Gün içinde her dakika değişen gündemleri yazınca alt alta,
Memleketin ne halde olduğunun tablosu çıkıyor karşımıza.
Silivri’de tutuklu yargılanan Belediye Başkanları,
Ülkenin başkentinde 1,5 aydır haklarını arayan ama karşılarında polisi bulan Gaziler ve Madenciler,
Uğur Mumcu’nun “Tarikat, Siyaset, Ticaret” kitabında gösterdiği,
Kasalarından kilolarca altın, deste deste paralar çıkan tarikatlar,
İddianamesi bile yazılmadan serbest bırakılan yandaşlar,
İki günde bir akaryakıta yapılan zamlar…
İşçinin, çiftçinin, emeklinin kısacası halkın yoksulluğunu, dertlerini konuşmaksa yasak.
RTE-AKP’nin tek adam düzeniyle yarattığı Memleketin ve Milletin hali pür melali böyle...
*
Böylesi karmaşanın içinde iktidarın saklı gündemi ise bambaşka.
Meşruiyetini aradığı “dostu” Trump’ın planlarına bağlı kalarak iktidarını ve tek adam düzenini sürdürmek.
Bu yolda içi belirsiz bir çerçeve yasa, büyük bir telaşla onaylandı,
Bugün de çerçevenin içinde terör örgütü başının yeni statüsünün olacağı haberleri yayıldı,
“Silahsızlanma ve siyasallaşma alt kurulu başkanı.”
Bölücü terörü var eden ve 50 bin kişinin ölümüne neden olan mahkum,
Devlet görevlilerinin olduğu kurula başkanlık yapacakmış,
Ülkede millî dayanışmayı ve toplumsal bütünleşmeyi güçlendirecek, barışı sağlayacakmış...
“Silahlı süreç bitiyor, siyasal süreç başlıyor” sözleri,
Bölücü hareketin yol haritasını gösteriyor.
ABD’nin planına uyacağız derken, saldırgan İsrail, tahrikleriyle ülkemizi hedef alıyor.
Bu arada sanki bu sürecin bir başka adımı gibi,
Siyasi partiler ve seçim yasasında da değişiklik dile getiriliyor.
Görünen köy,
106 yıl önce yırttığımız Sevr projesini gerçekleştirmenin hayalini kuranlar,
Türkiye’yi bir paylaşım masasına yatırmışlar,
Plan içinde plan yapıyorlar...
*
Bunlar daha ilk adımlar.
ABD’nin emperyalist planının hedefinde Türkiye biçilen rol, Osmanlı Millet sistemi.
Demokratik Laik Cumhuriyet, ulus toplum, üniter devlet yıkılacak,
Çok kültürlü, çok dilli, çok hukuklu bir ümmet toplum,
Eyaletlere bölünmüş, ABD’nin uydusu durumunda bir Türkiye olacak,
ABD ve RTE-AKP de amacına kavuşacak.
Sözün kısası, siyasetin iktidar tarafı kendi pişirip, kendi yemek istiyor,
Millete, siyasi ve toplumsal muhalefete de susun, sessizce seyredin diyor.
*
Meydanlarda Atatürk’ün emaneti Cumhuriyetin sahibi olduğunu söyleyen,
Milletin umudu olarak kurulan, adını da Milletin koyduğu ana muhalefetin iktidar hedefine ulaşabilmesi için,
Çok geç olmadan bu gerçekleri görmesi,
Düzen siyasetinin bir parçası olmaması,
Siyasetin sayısal sonuçlarının hesabı içinde bocalamaması gerekmektedir.
Oldu bittiye getirilmek istenen böylesi bir plan karşısında,
Gerçekleri gören tüm siyasi partiler,
Siyasi gelecek hesabı yapmaksızın bir araya gelmek ve hep birlikte bu yıkım planına karşı durmak zorundadırlar.
Bugün söz konusu olan Vatandır, gerisi teferruattır.
*
Bilinmesi gereken,
Bu ülkenin Atatürkçü, Kemalist, Cumhuriyetçi, Demokrat, Yurtsever, sol, sosyalist yurttaşları çoğunluktadır.
En büyük eksiklik yan yana gelememektir, bir arada olamamaktır.
Eleştirmek, şikayet etmek, halkı suçlu göstermekle yetinmek,
Bu emperyalist planı kabul etmek demektir.
Çağdaş bir yaşam bir biçimi olan Demokratik Laik Cumhuriyete hep birlikte sahip çıkmak,
Yurttaş olmanın gereği ve sorumluluğudur.
Sözün sonu sendikalara, meslek odalarına, derneklere…
Demokratik Cumhuriyet yoksa sizler de yoksunuz.
Çok Okunanlar
Tom Barrack’tan İsrail-Türkiye gerilimiyle ilgili açıklama
Yeditepe mezunu Mustafa Malo, sosyal medya paylaşımları nedeniyle tutuklandı
Giresun’da helikopter düştü ihbarı
Hatay’da doktora yönelik şiddet
Hakan Çalhanoğlu sezona müthiş golle başladı
'Bir gün Türkiye’ye gerçek adalet gelip içeri atıldığı gün...'
Beş parti lideri Ankara’da buluştu
UEFA'dan Halil Umut Meler'e görev
Kadıköy'de korku dolu anlar: Milli futbolcu yerde hareketsiz kaldı
İki faili meçhul dosyada yeni gelişme