Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,8951
Dolar
Arrow
43,9010
İngiliz Sterlini
Arrow
58,8871
Altın
Arrow
7180,6719
BIST
Arrow
10.729

Pasifik’in ateş çemberi: Kamçatka

"Kamçatka'yı hayal ettim, 

anakaradan kopmuştu 

ve denizde özgürce yüzüyordu.."  

Parnassus Uluslararası Şiir Festivali'nde böyle anılıyordu Kamçatka Yarımadası ve tıp kı şiirdeki gibi Rusya anakarasından ayrı, Bering ve Ohotsk denizleri arasında özgürce yüzmekte. 

Bugüne kadar coğrafyaların kültürel, tarihi ve insani değerleri üzerine anlatımlar yaptık. Bugün gelin bu sefer sadece doğanın yalnızlığına yolculuk edelim. Pasifik’in ateş çemberinden geçmeye hazır mısınız? Rotamız: Kamçatka

Kamçatka, Asya kıtasının en kuzeydoğu ucunda yer alan ve vahşi doğasıyla adeta başka bir gezegeni andıran büyük ve büyüleyici bir yarımada. Sisler arasından yükselen aktif volkanlar, buhar püskürten gayzerler, buz gibi nehirlerde somon peşinde koşan boz ayılar ve insan elinin pek değmediği uçsuz bucaksız tundralar… UNESCO Dünya Mirası listesindeki volkanlarıyla doğa tutkunlarını kendine çeken Kamçatka; helikopter turları, sıcak su kaynaklarında yüzme, balina ve kartal gözlemi gibi deneyimlerle macera arayan gezginler için “dünyanın sonu” hissini romantik bir keşfe dönüştürüyor.

Ateşin Kalbine İniş: Kamçatka’da Helikopterle Volkan Avı

Pasifik'in ateş çemberinden geçeceğiz derken mübalağa etmedim. Kamçatka’nın sisli sabahında helikopterin pervaneleri dönmeye başladığında, dünyanın kenarına doğru havalanıyormuş hissi kaplar insanı. Aşağıda uzanan tayga ormanları bir anda yarılır, dumanı tüten kraterler ve turkuaz renkli krater gölleriyle Ksudach Volkanı sahneye çıkar. Havadan bakınca, yeryüzünün nabzını tutan dev bir kalp gibi atar volkan; çatlaklarından yükselen buhar, rüzgârla dans ederken siz doğanın romantizmini fark edersiniz. Yapayalnız ama samimi Her şeyden daha gerçek… Camın ardından görünen her detay, sanki doğa tarafından aceleyle değil de özenle çizilmiş bir tablo gibidir aynı zamanda. Yani doğanın sanatı. 

Helikopter alçaldıkça sülfür kokusu hafifçe hissedilmeye başlar ve toprağın sıcak nefesi yüzünüze vurur. Krater kenarında yapılan kısa inişte, çıplak kaya ile yosun tutmuş yeşilin yan yana duruşu, Kamçatka’nın vahşi ama zarif ruhunu ele verir. Burada sessizlik bile gürültülüdür. Rüzgârın uğultusu, yerin derinlerinden gelen hafif mırıldanmalara karışır. Ksudach; insanı doğanın ham gücü karşısında küçük ama hayran bırakan bir tanıklığa davet eden, unutulmaz bir karşılaşmadır gezginler için ve Ksudach volkanını helikopterden izlemek doğanın VIP locasıdır. 

Sislerin Arasında Dev Gölge: Kamçatka Ayılarıyla Yüz Yüze

Kamçatka vadilerinde yaşayan boz ayılar, dünyadaki en yoğun ve görkemli ayı popülasyonlarından birine ev sahipliği yapar; yaz aylarında somon balıklarının nehirleri doldurmasıyla birlikte devasa ayıların aynı karede onlarcası bir aradayken görülebilir. Volkanların gölgesinde avlanan bu “sessiz devler”, günde onlarca kilo balık tüketerek kış uykusu öncesi inanılmaz bir hızla kilo alır; üstelik insanlardan büyük ölçüde uzak yaşamaları sayesinde doğal davranışlarını bozulmadan sergilerler. Kamçatka’da ayı izlemek, vahşi doğanın kalbine açılan nadir bir ayrıcalık gibidir: bu topraklarda doğa, hâlâ kuralları koyan taraftır.

