Trump Grönland'ı neden istiyor? Haluk Dural yazdı
Milli Merkez Genel Sekreteri Haluk Dural, ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland7 hangi nedenlere bağlı olarak istediğini kaleme aldı
Grönland'ın alanı yaklaşık 2 milyon 166 bin km² olup, Hindistan'ın üçte ikisi büyüklüğündedir ve sadece 56.000 kişi yaşamaktadır. Hindistan'ın en büyük 10 eyaletinin toplamından daha büyüktür. Dünyanın en büyük adasıdır. Grönland, 34 kritik mineralden 25'ine sahiptir.
ABD Başkanı
Donald Trump, ikinci iktidar dönemine "savaşları bitirmek iddiasıyla"
gelmiş olmasına karşılık, tam tersine; alışılmadık, saldırgan siyasi
hamleleriyle tam bir emperyalist devlet hırsını ortaya dökmüştür. Venezuela'ya
yaptığı askeri saldırı, Başkan Maduro'nun kaçırılması ve Amerika'da
yargılanması, Amerika'nın artık demokrasi, insan hakları, barış gibi insanî
değerleri terk ederek tam bir "haydut devlet" yüzünü göstermiştir.
Doymak bilmez açgözlülüğünü Grönland'ı ilhak etme ve daha ileri giderek
Kanada'yı 51. Eyaleti yapmakla tehditlerini sürdürmektedir.
GRÖNLAND'IN ÖNEMİ
1- Stratejik
konumu
Kendine
atfedilen Donroe yakıştırması ile Monroe Doktrini'ne hızlı bir dönüş ABD,
Kanada ve Grönland'ın Amerikan kontrolü altında tek bir varlık haline
getirilmesini Rusya'ya karşı güçlü bir stratejik avantaj olarak görmektedir.
Bölgenin
önemi, kaynak sömürüsü ve nakliye yollarının çok ötesinde olup, Kuzey Amerika
savunma stratejisinin de hayati bir bileşenidir. Rusya'ya yakınlığı göz önüne
alındığında, Kuzey Kutup bölgesi, küresel güçler arasında gelecekte
yaşanabilecek herhangi bir çatışmada potansiyel bir gerilim noktası
oluşturmaktadır. Eğer düşmanlıklar patlak verirse, Kanada ve Grönland,
Rusya'nın kuzeyinden gelebilecek herhangi bir askeri saldırıya karşı ilk
savunma hatları olarak görev yapacaktır.
Nitekim ABD
Savaş Bakanlığı Kuzey Komutanlığı (U.S. Northern Command) 17 Haziran 2025
tarihli Basın bülteni ile "Grönland artık ABD Kuzey Komutanlığının
sorumluluk alanındadır. Grönland uzun süredir Kuzey Amerika'nın savunmasında
önemli bir rol oynadı. Grönland'ı ABD Kuzey Komutanlığının sorumluluk alanı
içinde yeniden düzenlemek, ABD ana vatanını günümüzün tehlikelerinden ve ortaya
çıkan zorluklardan koruma yeteneğimizi güçlendiriyor. ABD Kuzey Komutanlığı bu
gelişmiş ilişkiyi üstlenmeye hazır ve geçiş sırasında ABD Avrupa Komutanlığı,
Grönland ve Danimarka Krallığı ile birlikte çalışacaktır."[1]
Grönland'ın artık Amerikan ordusu denetimine alındığını açıklamıştır.
ABD'nin
Kanada ve Grönland üzerindeki doğrudan kontrolü, Rusya'ya karşı savunma ve
saldırı amaçlı askeri operasyonlar için son derece stratejik bir avantaj
sağlar. Çünkü bu bölgeler; Rusya'nın kritik askeri ve ekonomik merkezlerine
coğrafi yakınlığı nedeniyle Rus topraklarının derinliklerine yüksek hızlı güç
yansıtmasını sağlayacak konumdadır.
