Son Dakika: Özgür Özel Mesut Özarslan'ın istifasında yaşananları anlattı
CHP lideri Özgür Özel, AKP'ye geçeceği iddia edilen Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan'ın CHP'den istifa sürecini anlattı.
Siyasi kulislerde tartışmalara yol açan bir istifanın ardından CHP cephesinde dikkat çeken bir tablo ortaya çıktı. Ankara Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın partisinden ayrılması sonrasında bazı belediye başkanlarının da CHP’den istifa edeceği yönündeki iddialar gündeme gelirken, bu iddialara CHP Meclis Grubu’ndan yanıt geldi.
GRUP TOPLANTISINA TOPLU KATILIM
Cumhuriyet Halk Partisi Meclis Grubu toplantısına Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile birlikte Başkent’in 15 ilçesinde görev yapan CHP’li belediye başkanları katıldı. Toplu katılımın, parti içinde birlik ve bütünlük mesajı taşıdığı belirtildi.
ÖZEL VE YAVAŞ SALONA BİRLİKTE GİRDİ
Grup toplantı salonunun tamamen dolu olduğu belirtilirken, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın salona birlikte girmesi üzerine salonda uzun süre alkışlar yükseldi.
KEÇİÖREN’DEN İSTİFA EDEN İSİMLER DE TOPLANTIDAYDI
Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın CHP’den istifa etmesine tepki olarak belediyedeki görevlerinden ayrıldıklarını açıklayan başkan yardımcıları Tolga Turgut, Emircan Tunç ve Selçuk Karadağ da CHP Grup Toplantısı’nda yer aldı.
İşte Özel'in açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:
Genel Başkanımız Özgür Özel, partimizin TBMM grup toplantısında konuşuyor. https://t.co/dtCPK3T6XD
— CHP ???? (@herkesicinCHP) February 10, 2026
CHP lideri Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
Bugün burada Ankara Büyükşehir Belediye başkanımızı, Ankara'daki belediye başkanlarımızı, il örgütümüzü misafir ediyoruz. Çok kıymetli konuklarımıza hoş geldiniz diyorum. Partimiz tarihinin en ağır saldırısı altında, iftiralarla karşı karşıya, devlet bütün olanaklarıyla bir partiye hizmet eder halde, ama o saldırı altındaki ana muhalefet partisinin grup toplantısına bakın, bir bakın. Hepiniz hoş geldiniz, şeref verdiniz.
Geçen hafta deprem bölgesindeydik. Birazdan bahsedeceğim ama bu atmosferi görünce oradaki bir anekdotu hatırlatmak, bir sözümü tekrar etmek isterim. İki program arası geçerken Antakya İlçe Başkanımız şunu hatırlatmıştı: Antakya İlçe Başkanımızın bütün ailesi göçük altında kalmıştı. Birinci derece yakınlarını kaybetmişti. Eşi günlerce yoğun bakımdaydı. Yoğun bakımda ziyaretim sırasında 'İlçe de çöktü' dedi. 'İlçeden ancak Atatürk’ümüzün resmini kurtarabildik, çıkarabildik' dedi.
Dedim ki: 'Gidenlere Allah rahmet eylesin. Ama eşin de ayağa kalkacak, ilçe de ayağa kalkacak. Yeni ilçe binamıza geleceğim, bu resmi ellerimle asacağım' demiştim. İki program arasında 'O resmi, Atatürk'ümüzün portresini asar mısın Genel Başkanım?' dedi. Onu asmaya gittik. Ve bir gittik ki ilçenin önündeki yol kapanmış. Orada baktık ettik, bir portakal kasası mıdır nedir, ters çevirdiler, üstüne çıktık.
"PORTAKAL KASASI ÜSTÜNDEN KONUŞUYORSANIZ..."
Orada gelenlere dedim ki: Bir partinin iktidar olacağı; 10 milyonluk bir sahneyi bir yere kurdurup, devlet memurlarını toplayıp, teşkilatları 6 ilden oraya getirip, onlara prompterdan bir konuşma yapıyorsanız iktidar olduğunuz ya da iktidar olacağınız oradan anlaşılmaz. Hiç niyetiniz yokken ilçe binasının önü trafiğe kapandıysa, bir portakal kasası üstünden konuşuyorsanız 1500-2000 kişiye; parti iktidara gidiyor demektir!
Parti tarihinin en ağır saldırısının altında, partinin iktidar yürüyüşünün önünü kesmek için, partinin iktidara gelişine engel olmak için partinin siyasetçileri tarihin en büyük iftira kampanyasıyla muhatap; partinin cumhurbaşkanı adayı, 16 belediye başkanı zindanlarda; partiyi ayakta tutan, ayağa kaldıran kim varsa saldırı altında, hakaret altında; devlet bütün imkanlarıyla bir partiye hizmet eder halde; bin türlü kumpas, yalan, iftira, şantaj, tehdit ortada ama gel bir bak ki o saldırı altındaki ana muhalefet partisinin grup toplantısına bak ya, grup toplantısına bak!
"GERÇEKLE YÜZLEŞMEK SOKAĞA İNMEKLE OLUYOR"
6 Şubat'ın üçüncü yıl dönümünde Osmaniye'de, Gaziantep'te, Kahramanmaraş'ta, Hatay'da, Adıyaman'da, Malatya'daydık. Vatandaşlarımızla birlikteydik. Toplam bir hafta boyunca 55 farklı program yaptık bu altı ilde. Bir kez daha kaybettiklerimize Allah'tan rahmet ve deprem bölgesine, milletimize, tüm Türkiye'ye başsağlığı diliyorum. Yazın serin, kışın sıcak salonlardan ayrılmayan, meydana çıkmadan atadıklarına alkışlattırarak siyaset yapanlar için yapması kolay siyaset ama işleri zor bundan sonra. Gerçekle yüzleşmek sokağa inmekle oluyor.
