Müyesser Yıldız

Müyesser Yıldız

Büyük Kuşatma Hızlanmışken... Tebrikler...

Ülkemizin Ege'den nasıl kuşatıldığını dün Yunan haritası ile anlattık.

Şimdi bir de Doğu Akdeniz'de “Batmayan/sabit uçak gemisi” denilen Kıbrıs'taki durumumuza bakalım.

7 Ekim'de başlayan Filistin-İsrail savaşının ardından iktidar medyası Kıbrıs'ın da “Arz-ı Mevud” (“Vaadedilmiş topraklar”) kapsamında olduğunu keşfedip (!) evvela Siyonistlerin KKTC'de mülk edinmesini gündeme getirdi... Ardından bilimum emperyalist gücün Rum kesimine konuşlanıp İngiliz üsleri ile Limasol ve Larnaka limanlarından İsrail'e bomba, silah, mühimmat gönderdiğine, ayrıca Rum Milli Muhafız Ordusu'nun buraya gelen Alman ve Fransız askerleriyle tatbikatlar yaptığına dikkat çekilip, “ABD ve İngiltere'nin Kıbrıs'ta karanlık işler çevirdiği”, “gelecekte bölgede çıkabilecek çatışmalarda Kıbrıs'ın hedef haline gelebileceği” vurgulandı.

Medyanın gördüğünü elbette Ankara da görüyor, biliyordu. Bunlara karşı ne yapıldığı şöyle açıklandı: “Tüm bu gelişmeler yakından izleniyor, kayda geçiriliyor...”

Ankara, ABD-AB güçlerinin Kıbrıs'a üşüşmesini izleyip kayıtlara geçiredursun, BM'den bir atak geldi. Genel Sekreter Antonio Gutteres, Kıbrıs için şahsi bir temsilci atadı.

Türkiye ve KKTC de bu atamaya iki şartla onay verdi. O şartlar, "Şahsi temsilcinin sadece Ada'da iki taraf arasında yeni resmi müzakerelerin başlatılması için ortak zemin bulunup bulunmadığını araştırmayla" yetkili olması ve "görev süresinin 6 ayı aşmaması" idi.

Sözkonusu onayın en iyimser sonucu, Ankara'nın KKTC'nin tanınması kararını en az 6 ay ertelediği gerçeğinden başka bir şey değildi!..

YEMEN'İ NEREDEN BOMBALADILAR?

Malûm, Filistin-İsrail savaşının sıçratıldığı yerlerden birisi Yemen ve Kızıldeniz oldu. Yemen'deki Husiler, İsrail'in Gazze'deki saldırılarına tepki olarak İsrailli şirketlere bağlı ticari gemilere saldırınca, İngiltere ve ABD de Yemen'i bombaladı.

Yemen'de yaşananlara Erdoğan ve ortağı Bahçeli tepki gösterdi.

İngiltere ve ABD'nin orantısız güç kullandığını belirten Erdoğan, “Kızıldeniz'i bunlar adeta kan gölüne çevirme hevesi içindeler” dedi. Bahçeli ise, “Dünyanın en yoksul ülkelerine saldırmanın, suçsuz günahsız insanları gelişmiş füzelerle vurmanın yalnızca vandallık değil, bunun yanında acizlik ve korkaklık” olduğunu söyledi.

Kıbrıs ve Yemen ne alâka mı? Yemen’i vuran İngiliz uçakları da Rum kesiminden havalandı.

Hem Filistin hem de Yemen saldırılarında kullanılan Kıbrıs'ta ülkemizin resmi konumunu, bilmem, hatırlatmaya gerek var mı? 1960 Antlaşmalarına göre, İngiltere ve Yunanistan'la birlikte buranın garantörüyüz. Yani -Rum kesimi de olsa- burada Türkiye'den izinsiz kuş uçmaması gerekiyor.

Ama görüldüğü üzere, değil kuş, roketler uçuşuyor!..

Peki uluslararası platformda garantörlük haklarını dile getirip Rum kesiminin ölüm güzergâhı olarak kullanılmasına karşı çıkması gereken Ankara'nın tavrı ne oldu?

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan İngiliz mevkidaşı David Cameron'a telefon açarak Yemen'deki gerilimin düşürülmesini istedi ve bu doğrultuda Türkiye'nin üstüne düşen görevi yerine getirmeye hazır olduğunu bildirdi, o kadar!..

Şunu ekleyelim. ABD de Yemen'i Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) güçleriyle vurdu. CENTCOM'un bu saldırıları yaptığı hava üslerinden birisi nerede biliyor musunuz? AKP'nin “dost ve kardeş” ülkesi Katar'da!..

Ayrıca CENTCOM'u nereden, nasıl biliriz? Suriye'de terör örgütünü eğitip-donatmasından, CENTCOM komutanlarının buradaki teröristbaşı Mazlum Kobani ile kanka olmalarından... Ve buradaki “teröristan”a Doğu Akdeniz'e açılma sözü vermelerinden!..

Şimdi gel de Gazze ve Yemen için dökülen gözyaşlarına inan!..