ABD bu
amacına ulaşmak için, kendisi için tehdit oluşturan Rus ve Çin kıtalararası
balistik füzelerini izlemek amacıyla, Rusya'dan batı yönünde veya Sibirya'dan
ve Çin'den doğu yönünde atılacak bu kıtalararası balistik füzelerin ABD'ye
ulaşabileceği en kısa güzergâhlar üzerine kuzey yarımkürede bir dizi erken
uyarı ve izleme radar ağı kurmuştur.
Rusya'dan
batı yönünde Vaşington, Şikago ve Los Angelos'a doğru; Rusya'nın sabit füze
üsleri Vypolzovo ve Tatischevo'dan fırlatılacak kıtalararası balistik füzelerin
(ICBM) izleyecekleri en kısa uygun rotalar[3] Şekil-3'de görülmektedir.

Amerika'ya
doğru karadan (ICBM) ve denizden (SLBM) atılacak kıtalararası balistik
füzelerin izleyeceği en kısa rotalar Kuzey Kutbu üzerinden geçer. Bu füzelerin
tanımlanması ve uçuşlarının ilk safhası Norveç'in Vardo kasabasındaki Globus-II
radarı tarafından gerçekleştirilir. Atmosfer dışına çıkan füzelerle ilgili
tanımlamalar sırasıyla İngiltere'deki Fylingdales ve Grönland'daki Thule
(şimdiki adı Pituffik) Amerikan (821st Air Base Group) üssünde bulunan Balistik
Füze Erken Uyarı Sistemi-Müfreze I'in (Ballistic Missile Early Warning System -
Site I, BMEWS) Şekil-4'te görülen AN/FPS-120 model, çift taraflı, katı hal, faz
dizili radarına gönderir. Veriler ve bilgiler, Colorado Springs'deki Cheyenne
Dağı Kompleksi'ne iletilir.
Cheyenne
Dağı'nda, tüm sensörlerden gelen veriler, ABD Stratejik Komutanlığı'nın Füze
Korelasyon Merkezi tarafından entegre edilir ve Kanada-Amerika Birleşik
Devletleri Kuzey Amerika Hava Savunma Komutanlığı'nın (NORAD) Komuta
Merkezi'nde görüntülenir. NORAD, entegre sensör bilgilerini değerlendirir ve
Kuzey Amerika'nın balistik füze saldırısı altında olup olmadığını Ottawa ve
Washington'daki ulusal liderliğe bildirir. Ayrıca, NORAD, Kuzey Amerika'daki
muhtemel çarpma noktaları da dahil olmak üzere bir saldırı değerlendirmesi
sunar.
Thule Hava
üssündeki 3. Birlik (Det 3), Hava Kuvvetleri Uydu Kontrol Ağı'ndaki (AFSCN)
sekiz dünya çapındaki uydu takip istasyonunun en büyük ve en kuzeydeki
birimidir. Güneydeki 3. Birlik, Thule Hava Üssü'nün yaklaşık 5,6 kilometre
güneydoğusunda yer almaktadır. 3. Birliğin görevi, Amerika Birleşik Devletleri
ve müttefik hükümet uydu programlarına telemetri, takip ve komuta operasyonları
sağlamaktır.
Tesisin
kuzey kutbuna olan çok yakın konumu, kutupsal yörüngedeki uydularla günde 10-14
kez iletişim kurulmasına olanak tanır. Ayrıca, yeryüzünden 200 km ile 40.000 km
arasında değişen irtifalarda bulunan 130'dan fazla Savaş Bakanlığı ve müttefik
uydu için yer rölesi hizmeti sağlamakta ve yılda 24 saat, haftanın 7 günü,
yılın 365 günü %99,8 başarı oranıyla 22.000'den fazla uydu teması
gerçekleştirmektedir.[4]
Görüldüğü
üzere Grönland, Amerika ve Kanada için olağanüstü stratejik bir mevkidir. Bu
nedenle, Kanada'nın kuzeyindeki adalar zinciri ve Grönland; muhtemel ABD-Rusya
çatışmasında stratejik caydırıcılık sağlayacak ABD nükleer balistik füze
denizaltıları için birçok uygun liman imkânları içermektedir.