Osmaniye'ye 10 milyonluk bir sahne kurdurup da biraz önce tarif ettiğim kompozisyonda atıp tutmakla depremi yaşayana, orayı görene video izletmekle siyaset olmuyor. Konteyner kente gitmeden, o ayakları çamurda çocukları görmeden, gözü yaşlı kiracıyı dinlemeden; 'evim verildi ama geçemiyorum, tadilatına param yok, aidatına param yok, işim yok' diyenleri dinlemeden; mücbir sebep mağdurlarıyla birlikte ağlamadan, yakınlarını kaybetmiş olanların adalet arayışının önündeki engellerin nasıl AK Partili müteahhitleri, o şehrin zenginlerini, godamanlarını kayırdığını garibanlardan dinlemeden öyle brandayla, parayla, afişle siyaset olmuyor. Branda ile siyaset dönemi Adalet ve Kalkınma Partisi'nin çöküş dönemidir; Cumhuriyet Halk Partisi'nin yürekten, sokakta, samimi siyaseti bir kuruluşun, yeni bir iktidarın kuruluşunun göstergesidir.
"SİSİ’YE İLTİFATLAR ETMEYE GİTMİŞTİ BİZ DE DEPREM BÖLGESİNDEYDİK"
Şaşırılacak bir şey yok. Geçen hafta herkes sevdikleriyle beraberdi. Biz İslahiye’deydik, Nurdağı’ndaydık, Osmaniye’deydik, Malatya’nın ilçelerindeydik, beldelerindeydik, Kahramanmaraş’ımızdaydık. Sayın Erdoğan da 'eli kanlı katil' dediği ama daha sonra Amerika’nın işaret verip de doların ucunu görünce 'kardeşine' sarılır gibi sarıldığı Suudi Arabistan Prensi'nin yanındaydı. 'Darbeci' dediği Sisi ile kucaklaşmaya, 'Ona selam verirsem namerdim' dediği, 'Aynı salonda olursam meşrulaştırırım' dediği Sisi’ye iltifatlar etmeye gitmişti; biz de deprem bölgesindeydik.
"BARINMA KRİZİ SÜRÜYOR"
Acılar hala taze. 270 bin kişi konteynerlarda yaşıyor. Barınma krizi sürüyor, rezerv alan mücbir sebep mağduriyetleri devam ediyor. Eğitim ve sağlıktaki sıkıntılar katlanılamaz boyutta. Ve bugün daha deprem bölgesinde araştırma yapan kuruluşların raporları gelmeye başladı.
Yani 70 vilayete o 11 vilayet için yapılan algı operasyonu 70 vilayette de çok büyük karşılık görmüyor ama 11 şehre sorulan soruların cevabında bırakın vatandaşın memnuniyetini; perişan olduğu, öyle anlatılana, hele hele iyiymiş gibi gösterilenlerin gerçeğini yaşayanların tepkisi deprem bölgesindeki çalışmalarda ortaya çıktı. Hep birlikte izleyeceğiz, hep birlikte takip edeceğiz.
Bir tarafta biz gittiğimiz günden itibaren, ilk sabah Osmaniye saat 10.45; depremde enkazdan çakıl taşı kaldırandan ya da yeni ev için temel kazandan ya da son kiremiti koyana kadar emeği geçen tüm siyasetçilerden, tüm emekçilerden 'Allah razı olsun' diye lafa başladık. Her şehirde bunu söyledim. Mısır’dan Sisi’den koptu geldi, Osmaniye’de dedi ki: 'Bunlar deprem turisti.' Bir de 'Sırf CHP'yi de demiyor, haksızlığı bütün muhalefete yapıyor; 'Bunlar sadece depremden bir süre sonra bir fotoğraf çektirip gittiler, bir daha uğramadılar' dedi.
'Bir daha bu bölgede yoktular' dedi. Tabii ben Sayın Erdoğan’a 'iki kere iki dört' dese kerrat cetvelini kontrol ettiren bir muhatabı olarak hemen saydırdım: Devletin 13 uçağıyla, polisin, jandarmanın, ormanın bütün helikopterleri emre amade bölgeye 34 kez gitmiş. O bu sözleri söylediğinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı 55. ziyaretini tamamladı da geldi!
Her bir gün yapılan, her bir şehre ayrı bir ziyaret saymak üzerinden 55 kez deprem bölgesinde olmuşum; yarısından fazlası grup başkanvekili sıfatıyla, geri kalanı genel başkan sıfatıyla... Ama Erdoğan orada döndü dolaştı şunu söyledi: 'Deprem bölgesinde yoktular, enkazlarda yoktular. Buraya hiç yardım yapmadılar, bir tek eser bile kazandırmadılar.'
Şunu hatırlatmak isterim: Şehirlerimizi afetlere hazırlamak, afet anında etkin müdahale, afet sonrası iyileştirme, şehirleri ayağa kaldırma merkezi yönetimin işi. Bunun için milletten devasa vergiler alınıyor. Milletimiz de bunu 'deprem bölgesine gidecek' diye; iki kere motorlu taşıtlar istediler, ödedi; KDV’yi iki katına çıkardılar, ödedi; ÖTV’ler arttı, ödedi; yurt dışına çıkış harçları arttı, ödedi. Ve bu imkanlar dahilinde orada ne yapılıyorsa yapılıyor ama dönüyor dolaşıyor, video izletiyor ve diyor ki: 'Ana muhalefet gitmedi, yapmadı; her şeyi biz yaptık' diyor. Ben ona ne dedim? Ona dedim ki: 'Hak etmediğimi duyarsan, hak ettiğini duyarsın.' Bir, ilk önce 'Cumhuriyet Halk Partili belediyeler bir şey yapmadı' dedi.
Normalde bunları yaptığımızı biz biliyoruz ama Tayyip Bey 'yapmadılar' diyene kadar bunları söylemiyorduk. Bakın, biraz önce ilk anda karelerle geçti; burada gördük ama televizyon başından ne kadar görüldü bilmiyorum, şu kısmını hatırlatayım:
Depremin ilk günlerinde, hatta medyada eleştiri konusu olmuştu, biz de başta 'Ya acaba zaman mı kaybettirir?' demiştik; Allah'tan öyle yapmışlar. Dediler ki: 'Deprem bölgesine hangi belediye, hangi kurum ne götürürse götürsün AFAD’a bildirecek. AFAD’ın gözetiminde bu deprem yardımları bölgeye ulaştırılacak.'
