Trump’ın NATO ile ilgili çıkışları Avrupa’da yeni güvenlik tartışmasını başlattı
Amerika Birleşik Devletleri'nin NATO'dan olası ayrılığı karşısında Avrupalı devletler, kendi savunma sistemlerini oluşturmak amacıyla alternatif senaryolar üzerinde çalışıyor. Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in politika değişikliğiyle hızlanan süreç, ABD desteği olmadan kıta güvenliğinin sürdürülebilirliğini sağlama hedefine yöneldi.
Avrupa ülkeleri, ABD’nin NATO’daki geleceğine ilişkin endişeler nedeniyle son dönemde gizli toplantılara ağırlık vererek, olası bir ayrılığa karşı kapsamlı bir “B planı” hazırlamaya başladı. ABD'nin askeri varlığı ve teknolojik desteği üzerine kurulu ittifakta Avrupalılar, Amerika'nın çekilme olasılığı karşısında kıta savunmasının aksamadan devam etmesini sağlayacak stratejilere odaklandı. Fransa, Almanya, Polonya ve İtalya'nın öncülük ettiği bu girişimler, mevcut NATO yapısının rakibi olmasa da, ABD’nin desteği çekmesi durumunda Avrupa’nın caydırıcılığı ve operasyon kapasitesini koruma amacını taşıyor.
AVRUPA KENDİ GÜVENLİĞİNİ GARANTİYE ALMAK İSTİYOR
Almanya yıllardır savunmada tek başına hareket etmeye sıcak bakmazken, özellikle son gelişmeler sonrasında Berlin yönetimi de bu düşünceyi yeniden değerlendirdi. Şansölye Friedrich Merz’in liderliğinde, Amerika'nın savunma katkısının azalacağı ihtimaline karşı Avrupa’nın daha fazla inisiyatif üstlenmesi gerektiği yönünde fikir birliği oluştu. Bu doğrultuda, kıtada hem nükleer caydırıcılığın, hem de klasik askeri kabiliyetlerin kendi imkanlarıyla sürdürülebilmesi için somut adımlar planlanıyor.
Avrupa ülkelerinin gizli görüşmeleri ve gayriresmi temasları çerçevesinde hazırlanan planlar, halihazırdaki NATO ortaklığından bağımsız yeni bir yapı oluşturmak yerine, ABD’nin çekilmesi ihtimaline karşı sistemi işler tutmayı hedefliyor. Katılımcı devlet yetkilileri ise, alınan önlemlerin mevcut ittifaka alternatif olma niyeti taşımadığının altını çiziyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın zaman zaman NATO’nun geleceğini sorgulayan ve kıtaya güvenlik garantilerini sorgulayan açıklamaları, Avrupa’daki güvenlik devinimini hızlandırdı. Trump’ın Grönland’ı ABD’ye katma isteği ile İran’a yönelik savaş girişimleri ve Avrupalı müttefiklerin bu politikalara mesafeli yaklaşımı, Atlantik ittifakındaki ayrışmayı derinleştirdi.
Trump konuyu şöyle özetledi: “Eğer gerçeği bilmek istiyorsanız, her şey Grönland’la başladı. Grönland’ı istiyoruz fakat onlar bize vermek istemiyor. Ben de bu durumda tamam o zaman hoşça kalın dedim.”
Trump’ın sözlerinin ardından Polonya Başbakan Yardımcısı Radoslaw Sikorski’nin değerlendirmesi ise kısa ve net oldu: “Not ettik.”
ALMANYA’DAN SÜRPRİZ YÖN DEĞİŞİKLİĞİ
Berlin’in tutumunun değişmesi, Avrupa savunma stratejisinin şekillenmesinde belirleyici bir kilometre taşı oldu. Almanya, Berlin Duvarı’nın yıkılmasından bu yana Fransa’nın öne çıkardığı Avrupa temelli savunma çağrılarına temkinli yaklaşırken, Şansölye Merz ile birlikte Amerikan güvenlik kalkanına bağımlılığı sorgulamaya başladı.
Şansölye Merz kapalı görüşmelerde, “Trump, Ukrayna savaşında kurbanla saldırganı birbirine karıştırıyor. NATO’da dayanışma değerleri aşınmaya başladı. ABD artık güvenilir bir müttefik değil, Avrupa kendi kaderini tayin etmeli,” ifadelerini kullandı. Ancak Merz, bu gibi stratejik tartışmaları kamuoyuyla paylaşmak yerine Avrupa’nın savunma rolünü sessizce artırmayı tercih etti.
Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius da, NATO içinde daha fazla Avrupalı sorumluluğun gerekliliğine dikkat çekerek, “NATO'nun transatlantik niteliğini koruyabilmesi için daha Avrupalı bir yaklaşıma ihtiyaç var,” mesajını verdi. Bu yeni çizgi, Almanya gebiş bir savunma koalisyonunun önünü açtı.
Bu gelişmelerin ardından İngiltere, Fransa ve Polonya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesi Berlin’in stratejik değişimini destekler konuma geldi. Özellikle Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Şansölye Merz, Fransız nükleer caydırıcılığının Almanya’yı da içerecek şekilde genişletilmesini tartışmaya başladı. Ayrıca gelecekte NATO’da daha fazla “Avrupa liderliği” gündeme gelirken, Genel Sekreter Mark Rutte’den destek geldi.
ABD’YE BAĞIMLILIĞI AZALTMA ÇABASI
NATO’nun temel yapısı uzun yıllardır Amerikan kontrolü ve teknolojisinin merkeziyetine dayanıyor. İttifakın lojistikten istihbarat paylaşımına, askeri emir komuta zincirinden savunma sanayisine kadar geniş bir alanda ABD kritik rol üstlenmiş durumda. Şimdi Avrupalılar, ABD’nin askeri yükünü ve sorumluluğunu üstlenmenin yollarını arıyor.
Bu dönüşümün kolay olmayacağı açık. Lojistik ve hava savunma gibi kritik alanlarda ABD’nin payı yüksek. Ancak son dönemde Trump’ın Avrupalı ülkelerden daha fazla askeri sorumluluk üstlenmelerini talep etmesi ve özellikle Grönland krizi ile ABD-Avrupa ilişkilerine gölge düşürmesi, stratejik özerklik arayışını hızlandırdı.
Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, bu geçiş süreci için “Yükün Amerika’dan Avrupa’ya kayması süreci devam ediyor ve bu durum ABD savunma stratejisinin bir parçası olarak sürecektir. En önemli mesele bu değişimin gerçekleşmekte olduğunu anlamak ve ABD’nin aniden çekilmesi yerine bu süreci kontrollü ve yönetilebilir bir şekilde yürütmektir" dedi.
DOĞU AVRUPA’NIN ROLÜ VE TÜRKİYE’NİN ÖNEMİ
Avrupa içindeki yeni güvenlik yapılanmasının şekillenmesinde, özellikle Rusya ile sınırda olan Doğu Avrupa ülkeleri kilit pozisyonda bulunuyor. İsveç’in Almanya Büyükelçisi Veronika Wand-Danielsson, “NATO içinde bir gönüllüler koalisyonu kurarak boşlukları doldurmak üzere önlem alıyoruz” açıklamasında bulundu.
Avrupa merkezli savunma yaklaşımında önemli bir yere sahip olan Türkiye, Karadeniz üzerinden Rusya’ya komşu olması ve ittifak içindeki en büyük ikinci orduya sahip olması sebebiyle süreçte anahtar ülke olarak görülüyor. Boğazlar üzerindeki hakimiyet ise, hem Akdeniz hem de Karadeniz güvenliği açısından hayati rol oynuyor.
Ancak yeni yapılanmada tam bir operasyonel bütünlük oluşturmak için bazı zorluklar varlığını sürdürüyor. Özellikle Amerikan askeri personelinin üstlendiği pek çok pozisyonun nasıl ikame edileceği, hava savunma altyapısının idamesi ve lojistik ağların güncellenmesi gibi alanlarda soru işaretleri devam ediyor.
Finlandiya Cumhurbaşkanı Stubb ise zorunlu askerliğin bu yeni planın başarısı için kritik olacağını ve ulusal bütünlük ile savunma refleksinin kuvvetlenmesinin en iyi yolunun bu sistemden geçtiğini ifade etti.
Haber Kaynağı : 12punto
Çok Okunanlar
İsa Aras Mersinli’nin atış poligonundaki görüntüleri ortaya çıktı
MHP'de teşkilat fesihlerinin ardı arkası kesilmiyor!
Nottingham Forest yarı finalde: Pereira’yla İstanbul hayali güçleniyor
Ünlü kamu müteahhidi hakkında yakalama kararı!..
Anadili gibi İngilizce biliyor, baba dili gibi silah kullanıyor
Boğaziçi Üniversitesi, korumalara 2,4 milyon TL’ye çevik kuvvet eğitimi aldı
Fenerbahçe'de Kim Min-Jae sesleri!
Küresel ve yerel ekonomide fay hatları: İflas dalgası ve dayanıklılık sınavı
Televizyon dizilerinde yeni dönem: Şiddet sahnelerine kısıtlama geliyor
Fatih Altaylı'dan ROK'un 'Kanser oldu' iddiasına sert yanıt