Ayrıca ABD
Grönland'daki mevcut üslerinin ötesinde buraya; sensörler ve uzay tabanlı
önleyicilerle donatılmış bir uydu takımyıldızı kullanacak, çok katmanlı füze
savunma sistemi olan "Altın Kubbe" bileşenlerini kurmak
istemektedir.[5]
Bu nedenle
Amerika kendisini kuzeyden güvence altına almayı hedefleyerek Kanada'yı 51.
Eyalet yapma, Grönland'ı ise ilhak etme isteğini açıklamıştır.
2- Kuzey
Kutup Bölgesi doğal kaynakları
Trump
yönetiminin "Grönland'ı ele geçirme" (aslında NATO üyesi bir ülke
olan Danimarka'yı işgal etme) tehdidi, Batı'nın siyasi elitleri için tam bir
şok olmuştur. Ancak Trump yönetiminin, Grönland ve sularının "Rusya ve Çin
tarafından kademeli olarak etki altına alındığını ve ele geçirildiği"
iddiası hiçbir yerde kabul görmemektedir.
Kuzey Kutup
bölgesinde Genişletilmiş Kıta Sahanlığı (Extended Continental Shelf-ECS)
mekanizması aracılığıyla mevcut Münhasır Ekonomik Bölgeleri (Exclusive Economic
Zone-EEZ) genişletme yarışı devam etmektedir. EEZ'lerde ülkeler kıyılarından
370 km'ye kadar olan her şeyi talep etme hakkına sahiptir. Ancak ECS, jeolojik
kriterlere dayanarak bunu 650 km'ye kadar genişletir; bu süreç BM tarafından
resmi olarak denetlenir ve deniz tabanındaki kaynak haklarını sağlar. ECS,
EEZ'den esas olarak deniz tabanını kapsadığı için farklıdır ve su sütunundaki kaynakları
(balık gibi) değil; yani öncelikle deniz tabanındaki kaynakların çıkarımı için
tasarlanmıştır.
Tahminler
önemli ölçüde farklılık gösterse de herkes Kuzey Kutbunun eşi benzeri
görülmemiş miktarda kaynağa (petrol, doğal gaz, nadir toprak elementleri vb.)
ev sahipliği yaptığı konusunda hemfikirdir. Bu kaynaklara erişim ve kontrolün
sağlanması ancak EEZ'ler ve ECS aracılığıyla mümkündür. Trump yönetimi için bu,
ancak ABD'nin Grönland'ı ilhak etmesi durumunda mümkündür. Çünkü Şekil-1'de
görüldüğü üzere, Amerika sadece Alaska üzerinden küçük bir paya sahiptir.
Bugün Çin,
dünyanın nadir toprak elementi ihtiyacının yüzde 72'sine sahip bulunuyor. Bu
durum ABD için büyük bir stratejik "ulusal güvenlik" tehlikesi
anlamına gelmektedir. Kuzey Kutup bölgesinin, dünyanın keşfedilmemiş petrol
rezervlerinin yaklaşık %13'ünü ve keşfedilmemiş doğal gaz rezervlerinin %30'unu
içerdiği tahmin edilmektedir. Kanada'nın kuzey kutup bölgesindeki toprakları,
özellikle Beaufort Denizi ve Mackenzie Deltası'nda muazzam ham petrol ve doğal
gaz yataklarına sahipken, Grönland'ın[6] açık deniz sularının da 4,2 milyar ton
(31 milyar varil) hidrokarbon rezervleri içerdiği belirlenmiştir. Bu bölgedeki
petrol ve doğalgaz kaynakları üzerindeki kontrol, Amerika'nın enerji
fiyatlarını belirlemesine, küresel tedarik zincirlerini etkilemesine ve hatta
bu kaynaklara bağımlı ekonomik rakiplerini zayıflatmasına olanak tanıyacaktır.
