Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
37,3497
Dolar
Arrow
42,8477
İngiliz Sterlini
Arrow
58,5444
Altın
Arrow
6893,5113
BIST
Arrow
10.729

Trump Grönland'ı neden istiyor? Haluk Dural yazdı

Milli Merkez Genel Sekreteri Haluk Dural, ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland7 hangi nedenlere bağlı olarak istediğini kaleme aldı

Trump Grönland'ı neden istiyor? Haluk Dural yazdı

Grönland'ın alanı yaklaşık 2 milyon 166 bin km² olup, Hindistan'ın üçte ikisi büyüklüğündedir ve sadece 56.000 kişi yaşamaktadır. Hindistan'ın en büyük 10 eyaletinin toplamından daha büyüktür. Dünyanın en büyük adasıdır. Grönland, 34 kritik mineralden 25'ine sahiptir.

ABD Başkanı Donald Trump, ikinci iktidar dönemine "savaşları bitirmek iddiasıyla" gelmiş olmasına karşılık, tam tersine; alışılmadık, saldırgan siyasi hamleleriyle tam bir emperyalist devlet hırsını ortaya dökmüştür. Venezuela'ya yaptığı askeri saldırı, Başkan Maduro'nun kaçırılması ve Amerika'da yargılanması, Amerika'nın artık demokrasi, insan hakları, barış gibi insanî değerleri terk ederek tam bir "haydut devlet" yüzünü göstermiştir. Doymak bilmez açgözlülüğünü Grönland'ı ilhak etme ve daha ileri giderek Kanada'yı 51. Eyaleti yapmakla tehditlerini sürdürmektedir.

GRÖNLAND'IN ÖNEMİ

1- Stratejik konumu

Kendine atfedilen Donroe yakıştırması ile Monroe Doktrini'ne hızlı bir dönüş ABD, Kanada ve Grönland'ın Amerikan kontrolü altında tek bir varlık haline getirilmesini Rusya'ya karşı güçlü bir stratejik avantaj olarak görmektedir.

Bölgenin önemi, kaynak sömürüsü ve nakliye yollarının çok ötesinde olup, Kuzey Amerika savunma stratejisinin de hayati bir bileşenidir. Rusya'ya yakınlığı göz önüne alındığında, Kuzey Kutup bölgesi, küresel güçler arasında gelecekte yaşanabilecek herhangi bir çatışmada potansiyel bir gerilim noktası oluşturmaktadır. Eğer düşmanlıklar patlak verirse, Kanada ve Grönland, Rusya'nın kuzeyinden gelebilecek herhangi bir askeri saldırıya karşı ilk savunma hatları olarak görev yapacaktır.

Nitekim ABD Savaş Bakanlığı Kuzey Komutanlığı (U.S. Northern Command) 17 Haziran 2025 tarihli Basın bülteni ile "Grönland artık ABD Kuzey Komutanlığının sorumluluk alanındadır. Grönland uzun süredir Kuzey Amerika'nın savunmasında önemli bir rol oynadı. Grönland'ı ABD Kuzey Komutanlığının sorumluluk alanı içinde yeniden düzenlemek, ABD ana vatanını günümüzün tehlikelerinden ve ortaya çıkan zorluklardan koruma yeteneğimizi güçlendiriyor. ABD Kuzey Komutanlığı bu gelişmiş ilişkiyi üstlenmeye hazır ve geçiş sırasında ABD Avrupa Komutanlığı, Grönland ve Danimarka Krallığı ile birlikte çalışacaktır."[1] Grönland'ın artık Amerikan ordusu denetimine alındığını açıklamıştır.

ABD'nin Kanada ve Grönland üzerindeki doğrudan kontrolü, Rusya'ya karşı savunma ve saldırı amaçlı askeri operasyonlar için son derece stratejik bir avantaj sağlar. Çünkü bu bölgeler; Rusya'nın kritik askeri ve ekonomik merkezlerine coğrafi yakınlığı nedeniyle Rus topraklarının derinliklerine yüksek hızlı güç yansıtmasını sağlayacak konumdadır.

ABD bu amacına ulaşmak için, kendisi için tehdit oluşturan Rus ve Çin kıtalararası balistik füzelerini izlemek amacıyla, Rusya'dan batı yönünde veya Sibirya'dan ve Çin'den doğu yönünde atılacak bu kıtalararası balistik füzelerin ABD'ye ulaşabileceği en kısa güzergâhlar üzerine kuzey yarımkürede bir dizi erken uyarı ve izleme radar ağı kurmuştur. 

