Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
55,1021
Dolar
Arrow
47,6888
İngiliz Sterlini
Arrow
64,3384
Altın
Arrow
6727,3556
BIST
Arrow
13.779

Büyük güçler ve Afrika’daki keskin rekabet

Haberlerini algoritmaya bırakma, hangi kaynağı okuyacağına sen karar ver. 12punto'yu tercih ettiğin kaynaklar arasına ekle!

ABD emperyalizminin gerilemesine, hegemonya kabiliyetinin zayıflamasına koşut olarak, dünyada büyük güçler arasındaki rekabet, hem çok geniş bir coğrafyada hem de farklı alanlarda keskinleşiyor. Afrika’dan Orta Asya’ya, elektrikli otomobillerden yapay zekâya varana dek, özellikle ABD ile Çin arasında keskin bir rekabet yaşanıyor.

Tarihten biliyoruz; büyük güçler arasındaki rekabet nerede yaşanırsa, orası huzur bulmaz. Orada istikrar olmaz. Savaşlar, iç çatışmalar, darbeler, bunlara bağlı olarak kalabalık göçler gündemden düşmez. Büyük güçler de orada katılımcı demokrasinin, insan haklarının, hukuk devletinin, sınıf bilincinin gelişmesini istemezler. Diktatörlükleri, otoriter, totaliter rejimleri, baskıcı yönetimleri desteklerler. Afrika’daki su kaynaklarının kıtlığı, kuraklık, açlık emperyalist güçlerin derdi değildir. Sömürmeye, talan etmeye, çullandıkları ülkelerin kaynaklarını yağmalamaya, iç pazarlarını ele geçirmeye odaklanırlar. 

Afrika bu kapsamda özellikle önemli. Çünkü bir yandan genişliğiyle, bir yandan nüfusuyla, bir yandan yeraltı kaynaklarıyla dikkat çekiyor. Yaşlı ve yoksul kıtadaki rekabette, ABD ve Çin öndeler. Bu ikisi kadar olmasa da, Rusya da kimi hamleler yapıyor. ABD ve Çin arasında, özellikle yeraltı kaynaklarının çıkarılması, işlenmesi ve dünya pazarlarına ulaştırılması konusundaki yarış keskin. 

Afrika; zengin yeraltı kaynaklarıyla, 1.5 milyarı bulan nüfusuyla, ticaret yolları açısından önemiyle, büyük, kalabalık, gelişen bir pazar olarak, kapitalist, gelişmiş, sanayileşmiş, emperyalist devletlerin iştahını kabartıyor. Jeopolitik açıdan da ihmal edilemeyecek bir konumda. Afrika’nın nadir toprak elementleri açısından; elmas, altın gibi değerli madenler açısından; bakır, kobalt, lityum gibi özellikle ileri teknoloji içeren ürünler için büyük önem taşıyan madenler açısından zenginliği biliniyor.

AFRİKA’NIN DÜNYA SİYASETİNDE AĞIRLIĞI YOK

Afrika’nın, öteki kıtalar gibi, mesela Avrupa, Asya, Amerika gibi, dünya siyasetinde, ekonomisinde öne çıkan bir ülkesi yok. Afrika’da böyle bir ittifak, böyle bir uluslararası örgüt veya birlik de yok. Amerika kıtasında büyük güç var: ABD. Asya kıtasında büyük güçler var: Rusya ve Çin. Hindistan da yükseliyor. Avrupa kıtasında büyük, önemli güçler var: İngiltere, Fransa, Almanya. Ama Afrika kıtasında böyle devletler yok. Afrika’da, Afrikalı olmayan büyük güçlerin rekabeti var. Afrika ülkelerinin örgütü olan 55 üyeli Afrika Birliği de, değil dünya siyasetinde, Afrika kıtasında bile etkili olmaktan uzak. 