Grönland
önemli miktarda kritik minerallere sahiptir
- Nadir Toprak Elementleri (Rare
Earth Elements-REE): Kvanefjeld, Kringlerne ve Motzfeldt'teki
yataklar, küresel ölçekte en büyük yataklar arasındadır. Tahminen,
yaklaşık 40 milyon ton disprosyum+neodimyum içerir ki bu miktar yeşil
teknolojilere yönelik öngörülen küresel talebin %25'inden fazlasını
karşılamaya yetecek miktardadır.
- Lityum: Güney Grönland'da bulunur,
elektrikli araç bataryaları için hayati öneme sahiptir.
- Uranyum: Genellikle REE'lerle birlikte
bulunur, çevresel kaygılar nedeniyle çıkarımı yasaklanmıştır.
- Diğer Metaller: Altın, bakır, nikel ve platin
grubu elementler daha küçük ancak değerli miktarlarda bulunur.
Endüstriyel
Metaller:
- Demir Cevheri: Isua bölgesinde büyük
yataklar.
- Çinko ve Kurşun: Citronen Fjord yatağı,
dünyanın en büyük geliştirilmemiş çinko rezervlerinden biridir.
- Altın: Güney ve batı Grönland'da
arama projeleri umutvardır.
"Elektrikli
araç motorları için gereken, savunma sanayii ve füze sistemleri için hayati
öneme sahip olan disprosyum ve terbiyum gibi elementlere doğrudan erişim,
ABD'yi Pekin'e olan bağımlılığından tamamen kurtarabilir. Dolayısıyla Trump'ın
"ulusal güvenlik" söylemi, aslında bu stratejik madenlerin tedarik
zincirini güvence altına alma çabasının diplomatik bir kılıfı olarak
değerlendiriliyor."
3- Kuzey
Kutup deniz ulaşım rotası
Kuzey Kutup
Deniz Yolu, Asya ve Avrupa arasındaki ticaret için önemli bir alternatif rota
olarak görülmektedir. Bu durum, bölgedeki ekonomik faaliyetleri artırmakta ve
büyük güçlerin rekabetini daha da şiddetlendirmektedir. Bu rota, özellikle Çin'in
Avrupa yönündeki Süveyş Kanalı deniz ihracat rotasını 8 bin kilometre, süreyi
ise iki hafta kısaltarak önemli bir ekonomik tasarruf sağlamaktadır. İklim
değişikliği nedeniyle incelen kuzey kutup buzullarının buzkıran gemilerle
açılan yeni ticaret rotaları Amerikan donanmasının kontrolu dışında kalan bir
güzergâh olup, yüksek bir jeopolitik öneme sahiptir.
E. Tümamiral
Cem Gürdeniz kuzey deniz rotası için yaptığı yorumda "Bu bölge halen
Anglosakson deniz güçlerinin kontrolü dışındadır. ABD jeopolitiğinin en ciddi
sorunlarından birisi olmaya devam etmektedir. Bu açığını bölgeye mücavir İsveç
ve Finlandiya'yı NATO üyesi yaparak kapamaya çalışmaktadır. Finlandiya NATO
üyesi olduktan kısa bir süre sonra Arktik Okyanusunu etki alanına alacak
şekilde NATO üsleri adı altında Amerikan üslerine izin vermeye başladı. Bu
üslerde ateş gücü yüksek, hava ve kara unsurlarının konuşlandırılacağını,
önceden çok yoğun silah ve cephane yığınaklanması (Prepositioning) yapılacağını
değerlendiriyorum. Bu gelişmeler paralelinde Rusya'nın Finlandiya sınırında
yeni üsler, taktik ve stratejik füze bataryaları ile hava savunma sistemleri
konuşlandırmak üzere yeni üsler kurması; Arktik Okyanusundaki Kuzey Deniz
Rotasında özellikle Çin limanlarına erişecek deniz trafiğini geliştirmesi ve
yoğunluğunu artırması beklenebilir" demektedir.[9]
Amerikanın,
Göller Bölgesinde Sahil Güvenlik Kuvvetleri tarafından işletilen 9 adet
buzkıran gemisi dışında, aktif "kutup buzkıran gemisi" yoktur.
