Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
55,3053
Dolar
Arrow
49,1205
İngiliz Sterlini
Arrow
65,0329
Altın
Arrow
6573,3570
BIST
Arrow
12.270

Gerçek Efeden topuklusuyla topuksuzuyla çakma Efelere

Haberlerini algoritmaya bırakma, hangi kaynağı okuyacağına sen karar ver. 12punto'yu tercih ettiğin kaynaklar arasına ekle!

Efelere, zeybeklere, kızanlara sözü getirmeden önce, Ege bölgesinde bu figürleri ortaya çıkaran ortamdan, ekonomik ve toplumsal yapıdan söz etmek durumundayız.  

18. - 19. yüzyılda, miri arazinin kamu mülkiyetinden çıkarılıp yerel güç odaklarınca yağmalanması, İzmir ( Aydın vilayeti ) başta olmak üzere liman kentlerinde palazlanan komprador burjuvazi, tefeci bezirgan sömürüsü, bölgedeki yoksulluğu, gelir dengesizliğini büsbütün artıracaktır. Öyle ki ülkenin asli unsuru Türkler, ekonomik yönden tali unsur olmaktan bile çok uzaktırlar!  Osmanlı devletiyse, batının ekonomik ve siyasi kıskacı arasında kıvranmaktadır.

Folklorik/müzikal/melodik görüntünün ötesine geçildiğinde, Türk köylüsünün anlatılan dönemde yaşadığı trajedi, ezgilerde, halk oyunlarında, söylencelerde, tüm gerçekliğiyle görülmektedir.

Yetiştirdiği tütünü gramına kadar Fransız Reji İdaresi'ne teslim etmek zorunda olan köylü, bir tutam tütününü içmek ya da satıp üç beş kuruş kazanmak istediğinde reji kolcuları tarafından acımasızca katledilmektedir.

Günümüzde oyun havasına dönüştürülen Çökertme, Karaşar Zeybeği ve benzeri Ayıngacı ( tütün Kaçakçısı ) türkülerinin, kolcuların katlettiği yoksul Türk köylülerine yakılan ağıtlar olduğu ne yazık ki çoktan unutulmuştur.

Dönemin ünlü Efelerinin dağa çıkış öyküleri birbirine benzer.

Gerali’nin (Kara Ali), Atçalı Kel Mehmet’in, Çakırcalı Mehmet Efe’nin, Yörük Ali Efe’nin yaşamları hiç kuşkusuz ayrı bir yazının konusudur.

Yoksul halk; Ayanların, Aşar Mültezimlerinin ( Vergi toplayıcı ) zaptiyelerin, reji kolcularının, derebeylerin zulmüne karşı efeleri dönemin bir çeşit Köroğlu’su olarak görmüştür.

Derebeyi Karaosmanoğlu’nun zulmüne karşı dağa çıkan Kara Ali Efe'ye, Reji kolcularının, derebeylerinin korkulu rüyası Çakırcalı’ya yakılan türkülerden alınan dörtlüklerden sonra sözü günümüzün Çakma Efelerine getirmenin zamanıdır.

Gerali Türküsü

Gerali’nin boyu serviden uzun                                   

Seyreder dağları yaz ile güzün                                  

İzmir’in içinde Balyozun kızın                                   

Sararım boynuma diyen Gerali    

                                     

Adelle’den çıktım ellerim bağlı                               

Manisa konağında urganım yağlı 

Sana ne ettim a karaosmanoğlu                          

Gençliğim  elden gitti der Gerali  

                          

 

 Çakırcalı türküsünden iki ayrı dörtlük

İzmir’in kavakları   

Dökülür yaprakları

Bize de derler Çakıcı

Basarız konakları

 

Mezarımın başı Bozdağ’a karşı

Üstünün toprağı gözümün yaşı

Uyan anam uyan gör neler oldu

Karıncalı dağ başı kanı ile doldu

 

Kimi araştırmacılarca, anlatılan dönemin Efelik olgusu, “Sosyal Eşkıyalık” olarak nitelenmektedir. Düzenin acımasızlığına, ağa, derebey, kolcu, zaptiye baskısına karşı silaha sarılıp dağa çıkan Efelerin yaşam öyküleri, halkın anlatı ve melodik nakışlarıyla zaman içinde destanlaşacaktır. 

19 ve 20.yüzyıl başlarının halk kahramanı efelerini, mesken tuttukları dağlarda, Yörük obalarında bırakıp, sözü bu günün çakma efelerine getirmenin zamanıdır.

Ege bölgesinde kimi siyasilere bol keseden verilen; “Topuklu Efe / Topuksuz Efe" gibi unvanların, siyaseten prim yaptığı, popülariteyi artırdığı bilinen bir gerçekliktir. Öyküleri dilden dile kuşaktan kuşağa anlatılan, zenginden alıp yoksula veren dünün efelerinden yapılan bu türden unvan gasplarının sorgulanması zamanı gelmiştir.

Haksızlığa isyan edip dağa çıkan efelerin dışında, çalıp çırpmak, halkı soymak için dağa çıkan çapulculara yerelde “Çalı kakıcı” denirdi.

Dünün efelerine, gün gelip, yerelden, genelden rant devşiren, halka hesap vermek yerine dönemsel güce biat eden günümüzün siyasi çalı kakıcılarının efe diye alkışlanıp kutsanacağını söyleseler inanırlar mıydı dersiniz?