Rusya'dan batı yönünde Vaşington, Şikago ve Los Angelos'a doğru; Rusya'nın sabit füze üsleri Vypolzovo ve Tatischevo'dan fırlatılacak kıtalararası balistik füzelerin (ICBM) izleyecekleri en kısa uygun rotalar[3] Şekil-3'de görülmektedir.

Amerika'ya doğru karadan (ICBM) ve denizden (SLBM) atılacak kıtalararası balistik füzelerin izleyeceği en kısa rotalar Kuzey Kutbu üzerinden geçer. Bu füzelerin tanımlanması ve uçuşlarının ilk safhası Norveç'in Vardo kasabasındaki Globus-II radarı tarafından gerçekleştirilir. Atmosfer dışına çıkan füzelerle ilgili tanımlamalar sırasıyla İngiltere'deki Fylingdales ve Grönland'daki Thule (şimdiki adı Pituffik) Amerikan (821st Air Base Group) üssünde bulunan Balistik Füze Erken Uyarı Sistemi-Müfreze I'in (Ballistic Missile Early Warning System - Site I, BMEWS) Şekil-4'te görülen AN/FPS-120 model, çift taraflı, katı hal, faz dizili radarına gönderir. Veriler ve bilgiler, Colorado Springs'deki Cheyenne Dağı Kompleksi'ne iletilir.

Cheyenne Dağı'nda, tüm sensörlerden gelen veriler, ABD Stratejik Komutanlığı'nın Füze Korelasyon Merkezi tarafından entegre edilir ve Kanada-Amerika Birleşik Devletleri Kuzey Amerika Hava Savunma Komutanlığı'nın (NORAD) Komuta Merkezi'nde görüntülenir. NORAD, entegre sensör bilgilerini değerlendirir ve Kuzey Amerika'nın balistik füze saldırısı altında olup olmadığını Ottawa ve Washington'daki ulusal liderliğe bildirir. Ayrıca, NORAD, Kuzey Amerika'daki muhtemel çarpma noktaları da dahil olmak üzere bir saldırı değerlendirmesi sunar.

Thule Hava üssündeki 3. Birlik (Det 3), Hava Kuvvetleri Uydu Kontrol Ağı'ndaki (AFSCN) sekiz dünya çapındaki uydu takip istasyonunun en büyük ve en kuzeydeki birimidir. Güneydeki 3. Birlik, Thule Hava Üssü'nün yaklaşık 5,6 kilometre güneydoğusunda yer almaktadır. 3. Birliğin görevi, Amerika Birleşik Devletleri ve müttefik hükümet uydu programlarına telemetri, takip ve komuta operasyonları sağlamaktır.

Tesisin kuzey kutbuna olan çok yakın konumu, kutupsal yörüngedeki uydularla günde 10-14 kez iletişim kurulmasına olanak tanır. Ayrıca, yeryüzünden 200 km ile 40.000 km arasında değişen irtifalarda bulunan 130'dan fazla Savaş Bakanlığı ve müttefik uydu için yer rölesi hizmeti sağlamakta ve yılda 24 saat, haftanın 7 günü, yılın 365 günü %99,8 başarı oranıyla 22.000'den fazla uydu teması gerçekleştirmektedir.[4]

Görüldüğü üzere Grönland, Amerika ve Kanada için olağanüstü stratejik bir mevkidir. Bu nedenle, Kanada'nın kuzeyindeki adalar zinciri ve Grönland; muhtemel ABD-Rusya çatışmasında stratejik caydırıcılık sağlayacak ABD nükleer balistik füze denizaltıları için birçok uygun liman imkânları içermektedir.

Ayrıca ABD Grönland'daki mevcut üslerinin ötesinde buraya; sensörler ve uzay tabanlı önleyicilerle donatılmış bir uydu takımyıldızı kullanacak, çok katmanlı füze savunma sistemi olan "Altın Kubbe" bileşenlerini kurmak istemektedir.[5]

Bu nedenle Amerika kendisini kuzeyden güvence altına almayı hedefleyerek Kanada'yı 51. Eyalet yapma, Grönland'ı ise ilhak etme isteğini açıklamıştır.

2- Kuzey Kutup Bölgesi doğal kaynakları

Trump yönetiminin "Grönland'ı ele geçirme" (aslında NATO üyesi bir ülke olan Danimarka'yı işgal etme) tehdidi, Batı'nın siyasi elitleri için tam bir şok olmuştur. Ancak Trump yönetiminin, Grönland ve sularının "Rusya ve Çin tarafından kademeli olarak etki altına alındığını ve ele geçirildiği" iddiası hiçbir yerde kabul görmemektedir.

