Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
41,1866
Dolar
Arrow
37,9467
İngiliz Sterlini
Arrow
49,2524
Altın
Arrow
3823,0000
BIST
Arrow
9.523

Krizin faturası yine işçilere mi kesilecek? Şişecam'da 'Gizli Anlaşma' iddiası

Aktivist Erkan Erdem, 26 Aralık 2024 tarihinde, Ciner Grubu'nun ABD'deki şirketlerindeki hisselerini 285,4 milyon dolar bedelle devraldığı Şişecam ile ilgili 'Gizli Anlaşma' iddiasını gündeme getirdi.

Krizin faturası yine işçilere mi kesilecek? Şişecam'da 'Gizli Anlaşma' iddiası

AKTİVİST  ERKAN ERDEM 

Şişecam, 26 Aralık 2024 tarihinde, Ciner Grubu'nun ABD'deki şirketlerindeki hisselerini 285,4 milyon dolar bedelle devraldı. Ancak Türkiye’de işçiler için tablo bambaşka: Kriz bahanesiyle fabrikaları yurtdışına taşımakla tehdit edilen işçilerden refah payından vazgeçmeleri isteniyor. Dahası, sendikanın bu teklifi kabul ettiği ve işçilerin haklarının masada bırakıldığı öne sürülüyor.

Peki, gerçekten kim zor durumda? Patronlar mı, işçiler mi? Ve bu “sessiz anlaşma” nasıl oldu da işçilere açıklanmadan yapıldı?

BİR TEHDİT VE UZLAŞMA HİKAYESİ

İşçilerin aktardığına göre, Şişecam yönetimi Balıkesir’deki cam elyaf fabrikasını kapatmak ve birkaç üretim tesisini de Mısır’a taşımakla tehdit etti. Bu tehdidin gerekçesi ise yine tanıdık: "Maddi zorluklar."

Ancak bu "zor durumdaki" şirket, aynı dönemde yüz milyonlarca dolarlık satın alımlar yapıyor ve kâr açıklamaya devam ediyor.

Görüşmede Şişecam yönetimi, fabrikaların yurtdışına taşınmaması karşılığında, toplu iş sözleşmesinde var olan bağlayıcı maddeye rağmen, işçilerin aldığı %20 oranındaki ilave "refah payının" kaldırılmasını talep etti. Bu da maaşlara yapılması beklenen zammın yaklaşık %6 daha az olması demek.

Ve iddialara göre, sendika bu anlaşmaya imza attı. Ancak bu uzlaşma, işçilere açıklanmadı.

REFAH PAYI GİTTİ, YENİ İŞÇİLER ASGARİ ÜCRETLE GELDİ

EYT düzenlemesiyle emekli olan işçilerin yerine alınacak yeni işçilerin asgari ücretle işbaşı yapacağı belirtiliyor. İşçilerin iddiasına göre, Şişecam yönetimi bu süreçten de kârlı çıkmayı başardı.

Tam sayı belli olmamakla birlikte 1.5 yılda yaklaşık 1000 işçinin EYT'den emekli olduğu ya da olmak zorunda kaldığı ifade ediliyor. Emekli olan usta işçilerin yüksek maaş yükünden kurtulan şirket, yeni işe aldığı işçilere daha düşük ücretler ödeyerek maliyetlerini düşürüyor. Kısacası, patronlar her adımda kazanıyor; kaybeden ise yine işçiler oluyor.

'BAĞLAYICI SÖZLEŞMEYE' UYMAMAK KANUNLARA AYKIRI DEĞİL Mİ?

İşçiler, toplu iş sözleşmesindeki şartların bağlayıcı olduğunu ve buna aykırı hareket edilmesinin ciddi bir haksızlık teşkil ettiğini vurguluyor: “Bu, işçiyi ortada bırakmak demektir. Haklarımızın görmezden gelinmesi kabul edilemez. Bağlayıcı sözleşme her iki taraf için de geçerlidir.”

Kristal-İş sendikasına yönelik eleştiriler ise sert: “Sendika, işverenle uzlaşarak işçilerin alın terini masada bırakmıştır. İşçilerden habersiz kararlar alınıyor ve kimse hesap vermiyor.”

SESSİZLİK KORKUNUN GÖLGESİ Mİ?

İşçilerin aktardıklarına göre, sendikanın bazı şubeleri bu anlaşmaya karşı çıksa da büyük çoğunluk sessiz kalmayı tercih etti.

