Euro
Arrow
55,6503
Dolar
Arrow
49,5091
İngiliz Sterlini
Arrow
65,9936
Altın
Arrow
6655,2849
BIST
Arrow
11.722
Anasayfa > Dünya Haberleri > Fransa’da toplumsal öfke büyüyor: Paris’te sokaklar karıştı, Sarı Yelekliler yeniden sahneye çıktı

Fransa’da toplumsal öfke büyüyor: Paris’te sokaklar karıştı, Sarı Yelekliler yeniden sahneye çıktı

Fransa’da artan hayat pahalılığı, yükselen akaryakıt fiyatları ve kamu hizmetlerindeki sorunlar, haftalardır devam eden öğrenci eylemlerini ülke çapında bir protesto dalgasına dönüştürdü. 17 Ekim’de Paris başta olmak üzere birçok kentte düzenlenen gösterilerde polisle protestocular karşı karşıya geldi; yangınlar, iş yeri tahribatı ve kamu binalarına yönelik olaylar yaşandı. 2018’de Fransa siyasetini sarsan Sarı Yelekliler hareketinin yeniden gündeme geldiği protestolar, yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde hükümet üzerindeki baskıyı artırdı.

X Facebook WhatsApp Mail ABONE OL Google News
Yayınlanma: 18.10.2026 10:30 Güncelleme: 18.10.2026 10:47
Fransa’da toplumsal öfke büyüyor: Paris’te sokaklar karıştı, Sarı Yelekliler yeniden sahneye çıktı

Fransa’da sokaklardaki hareketlilik, yalnızca akaryakıt fiyatlarına yönelik bir tepki olmaktan çıkarak ülkenin ekonomik ve sosyal sorunlarının tartışıldığı geniş bir toplumsal itiraza dönüştü. Öğrenciler, işçiler, sendikalar, çiftçiler ve Sarı Yelekliler hareketinin destekçileri, 17 Ekim’de ülke genelinde düzenlenen gösterilerde bir araya geldi.

Paris’te Cumhuriyet Meydanı çevresinde yoğunlaşan eylemlerde polisle bazı protestocu gruplar arasında çatışmalar yaşandı. Başkentte göz yaşartıcı gaz kullanılırken araçların ateşe verildiği ve iş yerlerinin yağmalandığı bildirildi. Lyon ve Marsilya başta olmak üzere diğer kentlerde de kamu binaları ve ticari işletmeler hedef oldu.

İçişleri Bakanlığı’nın gün içinde paylaştığı ilk verilerde 140 eyleme yaklaşık 33 bin kişinin katıldığı ve en az 166 kişinin gözaltına alındığı açıklanmıştı. Günün ilerleyen saatlerinde yayımlanan haberlerde ise gözaltı sayısının 1.200’ü aştığı bildirildi. Katılım konusunda da ciddi görüş ayrılıkları yaşandı: Resmî ve sendikal değerlendirmeler arasında büyük farklar bulunurken bazı uluslararası haber kuruluşları ülke çapındaki katılımı yüz binlerle ifade etti. Bu nedenle protestoların toplam büyüklüğüne ilişkin rakamlar, kaynak ve açıklama saatine göre değişiyor.

PARİS’TE GERİLİM CUMHURİYET MEYDANI’NDA TIRMANDI

17 Ekim’deki gösterilerin merkezlerinden biri Paris’teki Cumhuriyet Meydanı oldu. Hayat pahalılığına, akaryakıt fiyatlarına ve hükümetin politikalarına tepki gösteren kalabalıklar meydanda toplandı. Protestocular arasında öğrenciler, çalışanlar ve Sarı Yelekliler hareketini destekleyen gruplar yer aldı.

Ana yürüyüş, yetkililer tarafından izin verilen güzergâhta ilerlerken yakın çevredeki bazı gruplarla polis arasında çatışmalar çıktı. Polis, izinsiz gösterileri dağıtmak için göz yaşartıcı gaz kullandı. Maskeli bazı kişilerin araçları ateşe verdiği ve mağazalara zarar verdiği bildirildi.