Bakın, elinde AFAD; bir haftadır teker teker okuyorum. Burada gördüğünüz, AFAD’ın kayıtlarına bildirerek; 9638 araç, 28.521 personelle deprem bölgesindeydik. 7200 tırla, 4 uçak, 6 gemi ile gıdadan sağlık malzemesine, çadırdan torbaya her şeyi götürdük. 155 mobil mutfak kurduk AFAD 'nereye kur' dediyse. 163 ikram aracı koyduk AFAD 'nerede dursun' dediyse. 18 mobil fırın kurduk sıcak ekmek dağıtalım diye. 3 milyona yakın battaniye, 266 bin ısıtıcı, 2220 jeneratör, 4 milyon 600 bin hijyen paketi, 50 bin çadır, 1810 konteynerı gittik AFAD’ın bilgisi dahilinde teslim ettik.
'Kalıcı eseri yok' diyor. Bir de tutuyorlar bu bilgileri veriyorlar, köşe yazarları da doğruymuş gibi yazıyor: 'Kalıcı eseri var mı? Efendim Konya Belediyesi şunu yaptı, CHP bir tek kalıcı eser bıraktı mı?' 67 kalıcı eser aktı gitti. İçinde 1000 kişilik KİPTAŞ’ın yaşam alanı da var, Samandağ’da 18 bin metrekarelik Yaşam Vadisi de; Çatdere Köprüsü, Adıyaman’ın Çatdere Köprüsü 300 milyon liraya yeniden yapılmış İstanbul Büyükşehir tarafından. Gölbaşı’nda Yaşam Vadisi de var. Mersin Büyükşehir 40 metre genişliğinde 4,5 kilometre yeni bir Mersin Caddesi yaptı ki Adıyaman’ın bütün trafiği rahatladı. Manisa Büyükşehir, 4000 metrekare kapalı alanda Ferdi Zeyrek Çocuk Kültür Sanat Merkezi’ni inşa ediyor.
Denizli Büyükşehir, Fuat Polat Mahallesi’nde Ferdi Zeyrek Camii inşa ediyor. Muğla Büyükşehir; Hekimana Cemevi çok amaçlı tesis, Doğanşehir’e Kadın Aile Gençlik Merkezi, Arapgir Kültür Taziye Evi, Arguvan’a çok amaçlı sosyal tesis yazıyor. Kahramanmaraş’ta ASKİ ekipleri 15 kilometre su hattının onarımını yaptılar. Ayrıca Ankara Büyükşehir; Akçadağ Ören’de 16 derslikli diye başladı 24 derslikli okulun inşaatını tamamlamak üzere. İzmir, İstanbul, Ankara büyükşehir belediyeleri Elazığ’a birer tane okul yaptılar. İstanbul’unki açıldı, Ankara’nınki bitti açılış bekliyor, İzmir’inki %70 inşaatta.
'Kalıcı bir kalıcı eser yapsaydınız' diyor. 'Özgür Özel bunları büyüterek anlatırdı' diyor. Biz bugüne kadar yaptıklarımızı söylemedik; ne gün Tayyip Erdoğan çıkıp da 'hiçbir şey yapmadılar' diyene kadar. Ama ama... Allah şaşırtacak ya, Allah’ın sopası yok ya, Allah varlığını böyle yalan söyleyene gösterecek ya; Erdoğan’ın geçen hafta oynattığı, bütün AK Partililerin paylaştığı videoyu oynatın, şuracıkta durdurun Uğurcuğum.
"ÜZERİNDE ANTALYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ YAZIYOR"
Diyor ki, tam videonun burasında: 'Altyapı çalışmaları son hızıyla sürdürüldü. Başında ve sonunda CHP yoktu.' Övündüğü altyapı çalışmasını yapan şu arkadaşların üzerinde 'Antalya Büyükşehir' yazıyor! Aha şu greyderin logosu 'ASAT', Antalya Su ve Atıksu İdaresi Genel Müdürlüğü! Burada kablo döşeme aracının üzerinde de 'Antalya Büyükşehir Belediyesi' yazıyor. Adalet ve Kalkınma Partisi gururla sunar, gururla!
Vallahi Allah demek ki böyle ayaklarına dolandırıyor. Niye? Gücüne gidiyor gücüne! Oradaki vatandaşla ben hangi bölgeye gittiysem Kahramanmaraş'ta Mansur Yavaş... Adını anıyorsun, alkış başlıyor bitmiyor, canlı yayında izlediniz, canlı yayında!
Hatay'da İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, 'Ekrem İmamoğlu'nun selamı var' diyor; dakikalarca ayakta alkışlanıyor. Mersin Büyükşehir Belediyesi, Adıyaman'ın her yerinde ama Yaylakonak ilçesinde bir telefonla saat 11'de ilk ulaşan kurtarma ekibi Adıyaman'a, Yaylakonak beldesinde ve onu kapıda görenler gözyaşlarına boğuluyor; Adıyaman'da milli kahraman olmuş.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Malatya'da yolda yürüyemiyor. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı iken yaptıklarıyla Hatay'da, şimdi yaptıklarıyla Malatya'da omuzlarda. Hangi Belediye Başkanımıza baksak Eskişehir, Tekirdağ... Yaptıklarıyla herkesin gönlüne girmişler. Ama bakıyor, dönüyor bu; işte Allah nasıl milletin gönlünde olanı sen diğer 70 ile yalanla, iftirayla yaparsın; Allah böyle ayağına dolandırıyor işte, Allah böyle ayağına dolandırıyor.
Ve biz bunları vatandaştan hiçbir kaynak, hiçbir katılım payı, hiçbir şey almadan yapıyoruz. Oysa ki biraz önce söylediğim gibi; artan vergiler, mükerrer alınan vergiler, Motorlu Taşıtlar, KDV, ÖTV, yurt dışı çıkış harcı, yapılan yurt içi kampanya, yurt dışı kampanyalar... Toplam 71,5 milyar dolar para toplandı depremden beri. Kendileri açıkladılar: 'Deprem konutlarına 40 milyar dolar harcadık' diye. Yani demek ki hala 31 milyar bir paramız var. Elbette konutla bitmez, elbette o para harcanacak; belki de yetmez. Ama 40 milyarı çoktan toplamışız.
