Açılım-saçılımlarda İmralı postacılığının değişmez ismi olan Pervin Buldan 2013’te Hakkari’de yaptığı konuşmada Suriye PKK’sını kastederek, “Kürtler statüsünü elde etti artık. Suriye’de elde edilen statü çok yakında Türkiye’de de Kürt halkının mücadelesiyle elde edilecektir... İran’da, Irak’ta, Suriye’de, Türkiye’de arada sınırlar olabilir, ama Kürtler bütün bir Kürdistan’da tek parçada, tek vücutla tek sestir, tek yürektir.” demişti.
ABD-İsrail ortaklığı, Suriye ve Irak’ta masalar kurarak, İran’a ise savaş açarak bölgeyi dizayn ederken bizimkiler de bu gelişmeleri gerekçe göstererek bir kez daha teröristbaşıyla masaya oturup, PKK’lıların dönmesi için “kök/çerçeve” denilen bir yasa çıkardı. Ki, bunun “ilk adım/ilk kapı” olduğunu, arkasının geleceğini cümle alem biliyor, görüyor.
Hedeflenen “menzil”i anlamak için evvela şunların altını çizelim:
AKP Sözcüsü Ömer Çelik 16 Aralık 2023’te, Erdoğan’ın, daha katliamlara başlamamışken Esad’dan, “Kürtlere eşit vatandaşlık vermesini” ve “reformlar yapmasını” istediğini açıklayınca, “Suriye için bu teklifte bulunanların aynı şeyi Türkiye için de planlamamaları mümkün mü?” diye sorduk.
Geçtiğimiz Cuma günü AKP’nin 25’inci kuruluş yıldönümüydü. Erdoğan burada yaptığı konuşmada PKK açılımını anlatırken, “Türkiye, işte şimdi şaha kalkıyor. Türkiye yüzyılının şafağı, işte şimdi söküyor. Kardeşliğimiz yeniden anlam kazanıyor, gücümüze güç katılıyor, tarih yeniden yazılıyor. Açın yolları, büyük Türkiye Cumhuriyeti geliyor.” dedi.
Erdoğan dün akşam El Cezire’de yayımlanan programda da; Suriye’deki Kürtlerin “barış ve istikrardan pay sahibi olacaklarını” belirtirken, Türkiye’nin bölge genelindeki Kürt topluluklarıyla ilişkilerini güçlendirmeye ve onların haklarını korumaya devam edeceğini söyledi.
PKK’nın siyasi kanadı DEM’e de bakalım.
Sözcü Ayşegül Doğan PKK yasası konusunda “Kürdistan bölgesinin rolü”ne ilişkin bir soruyu şöyle cevaplandırdı:
“Bir yandan, Kürtler arasındaki birliği güçlendirmemiz gerektiği görüşünü koruyoruz. Orta Doğu'da Kürtleri bekleyen büyük tehlikeler söz konusu. Kürtlerin güvenliği her bölgede temel bir öncelik haline gelmelidir. Birlik, hem Kürtler hem de Orta Doğu için büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, Kürdistan Bölgesi'nin üstlendiği rol olumludur. Bu role değer veriyoruz. Bu olumlu rol bugünden sonra da sürmek zorunda. Gelecekte çok daha büyük ihtiyaçlar ortaya çıkacak. Yeni bir mücadelenin başındayız.”
Grup Başkanvekili Sezai Temelli de bu yasayla Kürtlerin “eşit yurttaşlık temelinde önemli bir mücadeleyi başlattığını” vurgulayıp, “Bu açıdan kritik bir dönem, kritik bir eşiktir. Bunun zorluğunun da farkındayız. Ama bu zorluğu Kürt halkının güçlü dayanışmasıyla, mücadelesiyle, dört parça Kürdistan'ın aynı anlayışla, meseleye yaklaşımıyla inanıyorum ki, bu zorlukları hep birlikte aşacağız... Devasa bir Kürt meselesinden bahsediyoruz. Artık ülkeyle, bölgeyle sınırlı değil, küresel çapta bir meseleden bahsediyoruz.” diye konuştu.
BU NASIL TESLİM OLMA?
Bu notlardan sonra iktidar medyasının “teslim olduğunu” öne sürdüğü teröristbaşının İmralı’dan kurup yönettiği SDG görünümlü Suriye PKK’sının nasıl “teslim” olduğuna bakalım.