Kuzey Kutup bölgesinde Genişletilmiş Kıta Sahanlığı (Extended Continental Shelf-ECS) mekanizması aracılığıyla mevcut Münhasır Ekonomik Bölgeleri (Exclusive Economic Zone-EEZ) genişletme yarışı devam etmektedir. EEZ'lerde ülkeler kıyılarından 370 km'ye kadar olan her şeyi talep etme hakkına sahiptir. Ancak ECS, jeolojik kriterlere dayanarak bunu 650 km'ye kadar genişletir; bu süreç BM tarafından resmi olarak denetlenir ve deniz tabanındaki kaynak haklarını sağlar. ECS, EEZ'den esas olarak deniz tabanını kapsadığı için farklıdır ve su sütunundaki kaynakları (balık gibi) değil; yani öncelikle deniz tabanındaki kaynakların çıkarımı için tasarlanmıştır.

Tahminler önemli ölçüde farklılık gösterse de herkes Kuzey Kutbunun eşi benzeri görülmemiş miktarda kaynağa (petrol, doğal gaz, nadir toprak elementleri vb.) ev sahipliği yaptığı konusunda hemfikirdir. Bu kaynaklara erişim ve kontrolün sağlanması ancak EEZ'ler ve ECS aracılığıyla mümkündür. Trump yönetimi için bu, ancak ABD'nin Grönland'ı ilhak etmesi durumunda mümkündür. Çünkü Şekil-1'de görüldüğü üzere, Amerika sadece Alaska üzerinden küçük bir paya sahiptir.

Bugün Çin, dünyanın nadir toprak elementi ihtiyacının yüzde 72'sine sahip bulunuyor. Bu durum ABD için büyük bir stratejik "ulusal güvenlik" tehlikesi anlamına gelmektedir. Kuzey Kutup bölgesinin, dünyanın keşfedilmemiş petrol rezervlerinin yaklaşık %13'ünü ve keşfedilmemiş doğal gaz rezervlerinin %30'unu içerdiği tahmin edilmektedir. Kanada'nın kuzey kutup bölgesindeki toprakları, özellikle Beaufort Denizi ve Mackenzie Deltası'nda muazzam ham petrol ve doğal gaz yataklarına sahipken, Grönland'ın[6] açık deniz sularının da 4,2 milyar ton (31 milyar varil) hidrokarbon rezervleri içerdiği belirlenmiştir. Bu bölgedeki petrol ve doğalgaz kaynakları üzerindeki kontrol, Amerika'nın enerji fiyatlarını belirlemesine, küresel tedarik zincirlerini etkilemesine ve hatta bu kaynaklara bağımlı ekonomik rakiplerini zayıflatmasına olanak tanıyacaktır.

Grönland önemli miktarda kritik minerallere sahiptir

  • Nadir Toprak Elementleri (Rare Earth Elements-REE): Kvanefjeld, Kringlerne ve Motzfeldt'teki yataklar, küresel ölçekte en büyük yataklar arasındadır. Tahminen, yaklaşık 40 milyon ton disprosyum+neodimyum içerir ki bu miktar yeşil teknolojilere yönelik öngörülen küresel talebin %25'inden fazlasını karşılamaya yetecek miktardadır.
  • Lityum: Güney Grönland'da bulunur, elektrikli araç bataryaları için hayati öneme sahiptir.
  • Uranyum: Genellikle REE'lerle birlikte bulunur, çevresel kaygılar nedeniyle çıkarımı yasaklanmıştır.
  • Diğer Metaller: Altın, bakır, nikel ve platin grubu elementler daha küçük ancak değerli miktarlarda bulunur.

Endüstriyel Metaller:

  • Demir Cevheri: Isua bölgesinde büyük yataklar.
  • Çinko ve Kurşun: Citronen Fjord yatağı, dünyanın en büyük geliştirilmemiş çinko rezervlerinden biridir.
  • Altın: Güney ve batı Grönland'da arama projeleri umutvardır.

"Elektrikli araç motorları için gereken, savunma sanayii ve füze sistemleri için hayati öneme sahip olan disprosyum ve terbiyum gibi elementlere doğrudan erişim, ABD'yi Pekin'e olan bağımlılığından tamamen kurtarabilir. Dolayısıyla Trump'ın "ulusal güvenlik" söylemi, aslında bu stratejik madenlerin tedarik zincirini güvence altına alma çabasının diplomatik bir kılıfı olarak değerlendiriliyor."