Yetkililer, bazı grupların gösteri yapılması yasak olan iktidar merkezlerine ve Élysée Sarayı çevresine ilerlemeye çalıştığını açıkladı. Güvenlik güçleri, bu girişimleri engellemek amacıyla müdahalede bulundu.

Paris’teki olaylar, toplumsal taleplerin yanı sıra protestolar sırasında kamu düzeninin nasıl sağlanacağına ilişkin tartışmaları da beraberinde getirdi. Gösterilerin büyük bölümünün barışçıl biçimde sürdürülmesi ile bazı noktalarda yaşanan şiddet olayları arasındaki ayrım, günün değerlendirmelerinde öne çıktı.

LYON’DA TURİZM OFİSİ ATEŞE VERİLDİ, BELEDİYE BİNALARI HEDEF OLDU

Şiddet olayları başkentle sınırlı kalmadı. Lyon’da kent merkezindeki turizm ofisi yağmalandı ve ateşe verildi. Marsilya’da kamu binalarına yönelik olaylar yaşanırken Lille ve Grenoble’da protestocuların belediye binalarına girdiği bildirildi.

Limoges’da belediye binasında yangın çıktığı, farklı kentlerde de mağazaların ve kamuya ait yapıların zarar gördüğü aktarıldı. Rennes, Toulouse ve Angers gibi kentlerde de protestolar sırasında güvenlik güçleriyle göstericiler arasında gerilim yaşandı.

Fransa İçişleri Bakanlığı, olayların şiddetlenmesi üzerine güvenlik güçlerinin kamu binalarını korumak ve şiddet eylemlerini engellemek için müdahalede bulunduğunu duyurdu. Gün sonunda yapılan açıklamalarda çok sayıda kişinin gözaltına alındığı ve polisler arasında yaralananlar bulunduğu bildirildi.

Bununla birlikte yaşanan şiddet olayları, gösterilere katılan herkesin şiddet eylemlerine karıştığı anlamına gelmiyor. Eylemlerde ekonomik ve sosyal taleplerini dile getiren geniş bir kitlenin yanı sıra kamu düzenini bozan grupların da bulunduğu aktarılıyor.

BİLANÇO ORTAYA ÇIKTI

Fransa pazar sabahına yanmış yıkılmış binalar ve gece boyunca süren eylemlerden kalan enkaz görüntüleriyle uyandı.

Çeşitli kentlerde tarihi binaların, araçların, konteynerlerin ateşe verildiği ve yağmalama olaylarının yaşandığı kentlerde göstericiler ve polisler arasında şiddetli çatışmalar yaşanıyor.

Polisin basınçlı su ve göz yaşartıcı gazla müdahale ettiği göstericiler havai fişeklerle karşılık verdi.

PARİS'TE 855 KİŞİLİK GÖZALTI REKORU

Paris polisinden yapılan açıklamada, başkentte 855 kişinin gözaltına alındığını ve bu sayının bir rekor olduğunu açıklarken, Paris Belediye Başkan Yardımcısı Lamia El Aaraje de, kentin şu ana kadar hiç görmedikleri yoğunlukta bir şiddetle sarsıldığını söyledi.

Paris, Marseille, Nice, Nantes, Bordeaux, Limoges, Lille, Toulouse ve Strasbourg'da süpermarketler, eczaneler, lüks mağazaları, kozmetik dükkanları ve elektronik mağazaları yağmalandı. 

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, X hesabından yaptığı açıklamada, "Cumhuriyette şiddete yer yoktur." ifadesini kullandı.

Macron, eylemler kapsamında ortalığı kırıp dökenler, valilik binalarına ve dükkanlara saldıranlar hakkında dava açılacağını ve cezalandırılacaklarını duyurarak, kolluk kuvvetlerinin gösteri hakkını garanti altına aldığını savundu.