21 Temmuz’da Suriye gündemiyle toplanan BM Güvenlik Konseyi’nde; SDG’nin kontrolündeki bölge için “Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi” ifadesi kullanılırken, Şam yönetimi ile SDG arasında birçok konuda görüş ayrılığı olduğu, özellikle sözde kadın savunma birliklerinin (YPJ) entegrasyonu, idari yapıların yeniden düzenlenmesi ve doğal kaynakların yönetimi gibi başlıklarda müzakerelerin sürdüğü kaydedildi.
Ağustos başında ilk kez Şam’a gidip Colani/Şara’yla görüşen Neçirvan Barzani, Irak bayrağı olmaksızın dev bir “Kürdistan” bayrağıyla karşılandı. Barzanilere bağlı olan Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) Başkanı Muhammed İsmail, Suriye için en makul modelin “ademi merkeziyetçilik” olduğunu savunarak, Neçirvan Barzani’nin arabuluculuğunun bu süreçte kilit rol oynadığını söyledi.
Türkiye’nin kırmızı bültenle aradığı SDG’nin başı Mazlum Kobani, Barzani’nin ziyaretini “tarihi” olarak nitelendirip, “Neçirvan Barzani Suriye ve genel olarak Kürdistan’daki Kürt davasına destek konusunda her zaman önemli bir rol oynamıştır.” dedi.
Colani/Şara, Neçirvan Barzani’den hemen sonra Mazlum Kobani ile “entegrasyon” gündemli bir görüşme yaparken, sözde özerk yönetimin Şam temsilcisi Abdulkerim Ömer, şu açıklamaları yaptı:
“Kürdistan Bölgesi, ABD ve Fransa, görüşlerin yakınlaşması ve bu diyalog aşamasına gelinmesi için çok önemli bir rol üstlendiler. Neçirvan Barzani de bu sürecin pratikleşmesi için bizzat devrede... Suriye Savunma Bakanlığı, kendi yapılarında kadın birliklerinin bulunmadığını bildirdi. Bu nedenle YPJ’nin İçişleri Bakanlığı bünyesine katılması önerildi. Kadın birliklerimiz; bir grup, bir güç veya özel bir anti-terör gücü olarak toplu bir şekilde İçişleri Bakanlığı’na bağlı olarak görev yapacak... Görüşmelerde sadece askeri başlıklar değil, eğitim ve Kürtçe anadil hakları da tartışıldı. Kürtçe eğitim sistemi ve diğer birçok konuda hâlâ aşılması gereken zorluklar var.”
Ömer, şunları da kaydetti:
“Kürt meselesi sadece kurumların devletle bütünleşmesinden ibaret değil, Sorunun ‘siyasi statü’ ve ‘ortaklık’ temelinde çözülmesi gerekiyor... Temel meselemiz ‘şeraket’ (gerçek ortaklık) ilkesidir... Kürtler, Suriye’nin temel bir parçasıdır ve anayasal düzeyde gerçek bir ortak olmalıdır. Sadece birkaç memurluk vererek bu dava çözülemez.”
Başka neler oldu?
Suriye’nin Kürt Eğitim Bakanı Muhammed Tirko, Suriye’nin her yerinde Kürtçe okullar açılacağını, Kürtçe’nin eğitim dili olması için çalıştıklarını, “özerk yönetim” tarafından verilen diplomaları tanıdıklarını söyledi.
Yine bu nasıl teslim olmaysa; teröristbaşı Mazlum Kobani, Suriye Cumhurbaşkanlığı temsilcisi Ziyad Ayiş ve 2. Tümen Komutanı Evad Casim’i “kabul ederek” bazı önemli konularda anlaşmaya vardıklarını bildirdi.
Son olarak da SDG’nin Kobani sorumlusu Mahmut Berhudan, Şam yönetimiyle askeri entegrasyonda sorunların yüzde 99 oranında aşıldığını, 10 bin “savaşçının” Suriye ordusuna entegre olduğunu ve YPG/SDG’nin birkaç gün içinde feshedileceğini duyurup, “Tek ordu, tek devlet, tek bir bayrak, ortak vatan çerçevesinde el ele yeni Suriye’yi inşa edeceğiz.” derken, Şam yönetiminin de farklı etnik ve dini grupların haklarını güvenceye alan yeni bir anayasa hazırlaması gerektiğini vurguladı.
