Pankart asma kabahati!..
Zafer Partisi Düzce İl Başkanlığı’na asılan “Evlâtlarımızın katillerine af yok! Terörle müzakere olmaz mücadele olur” yazılı pankarta ilişkin olarak, “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçlamasıyla açılan soruşturmada ilginç bir karar verildi.
Evvela olayı kısaca hatırlatalım.
5 Ekim gecesi parti binasına bu pankartın asılmasından sonra polis, İl Başkanı Hülya Eroğlu’nu arayıp şikayet olduğu gerekçesiyle pankartın kaldırılmasını istedi. Eroğlu hem şikâyetçinin kim olduğunu sordu hem de savcılık talimatını görmek istediğini söyledi.
Ancak, gece yarısı parti binasına giden polis, itfaiye marifetiyle pankartı indirip el koydu. Hemen ardından da pankartla ilgili soruşturma açıldığı bildirildi.
Ertesi gün Emniyete giden İl Başkanı Eroğlu’na savcılık yazısı yine gösterilmezken, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik”ten ifadesi alındı. Eroğlu, söz konusu pankartı, partisinin politikası gereğinin yanı sıra vatanın bölünmez bütünlüğü, şehit ve gazilerimizin aziz hatırası, ayrıca Anayasal hak kapsamında astıklarını açıklarken, parti binasına izinsiz ve herhangi bir hakimlik/savcılık kararı olmaksızın giren polisler ve itfaiye çalışanları hakkında, “nitelikli hırsızlık ve görevi kötüye kullanma” iddiasıyla suç duyurusunda bulundu.
Pankartla ilgili “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasıyla açılan soruşturma ile İl Başkanı Eroğlu’nun pankartı indiren görevliler hakkında yaptığı suç duyurusunu birlikte ele alan savcılık, ilki için “kovuşturmaya yer yok” kararı verirken ikincisi için soruşturma yapılmasına gerek görmedi.
“Gecikmesinde Sakınca” Varmış
Bu iki kararın detaylarına gelelim.
İl Başkanı Eroğlu’na yönelik “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” suçlamasıyla ilgili olarak verilen “kovuşturmaya yer yok” kararının gerekçesinde şöyle denildi:
“Söz konusu suçun oluşabilmesi için ‘kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması’ şartının arandığı, TCK'nın 216. maddesinde düzenlenen suçun, somut bir tehlike suçu olduğu, pankart içeriğinde yer alan ifadelerin genel ve soyut bir tepki ve siyasi eleştiri niteliğinde olduğu, söz konusu ifadelerin ülkede yaşayan herhangi bir ırki, dini, etnik veya bölgesel grubu doğrudan hedef almadığı, toplumun bir kesimini diğer kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa tahrik edecek nitelikte olmadığı, suçun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla...”
Gerekçenin öncesinde ise pankarta neden, nasıl ve hangi kararla el konulduğu şöyle açıklandı:
“Gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında pankartın muhafaza altına alınarak el konulduğu ve el koymanın Düzce 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/.... İş sayılı kararı ile onandığı...”
Bununla bağlantılı olarak İl Başkanı Eroğlu’nun, pankartı indiren ve el koyan görevliler hakkındaki suç duyurusu için verilen “soruşturmaya gerek yok” kararının gerekçesini de aktaralım. Şunlar kaydedildi:
“Yapılan değerlendirmede, söz konusu eylemler yönünden bir suç ihbarı veya soruşturma açılmasını gerektirir bir olgunun bulunmadığı, adli kolluk ve itfaiye personelinin, keyfi bir şekilde hareket etmediği, görevli personelin fiillerinin TCK'da düzenlenen ‘Kanun hükmünün icrası’ ve ‘Yetkili bir merciden verilip, yerine getirilmesi görev gereği zorunlu olan emrin ifası’ kapsamında birer hukuka uygunluk nedeni teşkil ettiği, ‘gecikmesinde sakınca bulunan hal’ kapsamında soruşturmaya konu pankarta el konulduğu, şikâyete konu eylemlerin suç delilinin muhafazası amacıyla yapıldığı, Düzce 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 2026/.... iş sayılı kararı ile de el koyma işleminin onandığı, görevli personelin iddia edilen suçları işlediğine dair herhangi bir delil, emare veya hukuki dayanak bulunmadığı...”