Amerikanın bu zafiyetine geçici bir çare olarak, 10 Temmuz 2025'te ABD, Kanada
ve Finlandiya liderleri "Buzkıran İşbirliği Anlaşması" (The
Icebreaker Collaboration Effort-ICE Anlaşması olarak adlandırılan bir mutabakat
imzaladılar.[10]
Rusya ise
ABD'nin varlık gösteremediği Kuzey Kutbunda büyük bir güce sahiptir. Dünyanın
ilk nükleer enerjili buzkıran gemisi Lenin, 3 Aralık 1959'da hizmete girmiştir.
O zamandan beri SSCB ve Rusya, bu sınıftaki gemilerin inşasında liderliğini
sürdürmektedir. Şu anda Rusya 34'ü dizel-elektrikli ve 7'si nükleer tahrikli
olmak üzere toplam 41 buzkıran gemisinden oluşan bir filoya sahiptir. Bu filo
sayesinde yaklaşık sekiz ay açık tutulan Kuzey Denizi rotasından transit kargo
miktarı 2023'te 36,254 milyon ton olmuştur ve bu miktar, filonun olanakları
geliştikçe bu rotanın, yıl boyunca ulaşıma açık tutulmasıyla artacaktır.
Amerikanın Grönland'ı ilhak talebi, Trump'ın Davos'ta 21.01.2026 Çarşamba günü İsviçre'nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu Yıllık Toplantısı'nın oturum aralarında bir araya geldiği NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile görüşmesi sonrasında yaptığı açıklamada "Bir anlaşma taslağımız var. Bu, güvenlik, büyük güvenlik, güçlü güvenlik ve diğer şeylerle ilgili." dedi. "Anlaşmanın Grönland'ın maden haklarında herhangi bir ABD mülkiyetini içerip içermediği de dahil olmak üzere daha fazla ayrıntı vermekten kaçınarak, Anlaşmanın 'sonsuza dek' süreceğini söyleyen Trump, Truth Social'daki paylaşımında ise Grönland'ı ilgilendiren Altın Kubbe füze savunma sistemiyle ilgili görüşmelerin, Başkan Yardımcısı JD Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve özel elçi Steve Witkoff'un başkanlık edeceği müzakerelerin bir parçası olduğunu" belirtti.
Bu
gelişmelere göre Grönland, Danimarka'nın egemenliği altında özerk bölge olarak
varlığını sürdürecek, ancak Grönland'da mevcut Thule üssüne ilave olarak yeni
Altın Kubbe füze savunma üsleri kurulacak ve bütün üs arazileri sonsuza kadar
ABD egemenliği altında olacaktır.
Bu husus,
Trump'ın Grönland'ı ilhak isteğinin temel sebebidir.
Haber Kaynağı : 12punto
Çok Okunanlar
İstanbul-İzmir Otoyolu'nda zırhlı araç takla attı
Emniyette üst düzey görevden alma
İktidara yakın şirketlerin borçları bir gecede silindi
MSB'den Türk Bayrağı'na yönelik hain saldırıyla ilgili açıklama
İşte 'Yeni Gazze' planı!
En-Nesyri transferinde kritik saatler
ORC'nin İstanbul anketinden çarpıcı sonuç
Ocak 2026’da emekli promosyonlarında rekabet zirveye ulaştı
Teröristbaşının Savunma Bakanı olduğunu düşünün!..
Deniz Yavuzyılmaz Rusya'ya yapılan dev vergi indirimini açıkladı