Terör örgütü resmen Suriye yönetimine “ortak” yapılıyor, bizim açılımcılar da “YPG/SDG kendini feshediyor” diye seviniyor!..
ARTIK TÜRKİYE'YE GELİP MSB İLE GÖRÜŞEBİLİR
Unutmadan, Suriye’ye ilişkin bir açılım da biz yaptık.
Colani/Şara ile Mazlum Kobani arasındaki anlaşmadan sonra MSB, “Entegrasyon süreci kapsamında yapılacak görevlendirmelerin Suriye makamlarının devlet aklıyla yapacağı değerlendirmeler ve olumlu sonuçlanacak güvenlik soruşturmaları temelinde gerçekleştirileceğini değerlendiriyoruz.” diyerek, “teröristleri bazı makamlara getirmeyin” mesajı verdiği halde; Mazlum Kobani’nin sağ kolu olan ve 2018’de gerçekleştirdiğimiz Zeytin Dalı Harekâtı sırasında Kandil’in talimatıyla Afrin sorumlusu olarak buradaki silahlanmayı sağlayan, İçişleri Bakanlığı’mızın da 20 milyon ödülle aradığı Sipan Hemo kod adlı Semir Asu, geçtiğimiz Mart’ta “Kuzeydoğu’dan sorumlu” Suriye Savunma Bakan Yardımcısı olarak atanmıştı ya; birkaç gün önce bu ismi terör listesinden çıkardık, iyi mi?!
Şunlar da DEM eş başkanı Tuncer Bakırhan’ın önceki gün Aydın İl Kongresi’ndeki meydan okumasından birkaç cümle:
“Mücadele ettik, büyük bedeller ödedik, bugüne geldik. Bir masa kuruldu ve bu masada Kürt meselesi tartışılıyor... Masanın kurulmasının kendisi tarihi önemdedir. İlk defa Kürt meselesi Meclis zemininde kendisine bir yer buldu ve bir yasayla birlikte aslında Meclis kayıtlarına girdi... Kürt kimliğini inkâr eden inkârcı rejim Kürt kimliğini tanıdı... Diyorlar ki bu adımdan sonra Kürt'ün dil talebi gelecek. E tabii gelecek.”
Yani Pervin Buldan’ın 13 yıl önce dillendirdiği “statü” meselesi için “halloldu” demeye getirdi.
Tüm bunlardan muradımız, “Suriye’deki sözde entegrasyona bak, buradaki gidişatı anla.” mesajı vermek değil, şu:
Türkiye’ye gelecek olan PKK’lıların askerlik yapıp yapmayacağı sorgulanmaya başlandı.
Ne askerliği?.. Adamlar resmen “ortaklık” istiyor, ancak bu şartla geleceklerini söylüyor.
Zaten İmralı’daki teröristbaşı da 2013’teki açılım sürecinde “güvenlik komisyonu” kurulmasını isterken, “Gerilla şu anda Kürtlerin tek güvencesidir... Kim Kürtlerin güvenliğini sağlayacak? Genel güvenlikte Kürtlerin temsilcisi olacak mı? Mesela bir MİT Müsteşar Yardımcısı Kürt Hareketinden olabilir mi? Seçimle işbaşına gelen bir köy güvenlik birimi mesela. Belediyelere bağlı trafik polisi, zabıta, bekçi gibi...” dememiş miydi?
Müyesser YILDIZ
17 Ağustos 2026
Çok Okunanlar
Minik Fenerbahçelinin formasını çıkarttıran şahsın eski görüntüleri ortaya çıktı
Akıllı telefonların atası 30 yaşında
Verstappen ile Red Bull arasındaki bağ kopma noktasına geldi
Ne askerliği adamlar 'Ortaklık' istiyor!..
Plakasız motosikletle tehlikeli sürüşe ağır ceza
'Türkiye'yi satın alırım' sözleriyle gündem olmuştu
Süleymancıların lideri Alihan Kuriş ve 31 kişi tutuklandı
Küçük çocuğun formasını çıkarttıran tribün zorbası hakkında karar!
Türksat’ta kanal frekans ayarı nasıl yapılır?
Kahve Dünyası'nın sahibi Birol Altınkılıç hayatını kaybetti