Söz konusu ifadelerden, pankarta el koyma işleminin Sulh Ceza Hakimliği’nce onandığı anlaşılıyor. Ama dikkat ederseniz; “gecikmesinde sakınca var” gerekçesiyle el koyma kararını ilk hangi merciinin verdiğine ilişkin bir bilgi de Sulh Ceza Hakimliği’nin bunu onama kararının tarihi de yok!..
İl Başkanı Hülya Eroğlu’na, geçen bir aylık süreçte ey koyma kararını veya Sulh Ceza Hakimliği’nin onamasını görüp görmediklerini sordum; “Hayır, görmedik.” cevabını verdi. Eroğlu’nun avukatı Şener Bakbak da pankarta müdahalenin hukuki dayanağı, uygulanan tedbirin gerekliliği, ölçülülüğü ve siyasi parti faaliyetleri üzerindeki etkileri yönünden, görevliler hakkında verilen kararın yeniden değerlendirilmesi gerektiğini, bu nedenle itiraz edeceklerini söyledi.
Pankart Neden İade Edilmedi?
Savcılık, pankart soruşturmasında ilginç bir karara daha imza attı.
Kovuşturmaya yer olmadığı kararının kesinleşmesinin akabinde, “bahse konu pankart asma eyleminin idari nitelikte bir kabahat oluşturabileceğinden” söz eden savcılık, “Kabahatler Kanunu’nun 42. maddesi uyarınca gereğinin takdir ve ifası için” adli emanette tutulan pankartın Düzce Emniyet Müdürlüğü’ne gönderilmesini kararlaştırdı.
Hemen bu maddeye bakalım; “meydanlara veya parklara, cadde veya sokak kenarlarındaki kamuya ait duvar veya alanlara, rızası olmaksızın özel kişilere ait alanlara bez, kâğıt ve benzeri afiş ve ilân asan kişiye” 100 liradan 3 bin liraya kadar idari para cezası verilmesini öngörüyor.
Pankart “meydanlara, parklara, cadde veya sokak kenarlarındaki kamuya ait duvar veya alanlara” ya da “rızası olmaksızın özel kişilere ait alanlara” mı asıldı? Hayır, partinin il başkanlığına.
Peki Siyasi Partiler Kanunu’nda pankartla ilgili düzenleme var mı? Var, ama şöyle:
“Tüzük ve programlarının yazımı ve yayınlanmasında, kongrelerinde, açık veya kapalı salon toplantılarında, mitinglerinde, propagandalarında Türkçe'den başka dil kullanamazlar; Türkçe'den başka dillerde yazılmış pankartlar, levhalar, plaklar, ses ve görüntü bantları, broşür ve beyannameler kullanamaz ve dağıtamazlar; bu eylem ve işlemlerin başkaları tarafından da yapılmasına kayıtsız kalamazlar.”
Av. Şener Bakbak, söz konusu kararın İl Başkanı Hülya Eroğlu hakkında kesinleşmiş bir idari yaptırım anlamına gelmediğini, ancak ilgili idari makamlarca ayrıca bir işlem yapılması ihtimalinin bulunduğunu belirterek, herhangi bir idari yaptırım kararı verildiği takdirde buna da itiraz edeceklerini kaydetti.
Ezcümle; “Evlâtlarımızın katillerine af yok! Terörle müzakere olmaz mücadele olur” pankartından “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçu çıkmayınca bunu Kabahatler Kanunu’na sokmaya çalışanlar, keşke Siyasi Partiler Yasası’ndaki açık hükümlere rağmen, “Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü ile egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milleti’ne ait olduğu esasını” ayan beyan çiğneyen, Türkçe’den başka resmi dil isteyen, bölgecilik ve ırkçılık yapan ya da laikliğin kaldırılmasını isteyen partilere de bir baksa!..
Müyesser YILDIZ
8 Kasım 2026