Afrika’da son 15 – 20 yılda önemli değişimler yaşandı. Silahlı çatışmalar, iç savaşlar, şiddet çok yaygınlaştı. Etiyopya’dan Somali’ye, Libya’dan Sudan’a pek çok ülkede silahlı çatışmalar çok sayıda insanın ölmesine, yönetimlerin istikrarsızlaşmasına, göçlere sebep oldu. Terör örgütleri, bu durumu, kendileri açısından fırsata çevirdiler. Büyük güçler de, bu terör örgütlerini kullandılar. 

Afrika’da, 19. ve 20. yüzyıllarda sömürgeci olan İngiltere, Fransa gibi devletler, eski günlerin hayalini kuruyorlar. Bir şeyler yapmaya çalışıyorlar, olmuyor. Almanya; Avrupa’nın ekonomik, endüstriyel, teknolojik anlamda lider gücü olarak, Afrika’yla yakından ilgileniyor. Ama kıtaya olan ilgisine karşın, kıtaya ilişkin bilgisi, deneyimi, İngilizlerin ve Fransızların yanında zayıf kalıyor. İtalya, bir şeyler yapmaya çalışıyor, gücü yetmiyor. Bir zamanlar Afrika’da etkili olan Hollanda ve Belçika, eski günlerinden çok uzaktalar. İspanya ve Portekiz’in, dünya siyasetinde iddiası bulunmuyor. Tüm bu ülkeler, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ifadesiyle, “müphem bir mazi hasreti” içindeler. 

Çin; Afrika’nın önemini biliyor. Kıtaya büyük yatırım yapıyor. Afrika’nın en büyük ticaret ortağı. Kıtanın ihracatında ilk sırada. Afrika ülkelerine verilen borç, kredi, hibelerde de Batı kurumlarının önünde. Yatırım ve dış yardım kapasitesi, iktisadi gücü, ticari ilişkileri, doğal olarak Çin’in Afrika’daki siyasi, diplomatik nüfuzunu pekiştiriyor. Görünürlüğünü, itibarını artırıyor. Çin; Kuşak ve Yol inisiyatifi kapsamında da, büyük ölçekli altyapı yatırımlarını, iletişim ve ulaşım projelerini destekleniyor. 

REKABETİN SERTLİĞİ VE BOYUTLARI 

Rusya’nın, Afrika’da, Çin gibi büyük ekonomik yatırımlar yapması, yardım faaliyetleri yürütmesi, ticaret yapabilmesi mümkün değil elbette. O nedenle, bilhassa özel askeri şirketler aracılığıyla (Wagner’in faaliyetlerini hatırlayalım), kıtadaki liderlerin, şirketlerin, zenginlerin güvenliklerini sağlayarak öne çıkmaya çalışıyor.  Rusya; Mali ve Orta Afrika Cumhuriyeti’ne paralı asker yollamıştı. 

ABD; bir yandan Çin’in Afrika’da artan etkisini, ekonomik faaliyetlerini, görünürlüğünü, kamu diplomasisi adımlarını engellemeye çalışıyor bir yandan da Afrika ülkeleriyle iktisadi, siyasi bağlarını güçlendirmeye çabalıyor. 2011’de NATO aracılığıyla Libya’ya müdahale eden ABD’nin, Somali’de doğrudan IŞİD hedeflerini vurduğunu hatırlayalım. ABD’nin Mısır’la ilişkilerinin boyutunu biliyoruz. 

ABD, Çin ve Rusya; Afrika ülkelerine silah satışında da dikkat çekiyorlar. Kıtada büyük güç rekabeti daha da keskinleştikçe, rekabet edilen konu yelpazesi de genişliyor. İktisadi, siyasi, askeri boyutların yanına, kültürel rekabet ekleniyor. Etki alanlarını, nüfuz sahalarını genişletmek isteyen her büyük güç, rakip güçlerin önünü kesmek istediğinden, Afrika da, bu sert rekabete hem sahne oluyor hem de tanıklık ediyor. Bu rekabeti, kimi uzmanlar yeni tip sömürgecilikle kimi uzmanlar ise emperyalist merkezler arasındaki rekabetin doğasıyla, karmaşıklığıyla, çeşitliliğiyle izah ediyorlar.