"GEL MADEM BU PARA TOPLANDI O BOŞ SENETLERİ YIRTIP ATALIM"
Ama depremzedenin önüne sözleşme, 'nokta nokta TL’yi nokta nokta faizle...' 'Faizi çizgi çek' diyorsun, çekince anahtarı geri alıyorlar. Yeni yeni 'Afet kanunu olunca vergi alınmaz, faiz alınmaz.' Evet, 'rezerv alan onun dışında' diyorsun, 'dükkanlar onun dışında' diyorsun, 'bir tek TOKİ'nin yaptıklarında bunu yapıyorsun, yerinde dönüşüm bunun dışında' diyorsun.
Onun için, onun için buradan Erdoğan'a samimi çağrımdır; bir çağrıda daha bulunacağım bu günün ilk çağrısıdır bu: Gel mademki bu para toplandı, bu vakitten sonra o boş senetleri yırtıp atalım. Ben de gelecek hafta grup toplantısında Sayın Erdoğan'a yürekten teşekkür ediyorum diyeceğim; söz veriyorum!
Erdoğan'a kalırsa 2 yıl ödemesiz, 18 yıl boyunca ödenecek; afet kanununa girmeyenlerden TEFE TÜFE alacak, faiz alacak. O boş senetleri, vatandaşın aklını karıştıran o boş senetleri yırtıp atalım diye çağrıda bulunuyoruz.
"İLİÇ'TE YAPTIKLARI ORTADAYKEN İSTANBUL'UN BAŞINA MUSALLAT OLMAYA KALKTI"
Maalesef 13 Şubat, Erzincan'ın İliç ilçesinde 9 canımızı kaybettiğimiz maden felaketinin de ikinci yıl dönümüdür. Dönemin Çevre Bakanı Murat Kurum; çok açık hatası olduğu oradayken, oraya attığı imzayla bütün sorumluluk kendisindeyken, reddettiğinde belgesi buradan çıkarılıp gösterilmişken, istifa etmek yerine, özür dilemek yerine bir de gidip İstanbul'a talip oldu, aday oldu. İliç'te yaptıkları ortadayken İstanbul'un başına musallat olmaya kalktı. Allah'tan İstanbullular kefenin iki tarafına baktı, doğru tarttı; doğru tarttı.
"AL SANA İSTANBUL’UN MAKETİ EVDE OYNARSIN"
Tayyip Bey İstanbul’da Ekrem Başkanın karşısına Başbakan koydu olmadı, Meclis Başkanı koydu olmadı, 'bu işleri Kurum bilir' dediler Murat Kurum’u oraya koydu... Hani diyor ya 'CHP benim yaptığım evlerin maketini bile yapamaz' diye hava yapmaya kalkıyor devletin parasıyla. İstanbullular ilk seçimde 13 bin, ikincide 800 bin, Murat Kurum’u görünce 1 milyon 100 binin üstünde farkla Murat Kurum’a dedi ki: 'Murat Kurum, bu işler senin harcın değil; al sana İstanbul’un maketi evde oynarsın' dedi.
"HUKUK MÜCADELELERİNDE DE ASLA YALNIZ BIRAKMAYACAĞIZ"
Bugün İliç felaketindeki grubumuz ilk günden bugüne İliç faciasını en yakından, en samimi şekilde hem hukuki destek hem insani dayanışma olarak takip etti. Hayatını kaybeden Uğur Yıldız kardeşimizin babası Ali Ekber Yılmaz ve ailesi aramızda. Bir kez daha acılarını paylaşıyoruz. Hukuk mücadelelerinde de asla yalnız bırakmayacağız kendilerini.
"İKİ BOĞAZ KÖPRÜSÜ VE 7 OTOYOLU ÖZELLEŞTİRMEK İSTİYORLAR"
Değerli vatandaşlarımız, Cumhuriyet tarihimizdeki özelleştirmelerin %86’sı, 1986’dan bu yana yapılan özelleştirmelerin %86’sı AK Parti’nin döneminde yapıldı. Şeker fabrikalarını bunlar sattı. Termik santralleri, limanları, ne bulduysa sattılar. Şimdi iki Boğaz köprüsü ve 7 otoyolu özelleştirmek istiyorlar.
Resmi bir açıklama yok, nihayet İBB’deki bir belediye meclis üyeleri baklayı ağzından çıkardı ama hazırlıklar biliniyor ki ve yalanlamıyorlar da zaten. Satışta yetkiyi İngiliz Ernst & Young firmasına vermişler. Kanadalı BTY grubu da teknik danışman yapmışlar. İki köprünün ve 7 tane otoyolun sadece geçen yılki geliri 600 milyon dolar. Bakım masrafı %2. İki masraf ediyorsun, % 98 kar ediyorsun. Şimdi burayı 3 milyar dolara... Yani 5 yıllık gelirini peşin almak için...
Bakın birini zaten alacan, ikincisini de iktidarında alacan eğer seçim zamanında olursa ısrar ettiğin gibi. Bizim iktidarımızdaki 3 yıllık geliri bugünden almak için altın yumurtlayan tavuğu kesiyorlar. Ve bedeli ağır olarak vatandaşa ödetilecek. Çok net. Satılacak olan köprüden geçiş ücreti 59 lira. Şu anda, yani 1973’te temeli atılan köprünün, şu anda kullandığımız köprünün geçiş ücreti 59 lira. Bunların KÖİ (Kamu Özel İşbirliği) modeliyle geçiş garantili yaptırdığı köprünün geçiş ücreti 995 lira. Bu köprüyü 59 liraya satacaklar, alan bu köprünün geçiş ücretini 590 lira yapacak en az.
Bakın İzmir-Çeşme otoyolu. Rahmetli Özal’ın 'Semra kat kaseti de keyfimiz yerine gelsin' diyerek açtığı, devletin parasıyla yapılan otoyolun İzmir-Çeşme arasından şu anda 53 lira alınıyor. Bunların modeliyle yapılan otobandan Çeşme’ye değil 100 kilometre, 103 kilometre Akhisar’a doğru git; 365 lira alınıyor. İki model arasında vatandaşa maliyeti; hani diyor ya 'bir kuruş cebimizden çıkmadan geçiş garantili yaptık.' Geçerse vatandaş ödüyor geçmezse devlet tamamlıyor ödüyor. 100 kilometresi Özal otobanında 53 lira; şimdi bunu özelleştirecekler. Tayyip Bey’in yapıp övündüğü, açtığı otobanda 365 lira. 7 kat fark var. Ve İzmir-Çeşme otoyolu özelleştiğinde İzmir-Çeşme de 365 liraya çıkacak aynı modelle.
