ABD Donanması'nda sistematik çöküş: USS Higgins yangını buzdağının görünen kısmı mı?
Hint-Pasifik harekât sahasında görev yapan Arleigh Burke sınıfı USS Higgins muhribinde çıkan yangın, Amerikan Donanması'nın içindeki yapısal krizleri yeniden dünya gündemine taşıdı. Uzmanlar, olayın münferit bir kaza değil, "yorgun bir sistemin" iflas sinyalleri olduğu görüşünde.
HABER MERKEZİ – 30 Nisan 2026 tarihinde ABD Donanması’na ait USS Higgins (DDG 76) muhribinde seyir halindeyken yangın çıktı. Hareket kabiliyetini kaybeden ve ciddi hasar alan gemideki yangının, tüm personel görev başındayken dahi hızla kontrol altına alınamaması, dünyanın en gelişmiş donanması olarak kabul edilen ABD Deniz Kuvvetleri’nin operasyonel hazırlık seviyesini tartışmaya açtı.
USS Higgins olayı; daha önce Kızıldeniz’de atık sistemi ve yangın sorunları yaşayan USS Gerald R. Ford uçak gemisi, 2020’de limanda yanarak hurdaya ayrılan USS Bonhomme Richard ve 2017’de ticari gemilerle çarpışan muhripler zincirine eklenen son halka oldu. Analistler, Soğuk Savaş sonrası gemi sayısının 600’den 292’ye düşmesine rağmen görev yükünün artmasının; yetersiz tersane kapasitesi, aksayan bakımlar ve personel üzerindeki aşırı baskıyla birleşerek "sistemik bir arızaya" dönüştüğünü vurguluyor.
Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, son yaşanan bu gelişmeyi ve ABD Donanması’nın küresel çapta sergilediği bu zafiyet tablosunu kaleme aldığı çarpıcı bir yazıyla değerlendirdi.
İŞTE EMEKLİ TÜMAMİRAL CEM GÜRDENİZ'İN O YAZISI:
"30 Nisan 2026 günü ABD donanmasının Arleigh Burke sınıfı USS Higgins muhribinde yangın çıktı. Hareketten sakıt kalan gemide ciddi hasar meydana geldi. Gemi Hint-Pasifik harekât sahasında görev yapan bir unsur. Açık kaynak bilgilerine göre herhangi bir uçak gemisi taarruz grubu ya da amfibi görev grubu içinde yer almıyor.
Buna rağmen seyir esnasında yani tüm gemi personeli gemide iken ve savaş durumuna geçmek için şartlar hazırken gemi içinde çıkan yangının kısa sürede kontrol altına alınamaması ciddi bir sorundur.
Bu durum, olayın büyüklüğünden bağımsız olarak, sistemin genel yıpranmışlığına işaret eder.
Bu çerçevede bakıldığında USS Higgins olayı tek başına okunmamalıdır. Aynı donanmanın en ileri ve en genç platformu olan, bugün itibarıyla Kızıldeniz’de bulunan ve 10 ay sonra Norfolk’a dönme emri alan USS Gerald R. Ford nükleer uçak gemisinin geçtiğimiz aylarda atık sisteminin defalarca tıkanması, daha sonra gemide büyük bir elektrik yangının çıkması sadece yüzlerce personelin günlük yaşamını etkileyen bir kriz yaratmamış, aynı zamanda geminin önce Girit sonra Split Hırvatistan’a tamir için intikaline neden olmuştu.
Daha ağır bir örnek ise 2020’de ABD’de tersanede yaşanan USS Bonhomme Richard amfibi hücum gemisi yangınıdır. San Diego’da tersanede bakımda bulunan gemi, basit bir yangınla başlayan süreçte beş gün boyunca yanmış, söndürülememiş ve sonuçta 1,3 milyar dolarlık platform hurdaya ayrılmıştır. Soruşturma raporları, yangın sistemlerinin çalışmaması, ilk müdahalenin yapılamaması, komuta kontrolün çökmesi ve sahil destek unsurlarıyla entegrasyon eksikliği gibi temel zaafları ortaya koymuştur. Bu olayda öne çıkan kavram tekrarlayan hatalar zinciridir.