Kolluk kuvvetlerini desteklediğini belirten Macron, Fransız kurumlarını yok etmeye ve taleplerini barışçıl bir şekilde dile getirmek isteyenleri engellemeye çalışan "kaos yayıcılarının" karşısında duracaklarını ifade etti.

Dün Mimar Tony Desjardins tarafından 1852 yılında inşa edilen ve geçmişte askeri karakol ile polis noktası olarak kullanılan tarihi yapıda çıkan yangına güçlükle müdahale edilirken, Marsilya kentinde ise çok sayıda protestocu, Eski Liman bölgesindeki belediye binasının giriş kapısını zorlayarak içeri girdi.

"Devrim başladı, Bastille'i ele geçiriyoruz" sloganları atan grup, giriş salonundaki eşyalara zarar verdi. Fransa Cumhuriyeti'nin simgesi Marianne'ın büstü de devrilirken, duvarlara çeşitli yazılar yazıldı.

ÖĞRENCİ PROTESTOLARI NASIL ÜLKE ÇAPINDA BİR HAREKETE DÖNÜŞTÜ?

17 Ekim’deki gösterilerin arka planında haftalardır devam eden öğrenci protestoları bulunuyor. Eylül ayında başlayan eylemlerde öğrenciler, okullardaki kaynak yetersizliğine, eğitim koşullarına ve öğretmen eksikliğine tepki gösterdi.

Öğrencilerin talepleri zamanla eğitim alanının dışına taşındı. Üniversiteye geçiş sistemi, öğretmenlerin çalışma koşulları, okul binalarının durumu ve gençlerin gelecek kaygısı gibi başlıklar protestoların gündemine girdi. Öğrenci hareketi, ekonomik sorunlara ilişkin toplumsal hoşnutsuzlukla birleşince daha geniş bir kesime ulaştı.

Le Monde’un 14 Ekim tarihli haberinde, öğrenci hareketinin beşinci protesto haftasına girdiği ve lise öğrencilerinin üniversitelileri, sendikaları ve Sarı Yelekliler hareketinin destekçilerini ortak eylemlere çağırdığı aktarıldı. Böylece başlangıçta eğitim koşullarına odaklanan gösteriler, hayat pahalılığı ve sosyal eşitsizlik tartışmalarıyla birleşti.

Bu yakınlaşma, 17 Ekim’deki eylemlerin kapsamını genişleten temel unsurlardan biri oldu. Öğrenciler kendi taleplerini dile getirirken çalışanlar ve emekliler de alım gücü kaybına, artan giderlere ve kamu hizmetlerindeki sorunlara dikkat çekti. 

SARI YELEKLİLER HAREKETİ NEDEN YENİDEN GÜNDEMDE?

Fransa’da 2018’de ortaya çıkan Sarı Yelekliler hareketi, akaryakıt vergilerine yönelik tepkiyle başlamıştı. Ancak hareket kısa sürede daha geniş bir ekonomik ve siyasi itirazın simgesi hâline geldi. Özellikle büyük kentlerin dışında yaşayan, otomobile bağımlı çalışan ve gelirinin önemli bölümünü ulaşım ile temel ihtiyaçlara harcayan kesimlerin tepkisi öne çıktı.

Sarı yelek giyen göstericiler, akaryakıt fiyatlarının yanı sıra vergi politikalarını, gelir dağılımını ve hükümetin ekonomik tercihlerini eleştirdi. Hareket, haftalar boyunca Fransa’nın farklı bölgelerinde yol kapatma eylemleri ve kitlesel gösteriler düzenleyerek ülkenin siyasi gündemini belirledi.

17 Ekim’deki protestolarda bu miras yeniden öne çıktı. Sarı Yelekliler hareketinin bazı destekçileri, öğrencilerin ve sendikaların çağrılarıyla aynı gösterilerde yer aldı. Böylece geçmişteki hareketin hayat pahalılığına yönelik itirazları, bugünkü ekonomik sorunlarla yeniden ilişkilendirildi.