"VATAN HAİNLİĞİNİ İKİYE KATLIYOR BEYEFENDİ"
Sayın Erdoğan 2012 yılında bu köprüleri satmaya kalktığında, vatandaş ayağa kalkmıştı. 'Bakıyoruz' demişti. 5,7 milyar teklif gelmişti... 5,7 milyar dolar! Erdoğan demişti ki: '7 milyardan aşağıya satmak vatan hainliği olur.' Şu anda aynı köprüleri 3,5 milyar dolara satıyor. Vatan hainliğini ikiye katlıyor beyefendi.
"ŞU ANDA YÜRÜRLÜKTE OLAN PARA TÜRK MİLLETİNİN İTİBARI DEĞİLDİR. SAYIN ERDOĞAN SENİN İTİBARINDIR"
Enflasyon karabasan gibi milletin üstünde. Geçen hafta TÜİK rakamları açıkladı. Bir önceki ay hem zamları yapmayarak hem fiyatları özenle seçerek TÜİK'le Mehmet Şimşek'in üstün gayretleriyle enflasyon yüzde 30.6 hesaplandı ki emekli ve devletin memuru enflasyon zammını düşük alsın. Bu ay enflasyon yüzde 4.8 çıktı. Yani bu geçen ay çıksaydı herkese yüzde 3-4 fazla vereceklerdi. O kafa sallayan ablamın emekli maaşından çalmak için yaptılar. O devlet memurlarının alacağı zamdan yüzde 3,5'u çalmak için bu numarayı yaptılar.
Şimdi yüzde 4.8 enflasyona bahane uyduruyorlar: 'Ocak ayında hava soğuktu, o yüzden enflasyon oranı yüksek geldi.' Bu lafı söyleyene söylüyorum; 2025 Ocak'ta geçen sene, son 55 yılın en sıcak Ocağı geçmişti, enflasyon yüzde 5 gelmişti. Soğukta yüzde 4.8 gelmiş. Demek ki siz hep Aralık'ta aynı numarayı çekip Ocak'ta Aralık'ı oraya bindiriyorsunuz da bu iş bundan dolayı oluyor.
Emekliye ilk altı ay için yüzde 12 zam yapmışlardı, yarısını böylece çaldılar. Asgari ücretlinin alım gücü de bu enflasyonla bir ayda 2.000 lira düştü. Yani kavga dövüş 28.000 lira yapmışlardı, şu anda 26.000 liralık satın alma gücü kaldı asgari ücretin.
Şimdi Erdoğan ne diyordu 2013 yılında, ne demiş? 'Para bir milletin itibarıdır.' Bunu kabul etmiyoruz. Şu anda yürürlükte olan para Türk milletinin itibarı değildir. Sayın Erdoğan senin itibarındır. Çünkü o lafı dediği sene rahmetli Kadir Topbaş ile birlikte bir bayram namazı çıkışında 200 lira vermiştin gazetecilere veriyordu o zaman. 'Al al' diyordu, 'bayram parası alınır'. Verilen 200 lira 2013'te bir buçuk çeyrek altın alıyordu. Depremzedeye ve babasına 200 lira verdi ya; bakın arkadaşlar cımbızla yapmışlar, 0,03 gram altın alıyor. Bir buçuk gram altın, bir buçuk çeyrek altın; 0,03 gram altın.
8 kilo kıyma alıyordu 200 lira 2013'te, 150 gram kıyma alıyor. Bak 8 paket, paketin içinde bak burada göz gibi... Bir yumurta sarısı kadar kıyma alıyor. 2013'te 200 tane simit alıyordu 200 lira, şu anda 10 tane simit alıyor. Sayın Erdoğan kusura bakma, bu paranın itibarı bizim Türk milletinin değil senin itibarındır kardeşim.
"BİZİM İŞİMİZ BEDDUA DEĞİL AMA BU MİLLET YAKASINDAN DÜŞMEN İÇİN HER AKŞAM DUA EDİYOR"
Erdoğan'ı tarihle sınamanın, kendi sözleriyle bu millete anlatmanın çok faydası var. Bunu hem 200 lirada olduğu gibi hem de her hafta geçmişte söylediği ve altında kaldığı laflarla göstermeye devam edeceğim. Bakın, diyor ki 30 Kasım 2005'te ne demiş? Gazete manşet olmuş: 30 Kasım 2005. '3 yıl öncekinden az ekmek alıyorsanız bana beddua edin.' Eğer maaşınızla 3 yıl öncekinden az ekmek alıyorsanız bana beddua edin. Yıl 2005. 2002 yılına kıyaslıyor ve 'beddua edin' diyor '3 yıl öncekinden az alıyorsanız'.
2026 yılı emekli maaşıyla 1.300 ekmek alınıyor, 3 yıl önce 1.500 ekmek alınıyormuş. Ne diyor? 'Beddua edin'. Bizim işimiz beddua değil ama bu millet yakasından düşmen için her akşam dua ediyor başta emekliler.
Dedim ki arkadaşlara: 'Ya çocuklar 3 yıl önce diyor ama bir de o dediği tarihle karşılaştırın'. O dediği tarihte 2.450 ekmek alıyormuş asgari ücretli, 1.800 ekmek alıyor şimdi. Ve ekmeğe zam gelmedi, asgari ücret de yeni yükseldi. Bu yeni 28.000 lira ile 1.800 oluyor, o lafı söylediği gün 2.450 ekmek alıyormuş. Bunun için beddua ağzımıza yakışmaz ama Erdoğan'ın asgari ücretlinin ve emeklinin yakasından düşmesi için her akşam hep beraber dua edelim. Her akşam hep beraber dua!
MESUT ÖZARSLAN'IN İSTİFA SÜRECİ
Değerli arkadaşlar, gelelim sıcak bir mevzuya. Bu iktidar milletin huzurunu bozdu, ekmeğini küçülttü ve bunun sonucunda son girdiği seçimlerde de ilk kez yenildi.