Benzer şekilde 2017 yazında Pasifik harekat alanında yaşanan iki büyük Arleigh Burke sınıfı muhribin kazası, sorunun sadece teknik değil aynı zamanda insan ve eğitim boyutuna da işaret etmişti. USS Fitzgerald Japonya açıklarında bir konteyner gemisiyle çarpışarak 7 denizcinin ölümüne yol açtı, iki ay sonra USS John S. McCain Singapur yakınlarında bir tankerle çarpışarak 10 denizcinin hayatını kaybetmesine neden oldu. Dünyanın en gelişmiş sensör ve radar sistemlerine sahip bu gemilerin ticari gemilerle çarpışması, denizcilik çevrelerinde Formula 1 yarış arabasının bir kamyonla çarpışmasına benzetildi ve o günlerde ABD Donanması tüm dünyada faaliyetlerini geçici olarak durdurmak zorunda kaldı.
Tüm bu olaylar birlikte değerlendirildiğinde dün USS Higgins’te yaşanan yangın, münferit bir arıza değil, daha geniş bir yapısal sorunun güncel yansımasıdır.
Amerikan Donanması Soğuk Savaş sonrası sayısal olarak küçülmüş (600 gemiden 292 gemiye), ancak görev yükü katlanarak artmıştır. Özellikle Hint-Pasifik ve Arap Denizi gibi yüksek tempolu sahalarda, gemiler planlanandan daha uzun süre görevde tutulmakta, bakım-onarım süreçleri aksamakta ve personel üzerinde ciddi bir yıpranma oluşmaktadır. Tersane kapasitesi yetersiz kalmakta, eğitim süreleri kısalmakta ve komuta kontrol zincirinde zafiyetler ortaya çıkmaktadır.
Sonuç olarak, dünyanın en gelişmiş donanması limanda dahi yangın söndüremeyen, seyirde ticari gemilerle çarpışan ve savaş zamanı rutin görevdeki bir muhripte yangın yaşayan bir yapıya sürüklenmektedir.
Gerçek şu ki Amerikan Donanması artık küçük, görevleri çok fazla, planlı bakım-onarımı eksik, tersaneleri yetersiz ve sistem genel olarak yorulmuş durumdadır.
Bu seviyeye gelmiş bir donanmanın Hürmüz Boğazı’nı açamaması; Bab el Mendeb’den bırakın ticaret gemilerini, uçak gemilerini dahi güvenle geçirememesi bir sonuç değil, bizzat yapısal çöküşün kendisidir. Bu tablo bir operasyonel başarısızlık değil, sistemik bir arızadır. Savunma bütçesinin yaklaşık %30’unu, yani 300 milyar doları tüketen bir deniz gücünün bu noktaya düşmesi; ülke içinde kurulan, üretimden kopuk, kaynakları emen ve bir tür saadet zinciri mantığıyla işleyen düzenin iflasını da açıkça ortaya koymaktadır."
Haber Kaynağı : 12punto
Çok Okunanlar
Cem Yılmaz'a benzerliği ile dikkat çeken o isim kim?
Rojin Kabaiş soruşturmasında DNA incelemesi derinleşiyor
Milletvekili Ün'ün aracıyla kaçakçılık davasında karar
Gazeteciye saldırı davasında önemli gelişme
Arif Kocabıyık'tan üyeliğinin durdurulma kararı sonrası ilk açıklama
Yeni bir muhafazakar koalisyon kuruluyor
Kredi kartında büyük tehlike: Bu hata kredi notunu düşürüyor
CHP, Türk siyasetinin omurgasıdır
1 Mayıs'ın gerçek yüzü: Emeğin kutlandığı değil, geçimin sorgulandığı gün
Epstein skandalı ile sarsılan diplomat ailenin oğlu yaşamına son verdi