Kamçatka ayılarının gözlemlemenin en ideal noktalarından biri Kuril Gölü. Varışınızla beraber önce volkanların eteklerinden süzülen buharlı bulutların arasında, aynaya benzeyen gölün kıyısında hareket eden dev gölgeler belirir. İşte onlar Kamçatka’nın ünlü kahverengi ayılarıdır. Somonların göle tırmandığı mevsimde, ayılar suya girip tek hamlede balığı yakalar; her sıçrayış, doğanın ham gücünü avuçlarınızın içine bırakır. Uzaklardan gelen şelale uğultusu, kükreyen rüzgâr ve ıslak yosun kokusu…  

Kamçatka’da ayı safarisi benim için tıp kı volkan safarileri gibi bir “izleme”den çok bir “karşılaşma”. Çünkü ayıların gündelik ritmine misafir oluyorsunuz aslında. Yerel rehberlerin fısıltıyla yönlendirdiği küçük butik gruplar, güvenli mesafeden bu devlerle göz göze geldiğinde her gezginin kalbinin ritminin nasıl değiştiğini ve gözlemin meraktan çok doğaya ve vahşi yaşama olan saygıya karıştığını gözlemleyebiliyorsunuz. Sis aniden dağılıp güneş suyun üstünde altın bir yol açtığında, gölde yankılanan kanat sesleri ve ayıların suyu yararak ilerleyişi, belleğe kazınan bir sinema sahnesine dönüşecektir. Öyle ya “Seyahat Sanattır”… 

Soğuk Suların Kralları: Kamçatka Koylarında Katil Balina Safarisi

Kamçatka’nın el değmemiş koylarında tekneyle süzülürken Avacha Koyu’nun çelik mavisi suları, Üç Kardeş Kayaları’nın efsaneleri ve Starichkov Adası’nın kuş cümbüşü aynı kadraja sığar; bir an sonra Kekurny Burnu açıklarında suyu yaran katil balinalar belirir ve kalbin ritmi bu kez motorun homurtusunu bastırır. Volkanların puslu silueti fon olurken, tuzlu rüzgâr yüzünüze çarpar, deniz aslanlarının kayalardaki tembelliğiyle balinaların vahşi asaleti yan yana durur; yani Kamçatka’da doğa, seyirci değil tanık olmanızı ister. 

Dünyanın ucunda bir volkan üzerinde uyanmak sizce nasıl bir his? 

Kamçatka’da Avacha volkanının eteklerinde sabaha karşı gözlerinizi açtığında, sisin içinden yavaş yavaş beliren lavla şekillenmiş siyah yamaçlar ve kızıl gökyüzü insana başka bir gezegende olduğunu düşündürecektir. Ayaklarınızın altında hâlâ nefes alan bir dağ, kulağında rüzgârın ve uzaklardan gelen okyanusun uğultusu… Burada zamanın gerçekten farklı aktığını anlarsınız. Sıcak termal kaynaklardan yükselen buhar yüzünü okşarken, vahşi doğayla iç içe medeniyetten kopmuş olmanın ürpertici ama büyüleyici özgürlüğünü tadarsınız. Avacha’da bu sabah, insanın sınırlarını sessizce yeniden çizecek bir sabah olacaktır. 

Doğanın Derinliklerine Çekilen Kürek: Kamçatka Bystraya

Kamçatka volkanları arasında kıvrıla kıvrıla akan Bystraya Nehri, sakin rafting rotasıyla adrenalin yerine doğanın kalp atışını dinlemek isteyenlere de nefes kesen bir deneyim sunar. 

Buz gibi ve cam berraklığındaki suların üzerinde süzülürken kıyılarda kahverengi ayıları işitmeniz ya da görmeniz mümkündür hatta ağır ağır çekilen hafif küreklere gökyüzünde kartalların geniş kanatları da eşlik edebilir; işte tam o anda, kral somonların (chinook) gümüşi bedenleri göçe karşı koyar gibi akıntıya meydan okuyarak suyun yüzeyini aralar ve bu dokunulmamış coğrafyada insanın sadece bir misafir olduğunu fısıldayan büyülü bir an yaratır. 

Kamçatka’dan ayrılırken insan arkasında bir yer değil, içine işleyen bir sessizlik bırakıyor. Alıp götüremediğimiz şey, volkanların kalp atışıyla aynı anda atan o tuhaf huzur oluyor. Çünkü o, oraya ait ve zaten orada kalmalı ama gökyüzüne son bir kez baktığınızda, ateşle yoğrulmuş bu vahşi coğrafyanın size verdiği sırları yanınızda götürebiliyorsunuz. Bazen dünyanın en uzak köşesi, size en yakın yer olabiliyor. Kamçatka, kuşkusuz işte bu yerlerden biri.