesinde Avrupa’nın ilk sırasında

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Burak Bilbay, OECD raporları ve Dünya Sağlık Örgütü verilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bilbay, dünya genelinde 2035 yılına kadar yaklaşık 1,9 milyar insanın obeziteyle mücadele edeceğinin öngörüldüğünü ifade etti.

Türkiye’de obezite oranlarındaki artışa dikkat çeken Bilbay, "1975’te yüzde 8,6 olan obezite oranımız 2016’da yüzde 32,1’e yükseldi; bu, kırk yılda 4 kattan fazla bir artış demek. Daha da ürkütücü olan şu ki Türkiye’de her 100 bin ölümden 84’ünün obeziteyle ilişkili olduğu bildiriliyor; bu oran küresel ortalamanın neredeyse iki katı. Dünya Sağlık Örgütü’nün projeksiyonlarına göre eğer önlem alınmazsa 2030 yılına kadar Türk kadınlarının yarısı, erkeklerin ise üçte biri obez olacak. Bu rakamlar bize bir uyarı değil, alarm zili çalıyor" dedi.

OBEZİTEYE İLİŞKİN DİKKAT ÇEKEN VERİLER

Obezitenin yalnızca kilo problemi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Bilbay, "Obezite artık yalnızca bir kilo sorunu değil, kalp, böbrek, eklemler ve metabolizmayı etkileyen ciddi bir kronik hastalıktır. Türkiye, Avrupa’da kadınlarda en yüksek obezite oranına sahip ülke konumuna gelmiştir. Bu tablo, yeni nesil tedavileri hem bir fırsat hem de büyük bir sorumluluk haline getiriyor" ifadelerini kullandı.

YENİ NESİL TEDAVİLERE İLİŞKİN AÇIKLAMA

Son yıllarda obezite tedavisinde yeni yöntemlerin öne çıktığını aktaran Bilbay, "Etken maddeleri semaglutid ve tirzepatid olan yeni nesil tedavilerin, vücudun kendi doyma hormonlarını taklit ederek iştahı düzenliyor ve kan şekeri kontrolü ile kalp-damar sağlığını destekliyor. Klinik çalışmalarda semaglutid kullananların 16 ay içinde beden ağırlıklarının yaklaşık yüzde 15’ini kaybettiği görüldü" diye konuştu.

Söz konusu ilaçların herkes için uygun olmadığını belirten Bilbay, "Bu tedaviler; vücut kitle indeksi 30 ve üzerinde olan bireyler ya da 27’nin üzerinde olup tip 2 diyabet, hipertansiyon veya uyku apnesi gibi eşlik eden hastalığı bulunan kişiler için değerlendirilir. Sosyal medya üzerinden ya da kaçak kanallardan temin edilen ürünler ise sahte olabilir ve hayati risk taşır" dedi.

“KALICI SONUÇ İÇİN YAŞAM ALIŞKANLIKLARI ÖNEMLİ”

Tedavi sürecinin yalnızca ilaç kullanımından ibaret olmadığını ifade eden Bilbay, "Yeterli protein alımı, düzenli kuvvet antrenmanı, kaliteli uyku ve stres yönetimi olmadan kalıcı sonuç elde etmek mümkün değildir. Aksi halde verilen kilonun bir kısmı yağ yerine kas olarak kaybedilebilir; bu da uzun vadede metabolizmanın daha da yavaşlamasına zemin hazırlar" değerlendirmesinde bulundu.

Bilbay, obeziteyle mücadelede bütüncül yaklaşımın önemine değinerek, "Doğru tedavi; vücut kompozisyon analizi, laboratuvar değerlendirmesi, kişiye özel beslenme ve egzersiz planlaması ile tıbbi takibin bir arada yürütülmesini gerektirir. Hiçbir ilaç tek başına kalıcı çözüm sunmaz; asıl olan hastayı bir bütün olarak değerlendirmek ve süreci bilimsel bir disiplinle yönetmektir. Sağlıklı kilo verme yolculuğu sabır, bilim ve tutarlı takip gerektiriyor. Yavaş, istikrarlı ve sürdürülebilir olmak, uzun vadede hem en güvenli hem de en kalıcı yoldur. Obezite sessiz ilerler; ama bıraktığı izler sessiz olmaz" ifadelerini kullandı.


Haber Kaynağı : İHA

Wodo Network