Bu sessizliğin temelinde ise “işten atılma korkusu” yatıyor. Sendikanın işçilere, “Haklarınızı savunursanız işten atılırsınız” mesajını verdiği iddia ediliyor. Bu korku politikası, işçilerin haklarını savunmasını engelliyor.

ASIL KRİZDE OLAN İŞÇİLER

Patronlar sürekli olarak "kriz" gerekçesiyle yeni hak kayıplarını gündeme getiriyor. Ancak işçiler, asıl krizin kendileri için olduğunu söylüyor:

“Patronlar büyümeye devam ederken, biz işçiler refah payımızı kaybediyoruz. En büyük kaybı biz yaşıyoruz, ancak faturayı yine biz ödüyoruz."

İşçilerin bir diğer endişesi ise bu anlaşmanın yalnızca başlangıç olduğu yönünde: "Bugün refah payından vazgeçtik. Yarın başka haklarımızı da elimizden almak isteyecekler."

KRİZ YÖNETİMİ Mİ, HAK GASPI MI?

Türkiye’de şirketler, krizleri işçilerin hak kayıplarını meşrulaştırmak için kullanıyor. İşverenler kâr etmeye devam ederken, işçilerden refah payı gibi kazanılmış haklarını “fedakârlık” adı altında feda etmeleri isteniyor. Şişecam’ın ABD’deki milyon dolarlık yatırımları sürerken, fabrikaların yurtdışına taşınma tehdidiyle işçilere yapılan baskı, krizin işverenler açısından yönetilmediğini, fırsata dönüştürüldüğünü gösteriyor.

Kriz yönetimi adı altında, işçilere dayatılan bu tür anlaşmalar, güvencesizliği kalıcı hale getiriyor. Yönetimlerin “stratejik adımlar” dediği şey, aslında işçilerin alın terini masada bırakmaktır.

ENFLASYON MUHASEBESİYLE “ZARAR” HİKÂYESİ: GERÇEKLER NEREDE?

Şişecam’ın 2023 üçüncü çeyrek sonuçlarında görülen 4,74 milyar TL kârın, enflasyon muhasebesi sonrası 658,6 milyon TL zarara dönüşmesi, dikkat çekici bir tablo sunuyor. Ancak bu zarar, gerçek bir kaybı mı ifade ediyor? Hayır.

Enflasyon muhasebesi, şirketlerin paranın değer kaybını bilanço üzerinde göstermesine olanak tanır. Ancak bu teknik düzenleme, şirketin operasyonel başarısını veya piyasa gücünü değiştirmez. Asıl kritik nokta, Şişecam’ın 3,35 milyar TL finansman giderini, 4,1 milyar TL parasal kazançla dengelemiş olmasıdır. Bu, şirketin finansal risklerini yönetebildiğini ve borçluluk oranını düşürdüğünü gösteriyor.

Kısacası, rakamlar şirketin gerçek ekonomik gücünün zarar ettiğini değil, hâlâ kârlılığını koruduğunu ortaya koyuyor. Bu durumda “kriz” bahanesiyle işçilerin haklarından feragat ettirilmesi, yalnızca şirketin kârını daha da artırma hedefinin bir yansımasıdır.

SON SÖZ: SESSİZLİK SUÇA ORTAK OLMAKTIR

İşçilerin aktardığına göre, sendikaya bağlı mavi yakalı işçiler için refah payından kesinti yapılması planlanırken, beyaz ve gri yakalı çalışanlara da enflasyon farkı dahil hiçbir zam yapılmayacağı iddia ediliyor.

Bu durum, yalnızca mavi yakalı işçilerin değil, şirketin tüm çalışanlarının hak kaybı yaşayacağını gösteriyor.

İşverenlerin tehdidi ve sendikanın sessizliği, emek mücadelesine vurulan büyük bir darbedir. Ancak unutulmamalıdır ki, sessizlik en büyük ihanettir.

"Patronsuz Şirket” modeliyle Türkiye’nin gurur kaynağı olan Şişecam, yıllarca emek-yoğun üretimle başarı hikayesi yazdı. Ancak bugün işçilerin refah payını kesmek, haklarını masada bırakmak ve tehditle uzlaşma dayatmak, bu köklü geçmişle çelişiyor. Başarıyı yaratan işçilerin bugün hak kaybı ve baskıyla karşılaşması, bu köklü geçmişin ruhuna aykırıdır ve kabul edilemez bir uygulamadır.


Haber Kaynağı : 12punto

Şişecam Ciner Medya
English Guru