Bununla birlikte bugünkü protestolar, 2018’deki hareketin birebir tekrarı değil. Yeni eylemler; eğitimdeki sorunlar, gençlerin gelecek kaygısı, kamu hizmetleri ve farklı toplumsal grupların taleplerini de kapsıyor. Sarı Yelekliler geçmişi, bu farklı tepkilerin ortak bir zeminde buluşmasını sağlayan sembollerden biri olarak öne çıkıyor.

AKARYAKIT FİYATLARI VE HAYAT PAHALILIĞI ÖFKEYİ BÜYÜTÜYOR

Protestoların en önemli başlıklarından biri, hane halklarının artan yaşam maliyetleri karşısında yaşadığı baskı. Akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş, özellikle otomobil kullanmak zorunda olan çalışanlar açısından ulaşım giderlerini artırırken temel ihtiyaçlara ayrılabilen bütçeyi de daraltıyor.

Buna kamu hizmetlerinin niteliğine ilişkin memnuniyetsizlik ve eğitim alanındaki sorunlar da ekleniyor. Protestocuların talepleri, yalnızca belirli bir ürünün fiyatına yönelik tepkinin ötesinde, gelirlerin giderler karşısında yetersiz kalmasına ve sosyal hizmetlerin durumuna ilişkin daha geniş bir hoşnutsuzluğu yansıtıyor.

Gösterilerin farklı toplumsal grupları bir araya getirmesi de bu nedenle önem taşıyor. Öğrencilerin eğitim talepleriyle çalışanların ve emeklilerin ekonomik talepleri aynı gündemde buluşuyor. Bu birliktelik, hükümetin karşı karşıya olduğu baskının yalnızca tek bir kesimden kaynaklanmadığını ortaya koyuyor.

HÜKÜMET ŞİDDETİ AŞIRI SOL GRUPLARA BAĞLADI

Başbakan Sébastien Lecornu, öğrenci hareketinin gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde manipüle edildiğini öne sürdü. Hükümet, protestoların bazı bölümlerinde yaşanan şiddet olaylarını aşırı sol gruplarla ilişkilendirirken güvenlik güçlerinin kamu binalarını ve vatandaşları korumak amacıyla müdahale ettiğini savundu.

Ancak gösterilerin siyasi niteliği konusunda farklı değerlendirmeler bulunuyor. Hükümetin güvenlik ve kamu düzeni vurgusuna karşılık protestocular, ekonomik sorunların ve kamu hizmetlerindeki aksaklıkların siyasi gündemin merkezine alınmasını istiyor.

Protestolara katılan farklı grupların talepleri de tek bir siyasi çizgiye indirgenemiyor. Öğrencilerin eğitim koşullarına ilişkin itirazları, sendikaların çalışma yaşamına yönelik talepleri ve Sarı Yelekliler hareketinin hayat pahalılığına ilişkin eleştirileri aynı gösterilerde bir araya geliyor.

Bu durum, hükümetin yalnızca sokaklardaki şiddet olaylarına müdahale ederek toplumsal hoşnutsuzluğu ortadan kaldırmasının zor olabileceğine işaret ediyor.

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ ÖNCESİNDE SİYASİ BASKI ARTIYOR

Fransa’daki protestolar, 2027’de yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde siyasi açıdan da önem taşıyor. Ekonomik sorunlar ve kamu hizmetlerine ilişkin tartışmalar, hükümetin performansını seçim gündeminin önemli başlıklarından biri hâline getiriyor.

Sokaklardaki hareketliliğin farklı toplumsal kesimlere yayılması, siyasi partilerin protestolara yönelik tutumlarını da öne çıkarıyor. Bir yandan hükümet şiddet olaylarını ve kamu düzenini vurgularken diğer yandan muhalif siyasetçiler ve toplumsal hareketler ekonomik sorunlara yönelik eleştirilerini dile getiriyor.