Biz ilk girdiğimiz seçimde ki öyle söz vermiştik; demiştik ki nasıl rahmetli Ecevit 1970'lerde partisinin başında girdiği ikisi yerel, ikisi genel dört seçimden de partisini birinci çıkardıysa, ben de partinin genel başkanı olursam bir seçimden birinci çıkmazsam görevimi bırakacağım, partiyi kurultaya taşıyacağım.
5 ay sonra ilk sınava girdik. Allah'a şükür hepinizin emeğiyle, büyük gayretleriyle 47 yıl sonra partimizi birinci parti yaptık. Erdoğan'ı da partisinin başında ilk kez yenilgiyle tanıştırdık. Eskiden şöyle diyordu Devlet Bey'e: 'Geçmiş Türkeş'in yerine, 30 yılı bulacak, sürekli yeniliyor hala duruyor. Hadi diyor var mısın; bu seçimlerden birinci parti çıkamayan partisini bıraksın.' Dönüyor Kemal Bey'e söylüyordu, diğer siyasi rakiplerine söylüyordu. Bu sene, geçen sene seçimlerden birinci çıkmadığı için ağzını açmıyor. Hiç görevi bırakmaktan bahsetmiyor.
Tabii Türkiye'nin yüzde 65'ini kazandık. Ege'nin tamamını kazandık. Bir bölgede belediyesi sadece... her bölgede belediyesi olan tek parti olmayı başardık. Tabii Ankara'da yıllarca iki belediye, seçimden geçen seçim döneminde 2019'da üç belediye, seçimden hemen önce dört belediye olan sayımızı 16'ya çıkardık. Hakkını teslim etmek lazım. Hakkını teslim etmek lazım o süreci Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Mansur Yavaş'la... Bazen elindeki anketlerle günde dört kez beş kez koşa koşa gide gele aday belirleme sürecinde birlikte oturduk, örgütümüzü dinledik. Kimi yerde anket yaptık, kimi yerde özel çalışmalar yürütüldü.
Ama kimsenin inanmadığı bir şey oldu; CHP üç belediyeden yukarıya çıkamaz denilen yerde 16 tane belediyeyi kazandık. Bunlardan bir tanesi de Keçiören Belediyesi'ydi. Keçiören Belediye Başkanı hakkında görev süresi boyunca pek çok iddia gündeme geldi. Kendisini defalarca, üç kez özel gündemle Genel Merkezimize çağırdım. Ve dedim ki: 'Bu iddialar var, buna ne diyorsun?' Kendisi... Ben dedim ki: 'Eğer bir kabahatin varsa şimdi söyle, bizim yolsuzluk yapanla işimiz olmaz. Türkiye bize umudunu bağlamış, eğer korktuğun bir şey varsa bunu bize söyle ve gereğini yap.'
Dedi ki söylenenlerin tamamının iftira, asla yolsuzluğa hırsızlığa bulaşmadığını öyle yeminlerle burada başta Mansur Başkan ve 15 belediye başkanımız, 14 belediye başkanımız, herkes şahit; her birimize, her sorana öyle büyük büyük büyük yeminlerle, çocuklarını yeminlere katarak, ailesini o berbat yeminlere ispatlara katarak her şeyi söyleyerek inkar etti. Üç gün öncesine kadar, üç gün öncesine kadar!
Sonra her taraftan gelen bilgiler AK Parti'yle gizli görüşmeler yaptığı, buraya geçecek olduğu... Sonradan öğreniyoruz ki örneğin Mansur Başkan'a bir belediye meclis üyesi bir ay önce diyor; bana teklif etti, 'ben AK Parti'ye geçersem benden gelir misin?' diye. İsmi belli, cismi belli, günü belli. Ve öyle şeyler ki birazdan bambaşka bambaşka şahidi gelecek şimdi bunun, sürpriz bir şahit grup var buna.
Ve öğreniyoruz ki çarşamba günü AK Parti'ye katılacak. Telefonlar açılıyor, il başkanının telefonlarını açmıyor, arkadaşlarının telefonlarını açmıyor, şehirden kaçıyor. En yakınları 'evet katılıyordu' diyorlar. Ve bunun üzerine, bunun üzerine kendisine öncesinde bir gün önce telefon açıyorum. Bin bir tane yemin! 'Ya deme böyle' dediği övgüler bana... 'Sen Atatürk'ten sonra partinin başına gelmiş en büyük lidersin' diye başlayan, kendisine sinkaflı yakıştırmalarla 'ben öyle haysiyetsiz miyim, öyle nokta nokta mıyım, böyle bilmem ne miyim' falan...
Ertesi gün telefonları kapıyor. Ve bunun üzerine de kendisinden telefonla ulaşamadığım için kendisine mesaj atıyorum. O mesajları o mesajları ki 'efendim anneme küfretti...' Haşa! Ne anne, seni doğuran annen utanır her lafı annesini karıştırdığı için. Her lafı annesini karıştırdığı için! Onun dışında ne söyleyeceğim kişilik tespitine yöneliktir. Aileye yönelik bir kastım varsa Allah cezamı versin. Ama benim birileri oradan bir de yalandan diyor; 'milli değerlerimize sövdü, şuna sövdü...' işte şey yapacak ya... 'Kutsal değerlerimize sövdü, aileme sövdü.' Birini ispatla birini, birini ispatla!
MESAJLARI TEK TEK OKUDU
Bakın benim değil, onun sızdırdığı... Ben bunu sızdıracak olsam ona göre konuşurum değil mi? Hani çok korkacağım, çok utanacağım mesajlaşmaya bakın, mesajlaşmaya bakın.
CHP Genel Başkanı nerede? Birileri nerede? CHP nasıl bir parti? Birileri nasıl bir parti? Aleyhimizde sızdırılan ve güya mahkemeye verilecek belge; öyle bir yanlışın içindesin ki; dün hırsız dediklerinin, alçak dediklerinin, sana hırsız diyenlerin, sana saldıranların koynuna girmeye kalkıyorsun. Onlar seni aldatıyor oğlum, onlar seni aldatıyor.
Bir kusurum varsa, bir hırsızlığım varsa... Bir kusurun varsa, bir hırsızlığın varsa... Ben bunu zaten hazmetmem. Ama seni hırsızlığınla hazmedenlere gidiyorsan zaten yanlış yoldasın.