3- Kuzey Kutup deniz ulaşım rotası

Kuzey Kutup Deniz Yolu, Asya ve Avrupa arasındaki ticaret için önemli bir alternatif rota olarak görülmektedir. Bu durum, bölgedeki ekonomik faaliyetleri artırmakta ve büyük güçlerin rekabetini daha da şiddetlendirmektedir. Bu rota, özellikle Çin'in Avrupa yönündeki Süveyş Kanalı deniz ihracat rotasını 8 bin kilometre, süreyi ise iki hafta kısaltarak önemli bir ekonomik tasarruf sağlamaktadır. İklim değişikliği nedeniyle incelen kuzey kutup buzullarının buzkıran gemilerle açılan yeni ticaret rotaları Amerikan donanmasının kontrolu dışında kalan bir güzergâh olup, yüksek bir jeopolitik öneme sahiptir.

E. Tümamiral Cem Gürdeniz kuzey deniz rotası için yaptığı yorumda "Bu bölge halen Anglosakson deniz güçlerinin kontrolü dışındadır. ABD jeopolitiğinin en ciddi sorunlarından birisi olmaya devam etmektedir. Bu açığını bölgeye mücavir İsveç ve Finlandiya'yı NATO üyesi yaparak kapamaya çalışmaktadır. Finlandiya NATO üyesi olduktan kısa bir süre sonra Arktik Okyanusunu etki alanına alacak şekilde NATO üsleri adı altında Amerikan üslerine izin vermeye başladı. Bu üslerde ateş gücü yüksek, hava ve kara unsurlarının konuşlandırılacağını, önceden çok yoğun silah ve cephane yığınaklanması (Prepositioning) yapılacağını değerlendiriyorum. Bu gelişmeler paralelinde Rusya'nın Finlandiya sınırında yeni üsler, taktik ve stratejik füze bataryaları ile hava savunma sistemleri konuşlandırmak üzere yeni üsler kurması; Arktik Okyanusundaki Kuzey Deniz Rotasında özellikle Çin limanlarına erişecek deniz trafiğini geliştirmesi ve yoğunluğunu artırması beklenebilir" demektedir.[9]

Amerikanın, Göller Bölgesinde Sahil Güvenlik Kuvvetleri tarafından işletilen 9 adet buzkıran gemisi dışında, aktif "kutup buzkıran gemisi" yoktur. Amerikanın bu zafiyetine geçici bir çare olarak, 10 Temmuz 2025'te ABD, Kanada ve Finlandiya liderleri "Buzkıran İşbirliği Anlaşması" (The Icebreaker Collaboration Effort-ICE Anlaşması olarak adlandırılan bir mutabakat imzaladılar.[10]

Rusya ise ABD'nin varlık gösteremediği Kuzey Kutbunda büyük bir güce sahiptir. Dünyanın ilk nükleer enerjili buzkıran gemisi Lenin, 3 Aralık 1959'da hizmete girmiştir. O zamandan beri SSCB ve Rusya, bu sınıftaki gemilerin inşasında liderliğini sürdürmektedir. Şu anda Rusya 34'ü dizel-elektrikli ve 7'si nükleer tahrikli olmak üzere toplam 41 buzkıran gemisinden oluşan bir filoya sahiptir. Bu filo sayesinde yaklaşık sekiz ay açık tutulan Kuzey Denizi rotasından transit kargo miktarı 2023'te 36,254 milyon ton olmuştur ve bu miktar, filonun olanakları geliştikçe bu rotanın, yıl boyunca ulaşıma açık tutulmasıyla artacaktır.

Amerikanın Grönland'ı ilhak talebi, Trump'ın Davos'ta 21.01.2026 Çarşamba günü İsviçre'nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu Yıllık Toplantısı'nın oturum aralarında bir araya geldiği NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile görüşmesi sonrasında yaptığı açıklamada  "Bir anlaşma taslağımız var. Bu, güvenlik, büyük güvenlik, güçlü güvenlik ve diğer şeylerle ilgili." dedi. "Anlaşmanın Grönland'ın maden haklarında herhangi bir ABD mülkiyetini içerip içermediği de dahil olmak üzere daha fazla ayrıntı vermekten kaçınarak, Anlaşmanın 'sonsuza dek' süreceğini söyleyen Trump, Truth Social'daki paylaşımında ise Grönland'ı ilgilendiren Altın Kubbe füze savunma sistemiyle ilgili görüşmelerin, Başkan Yardımcısı JD Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve özel elçi Steve Witkoff'un başkanlık edeceği müzakerelerin bir parçası olduğunu" belirtti.

Bu gelişmelere göre Grönland, Danimarka'nın egemenliği altında özerk bölge olarak varlığını sürdürecek, ancak Grönland'da mevcut Thule üssüne ilave olarak yeni Altın Kubbe füze savunma üsleri kurulacak ve bütün üs arazileri sonsuza kadar ABD egemenliği altında olacaktır.

Bu husus, Trump'ın Grönland'ı ilhak isteğinin temel sebebidir.



Haber Kaynağı : 12punto

grönland
Wodo Network