Protestoların seçim sonuçlarına nasıl yansıyacağını bugünden kesin biçimde söylemek mümkün değil. Bununla birlikte hayat pahalılığı, satın alma gücü ve kamu hizmetleri gibi gündelik yaşamı doğrudan etkileyen konuların siyasi tartışmalarda daha fazla yer tutması beklenebilir.

FRANSA’DAKİ GERİLİMİN SEYRİNİ NE BELİRLEYECEK?

17 Ekim’deki gösteriler, Fransa’da farklı sorunlar etrafında gelişen toplumsal tepkilerin aynı dönemde birleşebildiğini gösterdi. Öğrenci hareketi, sendikaların çağrıları ve Sarı Yelekliler hareketinin yeniden gündeme gelmesi, ekonomik ve sosyal taleplerin ortak bir protesto zemininde buluşmasını sağladı.

Bundan sonraki süreçte hükümetin hayat pahalılığına ve kamu hizmetlerine ilişkin eleştirilere nasıl yanıt vereceği, öğrenci hareketinin devam edip etmeyeceği ve sendikaların eylemlere ne ölçüde destek vereceği belirleyici olacak.

GÖSTERİLER FRANSA İLE SINIRLI KALMADI

Fransa'daki gösteriler kısa zamanda Avrupa'nın çeşitli yerlerine sıçradı. Reuters ve İtalyan basınında yer alan haberlere göre, 17 Ekim Cumartesi günü düzenlenen gösterilerde özellikle Milano kent merkezinde tansiyon yükseldi.

Polis, taş ve çeşitli cisimler atan gruplara göz yaşartıcı gaz ve tazyikli suyla müdahale etti. 

Milano'nun simge yapılarından Duomo Katedrali'nin bulunduğu meydanda toplanan göstericiler ile polis arasında çatışmalar çıktı.

Yüzlerini kapatan bazı göstericilerin güvenlik güçlerine taş ve çeşitli cisimler attığı, polis ekiplerinin ise kalabalığı dağıtmak için müdahalede bulunduğu aktarıldı.

Çatışmalar, katedral meydanının yakınındaki lüks alışveriş merkezi Galleria Vittorio Emanuele II çevresine de yayıldı.

Bölgedeki iş yerleri kepenk indirirken, turistler ve çevredeki vatandaşlar güvenli alanlara yöneldi. Olaylar sırasında Duomo metro istasyonu geçici olarak kapatıldı.

İlk bilgilere göre Milano'daki olaylarda en az 40 gösterici ile 2 polis yaralandı. İtalyan basınında yayımlanan farklı ilk bilançolarda ise yaralı ve gözaltı sayılarına ilişkin farklı rakamlar aktarıldı. 

BOLOGNA'DA POLİSTEN TAZYİKLİ SUYLA MÜDAHALE

Hayat pahalılığına karşı düzenlenen protestoların çatışmaya dönüştüğü bir diğer kent Bologna oldu.

Kentte göstericiler ile güvenlik güçleri arasında yaşanan gerginlik sırasında polis, kalabalığı dağıtmak amacıyla tazyikli su kullandı.

İtalyan haber ajansı ANSA'nın aktardığına göre, Bologna'daki olayların ardından 7 kişi hakkında gözaltı işlemi yapıldığı bildirildi.

Torino'da da protestolar sırasında göstericiler ile polis arasında gerginlik yaşandı. 

MELONİ'DEN MUHALEFETE ÇAĞRI: SESSİZLİK KABUL EDİLEMEZ

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, ülkede yaşanan şiddet olaylarına ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı.

Protesto hakkına saygı duyulması gerektiğini belirten Meloni, gösteriler sırasında yaşanan şiddetin kabul edilemez olduğunu söyledi.

Meloni, "Gösteri yapmak bir haktır ancak şehirlerimizi savaş alanına çevirmek değildir" ifadelerini kullandı.


Haber Kaynağı : 12punto