Efelere, zeybeklere, kızanlara sözü getirmeden önce, Ege bölgesinde bu figürleri ortaya çıkaran ortamdan, ekonomik ve toplumsal yapıdan söz etmek durumundayız.
18. - 19. yüzyılda, miri arazinin kamu mülkiyetinden çıkarılıp yerel güç odaklarınca yağmalanması, İzmir ( Aydın vilayeti ) başta olmak üzere liman kentlerinde palazlanan komprador burjuvazi, tefeci bezirgan sömürüsü, bölgedeki yoksulluğu, gelir dengesizliğini büsbütün artıracaktır. Öyle ki ülkenin asli unsuru Türkler, ekonomik yönden tali unsur olmaktan bile çok uzaktırlar! Osmanlı devletiyse, batının ekonomik ve siyasi kıskacı arasında kıvranmaktadır.
Folklorik/müzikal/melodik görüntünün ötesine geçildiğinde, Türk köylüsünün anlatılan dönemde yaşadığı trajedi, ezgilerde, halk oyunlarında, söylencelerde, tüm gerçekliğiyle görülmektedir.
Yetiştirdiği tütünü gramına kadar Fransız Reji İdaresi'ne teslim etmek zorunda olan köylü, bir tutam tütününü içmek ya da satıp üç beş kuruş kazanmak istediğinde reji kolcuları tarafından acımasızca katledilmektedir.
Günümüzde oyun havasına dönüştürülen Çökertme, Karaşar Zeybeği ve benzeri Ayıngacı ( tütün Kaçakçısı ) türkülerinin, kolcuların katlettiği yoksul Türk köylülerine yakılan ağıtlar olduğu ne yazık ki çoktan unutulmuştur.
Dönemin ünlü Efelerinin dağa çıkış öyküleri birbirine benzer.
Gerali’nin (Kara Ali), Atçalı Kel Mehmet’in, Çakırcalı Mehmet Efe’nin, Yörük Ali Efe’nin yaşamları hiç kuşkusuz ayrı bir yazının konusudur.
Yoksul halk; Ayanların, Aşar Mültezimlerinin ( Vergi toplayıcı ) zaptiyelerin, reji kolcularının, derebeylerin zulmüne karşı efeleri dönemin bir çeşit Köroğlu’su olarak görmüştür.
Derebeyi Karaosmanoğlu’nun zulmüne karşı dağa çıkan Kara Ali Efe'ye, Reji kolcularının, derebeylerinin korkulu rüyası Çakırcalı’ya yakılan türkülerden alınan dörtlüklerden sonra sözü günümüzün Çakma Efelerine getirmenin zamanıdır.
Gerali Türküsü
Gerali’nin boyu serviden uzun
Seyreder dağları yaz ile güzün
İzmir’in içinde Balyozun kızın
Sararım boynuma diyen Gerali
Adelle’den çıktım ellerim bağlı
Manisa konağında urganım yağlı
Sana ne ettim a karaosmanoğlu
Gençliğim elden gitti der Gerali
Çakırcalı türküsünden iki ayrı dörtlük
İzmir’in kavakları
Dökülür yaprakları
Bize de derler Çakıcı
Basarız konakları
Mezarımın başı Bozdağ’a karşı
Üstünün toprağı gözümün yaşı
Uyan anam uyan gör neler oldu
Karıncalı dağ başı kanı ile doldu
Kimi araştırmacılarca, anlatılan dönemin Efelik olgusu, “Sosyal Eşkıyalık” olarak nitelenmektedir. Düzenin acımasızlığına, ağa, derebey, kolcu, zaptiye baskısına karşı silaha sarılıp dağa çıkan Efelerin yaşam öyküleri, halkın anlatı ve melodik nakışlarıyla zaman içinde destanlaşacaktır.
19 ve 20.yüzyıl başlarının halk kahramanı efelerini, mesken tuttukları dağlarda, Yörük obalarında bırakıp, sözü bu günün çakma efelerine getirmenin zamanıdır.
Ege bölgesinde kimi siyasilere bol keseden verilen; “Topuklu Efe / Topuksuz Efe" gibi unvanların, siyaseten prim yaptığı, popülariteyi artırdığı bilinen bir gerçekliktir. Öyküleri dilden dile kuşaktan kuşağa anlatılan, zenginden alıp yoksula veren dünün efelerinden yapılan bu türden unvan gasplarının sorgulanması zamanı gelmiştir.
Haksızlığa isyan edip dağa çıkan efelerin dışında, çalıp çırpmak, halkı soymak için dağa çıkan çapulculara yerelde “Çalı kakıcı” denirdi.
Dünün efelerine, gün gelip, yerelden, genelden rant devşiren, halka hesap vermek yerine dönemsel güce biat eden günümüzün siyasi çalı kakıcılarının efe diye alkışlanıp kutsanacağını söyleseler inanırlar mıydı dersiniz?
Çok Okunanlar
Süper Lig’de piyasa değerleri güncellendi
MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu istifa etti
Memleketine giden Osimhen’e uzun namlulu koruma
Üsküdar Belediyesi’nde 29 işçi daha çıkarıldı
Lanterns, HBO’da milyonluk izlenme rakamlarına ulaştı
YENİ Partili vekil Cemil Tugay'ın AKP'ye geçeceği tarihi açıkladı!
Cemil Tugay için AKP kulislerinde 7 Ekim iddiası
Bu ne sevgi ahhh!..
İktidar sahipleri kazanıyor, millet yoksullaşıyor
Şamil Tayyar'dan fon kriziyle ilgili ABD-İsrail iddiasına sert tepki!