Medyanın soruşturma ve yargılamaları izleme biçimi emekli akademisyen Göktan Ay’ın dikkatini çekmiş, soruyordu:
“Medyamız, köşe yazarları, TV kadrolu konukları birkaç kişi gözaltına alınınca sayfa sayfa yer veriyor, konuşuyor ve iddialarda bulunuyorlar. Ama, o kişiler ‘serbest bırakılınca’ haber bile yapılmıyor ya da köşede yer veriliyor. Kişilik hakları?”
Haklı bir yakınma. Artık günlerimiz yeni operasyon haberleriyle başlıyor. CHP’li belediyelere yönelik operasyonlarla başlayan “her gün yeni bir operasyon” devri, uyuşturucu, kara para, bahis, şike vb. operasyonlarıyla sürüp gidiyor.
Operasyonlarla birlikte savcılıklardan alınan ya da sızdırılan bilgilere dayanan haberler çarşaf çarşaf yayımlanıyor. Haliyle çoğu da şüphelileri suçlayan, etiketleyen, itibarsızlaştıran haberler oluyor bunların. Savunmalar, çoğunlukla haber olamıyor ya da kısacık yayımlanıyor. Asıl olarak yargı sürecinde konuşuyor sanıklar, onların lehine olan bilgiler de orada ortaya çıkabiliyor.
Ancak soruşturmalar, yargılama sürecine eriştiğinde medya, ilgisini kaybediyor. Öyle ki, soruşturma evresinde günlerce yayımlanan operasyonların davaları bile izlenmiyor. Örneğin bir zamanlar sürekli manşetlerde olan “Yenidoğan” davası. 27 Aralık’ta, bu davanın yedinci duruşması vardı. Ara karar beklendiği için de önemliydi o oturum. Fakat gazeteci Gülseven Özkan, paylaşımında “Salonda şu an gazeteci olarak ben ve Anadolu Ajansı’ndan meslektaşım var” diye yazdı. Haliyle mahkemenin Adli Tıp raporları arasındaki çelişkinin giderilmesine yönelik kararı da medyada pek yer bulamadı kendine…
15 Temmuz darbe girişimi davalarının bile Müyesser Yıldız dışında peşine düşen yok. Sanık eski Yarbay Savaş Kabaklı’nın, “o dönemde Genelkurmay 2. Başkanı olan Orgeneral Hulusi Akar’ın adını Roboski (Uludere) olayına dair evraklardan çıkardığı” itirafını da Yıldız’ın duruşmaları izlemesi sayesinde öğrendi kamuoyu.
Gazeteciler yargılamaları da dikkatle izlemezse suçlama ile savunma arasında denge kurulamaz; yayımlananların akıbeti hakkında kamuya doğru ve eksiksiz bilgili verilemez. Önce suçlu ilan edilen kişilerin aklandığını duyurmamak da o kişinin toplum belleğinde suçlu olarak kalmasına yol açar ki, bu da hem ilkesizlik hem de vicdansızlıktır.
Çok Okunanlar
Özel İtalyan Lisesi Müdürü Türkiye’den apar topar gönderildi
Barış Pehlivan'ın aylar önceki Cem Küçük iddiası yeniden gündem oldu
Cem Küçük'ün gözaltına alınmasının ardından Şamil Tayyar'dan dikkat çeken çıkış
Yapay zekâ çağında çocuğunuz hangi mesleği seçmeli?
Cem Küçük’ün avukatından 'karar haksız ve hukuka aykırı' açıklaması
İrem Helvacıoğlu'nun savcılık ifadesi: Dernek yetkililerinden öğreniyorum
Hipertansiyon
Üniversite tercihinde ikilem: Vakıf mı Kamu mu?
Infantino’nun planı sonrası FIFA’da üst düzey istifa
Tutuklanan Cem Küçük aylık gelirini açıkladı