HEPSİ KIBRIS KARTINI AÇTI

Savaşların merkezi yapılması dışında Kıbrıs'la ilgili diğer tehdit dolu gelişmeleri aktaralım.

Trabzonspor maçı sırasında gol sevincini Filistin-İsrail savaşına göndermede bulunarak gösteren, Antalyaspor'un İsrailli futbolcusu Sagiv Jehezkel'in gözaltına alınması üzerine İsrailli Bakan Gideon Sa'ar, Türkiye'ye şu suçlamalarda bulundu:

“İsrail Türkiye'yi, Kuzey Kıbrıs'ın işgâli, Kıbrıslı Rumlara yönelik etnik temizlik; Kuzey Suriye'nin işgali ve Kürtlere yönelik etnik temizlik nedeniyle Uluslararası Adalet Divanı'na şikayet etmeyi düşünmelidir.”

Bundan birkaç gün sonra ABD Kongresi'ndeki Helenik grup üyeleri Biden'a bir mektup gönderip, “Türkiye'nin Kıbrıs'ı işgâlinin 50. yıldönümünü anmasını, Rum kesimine yönelik silah ambargosunun kaldırılmasının 2024 sonrasına uzatmasını ve Rum kesimi Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis'i Beyaz Saray'a davet etmesini” istedi. Biden'ın, Kıbrıs'ın yeniden birleşmesi konusundaki sarsılmaz desteğinin vurgulandığı mektupta Rum kesiminin yakın zamanda “Hamas'ın sivillere yönelik acımasız saldırısına yanıt olarak binlerce masum Amerikalı ile İsrail'den kaçan diğer insanları kurtardığı, Gazze'ye insani yardım koridoru kurma çabalarına öncülük ettiği” de vurgulandı.

İktidarın hâlâ AB'ye tam üyelik hayalleri var ya; yine aynı günlerde Avrupa Parlamentosu'ndaki Yunanlı bir üyenin sorusunu cevaplandıran AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Türkiye'nin “Kıbrıs Cumhuriyeti” yani Rum kesimi ile ilişkilerini normalleştirip tüm AB üyesi ülkelerin egemenlik haklarını tanıması, ayrıca Doğu Akdeniz'in istikrarı için uluslararası hukuka uyması ve gerilimi azaltması gerektiğini söyledi.

Bitmedi. Türk düşmanlığını gizlemeyen ve Enosis davası güden Rum kesimi Başpiskoposu Georgios da geçtiğimiz günlerde katıldığı EOKA'cılar toplantısında Kıbrıs'ın Yunanistan'la birleşmesinden söz etti, soykırımcı Başpiskopos Makarios'u övdü. Hemen burada Rum Kilisesi'nin, Lozan'a göre bir Türk kurumu olan Fener Rum Patrikhanesi'ne bağlı faaliyet gösterdiğini ve Başpiskopos Georgios'ın Patrik Bartholomeos tarafından İstanbul'da ağırlandığını kaydedelim.

KIBRIS'A EN BÜYÜK CAMİ VE KÜLLİYE

Ankara ve KKTC'ye gelirsek; 10 gün önce Kıbrıs davamızın yılmaz savunucusu ve KKTC'nin kurucusu Rauf Denktaş'ın 12'nci ölüm yıldönümü idi.

Denktaş için yaptırılan anıt mezar 12 yılda bitirilemezken, temeli 2013'te atılan Kıbrıs'ın en büyük camisi, Denktaş'ın ölüm yıldönümünden bir gün önce törenle açıldı. Törene katılan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, caminin Kıbrıs Türklerinin adaya kazandırdığı en büyük abidevi eser olarak tarihe geçeceğini söyledi.

Hatırlarsınız, Erdoğan 3 yıl önce KKTC'ye gittiğinde yeni Cumhurbaşkanlığı Külliyesi müjdesi vermişti. Cevdet Yılmaz ve beraberindekiler cami açılışından sonra o Külliye’nin inşaat alanını da gezip bilgi almış.

Tamam, cami de yapılsın Külliye de; ama Kıbrıs'ta kuşatma bu kadar hızlanmışken, yapılması gereken başka şeyler de yok mu?

KKTC'nin tanınmasının sağlanması, olmuyorsa Türkiye'yle entegrasyonunun gündeme getirilmesi... Garantörlüğün hatırlanıp Rum kesiminin savaş üssüne dönüştürülmesine her platformda itiraz edilip uluslararası alanda hukuki mücadele verilmesi... KKTC'deki güvenlik tedbirlerinin tahkim edilmesi gibi.

Ama Ankara şu anda neyle meşgûl? Ülkemizle ilgili her melanetin başı ABD'nin buyruğu uyarınca; İsveç'in NATO üyeliğini gerçekleştirmekle, Bahçeli'nin 6 ay önceki ifadesiyle “zillete” evet demekle...

Tekrarlıyor ve uyarıyoruz; İsveç'ten sonra sıra hem Kıbrıs'ta hem de Montrö'de tavize gelecek, böylece Türkiye'nin kuşatılması tamamlanacaktır!..

Müyesser Yıldız

Müyesser Yıldız Tüm yazıları için tıkayın