Şimdi bunlar benim utanacağım ve onun kanıtları... Aramızda geçen konuşmaların, ona söylediklerimin ve onun söylediklerinin onun sızdırdığı dökümleri:
'Sen bana geldin ve dedin ki: 'Genel Başkanım bende hata yok, kusur yok, yalan atıyorlar, iftira atıyorlar, sakın inanmayın. Bana güvenin ben kul hakkı yemedim, ben rüşvet yemedim, ben hırsızlık yapmadım' dedin.
Ben de sana inandım. Şimdi sana inanmayanlara, güya sana iftira atanlara teslim oluyorsun. Ya da onlara giderek bana yalan attığını, aslında hırsız olduğunu itiraf ediyorsun.
Ben buna inanmak istemiyorum. Ben o gün gözleri ateş gibi parlayan ve inandığını söyleyen Mesut’u görmek istiyorum. Ama anlıyorum ki o Mesut da yalanmış. Anladım ki sen hırsızmışsın.
Ve hırsızlığını bilenlerle, hırsızlığını görenlerle uzlaşarak kendini kurtarmaya çalışıyorsun. O zaman sen layığını bulmuşsun.
Şunu bil Mesut; bana, benim odama gelip gözlerin çakmak çakmak, doğru dürüst konuşan ve hırsızlara, ranta, rüşvete bulaşmadım diyen Mesut lazım.
O Mesut beni kandırdıysa o Mesut'un yolu açık olsun. Asla ve asla benim hırsızla, yolsuzla işim olmaz. AK Parti'nin işi olur. O seni bağrına basan, o seni bağrına basan; senin hakkında suç duyurusunda bulunanlar o söylediklerini yutar, bizde böyle bir şey olmaz.
Devir hırsızların devri değil. Devir AK Parti'nin devri değil. O devir bitiyor. Devrimimiz başlayınca yalvarsan da yakarsan da seni affetmem bu vakitten sonra. Dönsen de affetmem. Sen hırsız olduğunu, yolsuz olduğunu, alçak olduğunu itiraf ettin şu anda. Bu lafları söyleyenlere sığındın, seni savunanlara sırtını döndün; tercihini yaptın. Madem hırsızdın, niye bizi oyaladın? Yolun açık olsun.
Ama gün gelecek, devir dönecek, elime düşeceksin. O gün sana acırsam namerdim.'
"CHP GENEL BAŞKANI'NIN HIRSIZLIĞA TUTUMU VE AK PARTİ'NİN YAKLAŞIMI ORTADADIR"
Bunlar Mesut Bey'in telefonundan aldığı ve mahkemeye vereceğini söylediği, basına yolladığı yazışmalar. CHP Genel Başkanı'nın; iki kişi arasında gizli kalacağını bilerek ve onun sızdırdığı yazışmalardaki hırsızlığa, yolsuzluğa tutumu ve AK Parti'nin yaklaşımı ortadadır.
Şimdi burada şahitler var. Hani diyor ya 'Genel Başkan bana onu yazdı bunu yazdı da ondan parti değiştiriyorum, yoksa değiştirmeyecektim.' Cümle alem biliyor da, hepimiz biliyor da... Burada Ankaragüçlüler var mı Ankaragüçlüler?
ÖZARSLAN'IN ANKARAGÜCÜ'NE YAPTIĞI TEKLİFİ AÇIKLADI
Şimdi bu Ankaragücü'nün; Gecekondu, Sol Açık ve Bekar Evi Çocukları diye üç tribün grubunun liderleri ve önde gelenleri burada. Kendileri bize Meclis’e 3000 kişiyle girmek istediklerini söylediler ancak bu kadarını Aylin Hanım (Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka) sokabildi.
Bütün ajanslara açıktır: ANKA, Anadolu Ajansı, Doğan Haber Ajansı, İhlas Haber Ajansı... Bahçede kendileriyle konuşabilirsiniz. Tribün liderlerine daha dün; bu iş ortaya çıkıp da bu rezalet patlayıp da millet bizi kıracak, onu mazur görecek düşünüp pazar günü aldığı garantiye güvenip diyor ki: 'Çarşamba günü AK Parti grubuna katılıyorum, Ankaragücü olarak yanımızda durun. Her ihtiyacınızı karşılayayım.' Tribün lideri ne dedi? 'Sana da ayda 10 bin dolar alayım!' Buyurun, yapın röportajı son dakika verin! Buyurun!
"KENDİNE SLOGAN ATSINLAR DİYE ADAM TUTMAYA ÇALIŞIYOR
Ankaragücü tribün liderlerine sorun. Çarşamba günü geçerken arkasında CHP'den bir kibrit çöpü götüremeyeceğini biliyor. Sanki şanlı, şerefli Atatürk'ün kulübü, göğsünde Atatürk'ü onurla taşıyan kulübü parayla satın alacağını düşünüyor; kendine slogan atsınlar diye adam tutmaya çalışıyor. Oysa Ankaragücü böyle bir utanmazlığın değil, şerefli geçmişinin arkasında durmaktadır. Atatürk'ün partisinin arkasında!
"BU TOSUNCUK DA MİLLETİN HELAL OYLARINI ALMIŞ KAÇMAYA KALKIYOR"
Şimdi burada iki husus var, çok konuşulacak, çok konuşulan... Bu Tosuncuk var ya Tosuncuk (Çiftlik Bank vurgusu), hani bir Tosuncuk milletin paralarını aldı kaçtı. Bu Tosuncuk da milletin helal oylarını almış kaçmaya kalkıyor!
Şimdi; AKP Meclis Üyesi Fatih Ünal; 207871, 864, 115177 ve 115178 sayılı dosyalarda 'ihaleye fesat karıştırma' ve çeşitli suçlamalarla bunun hakkında suç duyurusunda bulunmuş. Osman Gökçek (Ankara Milletvekili); 115707 dosya numarasıyla bunun hakkında suç duyurularında bulunmuşlar.
Ve ben kendisini cuma günü akşam aradığımda bana şöyle dedi: 'Öyle yapmam, o kadar altın... Bir tweet at, pazartesiye bir işim var onu beklesem olmaz mı?' dedi. Dün kendisinin dönemiyle ilgili savcılık soruşturma... daha doğrusu müfettiş görevlendirildi soruşturma izni verilip verilmemesine dair.
Ve eski Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok diyor ki: 'Parti değiştirmek için kapı kapı gezen Keçiören Belediye Başkanı' diyor. Diyor ki: 'Mesela parti değiştirme uğruna birilerine yaranmak için peşkeş çekilen otoparkın üstüne ışık ve ses gösterili su meydanının ihalesi nasıl oluyor da bir firmaya giriyor?' diyor. Yani diyor ki: 'Bizim partiye geçmek için kapı kapı geziyorsun ve bunun için ihaleyi bizden birine, AK Parti'den birine tek başına veriyorsun' diyor.
"DİRENENLER ASLANLAR GİBİ YATIYOR ÖBÜRÜ TOPUKLAYIP AK PARTİ'YE GEÇİYOR"
Ben defalarca sordum. 'Bu Portaş falan' diyorlar. Bu Portaş kaç kere denetlendi? Ne müfettişler geldi gitti. Ama Portaş'ta olmayan ama kendisinde olan, kendisinin korktuğu ya da bu topuklu efede vardı ya; adam herkese aynı şeyi söylüyor. Direnenler aslanlar gibi yatıyor; Zeydan Başkan (Zeydan Karalar) gibi yatıyor çıkıyor, öbürü topuklayıp AK Parti'ye geçiyor!
"HAYSİYETSİZ BİR SİYASETİN İÇİNDESİNİZ"
AK Parti'ye soruyorum. Bunun hakkında Turgut Altınok'un, Osman Gökçek'in ya da Fatih Ünal'ın söyledikleri iftiraysa, bu iftira siyasetinde suçüstü yakalandınız, değil mi? Mesut temiz bir adamsa, iftirada suçüstü yakalandınız.
Mesut, bu iftira doğru, bu iddialar doğru, Mesut kirliyse o zaman adam kirliyken operasyonla tehdit edip, aynı Aydın gibi size gelince bunu temizleyecek kadar haysiyetsiz bir siyasetin içindesiniz. Hadi bakalım!
Hadi bakalım Tayyip Bey, hadi! Yarın edin anonsu, takın rozeti. İftira atan haysiyetsizliğinin mi, hırsız size gelince aklama haysiyetsizliğinin mi itirafını yapacaksın? Tak rozeti göreyim! Tak rozeti göreyim!
İki tane sahtekarla, iftirayla, yalancı şahitle, karalamayla bu iktidar yolculuğunun önüne geçemezsiniz. Şu kadar net, aha karşınızda ana muhalefetin lideri açıkça söylüyor: İki gerçekten birini itiraf edeceksiniz. Suçüstü yakalandınız.
Bu Mesut'la bir iş çevirmeye kalkarken bütün çevirdiğiniz işlerde ve bundan sonra yapacağınız siyasette kendinizi açığa verdiniz. Buradan millet bunların ne olduğunu görsün.
"BU İŞİN SAĞCISI SOLCUSU DEĞİL, BU İŞİN NAMUSLUSU VE NAMUSSUZU VAR!"
Bize gelince... Bazı bugün birkaç köşe yazarı yazmış: "Efendim, aday gösterenler özeleştiri yapmayacak mı, bilmem ne yapmayacak mı..." Bakın, bir özeleştiri yapılacaksa hepsini ben yapacağım. Hepsi bana ait. Neden?
Her şehre ayrı ayrı çalışmışız. 47 yıl sonra partiyi birinci parti yapmışız. Belediyelerin %65'ini almışız. Alınmaz denen yerlerde rekorlar kırmışız. Ondan sonra bir tane bozuk tohum, bir tane kırık parça, bir bilmem ne yapınca ağzınızı açacaksınız bir grup...
Geçmişte başka partilerde siyaset yapıp, Ay Yıldızlı Al Bayrağın altında, onun renklerinin Türkiye İttifakı'nda buluştuğu Muhafazakar Demokratları, Milliyetçi Demokratları olmadık bir şekilde hepsini sanki aynı kötülüğün...
Topuklu Efe bize nereden geldi arkadaşlar? Ta Kadın Kollarından geldik; kollarımızdan, milletvekilliğimizden. Gaziantep'te Şehitkamil Belediye Başkanı yedi ceddi CHP'li. Bu işin sağcısı solcusu değil, bu işin namuslusu ve namussuzu var!
"İKTİDARA YÜRÜYEN PARTİNİN DOĞRUSU DA OLUR YANLIŞI DA OLUR"
Verilen bütün kararların sorumluluğunu alıyorum. Verilen bütün kararların sorumluluğunu alıyorum. %65 belediyeyi alınca konvoy yapacaksın, halaya duracaksın; bir tane bozuk tohum parça kırınca dönüp "özeleştiri özeleştiri" yapacaksın.
İktidara yürüyen partinin doğrusu da olur, yanlışı da olur. Bozuklar ayrılır, sağlamlarla iktidara yürünür. Sağlamlarla iktidara yürünür!
İktidara bozuk tohum Mesut'la gidilmez ama Zeydan'la gidilir! Mansur Yavaş'la gidilir! Ekrem Başkan'la gidilir! Namuslu, çalışkan, Atatürkçülerle, Milliyetçilerle, Muhafazakarıyla, sağcısıyla solcusuyla, Kürdüyle Türküyle, Alevisiyle Sünnisiyle, dürüst insanlarla, cesur insanlarla gidilir! Hadi başkanım, yürüyelim iktidara, yürüyelim iktidara!
Haber Kaynağı : 12punto
Çok Okunanlar
Özgür Özel Mesut Özarslan'ın istifasında yaşananları anlattı
Mourinho'nun Benfica macerası sona eriyor!
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'tan 'başörtüsüne anayasal güvence getirilsin' çağrısı
Taner Çağlı etkin pişmanlıktan yararlanıp tahliye olmuş!
Özgür Özel'in 'duygu kontrolü' sorunu
Cezaevinden 16 puan fark attı
Kandilli Rasathanesi'nden 'veri' açıklaması geldi
Fenerbahçe’de, Trabzonspor maçı hazırlıkları başladı
İmamoğlu'nun korumasına tuhaf soru! 'Neden yakınsın?'
Yeni emeklilik sisteminde yeni ayrıntılar!